4 Şaban 1438 | 30 Nisan 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
EKONOMİ CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK
12/03/2015 - 11:20
Mustafa GEÇER
"Kamuoyunda IMF’ye duyulan öfkeyi yatıştırıp bunu siyasi getiriye
dönüştürmek için başka kaynaklardan tedarik edilen borçlarla IMF’ye
olan borç ödendi. Ancak Türkiye’nin iç ve dış borcu,
özellikle iç borcu artmaya başladı."
Türkiye ekonomisinde değişen bir durum yok. Ekonomik göstergeler, ilk dış borçlanmanın yapıldığı 1854 yılından buyana; bütçe açığı, dış ticaret açığı, borçlanma, cari açık, her alanda dış müdahale aynı oran ve istikrar(!)içinde değişmeden devam ediyor. Bütçe belirli oranda sürekli açık veriyor, iç ve dış borçlanma  devam ediyor, cari açık belirli oranda istikrarını koruyor kapanmıyor, iki alıp bir satıyoruz. Değişen bir şey varsa o da laftır.
1854 yılından bu yana istisna olarak sadece merhum Erbakan Hoca’nın başbakan olduğu REFAHYOL hükümeti ile 1987 yılı bütçesi  denk olarak bağlanmış, borçlanma aşağıya yönelmiş, kamu borcu faiz ödemeleri  azalmış, kalkınma hızı -6’ lardan +9’ lara doğru tırmanmıştır. Bu durum çok sürmemiş korku ve endişeye kapılan rantçı faizci işbirlikçi statükocular küresel efendileri ile bir olup 28 Şubat 1997 darbesi ile Hükümet düşürülerek ülkeyi ve ekonomiyi eski istikrarına(!) tekrar kavuşturmuşlardır. Halen her şey 54.hükümet öncesi şekilde aynen devam ediyor.
Osmanlı Devleti 1854 yılına kadar borç almamış kendi kaynakları ile işlerini yürütmüş, işlerine yabancı devletleri karıştırmamış, Batılı devletler den de geride olmayan, onlarla her alanda boy ölçüşebilen, hatta onlardan üstün bir ekonomik yapıya istikrar ve saygınlığa sahipti.
1854 Kırım savaşının yol açtığı mali zorlukları aşmak için ilk defa dış borç alındı.
Fransızlar ve İngilizlerden alınan borç 5.5 milyon İngiliz lirası idi.(1 İngiliz Lirası o dönemde,1.1 Osmanlı Lirasıdır) 
Daha sonraki yıllarda “borçlanmalar kamu mali açıklarını kolay yoldan kapatma” politikası alışkanlığı haline getirilmiştir. Alınan borçların ağır faizleri ve anapara geri ödemeleri zamanla ülkeyi içinden çıkılamaz bir borç batağına sürüklemiştir.
I854 yılından sonra ülkenin borçlanma tuzağına düşürülmesi, Osmanlı’nın sonunu hazırladı.
Borç veren ülkeler Osmanlı’nın ekonomik, siyasi, askeri tüm stratejik alanlarında müdahil olmaya, istedikleri stratejik, ekonomik ve siyasi tavizleri koparmaya, ülkeyi felakete sürükleyecek kararları aldırmaya başladılar.
Osmanlı İmparatorluğu 1854 yılında dış borçlanmalara başlamış ve 1874 yılına kadar 15 ayrı dış borçlanma yapılmıştır. Bu dönem içinde 239 milyon lira borçlanıldığı halde, hükümetin eline yalnızca 127 milyon lira geçmiştir. Ancak mali durumu düzelmeyen devlet, savaştan sonra da borç almayı sürdürdü. 1863 yılında kurulan  yabancı sermayeli  Osmanlı Bankası; devletin Banknot çıkarma, iç ve dış borç ödemeleri, devlet tahvillerinin satışı gibi önemli  yetki ve imtiyazlarla donatılmıştır.
Devletin mali yapısı da bu yolla yabancıların kontrolüne geçmiştir.
Osmanlı bankası Galata Bankerleri ile birlikte devlete borç vermeye başlamıştır. Bundan sonra da borçlanmayı neredeyse alışkanlık haline getiren Osmanlı İmparatorluğu, yaşadığı her ekonomik sıkıntıda iç ve dış borç almaya başladı.
Alınan borç paraların verimli kullanılamaması sonucu, kısa sürede, değil borçlar, faizleri bile ödenemez hale gelindi. 1874'te devlet mali iflasın eşiğine geldi ve bir kararname çıkardı.
Bu kararnamede, Osmanlı İmparatorluğu vadesi gelen borç taksitinin ancak yarısını ödeyeceğini açıklıyordu. Ancak açıklanan bu söz de yerine getirilemedi. 1877-1878 (93 savaşı) Osmanlı-Rus savaşı çıkarıldı. Osmanlı yönetimi yeni bir mali bunalıma sürüklendi.  Osmanlı Bankası  ile Galata Banker’lerinden almış olduğu iç borçlarını da ödeyemeyeceğini açıkladı. 1879 yılında devlete iç borç veren galata Bankerleri ve diğer iç borç alacaklıları ile Rüsumu Sitte denen anlaşma yapıldı. Bu anlaşmayla devletin doğal kaynakları ve vergilerden gelen gelirler iç borç ödemeleri için kullanılmaya başlandı. İç borç veren alacaklılara sağlanan bu imtiyazı gören ve Osmanlıya borç veren, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya gibi batılı ülkeler harekete geçtiler. Osmanlı idaresine baskı kurarak   Düyun-u Umumiye-i Osmaniye (Genel Borçlar)  idaresini 1881 de Muharrem kararnamesi  ile kurdurarak  Osmanlıdan olan alacaklarını tahsil edecek, bunun için Osmanlı devletinin tüm doğal kaynaklarına  ve vergi gelirleri ve diğer gelirlerine  el koyacak, yönetecek, iç işlerine müdahale edebilecekleri yapıyı oluşturdular. Bu tarihten sonra Osmanlı idaresi Batılı ülkelerin vesayetinde onların çıkarları doğrultusunda verdikleri talimatları yerine getiren göstermelik bir otorite halini aldı ve Batılı ülkeler Osmanlıyı parçalayıp tasfiye edip paylaşma işlerini yürüttüler.
Bu ülkeler sanayileşmelerini tamamlamış, ucuza mal ettiği ürünleri için yeni pazarlar ve ucuz hammadde tedariki peşinde koşan bu sebeple Osmanlı ile aralarında yapılan ticaret anlaşmaları ile kapitülasyon imtiyazları sağlamış ülkelerdir. Batılı ülkelere sağlanan ayrıcalıklarla Avrupa devletlerinden ithal edilen mallardan, Osmanlı Gümrük vergisini kaldırmış ya da çok aşağı çekmiş olması, sağlanan en önemli ayrıcalıklardan biriydi. Bu yolla Avrupa ülkelerinde makinalaşma ile çok ucuza üretilen ürünler Osmanlı pazarlarına Gümrük Duvarına takılmadan giriyordu. Bu durum, Osmanlı ekonomisine en büyük darbeyi vuruyordu. Bu anlaşmalarda, Osmanlı vatandaşları da Avrupa Devletlerinde, bir Avrupalının Osmanlı ülkesindeki sahip olduğu haklara sahipti. Ancak  Osmanlı Ekonomisi sanayileşememiş ve büyük  ölçüde  tarım ve hayvancılığa, insan emeğine dayalı bir yapıya dayanmaktaydı.  Avrupa ülkelerinde rekabet edebilecek ticaret yapacak herhangi bir endüstri kesimi yoktu.  Ayrıca Avrupalı devletler kendileri Osmanlı Devleti'ne mal  ihraç ederken  Gümrük Vergisi  ödememelerine karşın, Osmanlı  tüccarlarından mal ithal edilirken gümrük  vergisi alıyorlardı. Avrupa ürünleri ile rekabet şansını kaybeden Osmanlıda el emeğine dayalı üretim yapan ticari işletmeler bir bir yok olmaya başladılar. Yani kapitülasyonlar fiilen Osmanlı Devleti'ne bir avantaj getirmiyor buna karşılık büyük zarar veriyordu.  Düyun-u Umumiye (Düyun-u Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa İdaresi), 1881-1939 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun dış borçlarını denetleyen kurumdur.  Günümüzdeki İMF’nin o zamanki karşılığı denebilir.
Gelinen bu aşama, Osmanlı Devleti'nde, 1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başlayıp, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı ile sona eren Lâle Devri  denen dönemin bir  devamı ve sonucudur. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. "Zevk ve sefâ" devri olarak tarihimize geçmiştir.
Adını, o dönemde  İstanbul'da yetiştirilen ve her yere dikilerek İstanbul’un süsü haline gelip zamanla ünü dünyaya yayılan lale çiçeklerinden alır. Bu dönem gerileme dönemine rastlamaktadır. Sadrazam  Nevşehirli Damat İbrahim paşa ile Sultan III.Ahmed uyum içerisinde çalışmış,  bu sırada yaşanan Lâle Devri'nde sanat ve toplumsal hayata özgün yeni bir anlayış getirilmiştir.
Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken İstanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. İran savaşı sırasında Sultân'ın, fethedilmiş kaleleri para karşılığı sattığı söylentisi üzerine, halktan Sultân'ın sefere çıkması isteği gelmişti. III. Ahmet, göstermelik bir sefer alayı düzenledi. Akşam olunca kayıklarla saraya geri döndü. Bu durumun anlaşılması bardağı taşıran son damla oldu. Patrona Halil isimli bir yeniçeri; arkasındaki gizli güçler ve bu durumdan memnun olmayan halkı da yanına katarak isyan çıkarmış, isyan sonucu Şehir yağmalanmış, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, idam edilmiş ve yakınları öldürülmüştür. Padişah III. Ahmed, tahttan indirilip yerine I. Mahmud  getirilmiştir. Devir teslim sırasında III. Ahmet; yeğeni I. Mahmud'a o ünlü sözünü söylemiştir. ”Devleti ehliyetsiz sadrazamlara teslim etme”  demiştir.
Osmanlı döneminde alınan borçlar sanayileşmeye, üretmeye yönelik alanlardan çok imar işleri, barok sitili saraylar, köşkler, çeşmeler parklar, şekli olarak batılılaşma görüntüsü verme, askeri giderlere harcanmıştır. 1854 yılında başlayan borçlanma politikaları ve yanlış uygulamalar  20 yıl sonra Devleti iflasını açıklamak ve teslim olmak zorunda bırakmıştır. Osmanlı devleti 1854’ten Birinci dünya savaşına (1914) kadar 60 yılda 243 milyon Osmanlı Lirası aldığı borca karşılık, 409 milyon Osmanlı Lirası borç altına girmiştir. Giderek bütçe açıkları, dış ticaret açıkları, cari açıklar ve borçlar artmış bu olumsuz yapının önü  alınamamış veya alınmamıştır. Borç-Faiz-Borç sarmalı ülkeyi uçuruma sürüklerken bu yapıdan nemalanan çevreler  servetlerine servet katmışlar, gayet mutlu olmuşlar, zengin ve saygın(!) çevrelerle iyi dostluklar kurmuşlar, devlet yönetimin de etkili kararlara katılmışlar ve gidişatı alkışlamışlar, ekonomik istikrar olarak değerlendirmişlerdir. Dış güçlerle işbirliği içinde koskoca İmparatorluğun varlıklarını yağmalayan Tanzimat paşaları, Islahat Sadrazamları, Meşrutiyet Mebusları, Ayanları, Galata Bankerleri, Batılı Aydınları  Bu borç üzerinden Osmanlı çökertilmiş, Siyasetine, İdaresine, maliyesine, ekonomisine, doğal zenginliklerine, topladığı vergilere, devletin işlettiği işletmelere hatta yargısına el konmuştur. 
Alınan borç aslında bugünün ölçülerinde ahım şahım bir borç değildir. Bir Osmanlı lirası 7.2 gram altındır. Alınan borç toplamı: 7.2x243.000.000.Lira=1.749.600.000 gram altın demektir. Bugün altının Gram fiatı 98 TL olduğuna göre: 1.749.600.000.=171.460.800.000.-TL eder. Dolar cinsinden  hesaplarsak: 171.460.800.000.-TL. / 2.6165 (11.3.2015 tarihli dolar kur’u)=65.530.595.- ABD Doları.
Ülkeyi kurtarma adına yapıldığı iddia edilen batılılaşmaya yönelik, Tanzimat, Islahat fermanları, demokratikleşmeye yönelik 1876;  I.Meşrutiyet ilanı, 1908; 2.Meşrutiyet ilanı, devlet yönetiminin Batı işbirlikçileri hainlerin ve eşkıyanın,  gafillerin, ahmakların, çıkarlarını müstevlilerin çıkarları ile tevhid eden çıkarcı işbirlikçilerin ve profili düşük ehil olmayan yöneticilerin eline geçmesi ile yıkılmasını çabuklaştırmadan başka işe yaramamıştır.
10 Ağustos 1920 tarihinde imzalanan Sevr Antlaşması ile 650 yıllık muhteşem Osmanlı  İslam İmparatorluğu, iç ve dış hainlerin çabaları ile devre dışı bırakılan ancak tüm kötü sonuçların faturası kendisine kesilen II. Abdülhamid Han’ın tüm çabalarına rağmen  yerle yeksan edilmiştir.
Cumhuriyet dönemine geldiğimizde de aynı alışkanlıklar ve hastalıklar dalgalı süreçlerle devam ettirilmiştir.
Borç-Faiz-Zam-Borç politikaları ve kolaycılığı hatta ihaneti ısrarla yürütülmüştür.
Ülke yöneticisi iktidarlar kamu finansman açıklarını kolaycı yollardan kapatmak için; borçlanma, yeni vergiler koyma, zam yapma yollarını mali politika geleneği haline getirmişlerdir. Bu politikalar sonucu ülkemiz borç ve faiz batağında çırpınan, borcu borçla ödeyen, bir türlü sanayileşme ve kalkınmasını tamamlayamayan geri kalmış ülke, borca esir, işsizler, açlar ülkesi özelliğini korumuştur. Ülke ulusal ve küresel tefecilerin kapısında dilenci edilmiştir.
Siyasal iktidarlar birbirlerinin yolunu, “enkaz devraldık” sızlanmalarına rağmen adım adım takip etmiş, çözüm değil çözümsüzlüğün parçası olmuşlardır.
Cumhuriyet döneminde, özellikle CHP tek partili milli şef İnönü dönemlerinde yoğun bir şekilde iç ve dış borçlanmalara gitmeye başlamıştır.1950 çok partili dönemde “Yeter Söz Milletin” sloganı ile başlayan Menderes iktidarları da ABD’den borçlanmaya, “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağız” sloganı ile devam edip, amacına ulaşamadan darağacında son bulmuştur.
“Demokrat Parti’nin devamıyım” diye Menderesin itibar ve “mazlumiyetini” devşirerek iktidara gelen Demirel  ve Anavatan iktidarları dönemlerinde de azami ölçüde iç ve dış borçlanma devam etmiştir. Süleyman Demirel, 1979 yılında Başbakanlık Müsteşarlığı'na getirdiği Turgut Özal’a, popülist politik uygulamalarla 70 cent’e muhtaç hale getirilmiş ülke ekonomisini kurtarmak aslında borçlanabilir hale getirmek için “yeni bir ekonomik istikrar programı” hazırlama görevi vermiş ve bu program kısa sürede hazırlanmıştır.
24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklandı. Bu program TL’nin değeri düşürülerek (devalüasyon) gizli vergileme, faizler yükseltilerek, dalgalı  döviz kur’una  geçilerek dış borçlanma için Türkiye’yi  küresel tefeciler için cazip hale getirmeyi amaçlayan bir Ekonomik İstikrar programı(!) idi.
Bu karardan sonra TL paraşütsüz düşmeye başladı, para kağıdında sıfır koyacak yer kalmadı.
1999 Ecevit, pardon Kemal Derviş iktidarı da “sağlam ekonomiye geçiş istikrar programı(!)” uyguladı. Ekonomik krizler 2000,2001 birbirini kovaladı, ekonomi çöktü, borç dahi alınamaz oldu.
2003’de iktidara gelen yenilikçi Adalet Ve Kalkınma Partisi de  Menderes, Demirel, Özal,  ve Derviş’in izinden giderek programlarını uygulamaya devam etti. Borç-Faiz - Borç politikası. AKP iktidarı bunlara ilave olarak, kamu malları ve iktisadi kurumların ve arazilerin satışı, yağmalanması, işletme hakları satışı ve imtiyazları da   “ekonomi  istikrar programı”na dahil etti. Kamuoyunda IMF’ye duyulan öfkeyi yatıştırıp bunu siyasi getiriye dönüştürmek için başka kaynaklardan tedarik edilen borçlarla IMF’ye olan borç ödendi. Ancak Türkiye’nin iç ve dış borcu, özellikle iç borcu artmaya başladı. Yüksek faiz politikası güdülerek yabancı bankacılar Türkiye’den banka almaya ve açmaya başladılar. Türkiye’de bankalardaki yabancı payı  %70’e yaklaştı. Bu bankalar dışarıdan çok düşük faizlerle aldıkları paraları devlete ve vatandaşa satmaya tatlı kârlar etmeye, ”Türkiye faiz cenneti oldu” demeye, derenin kuşunu derenin taşı ile vurmaya başladılar. Maliye Bakanı  M.Şimşek: “Biz bankaları destekleyeceğiz, onlar da yatırımcıları destekleyecekler” açıklamalarını yaptı. Türkiye’deki  çoğu yabancıların eline geçmiş bankalar en çok kâr açıklayan kurumlar haline geldi. 1980’den itibaren Türkiye’nin ödediği kamu borcu faizleri durumun vahametini ortaya koymaktadır. 1980 yılından itibaren kamu borçları sürekli artmış ve faiz ödemeleri de sürekli artmıştır.
1980 yılından 2002 yılına kadar 255.5 milyar ABD Doları kamu borcu faizi ödenmiştir. Bu ödemeler yıllar itibariyle; 1980: 568 milyon $ dolar, 1981:740 milyon $, 1982: 825 milyon $,1983: 942 milyon$, 1984: 1.209 Milyon $, 1985: 1.307, 1986:1.969, 1987: 2.699,1988:3.563, 1989:3.867,1990: 5.303, 1991: 5.869, 1992: 5.977, 1993: 10.253,1994; 9.792, 1995; 12.435,1996:18.694, 1997:15.010, 1998:24.103 Milyon ABD doları kamu borcu faizi ödenmiştir.  Burada duralım. Dikkat edilirse borç faizleri 1996 yılına kadar düzenli oranlarda artmakta, 1997 yılına gelindiğinde, hükümet düşene kadar 6 aylık bütçe uygulaması ile bir azalma izlenmekte 1998 yılına gelindiğinde 1997 yılına 9.093.000.000 $ fark atılmakta, sonraki yıllar tekrar düzeli bir şekilde artarak devam etmektedir.
Bu azalma yönünde sapma  REFAHYOL Erbakan hükümeti döneminde olmakta, hükümet düşünce  tekrar faiz ödemesi 9.093.- “Dokuz milyar doksan üç milyon” Dolar yukarı fırlayarak artmaya devam etmektedir. Havuz sistemi ile önü kesilen faiz rantı, REFAHYOL’dan sonra zaman kaybetmeden eski istikrarına(!) kavuşmaktadır. 1999: 26.398, 2000:33.693,2001:35.219, 2002:36.096 milyon$ olarak  23 yılda kamu borcu faizine toplam 255.531.000.000 $ ödenmiştir.  Kamu borcunun sadece faiz ödemesi budur. Osmanlı döneminin 60 yılda aldığı 65.6 milyar dolar borcun dört katına ulaşmaktadır. Bu borca anapara da eklendiğinde kaça baliğ olacağını hesap etmek dahi zordur.
Gelelim AKP dönemi kamu borcu faizi ödemelerine. Bu hesaplamada ilgili yıllara ait bütçelerde kamu borcu faizi ödemesi  için bütçeye konulan ödenekler esas alınmıştır.  Bu ödenekler bütçe kesin hesaplarında daha büyük rakamlara baliğ olmaktadır. 2003 yılı; 65.5 milyar TL.2004 yılı;56.5 milyar TL.2005 yılı;56.4 milyar TL.2006 yılı; 46.2 milyar TL.2007 yılı; 52.9 milyar TL. 2008 yılı;56.0 milyar TL.2009; yılı-57.5 milyar TL.2010 yılı;58.8 milyar TL.2011 yılı; 47.5 milyar TL.2012 yılı; 50.3 milyar TL.2013 yılı;53 milyar TL.2014 yılı;52 milyar TL. 2015 yılı; 54 milyar TL. Toplam:706.6 milyar TL.
2015 yılı da ödendiğinde AKP iktidarları dönemlerinde Kamu borcu için toplam: 706.6 milyar TL faiz ödenmiş olacaktır. ABD doları cinsinden ortalama: 436 Milyar ABD Doları (2015 yılı dahil) kamu borcu faizi ödenmiş olacaktır. AKP öncesi 1980 yılına kadar olan faizi de katarsak, 1980 yılından 2015 yılına kadar,35 yılda 691.3 Milyar Dolar kamu borcu faizi ödemiş oluyoruz. Bu parayla; 691 otomobil fabrikası, 345 Keban barajı, Türkiye’de yaşayan her aileye bir daire, 276 boğaz köprüsü, 6.910.000 kişiye istihdam, Türkiye’de 3 milyon işsiz olduğu için dış ülkelerden 3.910.000 işçi getirmek gerekirdi, kamu çalışanlarına ve emeklilere 17 yıl maaş ödemesi v.s yapılabilirdi. İşte devletin geri kalmışlığı sebebi burada gizlidir.  Döviz kuru devamlı artmaktadır. TL’den  altı sıfır atıldığında 1 USD $= 1.3 TL dolaylarında iken şu anda  bir USD=2.62.-TL oldu.  Bu demektir ki 300 milyar $  kamu ve 200 milyar $ özel sektöre ait toplam 500 milyar dolar  borcuna  toplamda  2013 kurlarına göre 1 tl artan kurdan dolayı  500 milyar TL. kur farkı yükü binmiştir. Yani 1 dolar borcuma karşılık  1.6 TL yerine kur artışından dolayı 2.62 TL. ödemek zorundayız. Bu yükü ekonomi zor kaldırır. AKP hükümeti “IMF borcunu ödedik” derken 2015 yılı bütçesinde 54 Milyar TL kamu borcu faizi ayırmıştır. Bu rakam ortalama %10 faiz üzerinden 540 Milyar TL borca tekabül eder. Bu hesaptan devletin 540 milyar TL. 540.000.000.000.-/2.6= 220.000.000.000.-USD borca tekabül eder. Bütçe açığı;25 milyar, cari açık; 30 milyar USD, dış ticaret açığı;  250, alış ithalat; 150, satış ihracat fark, açık 100 Milyar USD.
Ekonomi cephesinde 1854 yılından bu yana değişen bir şey yok. Rakamlar ortada, kalanı laf-ı güzaf! 
 
NOT:
Saygıdeğer okuyucularımız, bu yazıya ilaveten, bu sitede yayınladığımız;10.03.2013 Tarihli ”Yeniden Rant Ekonomisine Dönüş” ve 29.10.2013 tarihli  "Tefecilik Medeniyeti” başlıklı yazılarımıza da göz atarsanız, mesele daha iyi anlaşılır kanaatindeyim.
Baki Selamlar.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
YORUMLAR
tolga 12-03-2015, 11:43:49
teşekkürler emeğiniz boşa gitmeyecek inşaallah.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
14/02/2017 - 14:47 TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
23/12/2016 - 12:03 ÜLKEMİZİN ÜYE YAPILDIĞI BÖLGESEL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA İLİŞKİLERİ…
14/11/2016 - 13:59 KASABINA AŞIK KOYUN
24/10/2016 - 15:41 MUSUL HAREKÂTININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
11/10/2016 - 18:11 KANDİL’E YAĞI KİM KOYUYOR ?
29/09/2016 - 11:37 EĞİTİM VE TERSİNE DEVŞİRME
05/09/2016 - 17:52 III.BİNYIL HAÇLI SAAVAŞLARI
15/08/2016 - 10:31 BAŞIMIZA GELENLER
03/08/2016 - 15:56 15 TEMMUZ DARBE SONRASI
19/07/2016 - 16:50 15 TEMMUZ 2016 DARBE TEŞEBBÜSÜ
04/07/2016 - 13:04 İLERİ GİDİŞ Mİ GERİ DÖNÜŞ MÜ?
11/06/2016 - 10:43 DOST ZANNEDİLENLERDEN YENEN KAZIKLAR !
27/05/2016 - 18:00 IŞİD’İN SON KULLANMA TARİHİ BİTTİ Mİ?
16/05/2016 - 16:29 LAİKLİK NE İŞE YARAR? -II-
10/05/2016 - 10:50 LAİKLİK NEDİR NE İŞE YARAR ? -I-
25/04/2016 - 21:04 BATI DUYARLILIĞI
08/04/2016 - 09:30 NEREYE GİDİYORUZ ?
29/03/2016 - 11:10 KONSOLOS EFENDİLERİN ADALET HASSASİYETİ
14/03/2016 - 17:31 NESLİMİZ PAGANİZM TEHDİDİ ALTINDA
26/02/2016 - 11:29 TRİBÜNDE SEYİRCİ OLMAK
16/02/2016 - 16:39 ANAYASA TARTIŞMASI -2
02/02/2016 - 19:30 ANAYASA TARTIŞMASI -1
15/01/2016 - 23:09 TÜRKİYE’DE TERÖRÜN KAYNAĞI
05/01/2016 - 11:39 MUSUL SORUNU
30/12/2015 - 14:19 KANAL İSTANBUL RANTI
21/12/2015 - 15:11 AKP İKTİDARLARI’NIN İSRAİL İLİŞKİLERİ
14/12/2015 - 10:12 IRAK BİZE IRAK DEĞİL
02/12/2015 - 12:17 BÖLGEMİZDE SON GELİŞMELER
23/11/2015 - 10:56 RUSYA’NIN IŞİD HEVESİ
14/11/2015 - 10:28 SİLAHLAR MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE DENENİYOR
27/10/2015 - 17:06 DEVLET EL DEĞİŞTİRİYOR...
18/10/2015 - 17:00 KAMPLAŞMA KİMLERİN İŞİNE YARAR ?
04/10/2015 - 20:15 TERÖRE KARŞI KÜRESEL İŞBİRLİĞİ
21/09/2015 - 12:44 YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
10/09/2015 - 12:37 YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
31/08/2015 - 18:25 ÇÖZÜM SÜRECİ OYALANMASI VE ÇÖZÜM
21/08/2015 - 11:55 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE TERÖR
08/08/2015 - 13:22 CHP VE TERÖR
13/07/2015 - 03:55 İSLAM COĞRAFYASI VE TÜRKİYE'DE KİMLİK İNŞAASI
05/07/2015 - 22:43 BÖLGEDE SUÇLU TÜRKİYE Mİ?
29/06/2015 - 00:49 HİÇ BİRİ TEMİZLİKTEN SÖZ EDEMEZ!
23/06/2015 - 11:20 HAÇLI SAVAŞLARI SÜRÜYOR…
15/06/2015 - 11:27 UFUKTA ERKEN SEÇİM VAR
09/06/2015 - 10:05 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİ
01/06/2015 - 13:05 EY MİLLET UYAN-2
25/05/2015 - 14:01 EY MİLLET UYAN, İYİ YÖNETİLMİYORUZ-1
12/05/2015 - 14:49 7 HAZİRANDA YİNE SEÇİM VAR
05/05/2015 - 11:56 TARİHE GEÇMİŞ KATLİAM VE SOYKIRIMLAR -2 (Kızılderili Soykırımı)
30/04/2015 - 10:41 Tarihe Geçmiş Katliam Ve Soykırımlar (Endülüs Soykırımı)
15/04/2015 - 11:29 DÜNYADA SOYKIRIM MUCİTLERİ
07/04/2015 - 15:29 FAİL, ÜST AKIL İSE SİZ NE AKILSINIZ?
01/04/2015 - 12:57 BU NE REZİLLİK, NE KEPAZELİK, NE MÜTTEHEMLİK?
25/03/2015 - 14:54 TEPEDE YETKİ KAVGASI MI?
12/03/2015 - 11:20 EKONOMİ CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK
04/03/2015 - 10:55 ERBAKAN'I ANLAMAK...
24/02/2015 - 11:15 BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK!
10/02/2015 - 09:50 TÜRKİYE HANGİ ZEMİN ÜZERİNDE YÜKSELECEK?
02/02/2015 - 16:21 YÖNETMEK YA DA YÖNETİLMEK
27/01/2015 - 11:02 İSLAM ÜLKELERİ BARIŞ GÜCÜ ACİLEN KURULMALIDIR
20/01/2015 - 15:40 BLACKWATER TERÖR ÖRGÜTÜ
13/01/2015 - 18:21 TERÖR KİMİN İŞİNE YARAR ?
07/01/2015 - 11:37 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VII
01/01/2015 - 12:08 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VI
22/12/2014 - 21:25 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-V
16/12/2014 - 10:27 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-IV
09/12/2014 - 17:15 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-III
02/12/2014 - 11:45 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-II
25/11/2014 - 11:43 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-1
13/11/2014 - 16:13 YENİ DÜNYA DÜZENİ VE MESCİD-İ AKSA
04/11/2014 - 13:20 KAMU DÜZENİ
28/10/2014 - 14:50 KULLUK SÖZLEŞMESİ
16/10/2014 - 11:30 KAMU MALLARININ SATIŞI
07/10/2014 - 23:45 KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!
29/09/2014 - 16:45 IŞİD SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN DURUŞU
21/09/2014 - 23:48 IŞİD ÜZERİNDEN TÜRKİYE'NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLMEK İSTENİYOR
09/09/2014 - 09:30 BÜTÜN BUNLARI IŞİD Mİ YAPIYOR?
19/08/2014 - 16:15 BU DÜZENİN ÜRETTİĞİ İNSAN YAPISI
12/08/2014 - 10:20 ÇAN KAYA!
28/07/2014 - 00:04 HANİ BAHAR GELMİŞTİ?
20/07/2014 - 20:27 GAZZE'DE KATLİAM SÜRÜYOR
10/07/2014 - 19:23 İSLAM ÜLKELERİNİN YÖNETİCİLERİ NE YAPAR?
02/07/2014 - 15:45 NEREDEN NEREYE ?
24/06/2014 - 13:59 FİTNE ATEŞİ
07/06/2014 - 16:08 DEMOKRASİ, DİKTATÖRLERİN MEŞRUİYET ARACI MI ?
30/05/2014 - 18:20 23. ULUSLARARASI MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI
21/05/2014 - 10:15 BİR MUSİBET Mİ, BİN NASİHAT MI?
12/05/2014 - 01:32 BİRLİK VE BERABERLİK
08/05/2014 - 11:18 10.YIL DA TV5
28/04/2014 - 10:28 SEÇİM KAVGASI
22/04/2014 - 10:54 MEDYA ÇILGINLIĞI
14/04/2014 - 13:00 DEMOKRASİNİN BEDELİ
07/04/2014 - 01:30 ÇARLIK RUSYASI YENİDEN
01/04/2014 - 09:55 KOKPİTTE OTURANLAR
24/03/2014 - 10:31 SİYASİ TERCİH VE SORUMLULUK
17/03/2014 - 11:00 DEĞİŞİMİN CAZİBESİ
10/03/2014 - 10:00 SİYASİ CİNNET HALİ
02/03/2014 - 23.55 FİİLİ İŞGALLER YENİDEN BAŞLADI
24/02/2014 - 11:30 ÜÇÜNCÜ VEFAT YILINDA ERBAKANI ANLAMAK
17/02/2014 - 08:10 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-3
10/02/2014 - 11:00 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-2
01/02/2014 - 17:30 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-1
26/01/2014 - 23:45 17 ARALIK DIŞ ODAKLAR VE OYUNCULAR
17/01/2014 - 12:15 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-2
09/01/2014 - 13:00 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-1
31/12/2013 - 12:00 BU İŞ HÜKÜMETİ VE CEMAATİ AŞAR!
23/12/2013 - 13:00 AB MACERASI:GÖNÜLLÜ ESARET-5
16/12/2013 - 15:47 AB MACERASI-GÖNÜLLÜ ESARET-4
05/12/2013 - 16:00 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-3 BÖLÜM
23/11/2013 - 15:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET- 2
15/11/2013 - 20:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-1
29/10/2013 - 13:39 TEFECİLİK MEDENİYETİ!
14/10/2013 - 13:22 TOPLUMSAL SORUNLARIMIZ VE ÇÖZÜM REFERANSLARI
05/10/2013 - 14:49 28 ŞUBAT SANIKLARI VE MAĞDURLARI
26/09/2013 - 16:25 DEMOKRASİNİN NAMUSU
27/08/2013 - 13:00 KATİLDEN HİMMET BEKLEMEK
18/08/2013 - 15:11 GÜÇ BENDE O HALDE HAKLIYIM
03/08/2013 - 07:49 DİN SAVAŞLARI
23/07/2013 - 09:20 ÖRTÜLÜ İŞGAL
12/07/2013 - 15:40 MISIR VE DEMOKRASİ
03/07/2013 - 20:21 MURSİ DİRENMELİDİR !
24/06/2013 - 18:56 BÖLGE BARIŞI GÜÇLÜ TÜRKİYEDEN GEÇER
13/06/2013 - 19:26 CAMİ VERGİSİ
04/06/2013 - 20:24 HOŞAFIN YAĞI KESİLDİ!
23/05/2013 - 15:34 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE AYRIMCILIK
10/05/2013 - 16:51 ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE İSRAİL
30/04/2013 - 19:29 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-2
24/04/2013 - 18:25 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-1
09/04/2013 - 17:54 KAN DAVASI -2
30/03/2013 - 22:14 KAN DAVASI-1
20/03/2013 - 22:54 SERBEST TİCARET ANTLAŞMALARI (LAISSEZ FAIRE-LAISSEZ PASSER)
10/03/2013 - 18:29 YENİDEN RANT EKONOMİSİNE DÖNÜŞ
01/03/2013 - 15:26 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -3
25/02/2013 - 17:33 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -2-
20/02/2013 - 12:05 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -1-
12/02/2013 - 12:14 MEDENİYET SORUNU
30/01/2013 - 15:36 HABABAM SINIFI
15/01/2013 - 16:20 YENİDEN İŞGAL VE SÖMÜRGECİLİK
10/01/2013 - 14:30 GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALIR
01/01/2013 - 15:22 KENDİSİ RUS MOTORU AMERİKAN ÜRETİMİ TÜRK
20/12/2012 - 17:26 YILBAŞI NOEL MİLLİ PİYANGO
09/12/2012 - 20:17 Cumhuriyetin Kazanımları!
26/11/2012 - 14:33 Küresel Güç Dengeleri Değişiyor
15/11/2012 - 15:40 İslam Ülkelerinin Kurduğu Teşekküller Neden Etkin Değil?
06/11/2012 - 16:41 Müslüman Duyarlılığı
23/10/2012 - 00,11 Kurban Bayramı Mübarek Olsun
17/10/2012 - 17:53 İçki Reklamları ve Anayasa
09/10/2012 - 23:24 Suriye'ye Müdahale Kimin İşine Yarar?
01/10/2012 - 17:33 Görünen İran
19/09/2012 - 00:01 Müslümanın Talep Ve Beklentileri
11/09/2012 - 19:43 Türkiyenin Borç Faizi ve Yabancılara Toprak Satışı
28/08/2012 - 16:06 DÜNYA PETROLLERİNİ SÖMÜRENLER
23/08/2012 - 00:44 PKK'NIN İDEOLOJİK KİMLİĞİ
14/08/2012 - 12:18 Nizam İthalatı
04/08/2012 - 14:55 Küresel Bataklık
25/07/2012 - 13:00 Sahibinden Satılık Partiler 2
20/07/2012 - 14:43 Sahibinden Satılık Partiler 1
09/07/2012 - 08:55 Taksim Meydanının Silüeti
02/07/2012 - 09:30 Milleti Aptal Yerine Koymayın
25/06/2012 - 17:15 TÜRKİYE BÖLGEDE YALNIZLIĞA SÜRÜKLENİYOR
18/06/2012 - 17:15 Anayasa mı ? Babayasa mı ?
11/06/2012 - 10:46 ALKOL, EŞCİNSELLİK, FUHUŞ VE KÜRTAJ
05/06/2012 - 13:45 Büyük Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin Rolü
29/05/2012 - 11:45 Saf Tutmak
21/05/2012 - 10:00 Dünya'da ve Türkiye'de Neo Kapitalizm-2
14/05/2012 - 17:33 Dünya'da ve Türkiye'de Neo-Kapitalizm 1
08/05/2012 - 13:28 Nerede Duruyoruz ?
28/04/2012 - 12:37 Kalkınmamızın Ayak Bağları
 
TSK'dan PKK'ya hava harekatı
Dursun Özbek'ten UEFA müjdesi
Fetönün Askeri Karargahı
Çeçenistan'daki saldırıyı DEAŞ üstlendi
Son bir haftada 26 terörist öldürüldü
300 AK Partili isim CHP'ye geçti
Trabzonspor'da rakipler aynı, puanlar farklı
Avrupa yaz saatine geçiyor!
Kahraman şehit Halisdemir'e büyük ayıp!
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
Bu Millet Gök Kubbe’yi başınıza geçirir!..
Hayati OTYAKMAZ
MUTLU OLMAK İÇİN!
Feyzullah AYDOĞAN
MİLLİ GÖRÜŞ ÖZGÜVENİ
Ekrem ŞAMA
Referandum gözlemcileri
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Arpacıya Borç Eden Ahırını Tez Satar
İshak BEYAZAY
İçimizdeki put
Mustafa İŞCAN
Kızlık soyadı ile eski SSK no bulunur
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Sâlih=İyi Müslüman
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Yusuf KAPLAN
Kilise saldırıları: İhvan’ı bitirme tezgâhı...
Ali Haydar HAKSAL
Süreci doğru algılamak -ı-
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Buçuk Savaş”ta Başlangıç Vuruşu...
Zeki CEYHAN
AKP’de ne yapılmalı?
Mevlüt ÖZCAN
Evlilik bir “ibadet”tir
Mahmut TOPTAŞ
Sisifos tipi gavurluk
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs’ta Rum olmayana yer yoktur
Prof. Dr. Burhanettin Can
Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat
Akif EMRE
ABD’nin müdahale kapasitesi
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Faniyiz deyip yıkılacak saltanatın esiri olmak
Mustafa YILDIRIM
Görüşmelerin kayıt altına alınması ne işe yarıyor?
Burak KILLIOĞLU
Uzlaşma olmadan nasıl olacak?
Şakir TARIM
Kut-ul Amare ve sömürgeci İngiltere
İsmail KILLIOĞLU
Bir halkoylamasının düşündürdükleri
İbrahim VELİ
Yüzde 49’u anlamak
Abdülkadir ÖZKAN
Tarafsız değil, adil olmak önemlidir
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz