4 Ramazan 1438 | 30 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Tarihe Geçmiş Katliam Ve Soykırımlar (Endülüs Soykırımı)
30/04/2015 - 10:41
Mustafa GEÇER
"Batı toplumlarının anlayışında; diğer insanlar evrimini tamamlamamış,
tamamlama kabiliyeti olmayan mutantlardır ve onlar kendilerine hizmet
için yaratılmıştır."
1-ENDÜLÜSTE YAPILAN SOYKIRIMLAR
Batı toplumlarının kültür genetiğinde kendilerinden başka toplumları insan saymama anlayışı vardır. Yunanlılar, Romalılar, Germenler, Anglosaksonlar (İngilizler),Yahudiler, kendilerini üstün ırk olarak görürler, kendilerinden başka insanları insan saymazlar. Onlara; köle, plep, goyim, barbar, vahşi, acem gibi isimler taktıklarını görürüz. Onların anlayışında diğer insanlar evrimini tamamlamamış tamamlama kabiliyeti olmayan mutantlardır ve onlar kendilerine hizmet için yaratılmıştır. Bu çağda dahi halen buna inanırlar, diğer insanları aşağı görürler. Çıkarları için istila ettikleri ülke insanlarını ya tamamen yok ettikleri, ya da tamamen köleleştirip onları hukuklarında cansız  bir eşya hükmünden daha aşağı gördüklerine tanık oluruz. Mesela bir Asyalı, Afrikalı  golf sopasından daha değersizdir.
Batılı beyaz adamın bilinçaltında günümüzde de bu düşünceyi sakladığını zaman zaman bunu söylem ve eylemlerinde açığa vurduğunu görüyoruz.
Batı düşüncesi, kültüründe ve sicilinde kayıtlı bu cürümleri günümüzde başka toplumlara yıkma gayreti içindedir. Batı,19.yy öncesi soykırım ve katliamları insanlık suçu saymayan, kendisine verilmiş hak gören bir anlayışa sahipti. 6.YY’da İslam’da  çok önemli umdelerden biri olan “kul hakkı” (insan hakkı) ancak 20. YY’da Batı düşüncesine kısmen girebilmiştir.  İnsan hakları günümüzde uygulamada olmasa da öne çıkan herkesin kabul ettiği öncelikli ve çok önemli  ilke haline gelmiştir. İnsan haklarını sürekli ihlal etmiş Batılı sömürgeci haçlı toplumları, gelişen insan hakları  düşüncesi karşısında bozuk sicilini gizlemek için kendileri dışındaki toplumlardan “günah keçisi” aramaya ve suçu onlara yıkma, insan  hakları kavramının arkasına sığınarak ihlal eylemlerini sürdürme çabasına girmiştir.
Kesin kanıtlarla belirlenmiş sayısız katliam ve soykırım dosyalarından 15.yy’dan itibaren bazıları çeşitli kaynaklardan derlenerek burada paylaşılmaya çalışılacaktır.
Bu soykırımların başında şüphesiz Endülüs (İspanya) katliamları ve Soykırımı gelmektedir.
Başkenti  Şam’da bulunan Emevi  Devleti daha İslamiyet’in ilk yüzyılı olan 7. Yüzyılda  Kuzey  Afrika'nın (Mağrip) tümünü eline geçirmişti.   8. yüzyılın başında Emevi Devleti'nin Kuzey Afrika'daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik'in desteğiyle bir Berberi kumandan olan Tarık bin Ziyad’ı  Cebelitarık Boğazı'nı geçerek İber (İspanya) Yarımadası'na 12 bin kişilik Arap ve çoğu Berberilerden oluşan bir ordu ile gönderdi.
O zamanlar İber Yarımadası Germen asıllı bir ulus olan Vizigotların (Batı Gotlar) elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Gotlar buraya, Güney İskandinavya Gotland bölgesinden, Kuzeybatı Karadeniz bölgesine, oradan da Hun Türkleri akınları önünden kaçarak gelmişler, İberya’daki yerli halkın çoğunu yok ederek burada krallık kurmuşlardır.
Tarık bin Ziyad, savaşta  geri dönüş ihtimalini ortadan  kaldırmak üzere kendi gemilerini yaktırdı, yapılan savaşta askeri sayıca çok fazla olan Vizigot kralı Rodrigo'yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde 711 yılında Müslümanların eline geçti.
Fetih öncesi dönemlerde İspanyol topraklarında yaşayan Vizgotlar ile Papazların güdümündeki Hıristiyan haçlı yönetimi zulmünden bölge halkı bıkmıştır. İslam’ın yeryüzünde adaleti tesis ettiğini bilen bölge halkı adeta fethin kolaylaştırılması için gayret sarf etmiştir diyebiliriz.  Dolayısı ile sayıca Hıristiyan ordularından az olmasına rağmen Cebeli Tarık boğazından İspanya topraklarına çıkartma yapan İslam Orduları, Vizigot haçlı ordularını güney Fransa’ya kadar sürerek İspanya topraklarını ve gönülleri kısa zamanda fethetmeyi başarmışlardır.
Endülüs, 750 yılına kadar Emevilerin gönderdiği valiler tarafından yönetildi. 750 yılında Abbasiler Bağdat'ta halifeliklerini ilan ettiler ve Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs'e kaçarak kendisini Emevi emiri ilan etti ve Kurtuba (Córdoba) kentini kendine başkent yaptı. Endülüs’te Müslümanlar; 711-1492 tarihleri arasında 780 yıl boyunca İber yarımadasında hüküm sürmüş, bu dönemde tüm Avrupa'yı ilim ve medeniyet ile tanıştırarak Rönesans hareketinin başlamasına öncülük etmişlerdir. Özellikle Endülüs Bölgesi’nin önemli üç şehri, Granada, Cordoba ve Sevilla; Endülüs İslam medeniyetinin izlerini günümüze kadar taşıyabilmişlerdir. Endülüs Emevi Devleti hâkimiyeti sırasında Cordoba’da Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler dostça yaşayarak bu şehirden önemli bilim adamı, filozof ve sanatçılar yetiştirerek İber yarımadasının ve Avrupa’nın bilim ve sanat merkezi haline gelmiştir.
Endülüs Emevileri Dönemi (756-1031) Endülüs'ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire'den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs'te atıldı. Yine o dönemde Avrupa'nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken, stratejik bir bilgi sayılan okuma yazma avamdan esirgeniyordu. Endülüs'te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. Endülüs'lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün İspanya’daki Yahudi kültürünün altın çağı  olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamışlardır. İber Yarımadası’ndaki büyük Yahudi varlığı, Yahudilerin 1492 tarihli Elhamra Kararnamesi ile Hıristiyan İspanya’dan, ardından yine benzer bir emir ile 1497 yılında da Hıristiyan Portekiz’den toplu olarak göçe zorlanmasına kadar sürmüştür. Uzun zaman halifeliğin de merkezi olan Cordoba, Avrupa’daki ilk üniversiteye ve ilk şehir aydınlatma sistemine sahip olması ile ünlüdür.   800 yıl Güney Avrupa’da İber Yarımadasında varlığını sürdürebilmiş, kurduğu üstün medeniyetle karanlık batıda Avrupa’nın da aydınlanmasına vesile olmuştur.
718 yılında Kuzey İspanya dağlarındaki Covadonga Mağaraları'nda sıkışan Pelayo öncülüğünde başlayan Hıristiyan Reconquistası (İspanyanın hıristiyanlarca yeniden fethi)hareketi başlatıldı. Hıristiyan İspanya’nın gerçek kurucusu ve Endülüs’e karşı Reconquista hareketinin gerçek başlatıcısı sayılan I. Alfonso’nun krallık dönemi (739-757), kendi açısından parlak bir devre oldu. Çünkü, onun zamanında Endülüs’ün kuzeybatı sınır bölgesindeki eyâletler, Araplarca ikinci sınıf görülen Berberîlerin ayaklanması (741-742) sebebiyle karmaşaya sürüklendi ve Alfonso bunu iyi değerlendirerek İslam topraklarına karşı 740 yıllarında saldırılar yaptı, Müslüman halka katliâm uyguladı.
II. Alfonso ile Endülüs Emevi emîrleri I. Hişam, I. Hakem ve II. Abdurrahman arasında şiddetli savaşlar oldu ve karşılıklı istilâlar yaşandı. Endülüs Emevileri Döneminde (756-1031), karşılıklı savaşlar olmakla birlikte Müslümanlar toprak kaybına izin vermedikleri gibi, eskiden kaybedilen bazı yerleri de geri aldılar. Çünkü, Emeviler dönemi Endülüslülerin yeniden toparlanarak güçlendikleri hatta, birkaç büyük dünya gücü durumundaki devletlerden birisi haline geldiği bir dönem olacaktır.
Asturias kralı el Casto (Namuslu, Afîf) lakaplı II. Alfonso’nun son zamanlarında, Hıristiyan İspanya’nın kaderinde etkili olacak bir dinî olay meydana geldi. Efsaneye göre, Kudüs’te kral tarafından öldürüldükten sonra cesedi deniz yoluyla Galicia bölgesine gelen Aziz Yakub’un (St. Jakop) zamanla kaybolmuş olan mezarı, 835 tarihinde Keşiş Theodemir tarafından bulunan bir yapının Aziz Yakup’un mezarı olduğu iddia edildi. Kral tarafından mezar bir kubbe ilâvesiyle türbe hâline getirildi. Olay İspanyalılar ve Avrupa Hıristiyanları arasında yayılınca, türbe Hıristiyanların hac için yoğun olarak gelmeye başladıkları birleşmelerine vesile olan bir yer hâline geldi. Türbe çevresinde süratle yerleşim meydana geldi. Şehrin adı ise Medînetü Şente Yâkub Mukaddese (Santiago de Compostela, Mukaddes Aziz Yakub’un Şehri) oldu. Daha sonra türbenin yanına bir de büyük bir kilise veya katedral inşâ edildi. Bu gelişmenin İspanyol ve Avrupa milliyetçiliği ve dindarlaşması, Haçlı savaşlarının başlamasında etkileri büyük olmuştur. Nitekim Aziz Yakub, artık İspanya’nın kutsal hâmisi oldu, türbesi de zamanla tüm Avrupa Hıristiyanlarının ziyaretgâhı hâline geldi.
Bu münâsebetle Avrupa ve İspanya Hıristiyanları arasında görüşme başladı. Bu görüşmeler karşılıklı etkileşimlere, çeşitli âdetlerin gelişmesine ve Müslümanlara karşı bir şuur birliği oluşumuna zemin teşkîl etti. Bugün dahi Santiago, Hıristiyan İspanya’nın hatta Avrupa’nın en meşhur hac mahalli olarak bilinmektedir.
İslamî dönemde şehir, Hâcib el-Mansûr tarafından  997 tarihinde fethedilerek tahrip edildi. Sadece Aziz Yâkub’un mezarına dokunulmadı.   Galiçya kralı II. Bermudo, XI. yüzyıl başında şehri Müslümanlardan geri aldı.
İşte bu olaylar cereyan ederken ve Endülüs’te iç savaşlar sürerken Hıristiyan İspanyollar fırsatı iyi değerlendiriyorlardı. Aralarında savaş bile olsa Müslümanlara karşı birlik oluyorlar, her fırsatta Müslümanlara saldırıyor ve toprak kazanıyorlardı. Müslümanlara da kaybettikleri şehirlerinin ardından ağıtlar düzmek kalıyordu. Bu arada gelişen yeni bir olayla daha da güçlendiler. Hıristiyan İspanya’yı teşkil eden iki büyük krallık, Aragon Kralı ve “haçlı seferi şampiyonu” V. Ferdinand ile Kastilya Kraliçesi İzabella’nın 1469 yılında evlenmeleriyle birleşti. Bu durumda Endülüs Devletinin son temsilcisi Nasrîler ile daha rahat mücadele edebilirlerdi. Nitekim öyle de oldu ve 1490 yılında Gırnata’yı kuşattılar. Endülüslülerin direnişleri fayda etmedi ve 21 Muharrem 897/25 Kasım 1492 tarihinde imzalanan Teslim Antlaşmasından sonra 25 Rebîülevvel 897/2 Ocak 1492 tarihinde Sultan Ebu Abdullah, şehri İspanyollar’a teslim etmek zorunda kaldı.
Bu olaydan sonra artık İberya Yarımadası’nda Müslümanların hakimiyeti tamamen sona ermiş ve böylelikle, dünya tarihinde Müslümanlara âit altın bir sayfa da kapanmış, ispanyada kalan Müslümanlara karşı etnik temizlik başlamış oluyordu. Gırnata’da Nasrîler’in devlet idare merkezi el-Hamrâ Sarayı’nın duvarlarını süsleyen hatlarda ençok kullanılan âyet, “Lâ Gâlibe illallâh”tır.  02 Ocak 1492'de Gırnata Emirliği de İspanyollar'a Emir Ebu Abdullah tarafından teslim edilmiştir. Bu olay Reconquista'nın son adımı olarak değerlendirilir.  1492'de Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile İspanyadaki 781 senelik İslam egemenliği sona erdi.  718'den 1085'e ilk, 1085'den 1238'e ve 1238'den 1492'ye kadar geçen üç safhada ısrarlı ve uzun vadeli bir politikayla Reconquista süreci tamamlanmış ve başarıya ulaşmış oluyordu. Bundan sonra orada kalan Yahudiler (Sefaradlar) hemen, Müslümanlar (Mudejarlar) ise 1610 yılına kadar ara ara ülkeden çıkarıldılar. Endülüs Göçmenleri denilen bu topluluklar içinde özellikle Yahudileri, o zamanın dünyasında güçlü Osmanlı Devleti'nden başka kabul eden olmadı. 1508'de yayınlanan bir fermanla 6 yıl içerisinde Müslümanlar'ın kendi kıyafetlerini terk etmeleri ve Hıristiyan gibi giyinmeleri şart koşulmuştur. Yaklaşık bir yüzyıl boyunca üç milyon Müslüman, ya sürgün edilmiş, ya din değiştirmeye zorlanarak Hıristiyanlaştırılmış ya da kılıçtan geçirilmiştir. Bir mimari harikası olan saraylar yakılmış, kütüphaneler içlerindeki yüzbinlerce kitapla yakılıp talan edilmiştir. Bu yıkımdan sadece Cordoba'da bulunan ve şu an katedral olarak kullanılan Kurtuba Ulu Camii ile el-Kasr, yani Alkazar Sarayı, Medinettu`z-Zehra'nın kalıntıları, Gırnata'da (Granada) bulunan Elhamr Sarayı ile Cennetü'l-arif Sarayı kalmıştır.
Bu oluşumu güçlendiren diğer bir faktör de, Hıristiyan İspanya devletlerinde yaşayanların kendilerini Gotlar’a mensup saymalarıdır. Kendilerini Got olarak adlandırarak ve hükümet işlerini de Got geleneklerine göre düzenleyerek eski devletlerini ihya etme fikrini geliştirmeyi başladılar.     1500 Senesinde İspanya Devleti ve Katolik kilisesi, Müslümanları zorla vaftiz etmeye başladı. Bunu takiben, önceki tahribattan geri kalan bütün camiler 1501 yılında kiliseye çevrildi. 12.10.1501 tarihinde yayımlanan bir kraliyet fermanıyla bütün Arapça kitapların yakılması emredildi. Bunun üzerine, şehirlerin ve kasabaların büyük meydanlarına yığılan el yazması olup başka örneği bulunmayan 400 bin cildi geçen Arapça kitaplar anlatılamaz bir barbarlık örneği olarak yakıldı.  Bu, asla unutulmayacak bir kültür ve bilim cinayettir. Bu cinayetin benzeri Bağdat’ta  Moğollar, Türkiye’de Cumhuriyet ilk dönemi Laik yöneticileri yapmıştır. Daha sonra Arapça yasaklandı ve Arapça konuşanlar için ölüm cezası öngörüldü. Bütün bu felaketlerle mücadele eden Endülüslülerin imdat çığlıklarına ne Fas Sultanı Ebu Abdullah’tan, ne de Mısır Memluk Sultanı Eşref Kansu’dan (Kansu Gavri) bir cevap geldi!  İç karışıklık ve kölemenlerle uğraşan Osmanlıdan yardım geldi. İspanya’dan katliamdan kaçan Müslümanları haçlı gemileri yüksek ücretlerle  Afrika’ya geçirmek için alıp  açılınca denize atıyorlardı, şimdide Afrika’dan Avrupa kaçan göçmenlere aynısı yapılıyor. II.Beyazıt zamanında zalim Ferdinand’a savaş açılamadı ama Osmanlı gemileri katliamdan canını kurtarmış Müslümanları ve Yahudileri alıp  İstanbul, İzmir, Edirne, Selanik  gibi şehir ve güvenli bölgelere taşıdılar.
Bir süre sonra Katolik kilisesi, ülkede İslam’ın hiçbir izini bırakmamak için, adaletsizliğin ve insaniyetsizliğin en kötü örnekleri olan korkunç İspanyol Engizisyon Mahkemelerini kurdu. Sanıkların ifadelerini işkenceyle alan ve kararlarını çok zayıf iddialara dayandıran bu mahkemelerin kapanlarına kapılanların hemen hemen hiçbirisi hayatta kalmadı. Kurbanlarının çoğu, aileleriyle birlikte kral, soylular ve halkın katıldığı büyük bir infaz törenlerinde canlı canlı yakıldılar. Ancak, çoğu kurbanlar yakılacak kadar bile yaşamayıp işkence altında öldüler.
Gırnata Müslümanları, açıktan açığa daha fazla direnemeyince ve imdat çığlıklarına İslam dünyasından cevap alamayınca, vaftiz edilerek zorla Hristiyanlaştırıldılar.  İslamî inançlarını gizli tutmak şartıyla zahiren Hıristiyanlığı kabul ettikleri izlenimini verecek şekilde teşkilatlandılar. Katolikler bunlara “Morisko” (Mağribi) adını verdiler.
Zorla vaftiz edilip Hristiyanlaştırılan ancak Yahudiliklerini gizlice devam ettiren kripto Yahudiler de “Morrano” (pis, domuz) dediler. Genelde “ Yeni Hıristiyanlar” (konverso) olarak adlandırılan bu insanlar, ayrımcılığa tabi tutuldular, aşağılandılar, acımasızca yönetildiler. Şüphelendiklerini ya öldürdüler, ya sürdüler.
İspanya’da kalan Müslümanlara baskı ve zulüm devam etti. 1508 yılında bir kraliyet fermanı yayımlanarak İslamî elbise giyimi yasaklandı. Morisko’lara 1510 yılında yeni vergiler yüklendi. 1511 yılında çıkarılan başka bir fermanla önceki imhadan geriye kalan İslamî kitapların yakılması öngörülürken, Morisko’ların silah taşımaları ve İslami usullerle hayvan kesmeleri yasaklandı… Müslüman evlere domuz jambonları dağıtılıp, yemeleri emredildi. Bunlar özel zabıta tarafından kontrol edildi. Cuma günü çalışmayanların çalışması, Pazar günü tatil yapması emredildi ve izlendiler. Hıristiyanlığından şüphe edilenler ailecek öldürüldü. Benzeri fermanlar, Katolik kral Ferdinand’ın 1516 yılında ölümüne kadar devam etti. Ferdinand’ın yerine geçen oğlu V.Karlos, Gırnata Müslümanlarına başlangıçta biraz yumuşak davrandı. Fakat 1523 yılında bir ferman çıkararak daha önce vaftiz edilemeyen Müslümanların da vaftiz edilmesini, kabul etmeyenlerin ise köleleştirilmesini emretti. Bu gelişmeler karşısında Moriskolar krala başvurup daha önce Hıristiyanlığı asla hür iradeleriyle seçmediklerini, bu inancın kendilerine zorla kabul ettirildiğini ifade ettiler ve fermanın adaletten uzak olduğunu belirttiler. Bunun üzerine Gırnata’ya gelen V.Karlos, yaptığı incelemelerden sonra Morisko’ların her şeye rağmen gerçek Hıristiyanlar oldukları ve dolayısıyla Katolik kilisesinin kanunlarına itaat etmeleri gerektiği yönünde karar verdi. Bu karar karşısında Morisko’lar 80 bin duka altın toplayıp krala vererek söz konusu fermanı yürürlüğe koyma konusunda daha esnek davranmasını istediler. Kral, fermanı hemen yürürlüğe koymayı erteleyip daha fazla vergi almak, sömürüp köleleştirmek şartıyla, Hıristiyanlığı tam olarak benimseyebilmeleri için Morisko’lara 40 yıllık bir süre tanıdı. V.Karlos 1555 yılında ölünce yerine mutaassıp ve zayıf kişilikli biri olan ve tamamen Katolik papazlar tarafından kontrol edilen oğlu II.Filip geçti. O, babasının tanıdığı 40 yıllık dönemin 1566 yılında dolması üzerine Müslümanları inançlarından uzaklaştırma yönünde daha evvel alınan kararları bütün gücüyle uygulamaya koymaya karar verdi. 01.01.1567 tarihli bir fermanla söz konusu kararları ihlal edenleri hapis, sürgün, işkence, mallarına el koyma ve ateşe verme gibi cezalara çarptıracağını ilan etti. Bu ferman, Engizisyon Mahkemeleri hakimleri tarafından bütün şehirlerde ve kasabalarda yargılama esnasında okundu. Morisko’lar söz konusu fermanın uygulamaya konmaması yönünde yaptıkları bütün girişimlerden olumsuz sonuç aldılar. Sonunda, bu dayanılmaz kâbustan kurtulmak için isyana girişmeyi düşünmeye başladılar.
Zorla Hristiyanlaştırılmış Müslüman bir ailenin torunu olan İspanyol tarih profesörü Rodrigo de Zayas, İspanya´da Müslümanlara karşı yapılmış korkunç katliamın bilançosunu 500 yıl sonra belgeleriyle gözler önüne serdi. İspanya Müslümanları ve Devlet Irkçılığı adıyla yayınladığı kitapta, 756 sayfa boyunca Endülüs´te yüzyıllar önce atılmış olan çığlıklar harfler, kelimeler ve satırlar halinde sayfalara dökülüyor. R. de Zayas; ”O  zamanki durum tezatlarla doludur. Sözgelimi, C. Quint´in annesi olan Çılgın Jeanne´nin nâibeliği sırasında Morisklerin her ne şekilde olursa olsun Hıristiyanlardan farklı görünmelerini yasaklayan bir ferman yayınlanır.-Türkiye’deki başörtü yasağı kaynağını buradan alır-  Katalanca konuşacaklar, onlar gibi giyinecekler, pazarları çalışmayacaklar, vs... Fakat aynı zamanda onlar şapkalarına kumaştan mavi bir hilal takmak mecburiyetindedirler. Tabi bu ister istemez insana Nazi dönemindeki sarı yıldızı hatırlatıyor. Yani onlar hem halkla bütünleşme zorunda bırakılıyor, hem de böyle bir işareti taşımaya mahkum ediliyorlar. Gerçi bu sadece görünüşte mantıksız. Aslında Engizisyon´un bundan büyük çıkarı var. Çünkü, bir Moriskin Cuma günü çalışmadığı veya domuz eti yemediği görülür görülmez derhal ağır bir cezaya çarptırılmakta ve malları müsadere edilmektedir”
1568 yılında Müslümanlar ayaklanırlar... R. de Zayas ; ”Pedro de Deza adlı bir Engizisyon sorumlusu eski Gırnata Emîrliği halkına karşı o kadar iğrenç davranışlara kalkıştı ki, sonunda insanlar dayanamayıp isyan ettiler. Kiliseleri yıktılar, papazları ve rahibeleri öldürdüler... İsyanın bastırılışı ise çok daha korkunç oldu. Her yerde toplu kıyımlar yapıldı. Bir Müslüman şehri veya köyü ele geçirildiğinde halkı ya topluca köle edildi -tabi işe yarar olanları-, veya hiçbir ayrım gözetmeden hepsi kılıçtan geçirildi. 1571 yılında ayaklanma bütünüyle bastırıldı. Başı vurulmamış olan Moriskler Batı Endülüs, Kastilya, Estremadure ve Galice´ye varıncaya kadar dört bir yana dağıtıldılar.
1609 yılında oralara onları toplamak üzere tekrar gidildi ve Morisko lafının bile edilmesi mümkün olmayacak şekilde onların imhasına başlandı. Modern zamanların ilk "nihai çözüm"üdür (!)bu...”
Reconquista; Endülüs döneminde İber Yarımadası’ndaki Hıristiyanların, Müslümanların yarımadadaki varlıklarını ortadan kaldırma amaç ve çabalarına verilen addır. 1492 yılında son Endülüs devletinin yıkılmasıyla başarıya ulaşan Reconquista, İspanyolca "Yeniden fetih" anlamına gelir.  İspanya'nın yeniden Hıristiyan olmasını kesin bir yazgı olarak gören bir bakış açısının parçasıdır.  Endülüs İslam medeniyetinden İber Yarımadası’nda yaşayan bir kimseye bugün rastlamak mümkün değildir. Üç milyon üzerinde Müslüman nüfus ve Yahudiler Nereye gitmişler? Kaçabilenler her şeyini bırakıp kaçmış, kalan 800 yıllık varlık her şeyiyle korkunç ve acı bir şekilde yok edilmiştir. Batı ideolojisinin aynı akıbeti Balkan  ve Anadolu Yarımadası için de “megola idea” olarak halen beslediğini unutmamak gerekir. Bakmayın insan hakları, eşitlik, özgürlük, çevrecilik, barış, demokrasi nutuklarına, bunları kendileri için istiyorlar. İş Müslümanlar için söz konusu ise her şey susar bu kavramlar bir anda terk edilir, kabul görmüş bu kavramlar adına katliam ve zulüm başlatılır.
Allah fırsat vermesin.
YORUMLAR
mehmet altınışık 30-04-2015, 12:27:25
Ne kadar izah ederseniz edin boşuna..."Kör görmüyorsa güneşin suçu ne?" demiş İslam alimleri...
Demek ki zalim olmak için bahaneye gerek yok. Seni dövecekse dövüyor...
Güçlü olmazsanız, yönetimde Allah'ın rızası yerine insanın rızasını gözetmeye kalkarsanız, sonuç bu oluyor...
Rabbim hatalarımızdan ders almak ve kafiri dost edinmekten bizi muhafaza eylesin...
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
14/02/2017 - 14:47 TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
23/12/2016 - 12:03 ÜLKEMİZİN ÜYE YAPILDIĞI BÖLGESEL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA İLİŞKİLERİ…
14/11/2016 - 13:59 KASABINA AŞIK KOYUN
24/10/2016 - 15:41 MUSUL HAREKÂTININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
11/10/2016 - 18:11 KANDİL’E YAĞI KİM KOYUYOR ?
29/09/2016 - 11:37 EĞİTİM VE TERSİNE DEVŞİRME
05/09/2016 - 17:52 III.BİNYIL HAÇLI SAAVAŞLARI
15/08/2016 - 10:31 BAŞIMIZA GELENLER
03/08/2016 - 15:56 15 TEMMUZ DARBE SONRASI
19/07/2016 - 16:50 15 TEMMUZ 2016 DARBE TEŞEBBÜSÜ
04/07/2016 - 13:04 İLERİ GİDİŞ Mİ GERİ DÖNÜŞ MÜ?
11/06/2016 - 10:43 DOST ZANNEDİLENLERDEN YENEN KAZIKLAR !
27/05/2016 - 18:00 IŞİD’İN SON KULLANMA TARİHİ BİTTİ Mİ?
16/05/2016 - 16:29 LAİKLİK NE İŞE YARAR? -II-
10/05/2016 - 10:50 LAİKLİK NEDİR NE İŞE YARAR ? -I-
25/04/2016 - 21:04 BATI DUYARLILIĞI
08/04/2016 - 09:30 NEREYE GİDİYORUZ ?
29/03/2016 - 11:10 KONSOLOS EFENDİLERİN ADALET HASSASİYETİ
14/03/2016 - 17:31 NESLİMİZ PAGANİZM TEHDİDİ ALTINDA
26/02/2016 - 11:29 TRİBÜNDE SEYİRCİ OLMAK
16/02/2016 - 16:39 ANAYASA TARTIŞMASI -2
02/02/2016 - 19:30 ANAYASA TARTIŞMASI -1
15/01/2016 - 23:09 TÜRKİYE’DE TERÖRÜN KAYNAĞI
05/01/2016 - 11:39 MUSUL SORUNU
30/12/2015 - 14:19 KANAL İSTANBUL RANTI
21/12/2015 - 15:11 AKP İKTİDARLARI’NIN İSRAİL İLİŞKİLERİ
14/12/2015 - 10:12 IRAK BİZE IRAK DEĞİL
02/12/2015 - 12:17 BÖLGEMİZDE SON GELİŞMELER
23/11/2015 - 10:56 RUSYA’NIN IŞİD HEVESİ
14/11/2015 - 10:28 SİLAHLAR MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE DENENİYOR
27/10/2015 - 17:06 DEVLET EL DEĞİŞTİRİYOR...
18/10/2015 - 17:00 KAMPLAŞMA KİMLERİN İŞİNE YARAR ?
04/10/2015 - 20:15 TERÖRE KARŞI KÜRESEL İŞBİRLİĞİ
21/09/2015 - 12:44 YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
10/09/2015 - 12:37 YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
31/08/2015 - 18:25 ÇÖZÜM SÜRECİ OYALANMASI VE ÇÖZÜM
21/08/2015 - 11:55 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE TERÖR
08/08/2015 - 13:22 CHP VE TERÖR
13/07/2015 - 03:55 İSLAM COĞRAFYASI VE TÜRKİYE'DE KİMLİK İNŞAASI
05/07/2015 - 22:43 BÖLGEDE SUÇLU TÜRKİYE Mİ?
29/06/2015 - 00:49 HİÇ BİRİ TEMİZLİKTEN SÖZ EDEMEZ!
23/06/2015 - 11:20 HAÇLI SAVAŞLARI SÜRÜYOR…
15/06/2015 - 11:27 UFUKTA ERKEN SEÇİM VAR
09/06/2015 - 10:05 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİ
01/06/2015 - 13:05 EY MİLLET UYAN-2
25/05/2015 - 14:01 EY MİLLET UYAN, İYİ YÖNETİLMİYORUZ-1
12/05/2015 - 14:49 7 HAZİRANDA YİNE SEÇİM VAR
05/05/2015 - 11:56 TARİHE GEÇMİŞ KATLİAM VE SOYKIRIMLAR -2 (Kızılderili Soykırımı)
30/04/2015 - 10:41 Tarihe Geçmiş Katliam Ve Soykırımlar (Endülüs Soykırımı)
15/04/2015 - 11:29 DÜNYADA SOYKIRIM MUCİTLERİ
07/04/2015 - 15:29 FAİL, ÜST AKIL İSE SİZ NE AKILSINIZ?
01/04/2015 - 12:57 BU NE REZİLLİK, NE KEPAZELİK, NE MÜTTEHEMLİK?
25/03/2015 - 14:54 TEPEDE YETKİ KAVGASI MI?
12/03/2015 - 11:20 EKONOMİ CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK
04/03/2015 - 10:55 ERBAKAN'I ANLAMAK...
24/02/2015 - 11:15 BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK!
10/02/2015 - 09:50 TÜRKİYE HANGİ ZEMİN ÜZERİNDE YÜKSELECEK?
02/02/2015 - 16:21 YÖNETMEK YA DA YÖNETİLMEK
27/01/2015 - 11:02 İSLAM ÜLKELERİ BARIŞ GÜCÜ ACİLEN KURULMALIDIR
20/01/2015 - 15:40 BLACKWATER TERÖR ÖRGÜTÜ
13/01/2015 - 18:21 TERÖR KİMİN İŞİNE YARAR ?
07/01/2015 - 11:37 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VII
01/01/2015 - 12:08 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VI
22/12/2014 - 21:25 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-V
16/12/2014 - 10:27 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-IV
09/12/2014 - 17:15 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-III
02/12/2014 - 11:45 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-II
25/11/2014 - 11:43 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-1
13/11/2014 - 16:13 YENİ DÜNYA DÜZENİ VE MESCİD-İ AKSA
04/11/2014 - 13:20 KAMU DÜZENİ
28/10/2014 - 14:50 KULLUK SÖZLEŞMESİ
16/10/2014 - 11:30 KAMU MALLARININ SATIŞI
07/10/2014 - 23:45 KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!
29/09/2014 - 16:45 IŞİD SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN DURUŞU
21/09/2014 - 23:48 IŞİD ÜZERİNDEN TÜRKİYE'NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLMEK İSTENİYOR
09/09/2014 - 09:30 BÜTÜN BUNLARI IŞİD Mİ YAPIYOR?
19/08/2014 - 16:15 BU DÜZENİN ÜRETTİĞİ İNSAN YAPISI
12/08/2014 - 10:20 ÇAN KAYA!
28/07/2014 - 00:04 HANİ BAHAR GELMİŞTİ?
20/07/2014 - 20:27 GAZZE'DE KATLİAM SÜRÜYOR
10/07/2014 - 19:23 İSLAM ÜLKELERİNİN YÖNETİCİLERİ NE YAPAR?
02/07/2014 - 15:45 NEREDEN NEREYE ?
24/06/2014 - 13:59 FİTNE ATEŞİ
07/06/2014 - 16:08 DEMOKRASİ, DİKTATÖRLERİN MEŞRUİYET ARACI MI ?
30/05/2014 - 18:20 23. ULUSLARARASI MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI
21/05/2014 - 10:15 BİR MUSİBET Mİ, BİN NASİHAT MI?
12/05/2014 - 01:32 BİRLİK VE BERABERLİK
08/05/2014 - 11:18 10.YIL DA TV5
28/04/2014 - 10:28 SEÇİM KAVGASI
22/04/2014 - 10:54 MEDYA ÇILGINLIĞI
14/04/2014 - 13:00 DEMOKRASİNİN BEDELİ
07/04/2014 - 01:30 ÇARLIK RUSYASI YENİDEN
01/04/2014 - 09:55 KOKPİTTE OTURANLAR
24/03/2014 - 10:31 SİYASİ TERCİH VE SORUMLULUK
17/03/2014 - 11:00 DEĞİŞİMİN CAZİBESİ
10/03/2014 - 10:00 SİYASİ CİNNET HALİ
02/03/2014 - 23.55 FİİLİ İŞGALLER YENİDEN BAŞLADI
24/02/2014 - 11:30 ÜÇÜNCÜ VEFAT YILINDA ERBAKANI ANLAMAK
17/02/2014 - 08:10 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-3
10/02/2014 - 11:00 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-2
01/02/2014 - 17:30 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-1
26/01/2014 - 23:45 17 ARALIK DIŞ ODAKLAR VE OYUNCULAR
17/01/2014 - 12:15 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-2
09/01/2014 - 13:00 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-1
31/12/2013 - 12:00 BU İŞ HÜKÜMETİ VE CEMAATİ AŞAR!
23/12/2013 - 13:00 AB MACERASI:GÖNÜLLÜ ESARET-5
16/12/2013 - 15:47 AB MACERASI-GÖNÜLLÜ ESARET-4
05/12/2013 - 16:00 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-3 BÖLÜM
23/11/2013 - 15:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET- 2
15/11/2013 - 20:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-1
29/10/2013 - 13:39 TEFECİLİK MEDENİYETİ!
14/10/2013 - 13:22 TOPLUMSAL SORUNLARIMIZ VE ÇÖZÜM REFERANSLARI
05/10/2013 - 14:49 28 ŞUBAT SANIKLARI VE MAĞDURLARI
26/09/2013 - 16:25 DEMOKRASİNİN NAMUSU
27/08/2013 - 13:00 KATİLDEN HİMMET BEKLEMEK
18/08/2013 - 15:11 GÜÇ BENDE O HALDE HAKLIYIM
03/08/2013 - 07:49 DİN SAVAŞLARI
23/07/2013 - 09:20 ÖRTÜLÜ İŞGAL
12/07/2013 - 15:40 MISIR VE DEMOKRASİ
03/07/2013 - 20:21 MURSİ DİRENMELİDİR !
24/06/2013 - 18:56 BÖLGE BARIŞI GÜÇLÜ TÜRKİYEDEN GEÇER
13/06/2013 - 19:26 CAMİ VERGİSİ
04/06/2013 - 20:24 HOŞAFIN YAĞI KESİLDİ!
23/05/2013 - 15:34 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE AYRIMCILIK
10/05/2013 - 16:51 ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE İSRAİL
30/04/2013 - 19:29 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-2
24/04/2013 - 18:25 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-1
09/04/2013 - 17:54 KAN DAVASI -2
30/03/2013 - 22:14 KAN DAVASI-1
20/03/2013 - 22:54 SERBEST TİCARET ANTLAŞMALARI (LAISSEZ FAIRE-LAISSEZ PASSER)
10/03/2013 - 18:29 YENİDEN RANT EKONOMİSİNE DÖNÜŞ
01/03/2013 - 15:26 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -3
25/02/2013 - 17:33 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -2-
20/02/2013 - 12:05 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -1-
12/02/2013 - 12:14 MEDENİYET SORUNU
30/01/2013 - 15:36 HABABAM SINIFI
15/01/2013 - 16:20 YENİDEN İŞGAL VE SÖMÜRGECİLİK
10/01/2013 - 14:30 GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALIR
01/01/2013 - 15:22 KENDİSİ RUS MOTORU AMERİKAN ÜRETİMİ TÜRK
20/12/2012 - 17:26 YILBAŞI NOEL MİLLİ PİYANGO
09/12/2012 - 20:17 Cumhuriyetin Kazanımları!
26/11/2012 - 14:33 Küresel Güç Dengeleri Değişiyor
15/11/2012 - 15:40 İslam Ülkelerinin Kurduğu Teşekküller Neden Etkin Değil?
06/11/2012 - 16:41 Müslüman Duyarlılığı
23/10/2012 - 00,11 Kurban Bayramı Mübarek Olsun
17/10/2012 - 17:53 İçki Reklamları ve Anayasa
09/10/2012 - 23:24 Suriye'ye Müdahale Kimin İşine Yarar?
01/10/2012 - 17:33 Görünen İran
19/09/2012 - 00:01 Müslümanın Talep Ve Beklentileri
11/09/2012 - 19:43 Türkiyenin Borç Faizi ve Yabancılara Toprak Satışı
28/08/2012 - 16:06 DÜNYA PETROLLERİNİ SÖMÜRENLER
23/08/2012 - 00:44 PKK'NIN İDEOLOJİK KİMLİĞİ
14/08/2012 - 12:18 Nizam İthalatı
04/08/2012 - 14:55 Küresel Bataklık
25/07/2012 - 13:00 Sahibinden Satılık Partiler 2
20/07/2012 - 14:43 Sahibinden Satılık Partiler 1
09/07/2012 - 08:55 Taksim Meydanının Silüeti
02/07/2012 - 09:30 Milleti Aptal Yerine Koymayın
25/06/2012 - 17:15 TÜRKİYE BÖLGEDE YALNIZLIĞA SÜRÜKLENİYOR
18/06/2012 - 17:15 Anayasa mı ? Babayasa mı ?
11/06/2012 - 10:46 ALKOL, EŞCİNSELLİK, FUHUŞ VE KÜRTAJ
05/06/2012 - 13:45 Büyük Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin Rolü
29/05/2012 - 11:45 Saf Tutmak
21/05/2012 - 10:00 Dünya'da ve Türkiye'de Neo Kapitalizm-2
14/05/2012 - 17:33 Dünya'da ve Türkiye'de Neo-Kapitalizm 1
08/05/2012 - 13:28 Nerede Duruyoruz ?
28/04/2012 - 12:37 Kalkınmamızın Ayak Bağları
 
Yunanistan'ın eski başbakanı Miçotakis hayatını kaybetti
Sanayicinin Yanında Ol Otoyolun Değil!
TSK açıkladı: 45 terörist etkisiz
Akif Emre'ye son vazife
AK Parti Grup Başkanı Binali Yıldırım oldu
Gelecek Milli Görüş’ün
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa KAYA
YPG’ ye NATO Şemsiyesi mi?
Hayati OTYAKMAZ
FETİH VE FATİH NESLİ OLMAK
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Atilla MEHDİGİL
İman açısından dört sınıf insan
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Ekrem ŞAMA
Olmaz kardeşim olmaz!
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
İshak BEYAZAY
Özel askeri şirketler-1
Mustafa İŞCAN
SGK personeli uzmanlık istiyor
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Namaz dinin direğidir
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Aziz Dost Akif Emre
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Avrupa’ya “Kadük NATO” Tehdidi...
Zeki CEYHAN
İktidar ne yapsın!
Mevlüt ÖZCAN
Orucun sünnetleri
Mahmut TOPTAŞ
365 x ömürboyu
Prof.Dr.Ata ATUN
Eide: Deniz bitti
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 6:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Şükür imandır, nankörlük ise inkâr
Mustafa YILDIRIM
Ramazan-ı Şerif iklimi
Burak KILLIOĞLU
Dibe vuruş!
Şakir TARIM
Fetih şuurunu canlı tutmak
İsmail KILLIOĞLU
Evin içi
İbrahim VELİ
Derin muhalefet
Abdülkadir ÖZKAN
NATO, DEAŞ karşıtı koalisyona katılacakmış!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz