28 Sevval 1438 | 22 Temmuz 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE TERÖR
21/08/2015 - 11:55
Mustafa GEÇER
"11 Eylül 2001 olaylarını tezgâhladıktan sonra ABD ile müttefikleri AB ve
Siyonist patronlar, terörü tekrar araç olarak kullanmaya başladılar...
Terörle Müslümanlar ve İslam’ın özdeşleştirilmesi amaçlanmaktadır.
 
Daha önceki asırlarda da olduğu gibi terör, günümüzde de gerçek amaçlarını gizleyen, üzerinden gerçek amaca ulaşılmaya çalışılan bir araç haline getirilmiştir.Terörden, terörü tezgâhlayan patronları menfaatlenirken, teröre taşeronluk yapanlarda patronları ile yaptıkları anlaşma çerçevesinde belirlenen hak edişlerini her zaman olmamakla beraber kısmen almaktadırlar. Taşeronların maliyeti arttığında, patrona riskli hale geldiklerinde veya deşifre olduklarında delil bırakmamak için ortadan kaldırılmışlardır. Burada hep zararlı çıkanlar bilerek ya da bilmeyerek teröre bulaşan, maşa olarak kullanılan, aldatılmışlar, gafil ya da hainler olmuştur.
Bu uygulamalar terör geleneğinin ve kültürünün değişmez kurallarıdır.
Yüzyılımızda, özellikle başlangıç olarak 11 Eylül 2001 olaylarını tezgâhladıktan sonra ABD ve müttefikleri AB ve Siyonist patronlar, terörü tekrar araç olarak kullanmaya başladılar. 
Kendi küresel çıkarları için, dünyaya yeniden şekil vermek  adına ülkelere ve toplumlara yapacakları  tehdit, baskı, darbe, zulüm, katliam, savaş, örtülü sömürge, işgal gibi insanlık dışı eylemlerini gizlemek için terörü tarihte görülmediği boyutta tekrar kullanmaya başlamışlardır.
Teröristleri maşa olarak kullanıp, faturayı onlara kesip, kendilerini, insanlığın huzuru ve barış içinde yaşaması için, dünyaya demokrasi, insan hakları, özgürlükler getirme, bu değerlerin önündeki engel ve terörle mücadele ve ortadan kaldırma fedakarlığında bulunan kahramanlar sınıfına yazmışlardır!
Günümüzdeki uygulamalarında sadece  maşa- figüranlarda önemli bir taktik değişiklik yapmışlardır.
11 Eylül öncesi terörü konu alan Hollywood filmlerinde bile terör eyleminin altından eski bir  NAZİ subayı veya askeri elebaşısı asli fail olarak çıkarılırken, 11 Eylül sonrası terör eylemlerini konu alan filmlerde işin altından muhakkak bir Müslüman fail veya Müslüman isimli, Ömer, Yusuf, Üsame, Muhammed gibi isimler çıkarılmaya başlanmıştır.
Terörle Müslümanlar ve İslam’ın özdeşleştirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu amaca yönelik İslam aleyhtarı propaganda ve çalışmalar, İslam’a ve Müslümanlara karşı ön yargı, ayrımcılık, itibarsızlaştırma ve  İslam korkusu (islamofobi) oluşturmak için her alanda yapılmaktadır. İslam ülkeleri yöneticileri bunu önleme cesaret ve liyakatine sahip olmayıp, ayrıca alet olmaktadırlar.
Çıkar amaçlı emperyalist Batı medeniyetinin çökerttiği insanlık değerleri karşısında, dünyada ve batıda Hristiyanlık terkedilmeye, insanlar ateistleşmeye ya da başka dinler aramaya başlamıştır.
İslam tekrar itibar ve taraftar bulmaya başlamış, insanlığın gündemine gelmiştir. 
Müstakbel medeniyet merkezi ve güç haline gelecek İslam ve Müslümanları ve ülkelerini “yakın tehdit” olarak algılamaya başlayan ve çıkarlarını onların topraklarında gören “Neo Etno-Haçlı” ırkçı emperyalizm patronları, terör üzerinden İslam ve Müslümanları töhmet altında bırakma, amacına da yönelmişlerdir.
Günümüzde terör, İslam’ı ve Müslümanları hedef almış daha acımasız ve çok boyutlu kullanılmaktadır.
Türkiye, her insanımızı olumsuz etkileyen birtakım genel sorunları ile düze çıkmak için uğraşırken son 40 yıldan bu yana “etno-sorunlar” tezgahlanarak  gündemin birinci sırasına yerleştirilmiştir. 
Bu sorunların tırmandırılmasında, mevcut ulusalcı-laik rejimin yapısal sorunlarının hazırladığı müsait zeminde, dış odakların ülkemizdeki tabii ve tarihi müttefikleri ve işbirlikçileri yerli uzantılarının taşeron rolü üslendiklerini görüyoruz.
Türkiye’nin, tüm vatandaşlarımızı olumsuz etkileyen genel sorunları da dahil tüm bölgesel sorunlar; önceleri,  “Güneydoğu Sorunu”, sonra “Kürt Sorunu” olarak adım adım evriltilip sahneye konmuş, daha sonra bu sorunlar bahane edilerek gerçek amaçları olan, bölgesel güç konumundaki Türkiye’nin bekasını, milletin birliğini, kardeşliğini ve huzurunu hedef alan terör sahnelenmeye başlanmıştır. Terör Türkiye’de iç ve dış destekli önemli ve öncelikli bir sorun haline getirilmiştir.
Devletin ulusalcı-laik yapılandırılmasından ve genel sorunlardan ve bu sorunlar teröre malzeme ve gerekçe yapılarak kullanılmasından meydana gelen sorunlar vardır.
Bu sorunlar, Türkiye yönetiminde “Etno-Kripto Kast Sistemi” kuran ve devletin tüm erklerini işgal edip, milletin gerçek temsilcilerinin siyasi ve bürokratik sosyal merkeze ulaşmalarını totaliter ve hukuk dışı, antidemokratik zorba yönetimleri ile önlemeye çalışan, milletin ve ülkenin başına musallat olmuş “parazit elitler” yerini milletin gerçek temsilcilerine bıraktığında-ki bu yakın bir gelecekte sosyolojik olarak kaçınılmazdır- bu sorunlar inşallah kolaylıkla aşılacaktır.
Devleti meydana getiren unsurlar; “Millet, Vatan ve Egemenlik”tir. Bunlar bir araya gelmeden devletten bahsedilemez. Devletin birinci dereceli,   “olmazsa olmaz” (sine qua  non) unsuru millettir. Millet rastgele bir kalabalık değildir. Birbirlerine ortak kimlik değerleri ile bağlı teşkilatlı insan  topluluğudur.  
Milleti meydana getiren ortak kimlik; Din mi, etnik manada Millet mi (Ulus), Dil mi, Etnisiteler mi?
Bu sorunlar gündeme oturtulmuş ve günümüz şartlarında verilecek cevap çok önemlidir. Bu konuda 18.yy’da ortaya atılan tartışmalar Din’i arka plana atarak etnik kimliği ön plana çıkarmıştır. 18.yy ve önceleri toplulukları ”millet” yapan genelde dini ortak kimlikleri olmuştur. Bu gün dahi Batılı ülkeler, yöneticilerimiz çok istemesine rağmen Türkiye’yi aralarına almamakta, Hristiyan olmayan, özellikle Müslüman olan göçmenleri mülteci olarak kabul etmemektedir.
Bizde, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, ”İslam Milleti” (Ümmet) olarak İslam ortak kimliğinde bütünleşilmiş, bin yıl birlikte yaşanmış, kader birliği yapılmıştır, halen bu maya devam etmektedir.
1789 Fransız ihtilali ile başlayan, devlet felsefesi anlayışında değişiklik ve buna paralel, etnik kökene dayalı  “Ulus –Devlet” modeli ideolojisi yaygınlaşmıştır. Sadece milletlerin değil, ulusların da devleti olması, anlayış olarak kaderlerini tayin etme hakkı da (Self Determination) gündeme getirilmiştir.
20.yy’da ilk ulusalcı (etno-millet) dalgası ile özellikle Osmanlı’nın parçalanması amaçlanmış  ve bazı çok uluslu imparatorlukların dağılmasında önemli etken olmuştur.
21.yy’ da ikinci etnik kimlik arayışı dalgası ile Yugoslavya, Sovyet Rusya, Çekoslovakya gibi etnisitelerden oluşan zayıf devletlerin dağılmasına neden olmuş, bazı ülkelerde de de parçalanma, dağılma emperyalist ülkelerinde yardım ve teşvikiyle devam etmektedir.
Bu “kimlik krizi” farklı ırklar barındıran devletlerde olduğu gibi, Türkiye’yi de etkilemiştir.
Tek ırktan meydana gelmeyen nüfusa sahip ülkelerde, yeniden ortak bir kimlik ve devlet tanımlanması tartışılmaya, üniter devletler için sorun haline gelmeye başlamıştır.
Buna karşılık,20.yy’ın ilk yarısından itibaren ABD ve Batıda “Ulus-Devlet” görüşü terkedilerek “ulus üstü” (Supra Nationalite) tek devlet modeline dönülerek bu model savunulmaya başlanmıştır.
ABD, AB, İsviçre, Birleşik Kırallık, Rusya federasyonu bu düşünce ekseninde varlıklarını ve birliklerini güçlendirmeye çalışırken, bu emperyalist ülkeler, çıkarları gereği zayıf ve müsait ülkeleri “Ulus-Devlet” fikri ile parçalamaya çalışmaktadır. Günümüzde kendilerinin geldiği yer “ulus-devlet” değil, Osmanlı modeli,  “supranational union” dur. (Ulus-Üstü birlik modeli)  
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda, Türk olsun Kürt veya başka etnik kimlik sahibi olsun,  Müslüman nüfus “asli kurucu unsur” olarak, tek millet, “İslam Milleti” sayılmış, Gayrimüslim vatandaşlar ekalliyet (azınlık) olarak tanımlanmış ve onların hak ve hukukları Lozan Anlaşmasının 37-45. Maddelerinde düzenlenmiştir.
Günümüz Türkiye’sinde de  başkaca üst kimlik aramaya gerek yoktur. Alt kimlikler tanınmakla beraber İslami kimlik güçlendirilmelidir. Başka kimlik arayışları sorunu derinleştirecek ve çözüm olmayacaktır.
1924 Anayasasının 2.maddesinde de ,”Türkiye Devletinin dini; Din’i islamdır” maddesi ile kurucu ortak kimliğimiz koruma altına alınmıştır. Ancak 1924 yılından itibaren “ulusalcı-laik”  bir politika izlenmeye başlanmıştır. Azınlıklardan çok, etnik fark gözetilmeden Müslüman çoğunluğa, dinini bırakması için yapılan baskı, dayatma, zulüm, mürteci diye ayrımcılık, itibarsızlaştırma, kamusal alanlardan kovma, ötekileştirme uygulamalarına paralel, Müslümanların özellikle inandığı gibi yaşama, inancını yayma özgürlüğü elinden alınmış veya kısıtlanmıştır. Toplum dinden uzaklaştırılmış ve din üzerindeki oynamalarla, İslam Fıkhı’nı reddeden “resmi ideolojiye” uygun protestan bir İslam anlayışı hakim kılınmıştır. Toplumu bir arada tutan maya zayıflatılmıştır.
Din’in (İslam’ın) birleştirici “üst kimlik” etkisinin  “Ulusalcı-Laik” rejim iktidarları, özellikle CHP tek parti ve bürokratik- oligarşik odakları tarafından zayıflatılması ve yok edilmesiyle, etnik ve ilaveten mezhepsel farklılıklar kaşınarak etnik kimliklerin öne çıkartılmasına müsait zemin hazırlamıştır. Rejim sahipleri Kürtleri de Türkleştirememiş, yok sayarak sadece sorunu kronikleştirip ötelemiştir. Türkiye %100 Türklerden meydana gelmiş olsaydı “etno-sorunlar” olmayabilirdi. Milleti kuşatan bir  arada tutan İslam çadırı! yıkılınca alttan “etnik farklı kimlikler” ve “sorunlar” ortaya ve öne çıkartılmıştır. “Ulusalcı-laik” rejimin sunduğu ortak “Türk Üst Kimliği”ne ,  “Marksist-ulusalcı- Kürtler” ve onların ideolojik partneri, “Marksist-Etno-Siyasi Mezhepçi-Kripto” terör örgütleri tarafından itiraz edilmekte ve dış odakların desteği de alınarak bir “Laik- Kürt Ulusu” inşa edilmeye ve Türkiye bölünerek bir “Marksist- Kürt- Ulus Devleti” kurulmaya çalışılmaktadır.     Son zamanlarda siyasilerin ağzından besmele gibi düşürmedikleri, 1989 yılında Özgür Batı Almanya Üniversitesi’nin Peter Alford Andrevs’e hazırlattığı  “Türkiyede Etnik Gruplar” kitabında, çoğu zorlama 47 etnik gruptan söz ettiği; hesabına göre, Türkiye de Türklerin oranını, %88.03,diğer etnik gruplar toplam oranını %11.87 olarak verdiği; Türkiye’deki 21 Almanı, 40 Estonu, 250 Polonezi, 700 Uyguru dahi  “etnik grup” sayısına dahil ettiği, iyi niyetten uzak yanlış ve kasıtlı bilgilere dayandırdığı, Türkiye’yi “Mozaikleştirme”ye çalıştığı, ”Mozaik” yakıştırmasını tuturduğu, Türk ulusalcıların bile haşa bir Vahiymiş gibi iman ettiği eserinden kaynaklanan, siyasilerin ağzından düşürmedikleri: “Bu ülkede Türk, Kürt, Boşnak, Arnavut, Çerkes, Zaza, Gürcü, Laz, Çamlı Hemşin, Romanı ile”  daha hızını alamayarak,” Alevisiyle –Sünnisiyle kardeşiz!” etnik ve mezhepsel kimlik nakaratları sıralamaları, bir sorun olduğunun itirafı olmakla beraber, pek faydalı olmamaktadır. Bu nakaratlar aksine Milleti mozaikleştirmiş, mozayiği  birbirine yapıştıran “İslam Tutkalını” bir yana bırakarak yok saymaları, ırkçılığı daha da tetiklemiş, öne çıkarmıştır. Her vatandaşın etnik ve mezhepsel kimliğinin sorgulanmasına, gündeme gelen şahısların “Acaba Türk mü, Kürt mü… Sünni mi, Alevi mi?” olduğu sorusunu akıllara getirerek, toplumun kamplaşmasına neden olurken, gıda maddeleri dahi etnik aidiyete ayrılmaya başlanmıştır. Kürt peyniri, Çerkes peyniri ,Gürcü peyniri, Yörük Peyniri gibi peynirde dahi etnik bölünmelere neden olmuş, Boşnak mantısı, Boşnak böreği, Türk ırkı inek, Arap ırkı at v.s derken geçenlerde bir pastane menüsinde, “Kürt Böreği” yazdıkları, her zaman  “sade börek” diye bildiğimiz “Kürtleştirilmiş  böreğe” rastladım. Bu gidişle ileride Türk Böreği, Arap Böreği, Türk Tatlısı, Kürt tatlısı v.s menüleri işgal etmeye başlarsa şaşmayın.
Her şey etnik kökenlere göre tasnif edilmeye başlanmıştır. Bu ayrımcılığa neden olacaktır.
Ticari mekanlar dahi, kullandıkları semboller ve objelerle etnik kimliği, ırkçılığı yansıtan ve  kokan merkezler haline gelmeye başlamıştır. Herkesin ırki kökeni ile öğünmeye, kendisini tanımlamaya, birbirleri ile yarışmaya başlaması, bu altyapı üzerine farklılıklar kışkırtılıp provoke edilerek ülkede birlik beraberliğin bozulmasına, teröre altyapı hazırlanmasına  neden olunmaktadır. Peygamber efendimiz (sav) bir hadislerinde,“Irkçılığa çağıran bizden değildir. Irkçılık davası uğruna savaşan bizden değildir. Irkçılık davası uğruna ölen de bizden değildir." Buyurmuştur. Ondan olamamak bir Müslüman için ne ağır  ve acı bir müeyyidedir. Ne kötü bir sondur.
Merhum Erbakan Hoca ırki kimlik üzerinden “ortak paydalarımız…v.s” diye konuşan bir milletvekilini; ”Bizde ırkçılık yasaklanmıştır, Müslümanlık neremize yetmiyor, ortaklık şirktir!” diye adeta azarlamıştı. Evet, Müslümanlar  için Müslümanlık neyimize yetmiyor?
Madem Türkiye’de Türklerden başka azımsanmayacak sayıda  Kürtler ve azınlıkta diğer etnisiteler var,o halde hangi üst kimlikte birleşilecektir? Sorun ve sorusuna, Türkiye’de yaşayan Müslümanları kardeş yapan, birbirlerine kanlarını haram kılan, aile kurumunda kaynaşmada kızlarını birbirlerine helal kılan ve başta gelen bağlayıcı “İslami kimlik” rejimin temel yapısı gereği dışlanarak cevap aranmakta ve bulunamamaktadır. Böylece sorunda çözüme ulaşamamaktadır. Bu kafa yapısıyla da ulaşması mümkün değildir. Müslümanlar inançları gereği kardeştir, başka din seçerlerse bağ kopar. 
Bundan başka, Millilikten uzak eğitim, ekonomik, bölgesel gelişmişlik farklılığı, gelir dağılımındaki dengesizlik, işsizlik, göç gibi alt sorunlar ve bu sorunların tetiklediği sorunlar bulunuyor. Doğudaki insanlar Batı’ya doğru göçüyor. Doğu boşalıyor. Bu göçün ortaya çıkarttığı konut, gecekondu, eğitim, işsizlik ve diğer sosyal sorunlardan oluşan onlarca sorun var. Bu sorunları, rejimin patronları tarafından zaman zaman bazı ayrımcılığa uğrayan Kürt vatandaşlar daha çok hissetmiştir. Bu genel sorunlar Türklerin de sorunu olduğu halde Güney Doğu ve Kürt Sorunu olarak sunulmakta terörün beslenmesinde ve taraftar bulmasında kullanılmaktadır. 
Sorun nedir?
Güney doğu sorunu, Kürt sorunu, Terör sorunu  diye tanımlanmaya çalışılıyor. Üç sorun da vardır ve içi içe geçmiş, birbirini tetiklemektedir Aslında bu sorunlar Türkiye’nin genel sorunlarından ayrı sorunlar değildir. Bir bölgeye ve bir etnik topluluğa mal edilmesi iyi niyetli bir yaklaşım değildir. Sorunlar, Türk için de, Kürt içinde, Arap ve diğeri içinde vardır. Bugüne kadar çözülmeliydi.Terör dışındakiler bir ölçüde çözülmüştür, zamanla tamamen çözülebilir. Çözülecektir.Terör sorunu olanca vahşetiyle sürmektedir.
Türkiye bu sorunları çözmek istiyor, büyük çaba harcıyor ancak sorun çıkaranlarda çözüm isteyen bir irade var mıdır? Maalesef yok gözüküyor. Bu çok önemli.  Olaylar ve yaklaşımlar çok iç içe ve girift bir bilmece gibi. Bir kesim için sorun görünen konular, diğer kesim için sorun olmayabiliyor. Bir ırkçı Marksist-ateist- Kürt- PKK’lı için sorun sayılan bir durum, Müslüman bir Kürt için sorun olmayabiliyor, aksine PKK’nın çözüm dediği Müslüman Kürt için önemli sorun teşkil edebilir. Terör, varlığını sorunlara borçlu olduğundan çözüm istemez. Çünkü çözüm sağlanırsa terör biter. Şurası kesin ki, istemese de er ya da geç bitecektir. Burada esas alınması gereken Türk-Kürt ayırmadan tüm sorunların çözülmesidir. Sorunu çözmek için muhatap tarafların tespit edilmesi de önemli bir sorundur. Son onbeş yılda taraf yanlış seçilmiştir.
Türkiyede Terör sorunu  vardır ve öncelikli bir hal almıştır.
Devletin ve milletin birlik ve beraberliğini hedef almıştır. Yapılanma, 1965 yılında “fikir kulüpleri federasyonu” adı altında Marksist-Leninist ideoloji etrafında devrimci sol öğrenci örgütlenmesi  şeklinde  başlamıştır. Daha sonraları Devrimci Marksist- sol örgütlenmelerin içinde kendisini ifade etmiş ve semirmiş, bu örgütlerin farklı ideolojik fraksiyonlara ayrılması ile etnik milliyetçi Marksist-Leninist bir fraksiyon olarak PKK bölücü terör örgütü halini alarak masumiyetini kaybetmiştir.  Rejimden kaynaklanan ve giderilmesi gereken  bir takım yanlış ve ihmaller bir yana, konulduğunda geldiğimiz noktada öncelikli sorun terör sorunudur.
Terör eylemlerinin kaynağı, PKK terör örgütü, iç ve dış destekçileridir. Başta İsrail, ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, İngiltere, Danimarka, Belçika, İsveç, İsviçre, Suriye, Güney Afrika, Rusya, gibi dış ülkelerden destek görmektedir.
İçeride; başta BDP ve CHP olmak üzere bazı siyasi partilerden, sol ideolojiye sahip sivil toplum örgütlerinden, sol hakimiyetindeki bazı “Kamu Meslek Kuruluşlarından” maddi-manevi destek almaktadır. Zengin Kürt işadamlarından gönüllü gönülsüz haraç ve maddi destek toplamaktadır.
DEV-GENÇ, TİKKO, DHKP-C, TKP/ML, TDP, MLKP, TİKB, TKEP/L, THKO, THKP/C  gibi farklı fraksiyonlara ve kliklere bölünmüş, değişik isimler almış ve bazıları halen varlığını sürdüren diğer Marksist-Leninist- sol terör örgütleriyle Devletin  ve Milletin birliğine, bekasına karşı eylem birliğini sürdürmektedir.
Demokrasi, insan hakları, Güney doğu ve Kürt sorunu ile ideolojik yapıları gereği bilimsel olarak alakaları yoktur. Kripto Ermeni ve kendilerini İslam dışında “Alisiz Alevi” siyasi kimliği ile tanımlayan Marksist-Leninist-Maoist ateist terörist gruplar ve aynı düşünce ve inancı taşıyan Kürtler dışında kalan Müslüman Kürt ve Türk halkının en acımasız düşmanıdır. 
Terörist unsurlar, devletin, özel ve resmi kurumların; bürokratik, akademik, medya, sanat, spor, sivil toplum kuruluşları, kamu meslek kuruluşları, iş çevreleri ve kuruluşlarına sızmış, bu kurumları ve kurumlardaki yetkilerini  kendileri için koruma destek ve kalkanı olarak kullanan elemanları vasıtası ile de bulundukları kurumları terör amaçlı propaganda ve istihbarat karargahları olarak kullanmaktadırlar. Terörün yaşam ünitelerinin bağlı olduğu, amansız düşmanı olduğu hukuk ve demokratik ortamı suiistimal eden ve bundan azami  derecede faydalanan bu lojistik unsurlar radikal bir şekilde temizlenmelidir.
Türkiye’nin varlığını, birliğini, barış içinde gelişmesini ve refahını  hazmedemeyen iç ve dış emperyalist mahfillerin maşası ve taşeronu olarak PKK  şemsiyesi altında  40 yıldır Türkiye aleyhine ASALA Ermeni terör örgütünden devralınan terör faaliyetleri sürdürülmektedir. Ülkeye savaş açmış, bunu gayrinizami usulde sürdürmektedir. Gayri-nizami savaşa karşı nizami usüllerle savaşmak teröre en büyük tavizdir, güvencedir, başarı sağlanamaz.
PKK, Irak ve İran Kürt örgütlenmeleri ile Marksist-Ateist ideolojisi sebebiyle anlaşamamaktadır. Sadece son zamanlarda Suriye Kürtçü örgütlenmesi (YPG-PYD) ile ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında işbirliği içinde hareket etmektedir.
Sovyet Sosyalist Rusya İmparatorluğu rejiminin 1990’ da çökmesi  sonucu küresel Komünizm moda ve rüzgarının durması, Rusya’nın Komünist terör örgütleri hamiliğinin sona ermesi  ile PKK, ideolojisinde bazı taktiksel revizyonlara giderek  laikleşmiş, İslam inancının Kürtler için çok zararlı olduğunu söyleyip, Zerdüşt’ün Mecusiliğini Kürtlerin ulusal dini kabul etmesine rağmen, son zamanlarda İslami kavramları  da kullanarak, vitrine başörtülü kadınlar sürerek şuursuz Müslüman  Kürtleri de Kürtçülük ekseninde belirli oranda yanına çekmeyi başarmıştır. Şurası unutulmamalı ki terörün safına geçen her kişi ve kurum, meşruiyetini ve masumiyetini kaybetmiş demektir. Terör örgütü, “Etno-Marksizm-Leninizm-Ateizm” temel ideolojisini ve İslam düşmanlığını ve bölücülük ideolojisini tavizsiz korumaktadır. İdeolojileri gereği hiç alakaları olmayan, demokrasi, hukuk, insan hakları gibi kavramları dilinden düşürmeyen böylesi bir bölücü terörist yapılanma vardır.
Kamuoyunda  “İkiz Yasalar” diye tabir edilen, BM sözleşmesinin kabulüne ilişkin, 4867 ve 4868 no.lu iki yasa, alelacele  ve sessiz sedasız T.B.M.M.’de 04/06/2003 tarihli oturumda kabul edildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından da hemen onaylandı. Self Determination’u, “en üst hukuk normu”( Lex Superior) olarak  iç hukuka taşıyan bu yasalar terör örgütüne iç ve uluslar arası hukuk desteği ve cesaret  vermiştir.
Terörü kullananların gerçek amacı, Kürt vatandaşlarımıza duydukları sevgi ve haklarını korumak değil, bölgeden Kürt nüfusu boşaltarak, boşaltılan toprakların Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail’e katılması  meselesidir. Allah fırsat vermesin, bedelini Müslüman Türklerin ve Kürtlerin kanı ile ödeteceklerdir.
Çözüm ve çözümde muhatap alınacaklar kimler olmalıdır? 
İnşallah gelecek yazıda ele alınacaktır.
 
 
 
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                  
YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
14/02/2017 - 14:47 TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
23/12/2016 - 12:03 ÜLKEMİZİN ÜYE YAPILDIĞI BÖLGESEL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA İLİŞKİLERİ…
14/11/2016 - 13:59 KASABINA AŞIK KOYUN
24/10/2016 - 15:41 MUSUL HAREKÂTININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
11/10/2016 - 18:11 KANDİL’E YAĞI KİM KOYUYOR ?
29/09/2016 - 11:37 EĞİTİM VE TERSİNE DEVŞİRME
05/09/2016 - 17:52 III.BİNYIL HAÇLI SAAVAŞLARI
15/08/2016 - 10:31 BAŞIMIZA GELENLER
03/08/2016 - 15:56 15 TEMMUZ DARBE SONRASI
19/07/2016 - 16:50 15 TEMMUZ 2016 DARBE TEŞEBBÜSÜ
04/07/2016 - 13:04 İLERİ GİDİŞ Mİ GERİ DÖNÜŞ MÜ?
11/06/2016 - 10:43 DOST ZANNEDİLENLERDEN YENEN KAZIKLAR !
27/05/2016 - 18:00 IŞİD’İN SON KULLANMA TARİHİ BİTTİ Mİ?
16/05/2016 - 16:29 LAİKLİK NE İŞE YARAR? -II-
10/05/2016 - 10:50 LAİKLİK NEDİR NE İŞE YARAR ? -I-
25/04/2016 - 21:04 BATI DUYARLILIĞI
08/04/2016 - 09:30 NEREYE GİDİYORUZ ?
29/03/2016 - 11:10 KONSOLOS EFENDİLERİN ADALET HASSASİYETİ
14/03/2016 - 17:31 NESLİMİZ PAGANİZM TEHDİDİ ALTINDA
26/02/2016 - 11:29 TRİBÜNDE SEYİRCİ OLMAK
16/02/2016 - 16:39 ANAYASA TARTIŞMASI -2
02/02/2016 - 19:30 ANAYASA TARTIŞMASI -1
15/01/2016 - 23:09 TÜRKİYE’DE TERÖRÜN KAYNAĞI
05/01/2016 - 11:39 MUSUL SORUNU
30/12/2015 - 14:19 KANAL İSTANBUL RANTI
21/12/2015 - 15:11 AKP İKTİDARLARI’NIN İSRAİL İLİŞKİLERİ
14/12/2015 - 10:12 IRAK BİZE IRAK DEĞİL
02/12/2015 - 12:17 BÖLGEMİZDE SON GELİŞMELER
23/11/2015 - 10:56 RUSYA’NIN IŞİD HEVESİ
14/11/2015 - 10:28 SİLAHLAR MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE DENENİYOR
27/10/2015 - 17:06 DEVLET EL DEĞİŞTİRİYOR...
18/10/2015 - 17:00 KAMPLAŞMA KİMLERİN İŞİNE YARAR ?
04/10/2015 - 20:15 TERÖRE KARŞI KÜRESEL İŞBİRLİĞİ
21/09/2015 - 12:44 YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
10/09/2015 - 12:37 YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
31/08/2015 - 18:25 ÇÖZÜM SÜRECİ OYALANMASI VE ÇÖZÜM
21/08/2015 - 11:55 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE TERÖR
08/08/2015 - 13:22 CHP VE TERÖR
13/07/2015 - 03:55 İSLAM COĞRAFYASI VE TÜRKİYE'DE KİMLİK İNŞAASI
05/07/2015 - 22:43 BÖLGEDE SUÇLU TÜRKİYE Mİ?
29/06/2015 - 00:49 HİÇ BİRİ TEMİZLİKTEN SÖZ EDEMEZ!
23/06/2015 - 11:20 HAÇLI SAVAŞLARI SÜRÜYOR…
15/06/2015 - 11:27 UFUKTA ERKEN SEÇİM VAR
09/06/2015 - 10:05 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİ
01/06/2015 - 13:05 EY MİLLET UYAN-2
25/05/2015 - 14:01 EY MİLLET UYAN, İYİ YÖNETİLMİYORUZ-1
12/05/2015 - 14:49 7 HAZİRANDA YİNE SEÇİM VAR
05/05/2015 - 11:56 TARİHE GEÇMİŞ KATLİAM VE SOYKIRIMLAR -2 (Kızılderili Soykırımı)
30/04/2015 - 10:41 Tarihe Geçmiş Katliam Ve Soykırımlar (Endülüs Soykırımı)
15/04/2015 - 11:29 DÜNYADA SOYKIRIM MUCİTLERİ
07/04/2015 - 15:29 FAİL, ÜST AKIL İSE SİZ NE AKILSINIZ?
01/04/2015 - 12:57 BU NE REZİLLİK, NE KEPAZELİK, NE MÜTTEHEMLİK?
25/03/2015 - 14:54 TEPEDE YETKİ KAVGASI MI?
12/03/2015 - 11:20 EKONOMİ CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK
04/03/2015 - 10:55 ERBAKAN'I ANLAMAK...
24/02/2015 - 11:15 BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK!
10/02/2015 - 09:50 TÜRKİYE HANGİ ZEMİN ÜZERİNDE YÜKSELECEK?
02/02/2015 - 16:21 YÖNETMEK YA DA YÖNETİLMEK
27/01/2015 - 11:02 İSLAM ÜLKELERİ BARIŞ GÜCÜ ACİLEN KURULMALIDIR
20/01/2015 - 15:40 BLACKWATER TERÖR ÖRGÜTÜ
13/01/2015 - 18:21 TERÖR KİMİN İŞİNE YARAR ?
07/01/2015 - 11:37 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VII
01/01/2015 - 12:08 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VI
22/12/2014 - 21:25 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-V
16/12/2014 - 10:27 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-IV
09/12/2014 - 17:15 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-III
02/12/2014 - 11:45 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-II
25/11/2014 - 11:43 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-1
13/11/2014 - 16:13 YENİ DÜNYA DÜZENİ VE MESCİD-İ AKSA
04/11/2014 - 13:20 KAMU DÜZENİ
28/10/2014 - 14:50 KULLUK SÖZLEŞMESİ
16/10/2014 - 11:30 KAMU MALLARININ SATIŞI
07/10/2014 - 23:45 KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!
29/09/2014 - 16:45 IŞİD SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN DURUŞU
21/09/2014 - 23:48 IŞİD ÜZERİNDEN TÜRKİYE'NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLMEK İSTENİYOR
09/09/2014 - 09:30 BÜTÜN BUNLARI IŞİD Mİ YAPIYOR?
19/08/2014 - 16:15 BU DÜZENİN ÜRETTİĞİ İNSAN YAPISI
12/08/2014 - 10:20 ÇAN KAYA!
28/07/2014 - 00:04 HANİ BAHAR GELMİŞTİ?
20/07/2014 - 20:27 GAZZE'DE KATLİAM SÜRÜYOR
10/07/2014 - 19:23 İSLAM ÜLKELERİNİN YÖNETİCİLERİ NE YAPAR?
02/07/2014 - 15:45 NEREDEN NEREYE ?
24/06/2014 - 13:59 FİTNE ATEŞİ
07/06/2014 - 16:08 DEMOKRASİ, DİKTATÖRLERİN MEŞRUİYET ARACI MI ?
30/05/2014 - 18:20 23. ULUSLARARASI MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI
21/05/2014 - 10:15 BİR MUSİBET Mİ, BİN NASİHAT MI?
12/05/2014 - 01:32 BİRLİK VE BERABERLİK
08/05/2014 - 11:18 10.YIL DA TV5
28/04/2014 - 10:28 SEÇİM KAVGASI
22/04/2014 - 10:54 MEDYA ÇILGINLIĞI
14/04/2014 - 13:00 DEMOKRASİNİN BEDELİ
07/04/2014 - 01:30 ÇARLIK RUSYASI YENİDEN
01/04/2014 - 09:55 KOKPİTTE OTURANLAR
24/03/2014 - 10:31 SİYASİ TERCİH VE SORUMLULUK
17/03/2014 - 11:00 DEĞİŞİMİN CAZİBESİ
10/03/2014 - 10:00 SİYASİ CİNNET HALİ
02/03/2014 - 23.55 FİİLİ İŞGALLER YENİDEN BAŞLADI
24/02/2014 - 11:30 ÜÇÜNCÜ VEFAT YILINDA ERBAKANI ANLAMAK
17/02/2014 - 08:10 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-3
10/02/2014 - 11:00 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-2
01/02/2014 - 17:30 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-1
26/01/2014 - 23:45 17 ARALIK DIŞ ODAKLAR VE OYUNCULAR
17/01/2014 - 12:15 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-2
09/01/2014 - 13:00 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-1
31/12/2013 - 12:00 BU İŞ HÜKÜMETİ VE CEMAATİ AŞAR!
23/12/2013 - 13:00 AB MACERASI:GÖNÜLLÜ ESARET-5
16/12/2013 - 15:47 AB MACERASI-GÖNÜLLÜ ESARET-4
05/12/2013 - 16:00 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-3 BÖLÜM
23/11/2013 - 15:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET- 2
15/11/2013 - 20:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-1
29/10/2013 - 13:39 TEFECİLİK MEDENİYETİ!
14/10/2013 - 13:22 TOPLUMSAL SORUNLARIMIZ VE ÇÖZÜM REFERANSLARI
05/10/2013 - 14:49 28 ŞUBAT SANIKLARI VE MAĞDURLARI
26/09/2013 - 16:25 DEMOKRASİNİN NAMUSU
27/08/2013 - 13:00 KATİLDEN HİMMET BEKLEMEK
18/08/2013 - 15:11 GÜÇ BENDE O HALDE HAKLIYIM
03/08/2013 - 07:49 DİN SAVAŞLARI
23/07/2013 - 09:20 ÖRTÜLÜ İŞGAL
12/07/2013 - 15:40 MISIR VE DEMOKRASİ
03/07/2013 - 20:21 MURSİ DİRENMELİDİR !
24/06/2013 - 18:56 BÖLGE BARIŞI GÜÇLÜ TÜRKİYEDEN GEÇER
13/06/2013 - 19:26 CAMİ VERGİSİ
04/06/2013 - 20:24 HOŞAFIN YAĞI KESİLDİ!
23/05/2013 - 15:34 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE AYRIMCILIK
10/05/2013 - 16:51 ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE İSRAİL
30/04/2013 - 19:29 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-2
24/04/2013 - 18:25 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-1
09/04/2013 - 17:54 KAN DAVASI -2
30/03/2013 - 22:14 KAN DAVASI-1
20/03/2013 - 22:54 SERBEST TİCARET ANTLAŞMALARI (LAISSEZ FAIRE-LAISSEZ PASSER)
10/03/2013 - 18:29 YENİDEN RANT EKONOMİSİNE DÖNÜŞ
01/03/2013 - 15:26 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -3
25/02/2013 - 17:33 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -2-
20/02/2013 - 12:05 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -1-
12/02/2013 - 12:14 MEDENİYET SORUNU
30/01/2013 - 15:36 HABABAM SINIFI
15/01/2013 - 16:20 YENİDEN İŞGAL VE SÖMÜRGECİLİK
10/01/2013 - 14:30 GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALIR
01/01/2013 - 15:22 KENDİSİ RUS MOTORU AMERİKAN ÜRETİMİ TÜRK
20/12/2012 - 17:26 YILBAŞI NOEL MİLLİ PİYANGO
09/12/2012 - 20:17 Cumhuriyetin Kazanımları!
26/11/2012 - 14:33 Küresel Güç Dengeleri Değişiyor
15/11/2012 - 15:40 İslam Ülkelerinin Kurduğu Teşekküller Neden Etkin Değil?
06/11/2012 - 16:41 Müslüman Duyarlılığı
23/10/2012 - 00,11 Kurban Bayramı Mübarek Olsun
17/10/2012 - 17:53 İçki Reklamları ve Anayasa
09/10/2012 - 23:24 Suriye'ye Müdahale Kimin İşine Yarar?
01/10/2012 - 17:33 Görünen İran
19/09/2012 - 00:01 Müslümanın Talep Ve Beklentileri
11/09/2012 - 19:43 Türkiyenin Borç Faizi ve Yabancılara Toprak Satışı
28/08/2012 - 16:06 DÜNYA PETROLLERİNİ SÖMÜRENLER
23/08/2012 - 00:44 PKK'NIN İDEOLOJİK KİMLİĞİ
14/08/2012 - 12:18 Nizam İthalatı
04/08/2012 - 14:55 Küresel Bataklık
25/07/2012 - 13:00 Sahibinden Satılık Partiler 2
20/07/2012 - 14:43 Sahibinden Satılık Partiler 1
09/07/2012 - 08:55 Taksim Meydanının Silüeti
02/07/2012 - 09:30 Milleti Aptal Yerine Koymayın
25/06/2012 - 17:15 TÜRKİYE BÖLGEDE YALNIZLIĞA SÜRÜKLENİYOR
18/06/2012 - 17:15 Anayasa mı ? Babayasa mı ?
11/06/2012 - 10:46 ALKOL, EŞCİNSELLİK, FUHUŞ VE KÜRTAJ
05/06/2012 - 13:45 Büyük Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin Rolü
29/05/2012 - 11:45 Saf Tutmak
21/05/2012 - 10:00 Dünya'da ve Türkiye'de Neo Kapitalizm-2
14/05/2012 - 17:33 Dünya'da ve Türkiye'de Neo-Kapitalizm 1
08/05/2012 - 13:28 Nerede Duruyoruz ?
28/04/2012 - 12:37 Kalkınmamızın Ayak Bağları
 
20 Temmuz yeniden doğuştur
Adalet Bakanı Bozdağ'dan 'tek tip kıyafet' açıklaması
Allah’a şükür salâlar galip geldi
Darbenin üssüne yürüyoruz
Karamollaoğlu: Akla ziyan bir tutuklama
Suudi Arabistan'dan Katar açıklaması
Avusturya'dan Zeybekci'ye giriş yasağı
Başbakan Yıldırım: 'Sağlık olsun Türkiye Kıbrıs için elinden geleni yaptı'
BBP'den Adalet Yürüyüşü mitingi kararı
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa İŞCAN
SGK ve 15 Temmuz gazilerinin hakları
Atilla MEHDİGİL
Kral çıplaak! Kral çıplaak! Kral çıplaak!
Mustafa KAYA
Şimdi Daha da Dikkatli Olma Zamanı
Hayati OTYAKMAZ
"Erkekler gibi savaşamadın, bari oturup kadınlar gibi ağla"
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Ekrem ŞAMA
15 Temmuz programları
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Ah köylüm vah köylüm
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
En Kârlı Ticaret
Ali Haydar HAKSAL
İnsanın Tükendiği Zamanlar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Batı Cephesi”ndeEvanjelik Çatlamalar!
Zeki CEYHAN
Kabinede yenilik!
Mevlüt ÖZCAN
Sihir ve büyü helak eder
Mahmut TOPTAŞ
Şeytana cennetin yolu sorulmaz
Prof.Dr.Ata ATUN
Anastasiadis’in politik iflası
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Fitneler ve darbeler
Mustafa YILDIRIM
Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış
Burak KILLIOĞLU
Pişkin…
Şakir TARIM
Kudüs ve Filistin için ümitler yeşerdi
İsmail KILLIOĞLU
İnsana bakmak
İbrahim VELİ
Saadet similasyonu
Abdülkadir ÖZKAN
Terör örgütlerinin arkasındakileri bilmeyen kalmadı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz