3 Sevval 1438 | 27 Haziran 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK!
24/02/2015 - 11:15
Mustafa GEÇER
"AB müktesebatı adı altında inanç ve ahlak yapımıza uygun olmayan
düzenlemeler de iç hukukumuza taşınıyor. Eşcinsellere (gay),
örgütlenme, zina fiili, alkol, domuz üretme ve ticareti geniş yasal
düzenlemelerle yasal hale getiriliyor."
 
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,
 
Milletin yanlış yola saptırıldığını, saptığını gören şuurlu Müslümanlar yanlışlığı hep haykırmışlar, uyarmaya çalışmışlar ancak sağır kulaklar bu çığlığı duymamış, duymak istememiştir. Merhum Necip Fazıl 1947’de milletin çıkmaz sokağa saptırıldığını “destan” şiiri ile açık bir şekilde dile getirmiştir. 
Bu aziz millet, merhum Erbakan Hoca’nın tabiri ile  “75 yıl düdüklü tencerede kaynatılmıştır”. Bu işlem sonucu milletin büyük bir kısmının özü, ahlak ve maneviyatı kaybettirilip tortusu kalmıştır. Başımıza gelen istenmeyen olayların büyük ölçüde nedeni, bu tortu üzerinde, ahlak ve maneviyattan uzak materyalist bir kimlik inşa edilmiş olmasıdır.  Son zamanlarda artarak devam eden, her türlü şiddet, canilik, huzursuzluk, terör, hırsızlık, yolsuzluk gibi istenmeyen olaylar, toplumsal manevi yapı ve kimliğimizin bozulmasının bir sonucudur.
Olaylar arasında bir sebep-sonuç ilişkisi, illiyet bağı vardır. Sebep ortadan kaldırılmadıkça sonuçlar ortaya çıkmaya devam eder. Kimse sebepler üzerinde durmuyor hep sonuçlar üzerinden edebiyat ve istismar yapılıyor.
İster sosyal, ister maddi veya manevi olsun, her sonucun bir sebebi vardır. Bu durum  “nedensellik ilkesi” (determinizm) olarak ifade edilir. Rabbimiz, evrende bir düzen yaratmıştır. Koyulan düzen, maddi, manevi  ve sosyal tüm alanlarda  nedenler-sonuçlar içerisinde işler.       Mesela;  suyu sıfır derecenin altında  bir ortama koyar ya da ortamı sıfır derecenin altına indirirseniz o ortamdaki su donar yani katılaşır, ısı yüz dereceye çıkarsa  su kaynar. Bu Allah’ın (c.c) tabiata koyduğu binlerce tabiat kanunlarından sadece biridir. Hava sıcaklığı sebep (neden), donmak ve kaynamak bir sonuçtur. Eğer suyu doğal halinde bulundurmak istiyor isek, sebepleri  sağlamak  zorundayız..
Toplumda ahlakı kaldırırsanız, ahlaksızlığın sonuçları, kanunları kaldırırsanız kanunsuzluğun sonuçları tahakkuk eder.  Hangi sebebe tevessül edilirse onun sonucu ortaya çıkar. Nasıl bir sonuç isteniyorsa o sonucu ortaya çıkaracak sebepleri oluşturmamız gerekir.
Kötü sonuçların sebebini ortadan kaldırmadan, üstelik onun sebeplerini ilke edinerek, fiziki, sosyal, maddi ve manevi yönden iyi bir sonuç beklemek mümkün değildir. İstediğiniz kadar “bu başımıza neden geldi? ” diye sokaklara meydanlara çıkıp bağırın çağırın, gösteri yapın pankart açın, faili kınayın, lanetleyin, linç edin, tüm yasal düzenlemeleri yapın ağır cezalar koyun fayda vermez. İnsanlık dışı, ahlak dışı olaylar; şiddet, cinayet, hırsızlık, uyuşturucu, terör, bölücülük, suiistimaller istismarlar, fırstçılık, kap-kaççılık, aile yapısını parçalayan, sona erdiren aile içi şiddet, boşanma ve cinayetlerin sonu gelmez.
İstenmeyen olayların, suçların, haksız fillerin, toplumsal huzursuzluğun başlıca nedenleri, toplum dokumuzda yapılan operasyonlarla toplumsal yapımızın sosyolojik bir başkalaşıma( metamorfoz) tabi tutularak değer ölçülerimizin değiştirilmeye çalışılması, İslami olan gelenek, görenek, örf ve adetlerimizin zihinlerden silinerek yerine materyalist, seküler, menfaat ve içgüdüsel zevk ve nefsani arzuların tatmini amaçlı hayat tarzının inşa edilmeye çalışılmasıdır. 
Yasalar, eğitim sistemi, sanat, medya v.b toplumu etkileyen araçlar aracılığı ile toplumun dokusuna müdahale edilmiş “batılılaşma, medenileşme, çağdaşlaşma” adı altında toplum ahlaki ve manevi, kısaca İslami geçmişinden büyük ölçüde koparılmıştır. 
Her şeye rağmen insanlarımızın genetiğine yerleşmiş İslami veya doğru ve yeterli din eğitimi verilmediğinden İslami zannedilen hurafeler, bid’atlar gibi gayri İslami kurallar, bunlara bağlı gelenek görenek örf ve adetler, hayat tarzı, davranış biçimleri, olaylar karşısında tavır ve tepkilerde rol oynamaktadır. İnsanımızın çoğunun hafızasından İslami değerler ve ahlaki ölçüleri silinmişse de ve bir kısmı İslami inançlarını tamamen kaybetmişlerse, hatta ateist olmuşlarsa da, bu insanların hayatında ve davranışlarında sosyolojik olarak İslami veya İslami zannedilen ölçülerin bazılarını halen kullandıkları izlenmektedir.
Gelişen olumsuz olayların artmasında, kendimize yabancılaşmanın, başkalaşımın ortaya koyduğu kimlikte, İslami, ahlaki hatta insani doğru davranış ölçülerinin aşınmasının, kaybedilmiş olmasının, içgüdüleri ile davranan zombileşmiş insan tiplerinin üretilmiş olmasının payı çok büyüktür.
Osmanlının son zamanlarında ve Cumhuriyet dönemine geçişle beraber batılılaşma hareketleri bağlamında toplumsal yapımızın istenmeyen olaylara sebep teşkil edecek yöne doğru evrilmesine yoğun çaba harcanmıştır halen bu yönde çalışmalar AB üyesi adaylığı kapsamında devam etmektedir.
Batı toplumu, kendine özgü inşa ettiği eski Yunan, Roma, Mısır putperest ahlak yapısını içselleştirmiştir. Bizce namus, iffet, şeref ihlali sayılan, istenmeyen olaylara hatta cinayetlere sebep olabilen davranışlar batılılarca normal ve doğal davranışlardan sayılmaya başlanmıştır.
Bizde, Osmanlının son devirlerinde nüfus sayımı için karısının adını soran memura bu soruyu namusuna tasallut olarak görüp saldıran insana karşılık, batıda bir erkek karısının arkadaşı olduğunu söylediği başka erkekle yurtdışına tatile gitmesini, tatil dönüşü o erkeğin kocaya; “karınız çok güzel ve seksi” demesini yadırgamayıp hatta bunu iltifat olarak kabul edip o kişiye teşekkür etmesi büyük ölçüde sıradan bir davranış haline gelmiştir.  Fransa eski başkanı Sarkozy’nin karısı bir erkek aktörle Filipinlere tatile gidebiliyor. Bu tip davranış ve hayat tarzı o kişinin özeli ve bireysel hakkı olarak görülebiliyor. TRT 1 TV kanalında 80’li yıllarda Dallas diye bir dizi uzun yıllar yayınlanmış, dizinin yayınlandığı saatlerde millet TV başına kilitlenmişti. Orada oyuncu  J.R Ewing, karısı Sue Ellen’den olan çocuk Christopher’in kendisinden ve çocuğun babasının kendisi olduğu iddiası ile bir şahıs dava açar, yargılama sonucu mahkeme çocuğun babasının J.R Ewing olduğuna karar verir. J.R, aslında çocuğun kendisinden olmadığını bilmektedir ama “Dallas mahkemesi Christopher’i bana verdi, elimde mahkeme kararı var, o benim oğlum, onun biyolojik babası başkası da olsa hiç önemi yoktur” diyor ve o toplumdaki ahlaki yapıyı yansıtıyor.  Batılı toplumların geldikleri ahlak anlayışlarında bu durumlar normal karşılanabiliyor. Bu yapı ve anlayış değişik araçlarla, subliminal mesajlarla yavaş yavaş bizde de yerleştiriliyor.  AB müktesebatı adı altında inanç ve ahlak yapımıza uygun olmayan düzenlemeler de iç hukukumuza taşınıyor. Eşcinsellere (gay)  örgütlenme, zina fiili, alkol, domuz üretme ve ticareti geniş yasal düzenlemelerle yasal hale getiriliyor. Son zamanlarda yapılan araştırma ve istatistikler, AB’de ve ABD’ de doğan çocukların çoğunun evlilik dışı ilişkilerden peydahlandığını ortaya koyuyor. Bazı batı ülkelerinde evlilik dışı doğum oranlarına baktığımızda şu sonuçları görüyoruz; İzlanda: Yüzde 67, Slovenya: Yüzde 58, Bulgaristan: Yüzde 57 Fransa: Yüzde 56, Norveç: Yüzde 55, İngiltere: Yüzde 48, Portekiz: Yüzde 46, Avusturya: Yüzde 42, ABD: Yüzde 41, Almanya:  Yüzde 35, Makedonya: Yüzde 12, Türkiye: Yüzde 3, oranındadır.
Gittikçe yaygınlaşan diğer bir ahlak dışılık olan Eşcinsellik,  çok değil 40-50 yıl öncesine kadar birçok Batı ülkesinde hapis cezası öngörülen bir suç olarak kabul ediliyordu. En iyi bilinen örnek, 19. yüzyıl sonunda ünlü İngiliz yazar Oscar Wilde’ın eşcinsel olduğu için hapse mahkûm olmasıydı. Günümüzde, Eski İzlanda başbakanı Jóhanna Sigurdardóttir, eşcinsel olduğunu açıkça beyan eden ilk başbakandır. Yapılan araştırmalarda Homoseksüelliği; Türkiye’nin yüzde 78’i ‘kabul edilemez’, yüzde 12’si ‘ahlaki bir mesele değil’ ve yüzde 4 ise ‘kabul edilebilir’ buldu. Homoseksüelliğin en az kabul gördüğü ülkeler ise Gana (yüzde 98), Mısır ve Ürdün (yüzde 95) ile Filistin (yüzde 94) oldu. ‘Kabul edilebilir’ diyen ülkeler ise şöyle sıralandı: Çek Cumhuriyeti (yüzde 56), İspanya (Yüzde 55), Almanya (yüzde 51), Arjantin (yüzde 49), Şili (yüzde 45), Brezilya (yüzde 44), İtalya (yüzde 42), Japonya (yüzde 38) ve Meksika (yüzde 36) oldu. Bizde de batı ahlakını benimsemiş çevreler bu hayat tarzlarını benimseyip yaşamaya ve savunmaya başlamışlardır.  Bu bizim ahlak anlayışımız ve inancımızda kabul edilemez bir durumdur. Toplum batı tipi bir ahlak anlayışına yönlendirilmeye çalışılırken, kabullenemeyişler, tepkiler boşanmayı, aile içi şiddeti, cinayetleri beraberinde getiriyor. Bizde aile içi şiddet ve cinayetin çoğu namus meselesinden kaynaklanıyor. Eşlerden kadın veya erkeğin başkaları ile düşüp kalkmasından, babanın çocuklarının başka erkekten olduğu şüphesi üzerine cinayetler işlenmektedir. Namus temizleme adına, kızını, karısını çocuklarını kayınvalidesini öldürüp sonunda da kendisini öldüren koca olayları ülkemizde yaygınlaşmaktadır. Batıda bu tip yaşam tarzı normal karşılanır hale geldiğinden tepki verilmiyor döğüş kavga çıkmıyor. Bu toplumun inancı, ahlak ve namus anlayışı zinayı kabul etmez. Hedeflenen batı tipi insan kimliği üretilmesi adına insanımızın tüm inanç ve kültür kodları ile oynanmıştır.  İstedikleri batılılaşma da sağlanamamıştır. Bir toplumun kimliğini medeniyetini oluşturan dini inancı, değerler sistemi ve ölçüleri yok edilerek istenen sonuç alınamaz. Alınamamıştır. Şiddetin ahlaksızlığın dinsizliğin kargaşa ve kaosun artmasına sebep olunmuştur. Mavi Sakal’lar, seri cinayetler, katliamlar, intiharlar, aile içi ve kadına şiddet artmıştır. Artmaya devam etmektedir.  2008’de yılda 80 kadın cinayete kurban edilirken, 2014’te bu rakam 294’e çıktı. 2014’te kadın cinayetlerinin 50’si İstanbul’da işlendi. Kadınların yüzde 40’ı kocası tarafından öldürülürken, kalan yüzdelik dilimde akraba, erkek arkadaş, tanıdığı ya da tanımadığı biri tarafından cinayetler gerçekleşti.  Bu hadiselerin önüne geçilmesi için, hastalığın sebebini ortadan kaldırarak hastalığı önlemek olan koruyucu hekimlik gibi sosyal hayatın hastalıklarının sebebini ortadan kaldırmak için de ahlaki ve manevi yapının güçlendirilmesi gerekiyor. Yoksa kişi hasta olduktan sonra açılan hastaneler, tedavi için ilaçlar, çekilen zahmetler, yüksek masraflar insanı eski sağlığına kavuşturmada yetersiz kalıyor. “Ağır Ceza” öngören yasalar, adliyelerde yığılmış,36 milyonu geçmiş dava dosyaları, neredeyse tüm harflerle kodlanmış yeni yapılan E tipi, F tipi v.s tipi ceza evleri ve buralara verilen cezaların infazı için doldurulmuş on binlerce mahkûm, Adalet Bakanlığı giderlerini azaltmak için çıkarılan aflar, şartlı salıvermeler sorunları çözmede yeterli olamıyor. Maalesef ülkemizde sorunların çözülmesi yönünde Batılılaşma, iffet ve namus duygusunun yok edilmesi, ihlal edilmesinin sorun olmaktan çıkarılması, “insanların dişisini kıskanmayan domuz ahlakı ile ahlaklandırılması” çözüm olarak görülüyor. 
Kendi  inancımız İslam’ın temel değerleri, ahlaki önerileri bunlara dayalı gelenekleri yerine; Sigmund Freud’un  “insan davranışlarına yön veren cinsel iç güdüleridir” görüşünü, Friedrich Wilhelm Nietzsche’nin “tüm ahlaklar insanın güdülerini köreltir, onu pasifliğe yöneltir” şeklindeki Ahlakdışılığını (İmmoralizm), Charles Robert Darwin’in, yaratılışı inkar eden, canlı oluşunu tesadüfe bırakan, insanın kökenini maymuna dayandıran evrim teorisini,  Ludwig Feuerbach, Friedrich Engels, Hegel’in herşeyin maddeden ibaret sayan, maneviyatı reddeden materyalizmini, Karl Marx’ın tarihsel materyalizmini, Auguste Comte’un din olarak gördüğü pozitivizmini, Thomas Hobbes’un insanların neye ve ne kadar inanacağını monark’a veren devleti ejderha (Leviathan) yapan ve putlaştıran, vatandaşın devleti yerine, devletin vatandaşı anlayışına dayanan, ”maddi içeriği olmayan ahlaki ilkelerin insan üzerinde hiçbir etkisi olamaz, insanın bütün hareketlerine hükmeden saik menfaattir, menfaatlerin gerçekleştirilmesi ahlakın tek ilkesidir” görüşünü  ve kısaca eski  Yunan pagan düşüncesini temel referans ve kaynak kabul eden Batı düşüncesi ve medeniyetini  temel esas ve ulaşılması gereken hedef  ve medeniyet projesi kabul  ederek, Batı’nın sekülerizmini (Ahirete inanmama) materyalizmini alıp toplumun manevi ve ahlaki dokusuna yapıştırmaya, yasal baskılarla böylesi bir kimlik  inşa etmeye kalkarsanız,300 yıldır bunun için uğraşmış olsanız da alacağınız sonuç ve  varacağınız nokta burası olur.  Burasından öte daha kötü menzillere varılır ve istenmeyen sonuçlar tahakkuk etmeye devam eder.
Tüm insanlığın iki dünya kurtuluş ve saadetine vesile olacak son din olan İslam’a  ve Müslümanlara savaş açmak, Yüce Yaratıcımız olan Allah’ın (c.c) önerdiği din ve ahlaka karşı, dinsizliği ve ahlaksızlığı savunmak, devletin tüm erklerini de kullanarak, baskı yaparak, toplumu  öz kimliğinden ve doğal gelişiminden koparıp, bir kısmına bu düşünce ve yaşam tarzını benimsetmiş olmak, tüm bu baskı ve çalışmalar sonucu olarak oluşmuş kimliğe sahip insan tiplerini devletin sosyal, siyasi, ticari, hukuki, diplomasi, askeri, idari, mülki, ilmi, basın, sanat  v.s tüm kurumlarının karar organlarına en yetkili mevkilerine yerleştirmek; toplumun iktisadi, ictimai, siyasi ve hukuki yapısını kısmen dahi İslam’a benzetmeyi yasaklamak; ahlaksızlığı, cinselliği müstehcenliği   sanat haline getirmek ve yaymak, devlet eliyle açılmış genelevlerde ve otellerde cinselliği ve kadınları pazarlamak; devlet tekeli (Yed-i Vahit) eliyle her iş bitirilmiş gibi  alkollü içki ve sigara üretip satmak; ulusal ve uluslararası boyutta Milli Piyango gibi müşterek bahis, kumar oyunları oynatmak; Milleti iflah olmaz bir şekilde faiz belasına bulaştırmak; Allah korkusunu ve ona hesap verileceğini unutmak; aile kurmayı gericilik çağdışılık kabul eden,  “aşka evet evliliğe hayır” ilkesini hayat tarzı edinmiş, evlilik dışı  her gün başka kadınla, erkekle düşüp kalkmayı marifet sayan Freudist kerih ve aşağılık insanların sanatçı, gazeteci, çoksatan  gazetelerde, dergide, fiziki büyüklüğü olan medya kuruluşlarında, yazar, düşünür, programcı aydın adı altında milleti zehirlemeleri için istihdam etmek, yılı bilmem neyi seçmek, madalyalar vermek ,şöhret ederek genç kuşaklara idol olarak sunulması (gerçek sanatçı, gazeteci yazar ve düşünürleri tenzih ederim), müstehcenliğin sanatla, imansızlığın dinsizliğin  laiklikle aydın olmakla, ahlaksızlığın ahlakdışılık ile karıştırıldığı bir toplum yapısı başımıza gelenlerin temel sebepleridir.
Ne batılı gibi ne doğulu gibi olmaktan çıkarılmış, ne camilik ne kiliselik hale getirilmiş, kimliği erozyona uğramış bir toplum yapısından ve bunu sağlayan ideolojiler ve rejimden ne beklenebilir?
Kaos, huzursuzluk, hoşgörüsüzlük, sevgisizlik, bencillik, ahlaksızlık, vefasızlık, ihanet, fırsatçılık, rüşvetçilik, karaborsacılık, tefecilik, sahtekârlık, riyakârlık, yalakalık, ikiyüzlülük, şakşakçılık, kavga, şiddet, cinayet, insanlık dışı davranışlar, kin, nefret, anarşi, terörden başka ne beklenebilir? Sistemin ürettiği insan tiplerinin işlediği suçlar, canilikler, ahlaksızlıkların asli faili, suçu bizzat işleyenler olmakla beraber o canavarı üreten, azmettirici asli manevi failleri, neslin ahlak ve maneviyatını ifsat eden, resmi ideoloji haline getirilen ve tavizsiz uygulana gelen materyalist ideoloji, rejim ve onun savunucularıdır. Suçluyu başka yerde aramak deve kuşu gibi kafayı kuma sokmak, çözüm yerine sorun üretmektir. Böyle bir yapıyı savunanların bu yapı üzerinden iyi şeyler üretilemeyeceğini, sonuçlardan şikâyetçi olmaya hakları olmadığını bilmeleri gerekir. Geçenlerde Tarsus’ta meydana gelen, yine  bir genç kıza karşı işlenen cinsel saikli canilik, medya tarafından simgeleştirilerek yoğunlukla gündeme getirildi ve Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Bu tip olaylara medya ve toplumun duyarlı olması, ses çıkarması iyi bir gelişmedir. Bazıları bu konuda içinden gelerek, samimiyetle, bazıları medyatikleştirilen bu konuda kendisini bir şeyler söylemek zorunda hissederek bir şeyler söyledi, olayı kınadılar. Nihayetinde herkes bir şeyler söyledi, tepki gösterdi, tavır aldı. Her şeye rağmen bu duyarlılık iyi bir gelişme olarak değerlendirilebilir.  Türkiye’de daha önceleri bu ve benzeri, değişik saiklerle işlenen caniliklerin maalesef ne ilki ne de sonuncusudur. Geçmişte yaşanan benzeri olayların bazıları ne medya ne toplum gündeminde yer almadı, haber bile olmadı, olduysa bile ara sayfalarda küçük bir alanda yer aldı. Üzücü olan ise kaos ve huzursuzluktan beslenen bazılarının, aynı  ve benzer nitelikli çoğu olaya sessiz kalırken, seçtikleri simgeleştirdikleri, istismar ve fitnelerine araç yapabilecekleri şiddet ve kötü olaylar karşısında yangına körükle gittiler, istismarcılar, fitneciler, edindikleri sosyal statüyü de kullanarak, soruna çözüm üretmek için değil, toplumun arasına fitne, nefret, kin ve  zehir saçma şovlarına devam ettiler. Bunların iyi bilinmesi lazım.
Cinayet ve şiddet sanıkları ve canilerden daha onursuz adamlar, şeytanın yardımcıları olanlar, bu olayları kin nefret ve siyasi çıkar ve duruşlarına araç yapmaya çalışıyorlar. Bu davranış, suçun faili canilerden daha aşağılık bir duruş ve tavırdır. İnsanların toplumun vicdanlarını kanatan olayları hemen kendi menfur emellerine araç olarak kullanmak için meydanlara çıkıp olayı toplumun sosyal, etnik, dini ve mezhebi farklılık alanlarına taşıyıp, toplumun huzurunu bozacak, toplumsal çözülme ve çatışmalara sebep olacak, toplumsal barış ve kardeşliği bozacak, bir arada yaşama iradesini sabote etmeye çalışıyorlar. Fitne katilden beterdir. Katil, bir veya birkaç kişiyi öldürebilir bu aşağılık sefiller üç kuruşluk çıkarları için toplundaki barışı, kardeşliği, sevgiyi bu olaylar üzerinden öldürüyor iç çatışmaların zeminini oluşturmaya çalışıyorlar. Toplum katmanları arasına kin ve nefret tohumları ekmeye devam ediyorlar. Bunu yaparken hiçbir sorumluluk duymuyor, farklı toplum kesimleri ile olaylar arasında irtibat kurarak bu cinayetlerin toplumun o kesimine karşı işlenmiş gibi yaygara ve fitne çıkararak toplumsal çatışmalara altyapı hazırlamaya çalışıyorlar. Bunlar Abdullah İbn-i Sebe’lerin, İbn Selül’lerin günümüzdeki takipçileri, şeytanın vekilleridirler. Biryandan yangın çıkarıp onu fitilleyip tetikleyip yangını harlandırıyorlar, bir yandan da masum pozlarda güya mazlumların yanında görünüp riyakâr poz ve şovlar yapıyorlar. Münevver Karabulut’u testereyle parçalayan caninin yüklü para alarak avukatlığını yapanlar meydanlara çıkıp, ekranlara çıkıp sorumsuzca milleti kışkırtıyorlar. Oysa Münevver’in katili vicdani azaptan dolayı intihar ederek kedine göre onurlu davranırken, bu olaydan menfaat temin eden avukat efendinin keyfi yerinde, olaylara benzin taşıyıp daha geniş kitleleri olayın içine çekmenin onursuzluğu çabası içinde yeni kurbanlar arıyor. Karısını baldızı ile aldatmış sefil yaratığın biri çıkıp, “Tecavüz eden Sünni ,tecavüz edilen Alevi olunca  Akit’ler sessiz kaldı! Reisleri ve şurakası cenazeye bile gelmedi!” diye fitne çıkarıyor. Oysa olayın mezheplerle ne alakası var?  Güya mazlumu savunma pozlarında olayı Sünni-Alevi  mezhepsel  alanına taşıyıp, fitne ve mezhepsel  düşmanlık çıkarma amacına  araç yapma alçaklığı peşinde.  Üstelik kızı öldüren caninin de basında Sünni olmadığı açıklandı. Buyur bakalım.
Toplumda ortaya çıkan yanlışlıkları, adi cinayetleri, dökülen kanı, acıları, siyasi kin aracı olarak kullanıp milleti aldatarak siyasi çıkar devşirmek isteyenler var.
Bu olayları kin ve nefret aracı haline getirenler, öldürülen mazlumların kanını toplumsal kin ve nefreti körüklemeye alet etmeye çalışanlar o suçu işleyenlerden daha aşağılık ve sefil yaratıklardır.
Asıl suçlular, bu çocukları canavarlaştıracak, İnsani olmayan çürümüş içgüdüsel davranışları, cinsel arzuları tahrik ederek öne çıkarmaya çalışanlardır.
Asıl bataklık, ahlaksızlığı ve maneviyatsızlığı hayat tarzı edinme yönünde toplum yapısının değişimidir. Olayı yapanlar o bataklığın ürettiği sineklerdir. Ahlakın olmadığı bir toplumda tek başına kanunlarla sorunları çözmek mümkün değildir. Mümkün olsaydı onca yasal tedbirlere rağmen bu ülkede ne terör, ne hırsızlık, ne şiddet, ne cinayet, ne uyuşturucu  ticareti ve kullanımı kalmazdı ama artarak devam ediyor. Sebepler beslendikçe sonuçlar ortaya çıkacaktır.
Toplumun ahlak ve manevi yapısının ve anlayışının kendi inancından salgıladığı uygun hale getirilmesi gerekir. Ahlak ve maneviyattan uzak çabalar çözüm üretemez.                                                                                                              
YORUMLAR
SERDAR KILIÇ 24-02-2015, 12:44:46
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,


Allah devletimizi milletimizi korusun...
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
14/02/2017 - 14:47 TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
23/12/2016 - 12:03 ÜLKEMİZİN ÜYE YAPILDIĞI BÖLGESEL VE ULUSLARARASI KURULUŞLARLA İLİŞKİLERİ…
14/11/2016 - 13:59 KASABINA AŞIK KOYUN
24/10/2016 - 15:41 MUSUL HAREKÂTININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
11/10/2016 - 18:11 KANDİL’E YAĞI KİM KOYUYOR ?
29/09/2016 - 11:37 EĞİTİM VE TERSİNE DEVŞİRME
05/09/2016 - 17:52 III.BİNYIL HAÇLI SAAVAŞLARI
15/08/2016 - 10:31 BAŞIMIZA GELENLER
03/08/2016 - 15:56 15 TEMMUZ DARBE SONRASI
19/07/2016 - 16:50 15 TEMMUZ 2016 DARBE TEŞEBBÜSÜ
04/07/2016 - 13:04 İLERİ GİDİŞ Mİ GERİ DÖNÜŞ MÜ?
11/06/2016 - 10:43 DOST ZANNEDİLENLERDEN YENEN KAZIKLAR !
27/05/2016 - 18:00 IŞİD’İN SON KULLANMA TARİHİ BİTTİ Mİ?
16/05/2016 - 16:29 LAİKLİK NE İŞE YARAR? -II-
10/05/2016 - 10:50 LAİKLİK NEDİR NE İŞE YARAR ? -I-
25/04/2016 - 21:04 BATI DUYARLILIĞI
08/04/2016 - 09:30 NEREYE GİDİYORUZ ?
29/03/2016 - 11:10 KONSOLOS EFENDİLERİN ADALET HASSASİYETİ
14/03/2016 - 17:31 NESLİMİZ PAGANİZM TEHDİDİ ALTINDA
26/02/2016 - 11:29 TRİBÜNDE SEYİRCİ OLMAK
16/02/2016 - 16:39 ANAYASA TARTIŞMASI -2
02/02/2016 - 19:30 ANAYASA TARTIŞMASI -1
15/01/2016 - 23:09 TÜRKİYE’DE TERÖRÜN KAYNAĞI
05/01/2016 - 11:39 MUSUL SORUNU
30/12/2015 - 14:19 KANAL İSTANBUL RANTI
21/12/2015 - 15:11 AKP İKTİDARLARI’NIN İSRAİL İLİŞKİLERİ
14/12/2015 - 10:12 IRAK BİZE IRAK DEĞİL
02/12/2015 - 12:17 BÖLGEMİZDE SON GELİŞMELER
23/11/2015 - 10:56 RUSYA’NIN IŞİD HEVESİ
14/11/2015 - 10:28 SİLAHLAR MÜSLÜMANLAR ÜZERİNDE DENENİYOR
27/10/2015 - 17:06 DEVLET EL DEĞİŞTİRİYOR...
18/10/2015 - 17:00 KAMPLAŞMA KİMLERİN İŞİNE YARAR ?
04/10/2015 - 20:15 TERÖRE KARŞI KÜRESEL İŞBİRLİĞİ
21/09/2015 - 12:44 YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
10/09/2015 - 12:37 YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE
31/08/2015 - 18:25 ÇÖZÜM SÜRECİ OYALANMASI VE ÇÖZÜM
21/08/2015 - 11:55 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE TERÖR
08/08/2015 - 13:22 CHP VE TERÖR
13/07/2015 - 03:55 İSLAM COĞRAFYASI VE TÜRKİYE'DE KİMLİK İNŞAASI
05/07/2015 - 22:43 BÖLGEDE SUÇLU TÜRKİYE Mİ?
29/06/2015 - 00:49 HİÇ BİRİ TEMİZLİKTEN SÖZ EDEMEZ!
23/06/2015 - 11:20 HAÇLI SAVAŞLARI SÜRÜYOR…
15/06/2015 - 11:27 UFUKTA ERKEN SEÇİM VAR
09/06/2015 - 10:05 7 HAZİRAN 2015 SEÇİMLERİ
01/06/2015 - 13:05 EY MİLLET UYAN-2
25/05/2015 - 14:01 EY MİLLET UYAN, İYİ YÖNETİLMİYORUZ-1
12/05/2015 - 14:49 7 HAZİRANDA YİNE SEÇİM VAR
05/05/2015 - 11:56 TARİHE GEÇMİŞ KATLİAM VE SOYKIRIMLAR -2 (Kızılderili Soykırımı)
30/04/2015 - 10:41 Tarihe Geçmiş Katliam Ve Soykırımlar (Endülüs Soykırımı)
15/04/2015 - 11:29 DÜNYADA SOYKIRIM MUCİTLERİ
07/04/2015 - 15:29 FAİL, ÜST AKIL İSE SİZ NE AKILSINIZ?
01/04/2015 - 12:57 BU NE REZİLLİK, NE KEPAZELİK, NE MÜTTEHEMLİK?
25/03/2015 - 14:54 TEPEDE YETKİ KAVGASI MI?
12/03/2015 - 11:20 EKONOMİ CEPHESİNDE DEĞİŞEN BİRŞEY YOK
04/03/2015 - 10:55 ERBAKAN'I ANLAMAK...
24/02/2015 - 11:15 BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK!
10/02/2015 - 09:50 TÜRKİYE HANGİ ZEMİN ÜZERİNDE YÜKSELECEK?
02/02/2015 - 16:21 YÖNETMEK YA DA YÖNETİLMEK
27/01/2015 - 11:02 İSLAM ÜLKELERİ BARIŞ GÜCÜ ACİLEN KURULMALIDIR
20/01/2015 - 15:40 BLACKWATER TERÖR ÖRGÜTÜ
13/01/2015 - 18:21 TERÖR KİMİN İŞİNE YARAR ?
07/01/2015 - 11:37 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VII
01/01/2015 - 12:08 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-VI
22/12/2014 - 21:25 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-V
16/12/2014 - 10:27 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-IV
09/12/2014 - 17:15 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-III
02/12/2014 - 11:45 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-II
25/11/2014 - 11:43 GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRK-KÜRT İLİŞKİLERİ-1
13/11/2014 - 16:13 YENİ DÜNYA DÜZENİ VE MESCİD-İ AKSA
04/11/2014 - 13:20 KAMU DÜZENİ
28/10/2014 - 14:50 KULLUK SÖZLEŞMESİ
16/10/2014 - 11:30 KAMU MALLARININ SATIŞI
07/10/2014 - 23:45 KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!
29/09/2014 - 16:45 IŞİD SAVAŞI VE TÜRKİYE’NİN DURUŞU
21/09/2014 - 23:48 IŞİD ÜZERİNDEN TÜRKİYE'NİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLMEK İSTENİYOR
09/09/2014 - 09:30 BÜTÜN BUNLARI IŞİD Mİ YAPIYOR?
19/08/2014 - 16:15 BU DÜZENİN ÜRETTİĞİ İNSAN YAPISI
12/08/2014 - 10:20 ÇAN KAYA!
28/07/2014 - 00:04 HANİ BAHAR GELMİŞTİ?
20/07/2014 - 20:27 GAZZE'DE KATLİAM SÜRÜYOR
10/07/2014 - 19:23 İSLAM ÜLKELERİNİN YÖNETİCİLERİ NE YAPAR?
02/07/2014 - 15:45 NEREDEN NEREYE ?
24/06/2014 - 13:59 FİTNE ATEŞİ
07/06/2014 - 16:08 DEMOKRASİ, DİKTATÖRLERİN MEŞRUİYET ARACI MI ?
30/05/2014 - 18:20 23. ULUSLARARASI MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ TOPLANTISI
21/05/2014 - 10:15 BİR MUSİBET Mİ, BİN NASİHAT MI?
12/05/2014 - 01:32 BİRLİK VE BERABERLİK
08/05/2014 - 11:18 10.YIL DA TV5
28/04/2014 - 10:28 SEÇİM KAVGASI
22/04/2014 - 10:54 MEDYA ÇILGINLIĞI
14/04/2014 - 13:00 DEMOKRASİNİN BEDELİ
07/04/2014 - 01:30 ÇARLIK RUSYASI YENİDEN
01/04/2014 - 09:55 KOKPİTTE OTURANLAR
24/03/2014 - 10:31 SİYASİ TERCİH VE SORUMLULUK
17/03/2014 - 11:00 DEĞİŞİMİN CAZİBESİ
10/03/2014 - 10:00 SİYASİ CİNNET HALİ
02/03/2014 - 23.55 FİİLİ İŞGALLER YENİDEN BAŞLADI
24/02/2014 - 11:30 ÜÇÜNCÜ VEFAT YILINDA ERBAKANI ANLAMAK
17/02/2014 - 08:10 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-3
10/02/2014 - 11:00 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-2
01/02/2014 - 17:30 AKP HÜKÜMETİNİN GELİŞMELER KARŞISINDA DURUŞU-1
26/01/2014 - 23:45 17 ARALIK DIŞ ODAKLAR VE OYUNCULAR
17/01/2014 - 12:15 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-2
09/01/2014 - 13:00 17 ARALIK YOLSUZLUK OPERASYONU VE TARAFLAR-1
31/12/2013 - 12:00 BU İŞ HÜKÜMETİ VE CEMAATİ AŞAR!
23/12/2013 - 13:00 AB MACERASI:GÖNÜLLÜ ESARET-5
16/12/2013 - 15:47 AB MACERASI-GÖNÜLLÜ ESARET-4
05/12/2013 - 16:00 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-3 BÖLÜM
23/11/2013 - 15:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET- 2
15/11/2013 - 20:02 AB MACERASI: GÖNÜLLÜ ESARET-1
29/10/2013 - 13:39 TEFECİLİK MEDENİYETİ!
14/10/2013 - 13:22 TOPLUMSAL SORUNLARIMIZ VE ÇÖZÜM REFERANSLARI
05/10/2013 - 14:49 28 ŞUBAT SANIKLARI VE MAĞDURLARI
26/09/2013 - 16:25 DEMOKRASİNİN NAMUSU
27/08/2013 - 13:00 KATİLDEN HİMMET BEKLEMEK
18/08/2013 - 15:11 GÜÇ BENDE O HALDE HAKLIYIM
03/08/2013 - 07:49 DİN SAVAŞLARI
23/07/2013 - 09:20 ÖRTÜLÜ İŞGAL
12/07/2013 - 15:40 MISIR VE DEMOKRASİ
03/07/2013 - 20:21 MURSİ DİRENMELİDİR !
24/06/2013 - 18:56 BÖLGE BARIŞI GÜÇLÜ TÜRKİYEDEN GEÇER
13/06/2013 - 19:26 CAMİ VERGİSİ
04/06/2013 - 20:24 HOŞAFIN YAĞI KESİLDİ!
23/05/2013 - 15:34 DÜNYADA VE TÜRKİYE'DE AYRIMCILIK
10/05/2013 - 16:51 ÇEVREMİZDE OLUP BİTENLER VE İSRAİL
30/04/2013 - 19:29 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-2
24/04/2013 - 18:25 MÜSLÜMANLAR MASUMDUR-1
09/04/2013 - 17:54 KAN DAVASI -2
30/03/2013 - 22:14 KAN DAVASI-1
20/03/2013 - 22:54 SERBEST TİCARET ANTLAŞMALARI (LAISSEZ FAIRE-LAISSEZ PASSER)
10/03/2013 - 18:29 YENİDEN RANT EKONOMİSİNE DÖNÜŞ
01/03/2013 - 15:26 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -3
25/02/2013 - 17:33 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -2-
20/02/2013 - 12:05 VEFATININ 2.YILINDA ERBAKAN -1-
12/02/2013 - 12:14 MEDENİYET SORUNU
30/01/2013 - 15:36 HABABAM SINIFI
15/01/2013 - 16:20 YENİDEN İŞGAL VE SÖMÜRGECİLİK
10/01/2013 - 14:30 GÜÇLÜ OLAN HAYATTA KALIR
01/01/2013 - 15:22 KENDİSİ RUS MOTORU AMERİKAN ÜRETİMİ TÜRK
20/12/2012 - 17:26 YILBAŞI NOEL MİLLİ PİYANGO
09/12/2012 - 20:17 Cumhuriyetin Kazanımları!
26/11/2012 - 14:33 Küresel Güç Dengeleri Değişiyor
15/11/2012 - 15:40 İslam Ülkelerinin Kurduğu Teşekküller Neden Etkin Değil?
06/11/2012 - 16:41 Müslüman Duyarlılığı
23/10/2012 - 00,11 Kurban Bayramı Mübarek Olsun
17/10/2012 - 17:53 İçki Reklamları ve Anayasa
09/10/2012 - 23:24 Suriye'ye Müdahale Kimin İşine Yarar?
01/10/2012 - 17:33 Görünen İran
19/09/2012 - 00:01 Müslümanın Talep Ve Beklentileri
11/09/2012 - 19:43 Türkiyenin Borç Faizi ve Yabancılara Toprak Satışı
28/08/2012 - 16:06 DÜNYA PETROLLERİNİ SÖMÜRENLER
23/08/2012 - 00:44 PKK'NIN İDEOLOJİK KİMLİĞİ
14/08/2012 - 12:18 Nizam İthalatı
04/08/2012 - 14:55 Küresel Bataklık
25/07/2012 - 13:00 Sahibinden Satılık Partiler 2
20/07/2012 - 14:43 Sahibinden Satılık Partiler 1
09/07/2012 - 08:55 Taksim Meydanının Silüeti
02/07/2012 - 09:30 Milleti Aptal Yerine Koymayın
25/06/2012 - 17:15 TÜRKİYE BÖLGEDE YALNIZLIĞA SÜRÜKLENİYOR
18/06/2012 - 17:15 Anayasa mı ? Babayasa mı ?
11/06/2012 - 10:46 ALKOL, EŞCİNSELLİK, FUHUŞ VE KÜRTAJ
05/06/2012 - 13:45 Büyük Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin Rolü
29/05/2012 - 11:45 Saf Tutmak
21/05/2012 - 10:00 Dünya'da ve Türkiye'de Neo Kapitalizm-2
14/05/2012 - 17:33 Dünya'da ve Türkiye'de Neo-Kapitalizm 1
08/05/2012 - 13:28 Nerede Duruyoruz ?
28/04/2012 - 12:37 Kalkınmamızın Ayak Bağları
 
Meclis güçsüzleşirse sokak güçlenir
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
ABD'den PYD/PKK mektubu
Biraraya gelmezsek zulümler önlenemez
KPSS sonuçları açıklandı
Bahçeli’den CHP'nin yürüyüşüne ilk tepki: "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker"
Sorunlarımızı G-8’de değil D-8’de çözelim!
Az önce açıklandı! İşte yerine gelen isim…
Siyasîler kavgayı bırakırsa vatandaş kucaklaşır
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ADALET- EMANET VE İŞLERİ EHLİNE VERMEK
Şeref KAÇMAZ
HESAPLI - YORUM
Mustafa KAYA
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Atilla MEHDİGİL
Ateizm ve ateistlerin hezeyanı
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Katar sana ne katar - Deepweb
Ekrem ŞAMA
Dışişleri şaka gibi
Mustafa İŞCAN
Yıllık izin birer gün olarak kullanılır mı?
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Mehmet Şevket EYGİ
Kuvvetli Müslüman
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizmin Suyunda Gitmek de İşe Yaramıyormuş
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Korku Türbülansı”ndaki ABD ve “Kontrolsüz Çok Kutupluluk” Planı
Zeki CEYHAN
Bir adım ötesi!
Mevlüt ÖZCAN
Her ibadetin hikmeti vardır
Mahmut TOPTAŞ
Bayram günü ne yapalım?
Prof.Dr.Ata ATUN
Avustralya’dan bir başarı öyküsü
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm coğrafyasında “kaos’tan kaynaklanan düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Ne yapacaksan ölmeden önce yap
Mustafa YILDIRIM
Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?
Burak KILLIOĞLU
Beton, hep beton!
Şakir TARIM
Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi
İsmail KILLIOĞLU
İktidar ve devlet
İbrahim VELİ
En değerli hediye: D-8
Abdülkadir ÖZKAN
Suriye bölündü, kaynaklar paylaşıldı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz