29 Zi'l-ka'de 1438 | 22 Ağustos 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
21/12/2015 - 11:23
Mustafa BİLGEN

 

‘Rüşvet’, bir hakkı yok etmek veya batılı revaçta göstermek için yahut mutlaka isteği temin için hakkı olmayan kimseye verilen para ve kıymetlere denir.[1]

Bir yetkilinin konumunu, makamını kötüye kullanarak yapması gereken bir işi yapmaması veya yapmaması gereken bir işi yapması karşılığında kendisine veya başkalarına para, hediye veya başka herhangi bir ad altında haksız bir çıkar sağlaması olarak da tanımlayabileceğimiz rüşvet; haksız kazanç yollarından biridir ve din, ahlâk ve hukuk kurallarına tamamen aykırıdır.

‘Râşi’, rüşvet veren, ‘mürteşî’ de rüşvet alan demektir. Bazı rivayetlerde ‘râiş’ de zikredilmiştir ki, bu işte aracılık yapan demektir.

Yüce dinimiz İslâm; emir ve yasaklarıyla fert ve toplum yararını gözetmiş; insanların dünya ve ahiret mutluluklarına zarar verecek her türlü söz, fiil ve davranışları ise haram kılmıştır. Bu maksatla kamu mallarını zimmete geçirmek, hırsızlık, gasp vb. gayr-i meşru kazanç yollarını yasakladığı gibi fert ve toplum hayatı için son derece zararlı olan rüşvet alıp-vermeyi de yasaklamıştır.

Bu konuda Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin! İnsanların mallarından bir kısmını bile bile, günaha girerek yemek için onları yetkililere (rüşvet olarak) vermeyin!”[2]

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Rüşveti alan da veren de Cehennemdedir.” Buyurarak rüşvet almanın veya vermenin kişinin cehenneme girmesine sebep olacağını açık bir şekilde vurgulamıştır. Yine başka bir hadis-i şerifte de, her zaman insanların affedilmesi için dua eden Yüce Peygamberimizin rüşvetin toplumda meydana getirdiği büyük hasar sebebiyle, rüşvet alanı ve rüşvet vereni ve bu ikisi arasında aracılık yapanı lanetlediği belirtilmektedir.[3]

İslâm’ın üzerinde önemle durduğu adalet müessesesini yerle bir edecek en önemli hastalık olan rüşvet, şiddetle yasaklanmıştır. Ancak kişinin, gasp edilen hakkını almak için başka yol kalmadığı takdirde veya maruz kaldığı zulmü defetmek için verdiği rüşvetin haram kısma dâhil olmadığı söylenmiştir.

Tarih boyunca, rüşvet hadiseleri, medenî milletlerin siyasî ve sosyal hayatlarında ciddî bir çıkmaz olagelmiştir. Günümüzde dünya ülkelerinde meydana gelen ve bütün dünya kamuoyunu meşgul eden rüşvet skandallarına pek sık tanık olmaktayız.

Rüşvet olayı, birçok sosyal hastalığın baş sorumlusu olması sebebiyle küçümsenip geçilecek bir problem değildir. Kanunların tarafsız ve adil bir şekilde tatbikatını önlediği için, adalet mekanizmasına, dolayısıyla devlete karşı güveni sarsmaktadır. Devletin adaletinden emin olmayan insanlar, kendileri ihkâk-ı hak (kendi hakkını kendisi alma) yoluna girmekte ve böylece kanun hâkimiyetini zedelemekte, anarşiye sebep olmaktadırlar. Hak sahipleri, hak ettiğini yasal yoldan alamayınca kabiliyet ve gayret sahipleri atalete itilmekte, kalkınmanın sosyal dinamiği rekabet sönmektedir.

Özetle hangi bakış açısından ele alırsak alalım, rüşvetin ümmet ve millet hayatında müthiş bir öldürücü zehir olduğunu, sosyal huzurun, millî kalkınmanın en mühim engellerinden birisi olduğunu görürüz. Bu sebeple onu lanetlemiş, İslâm toplumundan uzaklaştırmak için gerekeni yapmıştır.

hemen hemen bütün hadis kitaplarına girmiş bulunan ve Tirmizî tarafından sahîh olduğu teyid edilen bir hadis-i şerifte Hz Peygamber (s.a.v.)’in rüşvet alana, rüşvet verene (ve hatta verenle alan arasında aracılık yapana) lânet ettiğini görmekteyiz.

Hz Peygamber (s.a.v)’in, Muâz b. Cebel (r.a.)’i Yemen’e vali tayin ederken, konunun önemini vurgulayacak bir tarzda, rüşvetle alakalı olarak verdiği talimat, memur atamalarında bu hususun özellikle hatırlatılmış olacağını ifade etmektedir. Hz Muâz (r.a.)’ın anlattığına göre Yemen’e vali olarak görevlendirildikten sonra, (daha yola çıkmadan) Peygamber (s.a.v.), O’nu geri çağırtır. Peygamber (s.a.v.)’in huzuruna girince: “Seni niye geri çağırdım biliyor musun?” Diye sorar ve ekler: “Benim iznim olmadıkça hiçbir şeye dokunmayacaksın. Zira, bu gulûldür (devlet malından çalmak ve ihanet). Kim gulûlde bulunursa Kıyamet günü çaldığı şeyle birlikte gelir. İşte bunu hatırlatmak için çağırdım. Haydi, işine git!” Buyurdular.

Rivayette belirtilen geri çağrılma olayı, memur ataması yapılırken yapılan birçok uyarılar, verilen talimatlar arasında rüşvet konusunun dikkatten kaçmış olması ihtimaline binaen, bunun öneminin zihinde iyice yerleşmesi, bu noktaya dikkati çekme amacına yöneliktir.

Buhârî’de gelen bir rivayetten de, zekât memuru olarak görevlendirilen memurların dönüşlerinde (aldıkları ve sarf ettikleri hakkında) ‘muhasebe’ edildiklerini anlamaktayız.[4]

Rüşvet konusunda sıkça geçen deyimlerden biri ‘gulûl’dür. Hadislerde rüşvetin bazı nevilerinin fenalığını belirtmede gulûle teşbih edilmiş olmasına bakılırsa bu kelimenin ifade ettiği anlamın, o zamanın Araplarınca daha iyi bilindiği, herkesin kötü gördüğü bir şey olduğu anlaşılmaktadır. Gulûl, lügat olarak hıyanet manasını taşırsa da, şer’i örfte ganimet gibi (devlete, kamuya ait mala karşı yapılan hırsızlık ve) ihanete isim olmuştur. Rivayetlerden Hz Peygamber (s.a.v.)’in sık sık, özel şekilde gulûl meselesini el alıp, bunun din açısından ehemmiyetini zihinlerde tespit etmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.

Başta Müslim’in Sahîh’i olmak üzere, hemen hemen bütün hadis kitaplarında rivayet edilen bir olay üzerinde durduğumuz konuyu aydınlatacağı için aynen kaydedeceğiz: Adiyy İbn Amîre el-Kindî anlatıyor: ‘Hz Peygamber (s.a.v.)’in şöyle söylediğini işittim: “(Ey insanlar) sizden kimi bir iş için tayin ettiğimizde, o bizden bir iğneyi veya iğneden daha değersiz bir şeyi gizleyecek olsa bu bir gulûldür (kamu malına hıyanettir). Kıyamet günü onunla gelecek (ve onunla rüsva olacak).” Bu sözü işiten Ensâr’dan siyah bir adam (memuriyetin ağır sorumluluğundan korkarak) ayağa kalkıp: ‘Ey Allah’ın Rasûlü bana verdiğin memuriyeti geri al’ dedi. Hz Peygamber (s.a.v.) : “Bu da ne demek?” diye sordu. Adam: ‘Senin şöyle şöyle söylediğini işittim’ deyince, Hz Peygamber (s.a.v.) konunun önemini vurgulayarak şu cevabı verdi: “Ben aynı şeyleri şimdi bir kere daha tekrar ediyorum: Sizden kimi bir göreve tayin edersek, az çok ne elde etti ise getirsin. Ondan kendisine tarafımızdan verileni alsın, men edilenden kaçınsın.”

Bir başka hadiste bu anlam şöyle tekîd edilir: “Bir iğne, bir parça iplik de olsa ganîmet malını getirin. Kim ganîmetten bir iğne veya iplik çalacak olsa, Kıyamet günü, o kimse getirecek durumda olmamakla beraber getirmeye mecbûr edilir (yani devamlı azâb edilir).”

Bu konuda Hz Peygamber (s.a.v.)’in başka emri de şöyle: “Bir iğne bir iplik de olsa ganîmet malını getirin. Zira gulûl, Kıyâmet günü buna tevessül eden kimse için rüsvalıktır, ateştir, yüz karasıdır.”

Rasûlullah (s.a.v.), hediyede gözü kör, kulağı sağır, kalbi bağlı kılan gücü gördüğü için adalete, dürüst icraata mani olacak hediyeleşmeyi yasaklamıştır: “İhsan, sıla-ı rahme vesile olduğu müddetçe alın! Dine karşı bir rüşvete dönüşünce sakın hediye kabul etmeyin.”

Bazı hadislerde rüşvet olan hediyeler hakkında açıklamalar gelmiştir. “Emîrin (Devlet başkanı) hediye alması haramdır. Hâkimin rüşvetalması küfürdür.”[5]

Yine gelen haberler arasında şu ifadeler de yer almaktadır: “Umeraya (yöneticilere) verilen hediyeler hırsızlıktır”, “İmama (Devlet başkanı) hediye gulüldür (devlet malını yağmalama).”[6]

Şu halde memurun hediye alması, memura hediye verilmesi rüşvetsayılmıştır, haram ilan edilmiştir.

Rasûlullah (s.a.v.)’ın zekât toplamak üzere gönderdiği memurlardan, dönüşte ‘şu zekât malı, şu da bana verilen hediye’ diyen olmuştur. Hz Peygamber (s.a.v.), memurun aldıklarının hediye sayılmayıp rüşvetolacağı anlamında geçerli bir ölçü koyar: “Sen annenin evinde otursaydın bu sana verilir miydi?”[7]

Öyleyse, memuriyet özelliği olmadan evinde oturduğu halde verilmeyecek olan bir şey memura verildiyse bu rüşvettir. Şefaat mukabili alınan da ribadır: Yasak hediyelerden biri, biri lehinde şefaatçi olur, işinin olmasına yardımcı olursa, buna mukabil alınan ücret rüşvettir. “Kim bir din kardeşine şefaatçi olur ve bu şefaatine karşı ücret alırsa riba kapılarından büyük bir kapıya gelmiş olur.”[8]

Rasûlullah (s.a.v.), Hayber Yahudilerinden, ürünlerdeki İslâm Devleti’nin payını kendileriyle yapılan anlaşma şartlarına uygun olarak alması için Abdullah İbn Revaha’yı gönderir. Yahudiler buna rüşvetteklif eder. O: ‘Ey Yahudi cemaati, Allah (c.c.)’a yemin olsun ki, siz benim yanımda insanların en nefret edilenisiniz.’ Der ve reddeder. Onlar bu manzara karşısında: ‘Ey İbn Revaha! Sen bu yaptığın (dürüstlük) sebebiyledir ki, semavat  (gökler) ve arz (yer) ayaktadır’ diye takdirlerini ifade ederler.[9]

Rüşveti alan-veren kim olursa olsun büyük bir haram işlemiş olmakla beraber, bilhassa insanlara adalet dağıtma konumunda olan hâkimlerin hükümlerine etki edecek şekilde alacakları rüşvetin felaketine özellikle dikkat çekilmiştir. Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “Ateşte yanmaya en layık olan şey ‘suht’ yoluyla elde edilen kazancın hasıl ettiği ettir.”[10] Huzurda bulunanlar: ‘Ey Allah’ın Resûlü suht da nedir?’ diye sorarlar. Hz Peygamber (s.a.v.) : “Hüküm vermede alınan rüşvettir.”[11] Cevabını verir.

Hz Peygamber (s.a.v.), hâkimlerin alacakları rüşvetin kötülüğüne bu rivayette katlamalı şekilde dikkat çekmektedir:

a) Diğer muhtelif memurların alacakları rüşvet genel bir ifade ile yasaklanırken, burada “hükümdeki rüşvet” ayrıca anılmıştır.

b) Muhatapların dikkatini çekmek maksadıyla Hz Peygamber (s.a.v.)’in başvurduğu yöntemlerden biri, anlatacağı şeyi muhatapta hayret uyandıracak, soru sorduracak bir içerikte ve ilgi uyandıracak şekilde sormaktır. Nitekim burada herkesin tam anlayamayacağı bir kelime olan ‘suht’un kötü görülmesi söz konusu olmuştur. Hadis açıklayanlan ‘yenmesinden ar duyulan her şey’ olarak açıklanan suht’un, bu anlamı Hz Peygamber (s.a.v.)’in muhatapları zamanında taşıyıp taşımaması önemli değildir.

Hüküm verirken alınan rüşvete hadiste gelen bu özel dikkat çekmeye paralel olarak, âlimlerin şu hususta ittifak ettikleri belirtilir: ‘Bir hakim rüşvet almışsa, rüşvet aldığı meselede vermiş olduğu hüküm infaz edilmez. Aynı şekilde hâkimlik makamını rüşvetle elde eden bir kimse ebediyen hâkim olamaz ve şayet vermiş olduğu hüküm varsa infaz edilmez.’[12]

Hz Peygamber (s.a.v.)’in devlet ve mülkün esası, sosyal huzur ve medenî kalkınmanın temeli olan adaletin eksiksiz ve tarafsız olarak dağıtımını ihlâle sevkeden rüşvet almak, memuriyeti şahsî menfaatlere alet etmek gibi hususlara karşı tebliğatında verdiği bu ehemmiyet sonucu, ilk devir Müslümanlarında fevkalade bir adalet ve titizlik örneğine rastlanmaktadır.

Devlet işlerini gördüğü sırada kabul ettiği ziyaretçisi ile özel sohbetine geçerken devlet mumunu söndürüp şahsî mumunu yakacak kadar titizliği ileri götüren Hz Ömer (r.a.)’in bu konu ile alâkalı menkîbesi çoktur. Burada herkes tarafından bilinmeyen bir tanesini aktaracağız:

Rivâyete göre, Hz Ömer (r.a.)’in oğlu Abdullah (r.a.) bir deve satın alarak koruluğa salar ve orada deve semirir. Hz Ömer (r.a.) çarşıda gördüğü bu semiz devenin kime ait olduğunu sorar. Oğlu Abdullah’ın olduğunu öğrenince onu çağırtır. Oğlunu dinledikten sonra: ‘Müminlerin yöneticisinin oğlunun devesini güdün, sulayın, semirtin... Sonra oğluna, Ey Abdullah deveyi sat, sermayeni al, fazlasını devlet hazinesine (beytü’l-mal) koy’ der ve öyle yapılır.

İbnu Mes’ûd (r.a.), hükümle alakalı rüşveti küfür, halk arasındaki rüşveti suht (haram) olarak tanımlamıştır.

Tâbiîn’den Mesrûk: ‘Hediye yiyen kadı (hâkim), suht (rüşvet) yemiştir, rüşvet alan da bu davranışıyla küfre düşmüştür.’ Sindî, bu sözde Mesrûk’un kadılarca alınan hediyeyi haram telâkkî ettiğini, rüşveti ise, küfür mesabesinde tuttuğunu, bu telakkîlerden maksadının da bunlardan kaçmak olduğunu, bütün vera (ve takva) sahiplerince böyle anlaşıldığını belirtir.

İslâm tarihinde, saltanat süresi kısa olmakla beraber, âlim-cahil bütün vatandaşları tarafından asrının ‘mehdîsi, müceddidi’ kabul edilecek kadar olağanüstü güzel bir yönetim örneği sunan Ömer b. Abdül-Aziz (r.a.)’in bu mevzudaki anlayışı da burada kayda değerdir. Bizzat Buhârî tarafından kaydedilen görüşü şudur: ‘Hz Peygamber (s.a.v.) ve Râşid Halîfelerden sonra devlet memurlarına verilen hediyeler rüşvettir.’ Hadis kitaplarında, bu kanaatini ifade etmeye neden olan olay kısaca şöyle anlatılır: ‘Bir gün Ömer b. Abdül-Aziz’in canı meyve yemek ister, ancak sarayda ne meyve var, ne de meyve alacak para. (Belki de bu durumun duyulması üzerine) Halîfe’ye hediye olarak meyve gelir. Fakat Halife, meyveden bir tanesini alıp kokladıktan sonra hediye tabağına tekrar bırakarak geri çevirir. Yanındakiler: ‘Hz Peygamber (s.a.v.), Hz Ebu Bekir (r.a.), Hz Ömer (r.a.) hediye kabul ederlerdi, sen niye etmiyorsun?’ diye sorarlar. O şu cevabı verir: ‘Hediye, Hz Peygamber (s.a.v.) zamanında hediye idi, fakat onlardan sonra memurlar hakkında rüşvettir.’

İslâm dininin rüşvet karşısındaki titizliğini anlamak için, rüşvet anlamına dâhil edilen şeyleri görmemizde fayda vardır. Bunu kavramak için önce rüşvet nedir? Başlangıçta yapılan tanımlamada, ‘bir hakkın iptali veya hakkı olmayan bir şeyin (batılın) elde edilmesi (ihkakı) için verilen şey’ olarak; diğer bazılarınca ‘mevki sahibinden câiz olmayan (gayr-i meşrû) bir şey için yardım satın almak maksadıyla verilen mal’, ‘karşılık verilmeksizin alınan ve alanın da ayıplanmasına sebep olan şey’ vs. olarak tarif edilmektedir.

Şu halde ‘hakkımız olmayan bir yararın elde edilmesi için verilen her şeyin rüşvet’ olduğu bilinmelidir. Bu sebeple Hz Peygamber (s.a.v.), birçok hadisleriyle teşvik ettiği ‘hediyeyi, hediyeleşmeyi memurlar hakkında yasaklamıştır: “Memurlara (ummal) verilen hediyeler gulûl’dür (ihânettir), (her çeşidiyle haramdır).”[13]

Burada gulûl yani hırsızlık ve ihanet olarak vasıflandırılan, memura verilen hediye, başka birçok hadislerde söz konusu edilerek haramlığına dikkat çekilmiştir. Bu hususta önemli ve bilinen bir olayı aynen kaydedeceğiz: Ebû Humeydi’s-Sâidî anlatıyor: ‘Hz Peygamber (s.a.v.) Esed kabîlesinde İbnul’-Lütbiyye adında birisini (Benû Süleym’in zekâtını toplamak üzere görevlendirmişti. Dönüşte, Hz Peygamber (s.a.v.), Ne topladın, nerelere harcadın, diye hesap sorunca adam: ‘Şu sizinki, şu da benimki, bu bana hediye edildi’ dedi. Hz Peygamber (s.a.v.) minbere çıkarak Allah (c.c.)’a hamd ve senâdan sonra şu hitabede bulundu: “Görevlendirdiğimiz bazı memurlara ne oluyor ki, dönüşlerinde getirdiklerini ikiye ayırıp: ‘Şu kısım sizin, bu kısım da benim, bu bana hediye edildi’ diyor. Hele söyleyin, bu adam annesinin veya babasının evinde otursaydı buna hediye gelir miydi? Muhammed’in nefsini elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, sizden her kim bu (bu devlet malı)ndan her ne alırsa mutlaka kıyamet günü onu koynunda taşıyarak gelecek. Çaldığı şey deve ise böğürdüğü, sığır ise mölediği, davar ise beğirdiği halde sırtında taşıyacak.”[14] Hz Peygamber (s.a.v.) böyle söyledikten sonra, koltuk altlarındaki beyazlık görülünceye kadar kollarını kaldırarak: “Ya Rabbi, tebliğ ettim mi? Ya Rabbi tebliğ ettim mi?”[15] Dedi.’

Hadislerde açık ve net olarak hediye ve hediyeleşmek sıklıkla teşvik edilmiş olmasına rağmen memurların hediyeden men edilişindeki sebebi anlamak için İbnu’l-Arabî tarafından sunulan ve İbnu Hacer tarafından aynen benimsenen görüş şöyledir: ‘Bir hediyede bulunan kimse, bu hediyeyi vermekle şu üç maksattan birini güder; bunun dışında kalması mümkün değildir:

Hediye verdiği kimsenin,

      1. Muhabbetini kazanmak.

      2. Yardımını temin etmek.

      3. Malını elde etmek.

Hediye ile bir kimsenin malı veya sevgisi amaçlanırsa bu câizdir. Ancak, bunlardan sevgi kazanmak için verilen hediye, diğerinden daha iyidir.

Bir arzusunun yerine gelmesinde yardımını elde etmek için verilen hediyeye gelince, bakılır, eğer (peşinde koştuğu şey) masiyet (günah) nevinden ise, bu hediye câiz değildir, haramdır; bu (İslâm’ın meşru kıldığı) hediye değil, rüşvettir. Bu, taatle alâkalı ise bu da câizdir. Eğer bu, bir zulmün, karşılaşılan bir haksızlığın yok edilmesi içinse ve (hediye verilen kimse) emretme ile (hediye verenden) bu zulmü bertaraf edecek güç (yetki ve makamın)da ise bu hediye de rüşvettir. Eğer, hediye verilen kimse bu konumda değil de, söz konusu olan zulmü ve haksızlığı özel bir gayret ve şahsî bir hile, tedbir ve teşvik ile bertaraf edecekse yine câizdir. Zira insanlardan zulmü defetmek, ulû’l-emre yani makam sahiplerine farz-ı ayındır, makam sahibi olmayanlara ise, farz-ı kifâyedir...’

Burada kaydı gereken rüşvetle alakalı bir nokta da, Hattâbî başta olmak üzere, bazı âlimlerin görüşüdür. Hattâbî, daha önce Ebu Davud’dan kaydettiğimiz, rüşvetin haram olduğunu belirten hadis-i şerifi açıklarken şöyle der: ‘Rüşveti veren, hakkı olmayan bir şeyi elde etmek için verirse bu rüşvettir. Fakat hakkını elde etmek veya nefsini zulümden korumak için verirse, bu davranış, hadiste ifade edilen vaîd ve yasağa dahil olmaz.’ Hattâbî bu görüşüne delil olarak, Habeşistan’da tutuklanan İbnu Mes’ûd’un, iki dirhem vererek, kendisini kurtarma hadisesini zikretmekten başka, Hasan-ı Basrî, Şa’bî, Câbir İbnu Zeyd ve Atâ’nın şöyle dediklerini kaydeder: ‘Kişinin, zulümden korktuğu takdirde nefsini ve malını rüşvet vererek korumasında bir sakınca yoktur.’

Yukarıda İbnu Arabî’den kaydedildiği üzere, kadı (hâkim), vali gibi bizzat görevliler dışında olmak şartıyla, hak sahibine, hakkını elde etmesi için yardımcı olan, çalışan kimse için de alacağı ücretin rüşvet sayılmayacağı ifade edilmektedir.

Birçok yanlış yollara kapı açabilecek olan bu ruhsattan yararlanırken son derece dikkatli olunması gerekecektir. Aliyyü’l-Kâri bu fetvanın zahirini, Hz Peygamber (s.a.v.)’den rivayet edilen şu hadise muhalefet ettiğini söylemek suretiyle fetvayı yerinde bulmadığını ifade ediyor gibi... ‘Kim, bir kardeşine şefaatte bulunur da kendisine, bu şefaati için hediye verildiğinde hediyeyi kabul ederse riba kapılarından büyük bir kapıya gelmiş olur.’

Bu ruhsat reddedilse, ihtiyatla da karşılansa şurası kesindir ki, âlimlerimizin tamamı ‘memurun, değil rüşvet, hediye almalarının haram olduğu’ hususunda tam bir ittifakları vardır, herhangi bir ihtilâf söz konusu değildir.

Haksız bir menfaat elde etmek için kişilere çıkar sağlama; lehe hüküm vermesi için hâkime verilen mal veya para; başkasının malını haksızlıkla yeme yollarından biridir. Rüşvetle ya hak edilmeyen bir menfaat ele geçirilmekte veya başkasının hakkına tecavüz edilmektedir.

Rüşvet, yalnız alan için değil veren ve aracılık yapan için de haramdır. Allah Teâlâ; “Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hâkimlere (idarecilere veya mahkeme hâkimlerine) vermeyin.”[16]Buyurmaktadır.

“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.”[17]

Rüşvetin devlet dairelerine, özellikle mahkemelere girmesi çok büyük bir suçtur. Rasûl-i Ekrem Efendimiz “Hüküm vermede rüşvet verene ve alana Allah lanet etsin!”[18] Diye beddua etmiştir. Bir memurun rüşvetle haksızlık yapması çok kötü bir iştir. Rüşvet, bir hakkı araştırmak, bir işi yapmak için de alınamaz. Bu zaten memurun görevidir.

(Devam edecek)

 

 



[1]Ahlâk Lügatçesi, Ö. N. Bilmen. 

[2]  Bakara sûresi, 2/188.

[3]  Tirmizî, Ahkâm, 9; Ebu Dâvud, Akdiye, 4.

[4]Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, İbrahim Canan.

[9]  Kütübü Sitte Terc. ve Şerhi, İbrahim Canan, 16/240-241.

[12]Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, İbrahim Canan, 7/403-406.

[16]  Bakara sûresi, 2/188.

[17]  Nisa sûresi, 4/29.

[18]  Tirmizi, Ahkâm, 9.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Sancar Paşa’ya vefasızlık
Amerika'ya ait insansız hava aracı Adana'ya düştü
Emre Belözoğlu, Milli Takım'a geri dönüyor mu?
Dursun Özbek'ten Arda Turan ve Selçuk İnan açıklaması
ABD'den Kuzey Kore'ye: Çok hızlı bir şekilde savaşa dönüşür
Resmen alay ediyor!
Sanayi hamleleri devrim niteliğindeydi
Emniyet Genel Müdürlüğü: Bülent Tezcan bize sorsaydı bilgi verirdik
“GDO’lu yem” korkutuyor
EN ÇOK
Yazarlar
Atilla MEHDİGİL
Çocuklar Rasulullah’ın Ahlakı üzere yetiştirilmeli
Mustafa KAYA
Siyasetin Dili
İshak BEYAZAY
H.A.A.R.P Projesi ve GDO’lu tohum-2
Feyzullah AYDOĞAN
Öğretmen atamalarında hakkaniyet ve liyakat yerine siyaset iddiası
Ekrem ŞAMA
Tarihten bir gaflet rekoru
Mustafa İŞCAN
Yeni aylıklar istediğiniz banka ve PTT’ye gönderilecek
Hayati OTYAKMAZ
ZAFERLERİMİZ VE VATAN SEVGİSİ
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Türkiye ve Japonya
Ali Haydar HAKSAL
Siyaset Düşünce Üretmiyor Tüketiyor
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Mattis Ziyareti Öncesi ABD Yalanları ve Aba Altındaki Sopa!
Zeki CEYHAN
Doğru aklım çalışmıyor!
Mevlüt ÖZCAN
Tek çaremiz Müslümanca yaşamak
Mahmut TOPTAŞ
Boyaya değil boyacıya
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs konusu boyut değiştiriyor
Prof. Dr. Burhanettin Can
FETÖ ile Mücadelede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
16. kuruluş yılında Ak Parti
Mustafa YILDIRIM
Öğrencilere sahip çıkamayacak mıyız?
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
Bilgiçlik taslayan medya gevezeleri
İsmail KILLIOĞLU
Şeytani Saçmalık Ve İblisce Cehalet
İbrahim VELİ
Atalet Ve Kalkışma
Abdülkadir ÖZKAN
Polemik siyaseti ile gerçek gündem gizleniyor
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz