26 Şaban 1438 | 22 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
14/09/2015 - 10:10
Mustafa BİLGEN

Siyasette görülen ahlâkî hastalıklardan biri de hukuka riayetsizliktir. Hukuk kurallarına uymamayı bu tür insanlar kendileri için bir farklılık ve üstünlük olarak görmekte ve böylelikle nefislerini tatmin etmektedir. Aslında hukuk kurallarına uymamak hukukî yaptırımlar gerektirir. Ancak hukuk tanımayan insanın bu durumu hukuk kurumlarına takıldığı zaman söz konusu olmakta bunun dışında yaptığı yanına kalmaktadır.

a)     Miras Hukuku

Mülkte Tasarruf ve Vasiyet

Kişi hayatta iken malının tamamını istediği gibi kullanma hakkına sahiptir, vakıf veya herhangi bir hayır müessesesine bağışlayabilir. Mirasçıların, ona ‘mirasımızı dağıtma’ deme hakları yoktur. Miras, kişi ölünce söz konusudur.

 

Mirasçıların, mirastan payımız azalacak diye, ana, babasının yapacağı hayır, hasenata engel olmaları veya dul kalmış ana veya babalarının evlenmelerine rıza göstermemeleri, onu engellemeleri doğru bir hareket değildir ve yanlış tutumlarından sorumludurlar.

 

Ölümcül bir hastalığa yakalanan kimse, evlenmek isterse en fazla malının üçte birini ‘mehr-i misile’ ayırabilir. Fazlası için mirasçılardan izin alması gerekir.

 

Hakların beyan edildiği miras âyeti nazil olmadan önce vasiyet etmek farz idi. Farziyeti kalkmakla beraber, kişi isterse malının üçte birini geçmeyen hususlarda vasiyette bulunabilir.

 

Kulun, üzerinde bir başkasına ait bir emanet, bir borç veya zekât, hac borçları varsa bunlar için ve oruç fidyeleri için vasiyette bulunması, üzerine vaciptir. Kişi, hayır müesseselerine, muhtaçlara yardım için vasiyette bulunabilir, güzel bir davranıştır. Ancak günah işleyenlere, fasıklara veya günah olan işe, muameleye harcama yapılması için vasiyet haramdır, mekruhtur ve geçersizdir.

 

Hakkında vasiyet bulunmayan malın tamamı mirasçılara aittir. Vasiyet yoksa mirasçının ölen kişi adına hacca gitme; vekil gönderme zorunluluğu yoktur. Giderse teberru yapmış, sevabını ölen yakınına bağışlamış, inşallah onu vebalden kurtarmış olur.

 

Bir kimsenin vasiyeti malının üçte birinden fazlası için geçerli değildir. ‘Malımın üçte ikisini vasiyet etmek isterim’ diyen Sa’d İbn Ebî Vakkas (r.a.)’a Peygamber (s.a.v.):

 

“Hayır.” Cevabını vermiş, bunun üzerine Sad (r.a.):

-Yarısını? Diye sormuş:

“Hayır”, cevabını vermiş, üçte birini deyince şöyle buyurmuşlardır:

Üçte birini mi? Üçte biri çoktur bile. Mirasçılarını zengin; ihtiyaçsız bırakman, onları halka el açan; fakirler olarak bırakmandan elbette daha hayırlıdır.”[1]

‘Ölümümden sonra şu malım filânındır’ diyen kimsenin vasiyeti geçerlidir. Mirasçılardan birini tercihle ona ait; onun lehine olacak bir vasiyet, ancak diğer mirasçıların rızasıyla mümkün olur. Diğerleri rıza göstermezse vasiyet geçerlilik kazanmaz.

‘Küçük kalmış oğlumun evliliği için, ölümümden sonra malımın bir kısmını satın, harcayın’ diyen bir kimsenin vasiyeti, diğer mirasçıların rıza göstermeleriyle geçerlilik kazanır.[2]

Bir kimse ‘Şu arsamı küçük oğluma hibe ettim’ deyip buna şahit tutarsa ve daha sonra vefat etse, bağış geçerlidir ve o arsa küçük çocuğundur.[3]

Bir kimse ‘şayet benden önce ölecek olursan tekrar benim olmak şartı ile şu evimi sana hediye ediyorum’ diyerek evini eşine bağışlasa ve bir müddet sonra eşi ölse şart geçerli sayılmayıp, hibe edilen mal hibe edilen şahsa ait olduğundan o evi geri alamaz.[4]

Bir kimsenin, çocuklarını veya çocuklarından birini ‘evlatlıktan reddetme’; mirastan men etme hakkı yoktur, böyle bir vasiyeti geçersizdir.

Miras Bölüşme ve Vârisliği Engelleyen Haller:

Cenâb-ı Hak, yetim malı yiyenlerin karınlarına ateş doldurmuş olduklarını belirttikten sonra miras taksiminde vârislerin sahip olacakları paylarını açıklayarak taksimde hak sahiplerinin haksızlığa uğratılmamasını sağlamış, emre uymayanların, haksızlık yapanların Allah (c.c.)’ın kanunlarını tanımamaları nedeniyle ateşe atılacaklarını haber vermiştir.

Nisa sûresi, 11. âyetinde erkeğin payının, kadının payının iki misli olduğu, vârislerin kadın olmalarına göre alacağı paylar, ana-babanın altıda bir (veya değişik şartlarda daha başka) haklarının bulunduğu, Nisa, 12’de de ölen kadının çocuğu yoksa kocası malın yarısını, varsa dörtte birini alacağı, ölen kocanın çocuğu yoksa, zevcesi malın dörtte birini, varsa sekizde birini alacağı, eğer ölen erkek veya kadının vârisleri olarak ana-baba ve çocukları yoksa değişik şartlarda kardeşlerin sahip olacağı paylar belirtilmiş, arkasından “Bunlar Allah’tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, halîmdir.” buyrulmuştur.

Mirastaki paylar açıklandıktan sonra devamındaki âyetlerde “Bunlar, Allah’ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur. Kim Allah’a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa (isyanda ısrar ve Allah’ın sınırlarını inkâr ederse) Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.” buyrularak miras bölüşmede haksızlık yapılmayıp, Allah (c.c.)’ın kanunlarına uymada gösterilmesi gereken önem vurgulanmıştır.[5]

Buhârî ve Müslim İbn Abbas (r.a.)’tan rivayet ederler: Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Miras olan hisseleri hak sahiplerine ulaştırın. Hisselerden artanlar ise en yakın erkekleredir.”[6]

Ölen kişinin malından, önce onun techiz ve tekfin masrafları alınır; kefenleme işleri tamamlanır. Sonra borçları ödenir. Üçüncü olarak kalan malının üçte birinden vasîyeti yerine getirilir. Dördüncü olarak da mirasçılar miraslarını alırlar.

Ölünün borcu varken onun adına hayır, hasenat düşünmek yanlış bir davranıştır; alacaklının hakkını yemek olur. Ölenin arkasından yapılacak hayır masrafları ölenin taksim edilmemiş malından değil, mirasçının kendi malından, bu işleri üslenen kimsenin malından; kendi payından olmalıdır.

Iskatı vasiyet eden kimsenin vasiyeti malının üçte biri nispetinde geçerlidir. Defin, borç ve vasiyet tamamlandıktan sonra kalan mal mirasçılar arasında taksim edilir. Miras Allah Teâlâ’nın rızası üzerinde olur. Miras, taksiminde, Allah (c.c.)’ın kitabında hisseleri takdir edilmiş, belirtilmiş olanlar, nesep (akrabalık) yönünden ‘asabe’ olanlar ve sonra da ‘zevi’l-erham’ sırası takip edilir.

Vârisler, feraiz ilminin (İslâm Miras Hukuku) esaslarına uygun olmayan miras taksiminde duyarlı davranıp hakkı geçenden helâllik dilemelidirler.

1- Din değişikliği, 2- Ülke değişikliği (gayr-i müslim için), 3- Katl (Adam öldürme), 4- Kölelik, miras almayı engelleyen hallerdir.

Lehine vasiyet edilen kimse, kendisine vasiyette bulunan şahsı öldürürse vasiyetten istifade edemez.

Hadis-i şerifte belirtildiğine göre zinadan olan çocuğun babası, çocuğuna mirasçı olamadığı gibi, çocuğu da kendisine mirasçı olamaz.

Evlatlığın Mirastaki Yeri

Bazıları, mirasçı olmayan birini evlâtlığa alırlar; onu mirasçı kılmak suretiyle diğer mirasçıları haklarından mahrum bırakırlar. Halbuki evlatsız ölenin mirası ana, baba, eş, kardeş vs. diğer yakınlarına aittir, onların hakkıdır. Başkalarının hakkını evlâtlığın üzerine aktarmak, helâle haram karıştırmak, ona iyilik yapıyorum diyerek zulüm yapmak olur. Ölenin mirasçı yakınları olmasa dahi malı, Müslümanların “beytü’l-mâl”ine yani devlet hazinesine kalması gerekir. Kendisine malda tasarruf hakkı verilen kul, malın esas sahibini unutarak mirasçı olmayanı mirasa sokma, mirasçı olanı mirastan çıkarma yetkisine sahip değildir. Evlâtlık açısından bakıldığı zaman, hakkı olmadığı halde mala sahip kılınmış, evlât edinen yönüyle de hakiki mirasçıdan mirası kaçırmak olur ki yasaktır; haramdır.

Evlatlık edilen çocuk mirasçı kılınırsa, ileride kendisine düşen mirastan, kendi hakkı olmaması nedeni ile ondan yemesi ve bir başkasının da onun malından yemesi doğru değildir.     

Güzel Müslüman, kalan miras taksim edilirken, mirasçıların haklarını üzerine geçirmemeye azamî gayret gösterir. Eğer taksimde kendisine bir görev verilmişse adil davranır. Özellikle kendi hissesi söz konusu olunca hırslı davranmaz, olgunluğunu gösterir. Sonra pişman olacağı bir karar ve tutuma düşmez.

Bilinçli Müslüman, miras olarak aldığı malın helâlliğine-haramlığına, aslının nereden geldiğine, gayr-i meşru yollarla kazanılıp kazanılmadığına dikkat eder. Haram yolla kazanılmış mala vâris olmak istemez. Hissesine düşen haram servetini eğer esas sahibi biliniyorsa sahibine iade eder, bilinmiyorsa onun namına fakire tasaddukta bulunur.

b) Komşu Hakkı

Komşu hakları, Müslümanın hayatında önemli yer tutar. Bu konuda Cenâb-ı Hak buyurur: “…Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, fakirlere, yakın komşulara (akraba olan), uzak komşulara (akraba olmayan), yol arkadaşına, yolculara, elinizin altındaki (hizmetçi ve benzer)lerine de güzel muâmele edin.. Bilin ki Allah kendini beğenen ve övünüp duran kimseleri sevmez.”[7]

Hz Âişe (r.a.)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cibrîl (a.s.) bana komşu hakkında (onun iyiliğini istemek, zarardan korumak, gözüp gözetmek gibi hususlarda) o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, (Allah’ın emriyle) komşuyu (komşuya) varis kılacağını zannettim.”[8]

Rasûl-i Ekrem buyuruyor:

“Ey Ebu Zer! Çorba yaptığında suyunu çokça koy ve komşularını da gözet.”[9]

 

Hediyeleşin, çünkü hediye, kalpteki kuşku (kin ve düşmanlıkları)ları giderir. (Ey Müslüman hanımlar!) Hiçbir komşu hanım, bir koyun paçası bile olsa, komşusundan geleni küçük görmesin (veya komşusuna vereceğini küçük görüp vermezlik etmesin)”[10]

Komşusunun aç yattığını bildiği halde, kendisi tok yatan kişi, bana lâyıkıyla iman etmiş değildir.”[11]

Enes b. Malik (r.a.)’ten rivayet ediliyor. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

Kıyamet günü, bir komşu diğer komşuya yapışır ve şöyle der:

-Ya Rabbî, Sen bu kardeşime bol ihsanda bulundun; bana da az verdin. Ben aç kaldım, o tok uyudu. Hele ona bir sor: Niçin bana kapısını kapattı?. Ona verdiğin bol ihsandan niçin beni mahrum bıraktı?”[12]

Hz Peygamber Efendimiz, ashabına: “Hırsızlık hakkında ne diyorsunuz?” diye sordu. Ashab: ‘Haramdır. Allah ve Elçisi haram kıldıklarına göre kıyamete kadar haram kalacaktır’ dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.): “Bir kimsenin 10 evin eşyasını çalması, kendisi için, komşusunun evinden eşya çalmasından daha hafiftir.[13]Buyurmuşlardır.

Komşunun komşu üzerinde pek çok hakları vardır. Peygamber Efendimizin ifadesinde [14] belirtildiği üzere; yardım dilerse ona yardım edilir. Borç isterse verilir. İhtiyacı olursa bitirilir. Hasta olursa ziyaret edilir. Vefat ettiğinde cenazesiyle kabre gidilir. Sevincinde tebrik, üzüntüsünde teselli edilir. Evinin önüne izinsiz, rüzgârına mani olan yüksek yapı yapılmaz. Eve alınan yiyecekten mümkünse verilir, değilse yiyecekler gösterilmeden eve getirilmeye özen gösterilir. Çocuğun eline yiyecek verilip sokağa salınmaz. Mümkünse pişirilen yemekten ikram edilir. Bunlar dinimizin güzelliklerindendir.

Yorucu her günün bitiminde ‘komşu hakkına riayet edebildik mi’ diye kendimize soralım. ‘Kendim tok yatarken fakir komşumun açlığını düşünerek yemek ve diğer yardımlarımla görüp gözetip açlığını giderip ıstırabını dindirebildim mi?’ diye kendimizi sorgulayalım.

Komşu Hakkının Manevî Yönü

Ebû Şüreyh (r.a.)’den şöyle dediği rivayet olunmuştur. ‘Nebî (s.a.v.), arka arkaya üç kere yemîn ederek “Vallahi (gerçek) îmân etmiş olmaz, vallahi (gerçek) iman etmiş olmaz, vallahi (gerçek) iman etmiş olmaz” buyurdu. (Mecliste hazır bulunanlar tarafından): Ya Rasûlâllah! Bu iman etmiş olmayan kimdir? Diye soruldu. Rasûl-i Ekrem: “Kim olacak, şu komşusu zulmünden, şerrinden emin olmayan kişi.” Diye cevap verdi.[15] Bir başka ifadesinde de “Komşusu, zararlarından emin olmayan kimse cennete giremez.[16] Buyurmuşlardır.

 

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivayete göre, Nebî (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah’a, ahîret gününe îmân eden her kişi misafirlerine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe îmân edip inanan kişi, komşusuna iyilik ( ve ihsanda) bulunsun. Allah’a, âhiret gününe îmân eden her kişi hayır söylesin veya sussun!(boşboğazlık etmesin).”[17]

Şüf’a Hakkı (Öncelikli Alım Hakkı)

Şüf’a, komşu hakkının önemli bir bölümünü teşkil eder. ‘Şüf’a; satılan bir malı, ortak veya bitişik komşunun satış bedelini ödeyerek, müşteriden geri almada öncelikli hakka sahip olmasıdır. Satılan veya bir bedel karşılığında bağışlanan bir gayr-i menkulü alıcıya veya bağışlanan kimseye mal olduğu bedel ile alıcıdan veya bağışlanandan, bazı durumlarda ise satıcıdan zorla alıp mülk edinmektir.’[18]

Kişiler satım konusu malın ya kendisine ortaktırlar, ya irtifak (geçit, su alma, su

geçirme hakkı gibi) ortaklığına sahiptirler, ya da bitişik komşuluk hakkına sahiptirler.

Çoğunluk müçtehitlere göre komşudan maksat, satılan mala ortak olan komşudur.

Ortak herhangi bir nedenle kendi payını satmak isteyince önce payının alımını ortağına teklif eder. Eğer o satın almak istemezse ancak o zaman bir başkasına satması mümkün olur. Ortağına haber vermeden satacak olursa ortağı bunu haber alır almaz hemen teşebbüse geçip şüf’a hakkını kullanarak bedelini ve ilk alıcının yaptığı masrafları da ödeyerek satılan payı kendine alabilir.

Cabir (r.a.) haber veriyor: ‘Rasûlullah (s.a.v.), “Yurt olsun, bahçe olsun taksim edilmemiş olan her ortaklıkta şüf’a hakkını(n bulunduğunu)” hüküm buyurmuşlardır. “Ortağına haber vermeksizin (diğer ortağın) satış yapması kendisine helâl olmaz. (Ortağı bu yeri) isterse alır, isterse terk eder. Haber vermeden satacak olursa, ortağı onu almaya (herkesten) daha lâyıktır.”[19]

Bir başka hadis-i şerifte şöyle buyruluyor: “Komşu komşunun malını öncelikle satın almada (şüf’a), başkasından daha üstün hakka sahiptir. İki komşunun yolları bir ise komşu kayıp olsa bile (gıyabında satış yapamaz), dönüşünü bekler.”[20]

    “Bir kimsenin arazisi olur da onu satmak isterse, (önce) komşusuna arz etsin.[21]

Hz Peygamber (s.a.v.), ‘Ey Allah’ın Rasûlü, bir tarlam var, kimsenin bunda ne ortaklığı ne de hissesi söz konusu, ancak komşum var’ diyen bir kimseye “Komşu, yakın olan eve daha çok hak sahibidir.”[22] Buyurmuşlardır.

c) Kul Hakkı

İnsan öldürmek veya yaralamak, namusa, izzet-i nefse hakaret, habersiz başkasına ait malı almak, çalmak, alışverişte hile, borcu ödememe vs.. şeklinde kendini gösteren kul hakkına azami ölçüde rivayet Müslüman’ın en başta gelen görevidir.

Kul hakkını maddi ve manevî olmak üzere 2’ye ayırabiliriz. Manevî hak kişinin şeref ve haysiyetini ilgilendiren kısımdır. Şöyle ki:

Müminler ancak kardeştirler…” Mümin, mümin kardeşini alaya almak, iftira, gıybet, hakaret etmek, kötü lâkaplarla çağırmak, hakkında kötü zanda bulunmak, kusurunu araştırmak vs. onu incitmek suretiyle onun hakkını üzerine geçirmekten sakınmalıdır.[23]

Maddi hak ise tamamen konumuzla ilgili olup öneminin büyüklüğünü hadis-i şerif ne güzel açıklamıştır:

Bir kimse yemin ederek bir Müslüman’ın malını gasp ederse, Allah (c.c.) o kimseye cehennemi vacip kılar ve cenneti haram eder. Bunun üzerine (yanındakiler):

- Eğer o hak, değersiz bir şey ise? Diye sorunca Hz Peygamber (s.a.v.):

İsterse misvak ağacından bir dal parçası olsun.[24] Buyurdu.

Saîd İbn Zeyd (r.a.)’in Rasûlullah (s.a.v.)’in: “Kim ki arzdan (bir parça) şey haksız zapt ederse, (kıyâmet gününde) yedi kat yer halka gibi onun boynuna geçirilir.”[25] Buyurduğunu işittim, dediği rivayet edilmiştir.

Ebû Seleme (r.a.) ile bazı kimseler arasında cereyan eden anlaşmazlık Hz Aişe (r.a.)’ye arz edilir. O da:

-Ey Ebû Seleme, yer (gasp etmek)ten çekin, çünkü Nebi (s.a.v.) “Kim ki (başkasının) arzından (yerinden) bir karış miktarı (bir yere) tecavüz ederse, kıyamet gününde yedi kat yerden (isabet eden toprak) o mütecavizin boynuna halka gibi geçirilir.” Diye buyurdu, demiştir. [26]

Rasûl-i Ekrem (s.a.v.):    

“Sakının, affedilmeyen günahlardan sakının! Bunlar: hıyanet etmek, çalmak, faiz yemektir.”[27] Buyurur. Dikkat edilecek olursa bunların üçü de kul hakkı ile ilgilidir. Ferdin malını değişik yol ve usullerle elinden almaktır.

Ebu Hureyre (r.a.)’den Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir:

“Kim ki, uhdesinde (bir din) kardeşinin nefsine; haysiyetine yahut malına tecavüzden mütevellit hak bulunursa dinar, dirhem (altın gümüş) bulunmayan (kıyamet günü gelmez) den evvel bu gün (dünya) da mazlumdan o hakkı bağışlamasını istesin! (Helâlleşmezse) zalimin amel-i salihi bulunursa, ondan (kıyamet günü) zalimin zulmü miktarı alınır (da mazluma; hak sahibine verilir). Eğer zalimin hasenatı; iyilikleri bulunmazsa mazlumun günahından alınıp zalimin üzerine yükletilir.”[28]

“Ey insanlar! Kimin yanında (başkasına ait) bir hak varsa onu versin: ‘Bu bir dünya mahcubiyetidir; rezil olurum demesin. Haberiniz olsun ki, dünya rezilliği ahiret rezilliğinden daha kolaydır.”[29]

Bir Allah dostuna soruyorlar: ‘Üzerimizde kul hakkı varsa ne yapalım.’ Cevap veriyor:

‘Sahibini biliyorsanız götürüp verin! Bilmiyorsanız onlar adına hayır, hasenat yapın. ‘Ya Rabbî, ben onları bulamadım, ödeyemedim onların namına bunu yapıyorum, kabul eyle, af eyle…’ deyin!”.[30]

Belirsiz ücretle işçi çalıştırmak doğru değildir. Yapılacak iş ve ücreti açıkça anlatılır; açıklanır. Rasûlullah (s.a.v.): “Kim bir ücretliyi tutarsa, onun ücretini belirtsin!”[31] Buyuruyorlar.

İhtiyaçtan dolayı yol ve cami genişletilmesinde idareci, şahsın mülkünün istimlâki halinde, değerini vermede hassas olmalıdır. Değerinden aşağıda olursa istimlâk caiz değildir. Yeni cami yapılacağında ise, ferdin mülküne taşması halinde şahsın izni, rızası şarttır. Caminin yapılmasının caiz olmadığı yerde, içinde günah işlenecek bir yer için şahsın mülkünün istimlâk edilmesi öncelikle haramdır. İdarecinin kararı, emri adalet ve şeriata uygun olmalıdır.

Ömer b. Abdul-Aziz halife olunca, kendine intikal eden malın meşruluğunda şüpheye düşer. Bunun üzerine, sahibi belli olanlara mallarını geri verir. Belli olmayanları ise satar, bedelini tasadduk eder; Allah yolunda harcar.

Siyasetçi Müslüman başta temel hak ve özgürlükler olmak üzere bireylerin bütün haklarının yerini bulması, toplumda bir bütün olarak hak ve adaletin gerçekleşmesi, bütün hukuk kurallarını uygulaması, kamu yararına bir uygulama yapıyorum, diye fertlerin haklarına tecavüz etmemesi şarttır. Hak karşısında kamunun durumu ne ise ferdin durumu da aynıdır. Rızası ve muvafakati olmadan bireyin mal varlığı elinden alınamaz ve istimlâk edilemez. Tabidir ki kamunun ihtiyacı olan bir konuda fertler de piyasa değerinden fazla fahiş fiyatlar talebinde bulunamazlar.

Müslüman siyasetçi, görevi ve konumu itibariyle hakları sahiplerine vermekte, şahıslara ve devlete borcu olanların da bu borçlarını tahsil edip devlet hazinesine ve ilgilisine teslim etmektedir. İşte bu önemli görevi yapan siyasetçi, idareci hukukun dışına çıkmamalıdır. Şayet hukukun dışına çıkıyor ve bunu sürekli yapıyorsa o kimse hem ahlâkî noktadan ve hem de cezaî noktadan hastalık sahibi demektir. Manevî ve hukukî tedaviye ihtiyacı var demektir. Böyle bir hastalığa yakalanan kişi de derhal bu görevlerden uzaklaştırılıp tedavi altına alınmalıdır.


[1]İbnu Deybe’, age., XVI, 182, hn. 5797; Çetin, age., s. 562.

[2]İ. Çetin, age., s. 628.

[3]Mehmet Emre, Üç bin Seçme Fetva, s. 308. 

[4]Emre, age., s. 312.

[5]Daha geniş bilgi için bkz. Elmalılı, age., II, 477-487.

[6]İ. Çetin, age., s. 641.

[7]Nisa sûresi, 4/36.

[8]Zeynü’d-din, age., XII, 130, hn. 1979; İbnu Deybe’, age., IX, 441, hn 3415.

[9]Semerkandî, age., s. 149.

[10]Nevevî, Muhyiddin, Riyâzü’s-Salihîn, I, 340,

[11]Buhârî, Edep, 30; Müslim, Zekât 90, (1030).

[12]Gümüşhânevî, age., s. 369.

[13]Semerkandî, age., s. 151.

[14]M. Yusuf Kandehlevî, Hayâtü’s-Sahabe, I-IV 48.

[15]İbnu Deybe’, age., IX, 446.

[16]Zeynü’d-din, age., XII, 130, hn. 1980.

[17]İbnu Deybe’, age., IX, 443, hn. 3417.

[18]Zeynü’d-din, a.g.e., XII, 131; İbnu Deybe’, age., IX, 445, hn. 3418.

[19]Delilleriyle Ticaret ve İktisat İlmihali, H. Döndüren, s. 591.

[20]Müslim, Müsâkât 133; 134; 135, (1608)

[21]Tirmizi, Ahkâm, 32; Ebû Davud, Büyû, 73; İbnu Deybe’, age., II, 9, hn. 356.

[22]İbnu Deybe’, a.g.e., XVII, 315, hn. 6771.

[23]İbnu Deybe’, a.g.e., II, 12, hn. 360.

[24]Hucurat sûresi, 49/10-13.

[25]Nevevî, a.g.e., I, 262.

[26]Zeynü’d-din, a.g.e., VII, 378.

[27]Zeynü’d-din, a.g.e., VII, 379.

[28]Teberâni, el-Mucemü’l-kebir, 60, 110..

[29]Zeynü’d-din, a.g.e., VII, 376, hn. 1090.

[30]Gümüşhânevî, a.g.e., s. 232, hn. 2161, Çev. Naim Erdoğan.

[31]Çoşan, age., I, 289.

33 Nesaî, Eyman, 10; Çetin, a.g.e., s. 619.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
ABD ziyareti bir daha düşünülmeli
Irak'tan PKK açıklaması
Saldırı hazırlığındaki teröristlere hava harekatı
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
Diyanet’in 'Kutlu Doğum Haftası' muamması
Hayati OTYAKMAZ
Peygamber (s.a.v) Efendimizin Güzel Hayatından Örnekler
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Endişeliyiz ama Korkmuyoruz
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
İsteğe bağlı prim ödemek aile yardımını kesmez
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Bunlara Cevap Verebilecek Biri Var mı?
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Küresel Emperyalizmin Tutsakları
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Trump’ın Suudi Arabistan Ziyareti’nin Hatırlattıkları...
Zeki CEYHAN
Günahından değil!
Mevlüt ÖZCAN
Oruç ayı Ramazan
Mahmut TOPTAŞ
Ücretsiz faaliyet/eylem yoktur
Prof.Dr.Ata ATUN
Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya biz?
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 5:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Haram ve zulüm düzeni ve Ak parti
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
İçten patlama
Şakir TARIM
Bir adanmış başkan: Adnan Demirtürk
İsmail KILLIOĞLU
“Ağaç kesen, baş keser”
İbrahim VELİ
Senden sorulur!
Abdülkadir ÖZKAN
Sat silahı al parayı, sonu ne olursa olsun!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz