29 Zi'l-ka'de 1438 | 22 Ağustos 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
31/08/2015 - 10:03
Mustafa BİLGEN

‘Hırsızlık’, haksız yere bir başkasının malını, parasını veya varlık kabul edilen başka değerlerini çeşitli yollarla ele geçirmek, çalmaktır. Hırsızlık, İslâm’ın çok çirkin gördüğü hem ceza hukuku kuralları ve hem ahlâk kuralları ile yasakladığı kötü bir kazanç yoludur.

Hırsızlık hastalığının Arapçadaki karşılığı ‘Sirkat’tir. Hırsızlık yapan kimseye ‘Sarik’ denir.

Kur’an-ı Kerim, “İnsanın ancak çalışmasının karşılığını alabileceğini”[1] Bildirir. İnsanların hak ve adaletten ayrılmamalarını isteyen Allah (c.c.) Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Mallarınızı, aranızda batıl (haksız yollar) ile yemeyin!”[2]

Erkek ve kadın hırsızın -o, işlediklerine bir karşılık ve Allah’tan ibret verici bir ceza olmak üzere- ellerini kesin!...”[3]

İslâm dini, mal emniyetini önemli bir esas kabul etmiş, malını korumak isterken öldürülenin şehid olacağını bildirmiştir. Hırsıza, elini kesmek gibi ağır bir ceza vermesinin felsefesi, mal emniyetine verdiği önemde ifadesini bulur. Bu sebeplerle ceza, psikolojik şokla hissiyatın ve ruhun derinliklerinde caydırıcılık doğuracak şekilde ağır takdir edilmiştir: Elin kesilmesi... Bu ceza, hırsızlığa niyet edecek kimseyi, yakalanma halinde elinin kesilme ihtimali ciddî şekilde düşündürecek ve caydırıcı etki yapacaktır. Hanefîlerin ‘el-İhtiyar’ adlı fıkıh kitaplarında şu açıklamaya yer verilir: ‘Öyle insan  vardır ki, onu ne akıl durdurabilir ne de nakil. Bu kimselere ne diyanet tesir eder, ne de mürüvvet ve emanet gibi yüce duygular. Şayet el kesmek, asmak ve benzeri ağır cezalar olmasaydı, bu kimseler başkalarının mallarını inat olsun diye açıkça almaktan veya gizlice çalmaktan çekinmezlerdi. Bu  durumun getireceği kargaşa açıktır. Şu halde, fesadın önlenmesi, toplum düzeninin sağlanması için hırsıza bu ağır caydırıcı cezanın verilmesi uygun ve gerekli olmuştur. Kesme emri mutlak geldiğinden, elin kesilmesi hususunda hür ile köle eşittir.

Hırsızın elinin kesilmesi cezasının çok ağır olduğunu söyleyenler bu cezanın uygulanması için gereken hukukî şartların neler olduğunu ve bunun hikmetlerini bilmemektedirler.

Bu hususta Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Zâni (zina eden) bir kimse, zina yaptığı sırada mümin olarak zina yapmaz. Hırsız da çaldığı sırada mümin olarak hırsızlık yapmaz. İçki içen kişi içki içtiği sırada mümin olduğu halde içki içmez; insanların, onun yüzünden gözlerini kendine kaldıracakları kadar nazarlarında kıymetli olan bir şeyi mümin olarak yağmalamaz!”[4]

Hadis-i şerifte müminin büyük günahlardan olan hırsızlık yapmak, içki içmek ve zina etmek gibi fiillerinden birisini yaptığı sırada mümin olmadığını, imanının onu terk ettiğini ifade etmektedir. Bu durum üzere ölen bir insanın, imansız gitme durumu ortaya çıkacaktır ki bu ebedi cehenneme düşmesine sebep olmaktadır.

Hırsızlık, insanın ahlâkî olarak alçaldığını gösteren bir davranıştır. Bu ahlâkî alçaklığın işlenmesiyle toplum düzeni de bozulmuş olur. Bu kötü davranışın yayılması sonucu insanlar arasında güven duygusu ortadan kalkıp, yerini güvensizlik ve huzursuzluğa bırakır. Bu da toplumsal huzuru bozar. Halbuki İslâm, toplum huzurunu sağlayan şu beş temel ilkeyi koymuştur:

 

       1- Din Güvenliği

       2- Akıl Güvenliği

       3- Mal Güvenliği

       4- Can Güvenliği

       5- Nesil Güvenliği

 

Bu beş temel ilke, insan ve toplum yaşamının düzenlenmesinde insanların ulaşabileceği en yüksek değerlerdir. Bugün bütün dünyada İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden sıkça söz edilir. Halbuki yüce dinimiz İslâm bunu on beş asır önce sağlamıştır.

İslâm’ın hırsızlık yapan kimseye uygulanacak ağır cezayı ortaya koymasında, bu çirkin davranışların başka kimseler tarafından işlenmesinin önüne geçmek için büyük hikmetler, caydırıcılık ve adalet vardır. Hırsızlık yapmakla yalnızca toplum düzeni bozulmakla kalmıyor; aynı zamanda malı çalınan kişiye haksızlık yapılmış oluyor. Bu suçu işleyen kimse iki büyük suç ve günah işlemiş oluyor: Birincisi, toplumun hukuk ve ahlâk düzenini bozarak haksız kazanç elde etmek, ikincisi de kul hakkını ihlal etmek.

Allah Rasûlü bütün söz, davranış ve eylemleriyle hukuka, adalete, devlet anlayışına ölçü vermektedir. Hz Peygamber (s.a.v.) yasaklanan bir fiilin neticesinde onun cezası olan ‘had’din uygulanmasının hikmetini şöyle açıklamaktadır: “Yeryüzünde infaz edilen ilahî bir hüküm (had), orada yaşayanlar için kırk sabah yağmur yağmasından daha faydalıdır.”[5]

İslâm’da, hukuk ve hudud (Hadler, cezalar) karşısında herkes aynı konumdadır. Kimseye dokunulmazlık tanınmamıştır. Belki yönetim ve yöneticilerin en büyük ve en temel sorumlulukları da bu noktada kendisini göstermektedir. Konuyla ilgili Hz Peygamber (s.a.v.)’in bir uygulama ve uyarısı son derece dikkat çekicidir. Şöyle ki: Kureyş kabilesinin güçlü ailesi Mahzumoğullarından hırsızlık yapmış olan Fatıma b. Esved’in durumu Kureyş’lileri üzmüş ve harekete geçirmişti. O’nu affettirebilmek için çare aramaya başladılar. Hz Peygamber (s.a.v.) yanında şefaatçi olacak birini bulmaları gerektiğine karar verdiler. Neticede Hz Peygamber (s.a.v.)’in çok sevdiği Usame b. Zeyd’i bu konuda aracı olmaya ikna ettiler.

Üsame (r.a.) de gidip Hz Peygamber (s.a.v.)’e durumu arz etti. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) Üsame’yi şu sözleriyle uyardı: “Sen, Allah’ın emrettiği bir had hakkında mı şefaatçiliğe kalkışıyorsun?” (Buna nasıl cür’et edersin, bunu nasıl yaparsın?)

Üsame, özür beyan edip, bağışlanmasını diledi. Hz Peygamber (s.a.v.) daha sonra Müslümanlara bir konuşma yaparak durumu şöyle açıkladı: “Ey Müslümanlar! Allah Teâlâ sizden öncekileri şu sebeple helak etmiştir: Onlar içlerinden şerefli (itibarlı) biri hırsızlık yaparsa, onu cezalandırmazlar; zayıf biri bir şey çalarsa, derhal ona haddi tatbik ederlerdi. Allah’a yemin ederim ki ben, Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etmiş olsaydı O’nun da elini keserdim!”

Hz Ebubekir (r.a.) de, devlet ve güçlülük konusunda İslâm’ın bakış açışını bir başka şekilde vurguluyor: ‘İçinizde zayıf olan, hakkını alıncaya kadar benim yanımda kuvvetlidir. Kuvvetli olan ise, ondan başkasının hakkını alıncaya kadar benim nezdimde zayıftır.’Hz. Ebubekir (r.a.) bu şekilde hak ve hukukun üstünlüğünü ortaya çok net koymaktadır.

İslâm dini, hırsızlığın zararlarına dikkat çekerken, onun yayılmasının önüne geçmek için tedbir alınmasını gerekli görmüştür. Bunu sağlarken de ilk başta sosyal adâlet ilkesini toplumun her kesimini kapsayacak şekilde uygulamaya koyar. İslâm, bir taraftan bireyin ahlâkî açıdan eğitimini sağlar; diğer taraftan da insanın hırsızlık yapmasını gerektirecek nedenleri de ortadan kaldırır.[6]

Bu anlatılanlar hırsızlığın görülen tarafıdır. Peygamber Efendimiz hırsızlığın bir de görünmeyen tarafının olduğunu ve bunun daha tehlikeler içerdiğini şöyle anlatmaktadır. Rasûlullah (s.a.v.) “İçki içen, zina yapan ve hırsızlıkta bulunan kimse hakkında ne dersiniz?”Diye sordu. Bu soru, bunlar hakkında henüz hadd cezası gelmezden önce sorulmuştu. Sahabe, ‘Allah ve Rasûlü daha iyi bilir!’ diye cevap verdiler. Rasûlullah (s.a.v.): “Bu fiiller ağır suçtur, onlar hakkında ceza vardır. Hırsızlığın en kötüsü de namazdan çalmaktır.” Buyurdu. Bunun üzerine: ‘Ya Rasûlullah, kişi namazdan nasıl çalar?’ Diye sordular. Şu cevabı verdi: “Rükûsunu ve secdelerini tamamlamaz.”[7]

Allah Rasûlü’nün ahlâkî özelliklerimizin evrensel boyutu hakkında söylediği sözlerden bir tanesi de çocukların zorla çalıştırılmamasını içermektedir. Zorla çalıştırılan çocuklar günlüklerini çıkarabilmek için hırsızlığa tevessül edebilmektedir. Bu yüzden küçük çocukların zorla çalıştırılmasını yasaklamaktadır: “Çocukları kesbe (kazanmak için çalışmaya) mecbur etmeyin! Siz onları kesbe mecbur ettiğiniz zaman hırsızlıkyaparlar. Sanat sahibi olmayan cariyeleri de kesbe zorlamayın. Zira siz onları kesbe zorladığınız takdirde ferçleriyle kazanırlar. Onların getireceği paraya karşı istiğna gösterin ki, Allah da sizi müstağni kılsın. Size temiz olan yiyecekler yaraşır.”[8]Çocukların çalıştırılmalarının birçok yönden sakıncası var. Her şeyden önce alması gereken temel eğitimlerden geri kalır. Çünkü İslâm, çocukluk dönemini hayata hazırlık, bülûğ çağından sonra üzerine yüklenecek sorumluluklarla ilgili zorunlu bilgi ve becerileri kazanma dönemi olarak belirlemiş, bu maksatla onu her çeşit sorumluluğun dışında tutmuş, nafakasını ebeveyn, yoksa yakınları, yoksa cemiyet ve devlet üzerine vecibe  kılmıştır

Ebu Zer el-Gıfarî (r.a.) anlatıyor: Hz Peygamber Efendimiz “Lâilâhe illallah deyip sonra da bu söz üzerine ölen her kul cennete gider.” Buyurdu. (Hayretle) sordum: ‘Zina etse vehırsızlık yapsa da mı?’ Cevaben: ‘Evet, zina etse ve hırsızlıkyapsa da!’dedi. Ben hayretimi yenemeyerek yine sordum: ‘Zina etse dehırsızlık yapsa da mı girer?’ Rasûlullah (s.a.v.) yine: “(Evet) Zina etse dehırsızlıkyapsa da” cevabını verdi. Bu sözünü üç defa tekrar etmişti. Dördüncü seferde: Yine, ‘Evet, Ebû Zerr’in burnu toprakla sürtülmesine rağmen zina etse de hırsızlıkyapsa da (o kul cennete girecektir) Buyurdu.’[9]

Halbuki yukarıda bu iki sıfatın bizzat Hz. Peygamber (s.a.v) tarafından küfre nispet edildiğini, insanın imanını o an ortadan kaldırdığını görmüştük. Demek oluyor ki tek bir hadis veya tek bir âyete bakıp bu konudaki diğer âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri bilmeden ve usûl ilmi tahsili yapmadan, fakih derecesinde ilim sahibi olmadan hüküm yürütmek bizi hataya sürükleyebilir. Âyet-i kerimede günahlar konusunda: “Allah (c.c.) kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, onun dışında kalan günahları dilediği kimseden affeder.”[10] Buyurmaktadır. İslâmî ölçü budur. Allah (c.c.)’a ve âhirete inanan kişi bu ölçülerin dışına çıkmaz. Bunların yerine kendisinin veya diğer şahısların hevâsından gelen karanlıklı, nursuz ölçüleri koymaz. Mümine düşen âlimlerin yolunu takip etmektir. Bu davranış tarzı, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in yolu, İslâm ümmetinin ana yoludur.

Öyle ise, bu hadis-i şerif “Lailahe illallah diyen  cennete gider, hırsızlıkda yapsa, zina da yapsa.”  veya başka bir hadiste: ‘Biz Rasûlullah’a zina etmemek, hırsızlıkyapmamak... üzere biat ettik. Kim bunlardan birini yapar ve dünyada cezalandırılırsa bu ona kefarettir; kim de cezalandırılmazsa, onun işi Allah’a kalmıştır. O dilerse affeder, dilerse azap eder’ hadisi; “Allah kendine şirk koşanı affetmez, bunun dışındaki bütün günahları dilediğinden affeder.”[11] Âyeti ve bu manadaki başka ayet ve hadisler esas alınarak, vermiş olduğumuz ve benzeri hadisler tevil edilmiştir. Ehl-i Sünnet âlimleri büyük günah işleyenin kâfir olmayacağı hususunda ‘icma’ etmiştir. Bütün bu durumlar, vermiş olduğumuz hadis-i şerifin ve benzerlerinin tevil edilip ‘kâmil manada’ ibaresiyle kayıtlanmasını zaruri kılmıştır.

Bizim de Hz Peygamber (s.a.v.)’in yöntemiyle işe başlamamız gerekmektedir. Öncelikle insanların eğitilmesi gelmektedir. Aç olan bir kimse karnını doyurmak için hırsızlık yaptıysa elinin kesileceğini söylemiyoruz. İlk önce iş imkânı sağlanır, iskân temin edilir ve tüm ihtiyaçları giderilir. Şayet ondan sonra kalkıp hırsızlık yapılırsa, o zaman o adamın kalbinde fesat vardır ve toplumu fesada götürmek istemektedir. Bunu engellemek için had cezası uygulanır. Hırsızlık masası şefinin hırsızlık çetesi şefi olduğu anlaşılıyor. ‘İsraf, Allah (c.c.)’a ve topluma karşı bir hırsızlıktır.’

Fıkhî anlayışa göre meselâ bir hırsızlık olayında, malından edilen kuldur ve fakat hakkı ihlâl edilen yüce Rabb olmaktadır. Çünkü burada sadece kulun hakkı elinden alınmış olmuyor aynı zamanda Allah (c.c.)’ın yarattığı bu insanlık âlemi, mülkiyet hakları şuurundan yoksun vahşî hayvanlık âlemine dönüştürülmüş oluyor. İşte burada Allah Teâlâ da Fâtiha sûresindeki ifadesiyle “âlemlerin sahibi” olarak devreye girip gerçek hak sahibi oluyor.

Rivayete göre bir kimse Hz Peygamber (s.a.v.)’in huzuru saadetlerine gelip şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Rasûlü, ben sana (yani Allah’tan getirmiş olduğun dine) iman etmek istiyorum. Ancak ben, içki içmeyi, zina etmeyi, hırsızlık yapmayı ve yalan söylemeyi de seven biriyim. İnsanlar bana, sen İslâm’ı kabul edersen bu işleri yapmak sana haram olur, diyorlar. Benim de bunları kolayca bırakmaya gücüm yetmez. Bunlardan birisini terk etmeme razı olursanız, size inanırım, dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) ona: “Yalanı terk et!” Buyurdu. O kimse de bunu kabul etti ve Müslüman oldu. Rasûlullah (s.a.v.)’ın huzurundan ayrılınca ona içki sundular. O, eğer ben içki içersem,Rasûlullah (s.a.v.) da bana içki içtin mi? Diye sorar da ben yalan söylersem, ahdi bozmuş olurum. Doğruyu söylersem bana ‘hadd’ cezası uygular, dediveiçki içmeyi terk etti. Sonra ona zina ve hırsızlık teklif edildi, o yine aynı şekilde düşünerek onları da bıraktı. Daha sonra bu kimse Peygamberimiz (s.a.v.)’e gelip, ne güzel yaptın (ne iyi tavsiyede bulundun) Ey Allah’ın Rasûlü, beni yalandan menetmekle günah kapılarını bana kapattın, dedi.’

Geçen hadis-i şeriflerden de anlaşılacağı gibi, doğruluk insanı iman ve itaate sevk ederken, yalan da insanı başta inkâr olmak üzere pek çok kötülüklere, günahlara düşürmektedir.[12]

                               Hırsızlık Hastalığından Kurtuluş Yolu

Hırsızlık hastalığından kurtuluş için, hem devletin, hem toplumun ve hem de bu hastalığa yakalanan insanların yapması gereken görev ve sorumlulukları vardır.

İslâm dininin istediği saadet toplumunda, hırsızlık olmadığı için huzur ve güven kurulmakta, insanlar rahat ve mutlu bir hayat yaşamaktadırlar. Bunu tarihimizde görüyoruz. Bu konuda en somut örnek Asr-ı Saadet’ten sonra Osmanlı’nın uyguladığı sistemdir. Toplumda oluşturduğu mekanizma ile hırsızlığın önüne geçmiş, hırsızlık düşüncesini ve sonucunda görülecek cezayı zihinlerde oluşturmuş ve buna teşebbüs edenlerin önüne manevî bir sınır koymuştur. Bu hususta iki batılı yazarın ifadeleri meramımızı anlatmada örnek teşkil etmektedir: Fransız generallerinden Compte de Bonnevaldiyor ki; ‘Hırsızlık, murabahacılık ve tekelcilik gibi suçlar Müslümanlar arasında adeta olmayan cinayetlerdir. Hâsılı ister vicdanî bir akideden, ister ceza korkusundan doğmuş olsun, o kadar dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Müslümanların dürüstlüklerine hayran kalır.’

Tarihçi A. Ubicinî: ‘Bu büyük başkentte dükkâncı herkesçe bilinen namaz saatlerinde dükkânını açık bırakıp gittiği, geceleri evlerin kapıları sıradan bir mandalla kapatıldığı halde senede yalnız dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyanlardan oluşan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları duyulmayan gün geçmez.’ diyor.

Hırsızlık hastalığına tutulan insan ise, bunun çok yanlış ve tehlikeli bir kazanç yolu olduğunu düşünmesi, bu işin sonunun olmadığını, mutlak surette bir gün yakayı ele vereceğini, dünyada cezasını göreceğini ve ahirette ise daha büyük cezaların kendisini beklediğini düşünmesi gerekir.

Hırsızlar günümüzde gelişen teknikler ile bayıltıcı, uyutucu, uyuşturucu, kesici, patlayıcı bütün silah ve malzemeleri de kullandıkları için artık hırsızlık bir meslek ve sektör halini almış ve insanların korkulu rüyası haline gelmiştir. Yukarıda belirttiğimiz gibi bu insanlar belirlenip ciddî bir manevî eğitimlerden geçirilip kendilerine iş fırsatları hazırlanarak topluma kazandırılmalıdır. Buna rağmen devam ediyorsa toplumun huzur ve güveni için yakalandıklarında suç unsurları oluşmuş ise had cezaları uygulanmalıdır.

Siyasette ve yönetimde hırsızlık ise daha farklı yöntemlerle ve daha yüksek meblağ ve kıymetlerde yapıldığından çok daha tehlikeli ve vebali büyüktür. Çalınan değerler toplumun malıdır. Halkımız arasında kullanılan çarpıcı ifadesiyle ‘Tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır’ denilen değerlerin, varlıkların çalınması en büyük hırsızlıktır.

Siyasetçinin hırsızlığının bir de emanete ihanet boyutu vardır. Bir ülkenin kaynakları ve yönetimi kendisine teslim edilen siyasetçi hırsızlık yaptığında hırsızlık suçu ile birlikte emanete ihanet, görevi kötüye kullanma ve Allah (c.c.)’ın haramını işleme gibi bir kaç büyük günahı bir anda işlemiş olur. Bunun hesabı çok zor ve azabı da çok çetindir. Bunun için siyasetçiler hırs ve tamah sahibi olmamalı, görevleri gereği kendileri için belirlenen maaşlarının dışında hiçbir beklenti içinde olmamalı ve asla hırsızlığa tevessül etmemelidirler.


[1]Necm sûresi, 53 /39.

[2]Bakara sûresi, 2/188.

[3]Maide sûresi, 5/ 38.

[4]Buharî, Mezalim 30; Müslim, İman, 100; Ebu Davud, Sünnet, 16; Tirmizî, İman, 11.

[5]İbn Mace, Hudûd 3, Nesaî, Sârık, 7.

[6]Ahlâk Dersleri, V. Aydın.

[7]Muvatta, Kasru's-Salât: 72.

[8]Muvatta, İsti'zan 42.

[9]Buhârî, Tevhid: 33; Müslim, İman: 153; Tirmizî, İman: 18.

[10]Nisa sûresi, 4/48.

[11]Nisa sûresi, 4/48.

[12]Tefsiru'l Kebir, Razi, XVI, 221–222.

 

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Sancar Paşa’ya vefasızlık
Amerika'ya ait insansız hava aracı Adana'ya düştü
Emre Belözoğlu, Milli Takım'a geri dönüyor mu?
Dursun Özbek'ten Arda Turan ve Selçuk İnan açıklaması
ABD'den Kuzey Kore'ye: Çok hızlı bir şekilde savaşa dönüşür
Resmen alay ediyor!
Sanayi hamleleri devrim niteliğindeydi
Emniyet Genel Müdürlüğü: Bülent Tezcan bize sorsaydı bilgi verirdik
“GDO’lu yem” korkutuyor
EN ÇOK
Yazarlar
Atilla MEHDİGİL
Çocuklar Rasulullah’ın Ahlakı üzere yetiştirilmeli
Mustafa KAYA
Siyasetin Dili
İshak BEYAZAY
H.A.A.R.P Projesi ve GDO’lu tohum-2
Feyzullah AYDOĞAN
Öğretmen atamalarında hakkaniyet ve liyakat yerine siyaset iddiası
Ekrem ŞAMA
Tarihten bir gaflet rekoru
Mustafa İŞCAN
Yeni aylıklar istediğiniz banka ve PTT’ye gönderilecek
Hayati OTYAKMAZ
ZAFERLERİMİZ VE VATAN SEVGİSİ
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Türkiye ve Japonya
Ali Haydar HAKSAL
Siyaset Düşünce Üretmiyor Tüketiyor
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Mattis Ziyareti Öncesi ABD Yalanları ve Aba Altındaki Sopa!
Zeki CEYHAN
Doğru aklım çalışmıyor!
Mevlüt ÖZCAN
Tek çaremiz Müslümanca yaşamak
Mahmut TOPTAŞ
Boyaya değil boyacıya
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs konusu boyut değiştiriyor
Prof. Dr. Burhanettin Can
FETÖ ile Mücadelede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
16. kuruluş yılında Ak Parti
Mustafa YILDIRIM
Öğrencilere sahip çıkamayacak mıyız?
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
Bilgiçlik taslayan medya gevezeleri
İsmail KILLIOĞLU
Şeytani Saçmalık Ve İblisce Cehalet
İbrahim VELİ
Atalet Ve Kalkışma
Abdülkadir ÖZKAN
Polemik siyaseti ile gerçek gündem gizleniyor
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz