29 Recep 1438 | 26 Nisan 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Ey İman Edenler! Nereye Gidiyorsunuz?
02/01/2015 - 11:21
Prof. Dr. Burhanettin Can
Giriş
Burada, Müslümanların zihin dünyasında meydana gelen kırılma ile ilgili Tekfir süresi çerçevesinde bir sorgulama yapılacaktır.
Kur’an Soruyor: “Nereye Gidiyorsunuz?”
Kur’an-ı Kerim’de Tekvir süresi, Mekke’de nazil olmuş, bu dünya (yerküre hayatı) ile ahiret arasında ilişki kuran, burada yapıp ettiklerimizi, sorgulama anlamında, tefekkür etmemizi isteyen ve bunun için kıyamet ile ilgili bazı sahnelere dikkat çekerek nereye gittiğimizi sorgulatmak isteyen sureler zincirinden birisidir. Üzerinde tefekkür edilmesi ve herkesin kendi durumunu değerlendirmesi ve sorgulaması açısından sürenin tamamı aşağıya alınmıştır:
“81.1- Güneş katlanıp dürüldüğünde,
81.2- Yıldızlar bulandığında,
81.3- Dağlar yürütüldüğünde,
81.4- Kıyılmaz mallar bırakıldığında,
81.5- Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,
81.6- Denizler ateşlendiğinde,
81.7- Nefisler eşleştirildiğinde,
81.8- Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
81.9- “Hangi günahtan dolayı öldürüldü?” diye.
81.10- Amel defterleri açıldığında,
81.11- Gök sıyrılıp açıldığında,
81.12- Cehennem kızıştırıldığında,
81.13- Ve cennet yaklaştırıldığında,
81.14- Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.
81.15- Şimdi yemin ederim o sinenlere,
81.16- O akıp akıp yuvasına gidenlere,
81.17- Yöneldiği an geceye,
81.18- Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,
81.19- Kuşkusuz o Kur’an, değerli bir elçinin sözüdür.
81.20- O elçi güçlüdür, Arş’ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.
81.21- Orada ona itaat edilir, güvenilir.
81.22- Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.
81.23- Andolsun o, Cebrail’i açık ufukta gördü.
81.24- O, gayb hakkında cimri de değildir.
81.25- O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.
81.26- Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?
81.27- O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,
81.28- Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak isteyenler için.
81.29- Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.”(81Tekvir 1-29)
Sureyi ana hatları ile dört ana kısımda/grupta değerlendirmek mümkündür:
Birinci grup, Kıyametin vuku bulması ile ilgili aşağıdaki on iki büyük olayın yer aldığı kısımdır: 
1. Güneşin dürülmesi, 
2. Yıldızların bulanması, 
3. Dağların yürütülmesi, 
4. Kıyılmaz malların bırakılması, 
5. Vahşi hayvanların toplanması, 
6. Denizlerin ateşlenmesi, 
7. Nefislerin eşleştirilmesi, 
8. Diri diri gömülen kıza sorulması, 
9. Amel defterlerinin açılması, 
10. Göğün sıyrılıp açılması, 
11. Cehennemin kızıştırılması, 
12. Cennetin yaklaştırılması.
Bunların bir kısmı, insan havsalasının almadığı olaylardır. “Kıyılmaz malların bırakılması” ifadesinde, uğrunda çaba harcanan, mücadele edilen ve şehvetle bağlanılan malların bırakılıp gidileceğine özel bir vurgu yapılmaktadır. Böylelikle mal, mülk edinmeye bir anlam verilmektedir. “Amel defterlerinin açılması” ise bu dünyada yapılan her şeyin sorgulanıp ödül ve cezanın verilmesinin hatırlatılmasıdır. “Diri diri gömülen kıza sorulması”, kadınların evlerinden, yurtlarından, yuvalarından, ailelerinden koparılarak bir meta haline getirilmesi, fıtratını bozan ortamlarda çalıştırılması, ticaret aracı olarak, seks malzemesi olarak kullanılması için bir sorgulamanın yapılacağı hatırlatılmaktadır. Herkesin öteye ne getirdiğini görüp bilmesi ve anlaması, bu kısmın sonunda dile getirilmektedir (81/14).
İkinci grup, bazı şeyler üzerine yemin edilmekte olan kısım olup daha sonra ifade edileceklerin önemine, ağırlığına ve büyüklüğüne dikkat çekme ile ilgilidir. Bu kısmın sonunda, “Kuşkusuz o Kur’an, değerli bir elçinin sözüdür” denerek Kur’an’a ve elçiye dikkat çekilmektedir. 
Üçüncü grupta, elçinin özelliklerine, itibarına, getirdiklerinin ve söyledikleri sözlerin önemine ve yaptığı çağrıya vurgu yapılmaktadır. Bu çağrıya kulak vermeyenlerin, gereğini yerine getirmeyenlerin “nereye gittiği” sorgulanmaktadır.
Dördüncü grupta ise “Kur’an’ın öğüt”, “doğru yolu arayanlar” ve doğru yola gitmek isteyenler için bir rehber olduğu ifade edilmektedir. 
“Nereye gidiyorsunuz?” sorusu, Kur’an’ın çağrısı ve Kur’an’ın öngördüğü ve Allah’ın emrettiği hayat tarzı ortada varken, çağrıya uygun olmayan tüm düşünce, tutum, tavır ve davranışın sorgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. 
Bu bağlamda genel olarak Türkiye’nin özel olarak da dini hassasiyeti yüksek olanların, nereye doğru gittiklerini sorgulaması gerekmektedir:
Sigara, alkol, uyuşturucu ve fuhşun 10-12 yaş düzeyine indiği bir Türkiye, nereye yelken açıp gitmektedir? 
Gökdelenleri ile komşulukların öldürüldüğü, cami ve minareleri ile İslam diyarı diye seslenen şehirlerin siluetlerinin yok edildiği bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
1+1, 1+2 ev politikaları ile geniş ailenin parçalanıp çekirdek aileye dönüştürüldüğü, akrabalık ilişkilerinin çözülmeye başladığı bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
İstanbul’un tarihi yarım adasını, otelleştirip turistleştirerek, evsizleştiren, camilerini cemaatsiz bırakan bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Kreş ve huzur evlerini çoğaltan bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
Rantiyenin, rüşvet ve yolsuzluğun doğallaştırıldığı bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
Cinsiyet farklılığının ortadan kaldırılmak istendiği, Eşcinselliğin doğallaştırıldığı, aldatmanın, gayrı meşru çocuk meydana getirilmesinin normalleştirildiği ve zinanın suç olmaktan çıkarıldığı bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
Genç kız ve erkeklerin aynı evde yaşadıkları bir Türkiye, nereye gitmektedir? 
İnsanlarının birbirine güvenmediği, güven duygusunun her geçen gün aşındırıldığı bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Boşanmaların arttığı ve doğallaştığı, aile reisliğinin kalktığı, evlerin arenaya ve otele döndürülmek istendiği bir Türkiye, nereye yol almaktadır? 
Etnik, mezhepsel, sınıfsal ve cemaatsel olarak kamplaşan bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Zenginleşen dindarlarının (!) surlarla çevrili mekânlarda yaşadığı, kibir abidesine döndüğü, müstağnileşmeye doğru hızla yol aldığı bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Cuma, bayram namazlarında camileri tıklım tıklım olan, dindarlığı ile muhtevası uyuşmayan bir insan unsurunun her geçen gün sayısının arttığı bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Tüketen, tüketim toplumuna dönüşen, kredi kartları ile borçlandırılarak yaşatılan bir toplumun inşa edildiği bir Türkiye, nereye gitmektedir?
İnsanların yatak odalarına, banyolarına, mahremlerine girerek her şeyi kasetlere çeken, otellerini güvenli olmaktan çıkaran bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Önünde engel gördüğü herkesi karalayan, ona tuzak kuran bir bürokrasiye, bir insan unsuruna sahip bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Muhatabını, rakip gördüğü kimseyi saf dışı bırakabilmek için her türlü iftirayı atan ve her türlü tuzağı kuran/kurmak isteyen kifayetsiz muhterislerinin sayısının her geçen arttığı bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Her türlü kötülüğün kaynağı olarak önce “Müslümanları” sonra “Ergenekoncuları” sonra da “Paralele Yapıyı” gören ve her taşın altında bunları arayan bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Her türlü kötülüğün kaynağı görülen, her taşın altında suçlu ve günahkâr olarak aranan Ergenekon’u, aklayan, sütten çıkmış ak kaşık yapmaya çalışan bir Türkiye, nereye yol almaktadır?
Yılbaşlarına alkol, kumar ve dansözle giren bir Türkiye, nereye gitmektedir?
Sokaklarında “Namaz kılan hırsızlar”, “Namaz kılan hainler” diye bağırılan bir Türkiye nereye gitmektedir? “Hırsızız ama dinsiz değiliz”, “hırsızız ama hain değiliz”, “bal tutan parmağını yalar”, “çalıyorlar ama yapıyorlar, yapmadan çalanlar gibi değiller” savunma refleksini geliştiren Müslümanlar, nereye yol aldıklarının farkında mıdırlar? Ne söylediklerinin farkında mıdırlar? Müslümanlar ne yapmak istemektedir?
Hucurat süresinin 9. ayetinin gereğini yapması gereken hak, hukuk, adalet aramadan, futbol takımı tutar gibi taraf tutarak yangına benzin sıkan Müslümanlar/camialar nereye yelken açmaktadırlar?
“İman edenlere karşı kalbimizde kin bırakma” (59 Haşır 10) diye dua yapmayı emreden bir Kitab’a mensup Müslümanlar, etraflarına kin, nefret ve düşmanlık yayarak nereye gittiklerinin farkında mıdırlar?
“Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletten ayırmasın” (5 Maide 8) diyen bir Kitabın mensupları, bunun tam zıddını yaptıklarının farkında mıdırlar? Allah’ın ayetlerinin bir kısmını oyun eğlence konusu edindiklerinin farkında mıdırlar? Böyle yapmakla nereye gitmek istemektedirler?
Peygamberi stadyumlara getirip gezdirten Müslümanlar (!), nereye gitmektedirler?
İsrail’i “otorite” olarak tanıyıp ondan izin almayı meşru gören, “ABD ve İsrail’i kullandıklarını” söyleyip onları savunan Müslümanlar, nereye gitmektedirler?
ABD ve İsrail safında yer alıp Müslümanları “Nemrut”, “Firavun” ve “diktatör” olarak ilan eden Müslümanlar nereye gitmektedirler?
Tarihte çözülmemiş, fakat unutulmuş ve bugünün meselesi olmayan ihtilaflı konuları, bugüne taşıyan ve halkın kafasını karıştıran Müslüman ilim adamları ne yapmak istemektedirler?
İhtilaflı ya da yeni olan konuları, kendi aralarında tartışıp bir mutabakata vardıktan sonra halka açıklaması gereken ilim adamlarımız, kendi dünyalarında ulaştıkları her çözümü, mutlak doğru mantığıyla kamuoyu ile paylaşarak, karşı çıkanlara hakaret ederek bir kaos meydana getirdiklerinin farkında mıdırlar? TV ekranlarından birbirine kılıç sallayarak, hakaret ederek, Müslüman camia arasında kin, nefret ve düşmanlık tohumlarını ektiklerini ve her geçen gün yapıp ettikleri ve söyledikleri ile bu zehirli tohumları besleyip büyüttüklerinin farkında değiller midir? Kendileri nereye gitmekte ve toplumu nereye götürmek istemektedirler?
İyiliği emredip kötülükten alıkoyması gereken tebliğciler, camialar, ilim adamları, kanaat önderleri, yazarlar, düşünürler niçin susmaktadırlar? Susarak Araf süresi 163-166 kapsamına girmekte değiller midir?
Bu soruları daha da artırmak, genişletmek mümkündür. Bu soruları sormamızdaki amaç, Kur’an’daki “nereye gidiyorsunuz” sorusuna dikkat çekmektir. Maddi kalkınmaya manevi kalkınma eşlik etmedikçe, ahlak ve maneviyat öncelikle inşa edilmedikçe, bunalım, toplumun tüm katmanlarını saracak, hastalık kangrenleşecek, tedavisi imkansız hale gelecektir. “Henüz vakit varken ”, yol yakınken, hasta tedaviye cevap verebilecek durumda iken herkesin, kin ve nefreti bir tarafa bırakarak, elini taşın altına koyarak güçlü bir dayanışma içerisinde tüm sorunlarımızı çözebilir, kırılan dökülen her şeyi tamir edebiliriz. 
Eğer bu dünyada bu sorumluluğun gereğini yapmaz isek öteki dünyada «Kaçacak yer neresi!» diye soracak ve cevabını da alacağız:
“Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: «Kaçacak yer neresi!» diyecektir.
“Hayır hayır! Sığınılacak bir yer yok.
O gün, 'sonunda varılıp karar kılınacak yer (müstakar) ' yalnızca Rabbi’nin katıdır.
İnsana o gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeylerle haber verilir. Daha doğrusu insan, kendi kendinin şahididir.
Kendi mazeretlerini ortaya atsa bile.” (75 Kıyamet 7-15). 
Bu gidişatın temel sebebi nedir? Nasıl bir zihinsel değişim, dönüşüm ya da kırılma yaşanmaktadır ki bunlar olmaktadır?
Bunlar, dünyevileşmenin, sekülerleşmenin ve laikleşmenin doğal tezahürleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar, stratejik akıl noksanlığının doğal sonuçlarıdır. Müslümanlar ister kabul etsin ister kabul etmesin, genel olarak Müslümanlar, dünyevileşmekte, sekülerleşmekte ve laikleşmektedirler. Ve fakat farkında değillerdir. Aksını düşünenlerin Uhud’un okçularına bakmasında fayda vardır.
Tarihten Bir Ders: Uhud’un Okçuları
Uhud Savaşı, İslâm tarihinde, Bedir’den sonra yapılan ikinci önemli savaştır. Savaş öncesi, savaş esnası ve savaş sonrası vuku bulan olaylar, tarih boyu hep ders alınması gereken özelliktedir.
Hz. Peygamber, Mekkeli müşriklere karşı Uhud’daki geçidi tutarak oraya 40 civarında okçu yerleştirmiş ve kendilerine çok açık bir şekilde şu emri vermiştir: “Benden size ikinci bir emir gelinceye kadar biz savaşı kazansak da kaybetsek de bulunduğunuz yerden ayrılmayacaksınız!”
Geçidin bir tarafında 40 civarında Müslüman okçu, diğer tarafında da Halit bin Velid’in kumandasında 200 kişilik müşrik süvari birliği vardır ve bu 40 civarındaki okçu, Müslümanları arkadan vurmak isteyen Halit bin Velid’i durdurmakla görevlidir. Başlangıçta İslam ordusu savaşı kazanmıştır. Müşrik ordusu, panik halinde kaçmaktadır. Müslüman savaşçılar, harp meydanında ganimet toplamaya başlamışlardır. Savaşın kazanıldığını ve ganimetin toplandığını gören geçitteki okçulardan büyük bir kısmı, ganimetten paylarını almak için komutanlarının emrini dinlemeyip, görev bölgelerini terk ettiğinde geçidin ötesinde sabırla bekleyen Halit bin Velid, süvari birliği ile geçide saldırmış ve 10 okçuyu şehit ederek ganimet toplamaya dalmış olan İslam ordusunu arkadan vurmuştur. Bu haberin duyulması ile kaçan düşman ordusu geri dönmüş; Müslümanlar, iki ateş arasında kalmış ve dağa doğru çekilerek çok büyük kayıplar vermekten kurtulmuşlardır. Kazanılmış bir savaş, ganimetten pay alma duygusuna kurban edilerek kaybedilmiştir.
Görevi terk eden bu insanlar ya Muhacir veya Ensar’dı. Her ikisi de İslam davası için dünyayı gözlerinde ve gönüllerinde sıfırlamışlar; yalnızca Allah’ın davası için seferber olmuşlardı. Muhacirler, mallarını, mülklerini, her şeylerini Mekke’de bırakarak Medine’ye göç etmiş; Ensar ise göç eden bu mü’min kardeşlerine kucağını açmış, her şeylerini onlarla paylaşmıştı. Bir dava için dünyaya ve dünya nimetlerine başkaldırmış, tavır koymuşlardı. 
Fakat Uhud günü samimi olmak yetmemişti. Cihadın kanuniyetlerine uymamışlardı. Geçidin diğer tarafına bakmış olmalarına karşılık orada, tam karşılarında duran ve sabırla bekleyen düşman süvari birliğini görememişlerdi. Onların gözünde mal sevgisi bir anda bile olsa mal tutkusuna dönüşmüş, gören gözleri görmez olmuştu.
Peki, neden o ana kadar kendi değerleri için mücadele verenler, şahsi menfaat elde etme kaygısına düştüler? Nasıl oldu da dünya tamahı baskın gelmiş, emir unutulmuş ve gözlere perde inmişti? Bunun için Uhud savaşı sonrasında nazil olan 3 Âli İmran 140-167 ayetlerine bakmak ve onların üzerinde tefekkür etmek zorundayız. Bu ayetlerde, müminleri çok yakından ilgilendiren aşağıdaki hükümlerin var olduğunu görmekteyiz:
•İman edenleri belirtip ayırt etmek
•Allah’ın müminlerden şahit edinmesi
•İman edenleri arındırmak 
•Cihad edenleri belirtip, ayırt etmek
•Sabredenleri belirtip ayırt etmek
•Sinelerdekini denemek
•Kalplerdekini arındırmak
•Küfre sapanları yok etmek
•Münafıklık yapanları belirtmek
Mağlubiyetin kökeninde müminler içerisinde yayılan bir zaaf olduğu, “Bu belâyı kendi başınıza siz getirdiniz.” İbaresi kullanılarak çok açık bir şekilde ifade edilmektedir. Bu nedenle Allah, zafer ve mağlubiyet günlerini, kulları arasında tedavül ettirmektedir.
Demek ki Uhud savaşının ikinci evresi, bir arındırma evresidir. Art arda iki zafer kazanmış Müslümanların bir kısmında ortaya çıkmaya başlayan dünya tamahı, bütünü kirletmeden, zehirlemeden, zehirli ayrık otları gibi toplumsal bünyeyi sarmadan bir arınmaya, bunun için de bir uyarıya ihtiyaç vardı. Bu uyarı, hem o andaki insan unsuru için hem de gelecek nesiller için önemli, gerekli ve zaruri idi. Uhud’da görev bölgesini terk eden müminlerin, Allah’ı ve ahireti bir an için unutmaları, dünyayı ve ganimeti öne çekmeleri, böyle bir uyarıyı kaçınılmaz kılmıştı.
İlahi sünnete/Cihadın yasalarına/değer sistemleri arasındaki mücadelenin kanuniyetlerine uymamanın daima bir bedeli olduğu, mağlubiyetle Müslümanlara öğretilmiştir. İman etmiş olmak zafer için gerek şarttı ama yeter şart değildi. Yeter şart, cihadın yasalarına uymak onun gereğini yapmaktı. 
Halit bin Velid’in süvari birliği, müşrik olmasına rağmen sabretmiş, en uygun anı beklemiş ve o an gelince de saldırıya geçerek müşriklerin mağlubiyetini zafere dönüştürmüştür. 
Bugün Türkiye’de benzer bir tehlike söz konusudur. Yukarıda sorulan soruların cevaplarını Uhud Savaşının ikinci evresinde aramak gerekmektedir.
Henüz Vakit Varken!
YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
21/04/2017 - 10:02 Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat
07/04/2017 - 09:06 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu - 5: Ferdi ahlâkın güzelleştirilmesi
31/03/2017 - 09:12 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu - 4: Kulluk ahlâkının yeniden inşası
17/03/2017 - 09:13 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu- 2
10/03/2017 - 09:10 İhtilaf ahlakını inşa etme sorumluluğu-1
03/03/2017 - 11:26 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 10
24/02/2017 - 10:05 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 9
17/02/2017 - 09:04 Kadife Darbeden Askeri Darbeye-13:
10/02/2017 - 09:27 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 8:
03/02/2017 - 09:03 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 7: 28 Şubat postmodern darbesi ve Millî Görüş kimliği
20/01/2017 - 09:15 Türkiye’deki fitnenin perde arkası - 5
13/01/2017 - 09:46 Türkiye’nin bağımsız dış politika uygulaması açısından 27 Mayıs darbesi ve 12 Mart muhtırası
06/01/2017 - 09:21 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 3: Şer ittifakının terör silahı
30/12/2016 - 09:11 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası-2
23/12/2016 - 08:58 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası -1
09/12/2016 - 09:07 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-4
02/12/2016 - 09:06 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-3:
25/11/2016 - 09:13 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-2:
18/11/2016 - 09:04 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-1
11/11/2016 - 09:04 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne – 5
04/11/2016 - 12:02 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne - 4
28/10/2016 - 09:16 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne – 3
21/10/2016 - 09:19 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne - 2
14/10/2016 - 09:14 İSLAM COĞRAFYASINI KASIP KAVURAN FİTNE-1:
07/10/2016 - 09:52 Kadife Darbeden Askeri Darbeye-12: HZ. MUSA, HZ. HARUN VE “YARGISIZ İNFAZ”
30/09/2016 - 09:16 Kadife Darbeden Askerî Darbeye-11:
23/09/2016 - 09:17 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-10:
16/09/2016 - 10:05 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-9
02/09/2016 - 09:06 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-7:
26/08/2016 - 10:21 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-6: Acil Bir Uyarı:
12/08/2016 - 09:11 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-4: Bir Dolardaki Sır:
05/08/2016 - 09:28 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-3: OHAL Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Bazı Noktalar
29/07/2016 - 09:19 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE - 2: 11 Eylül İkiz Kuleler Provokasyonu İle Arap Baharı Karışımı
22/07/2016 - 09:12 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-1: Bir Arka Plan
15/07/2016 - 09:11 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-5:
08/07/2016 - 11:16 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-4:
01/07/2016 - 10:21 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-3:
24/06/2016 - 10:00 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-2: Sosyolojik Değişim ve Sosyolojik Savaşın İki Boyutu
17/06/2016 - 13:12 Kadife darbeden sosyolojik savaşa - 1
10/06/2016 - 09:59 DİNLERİ BİRBİRİNDEN AYIRAN TEMEL UNSURLAR VE İKİ ANA DİN
20/05/2016 - 09:14 LAİKLİK, LAİKLEŞME, LAİSİZM-1: Bir Arka Plân
13/05/2016 - 09:07 Sekülerlik, Sekülerleşme
06/05/2016 - 10:47 Kavramsal Kargaşa
29/04/2016 - 09:05 İsmail Kahraman Ne Dedi?
22/04/2016 - 13:04 YA KUTÜL AMARE KAZANACAK YA SYKES-PİCOT KAZANACAK
08/04/2016 - 16:35 Kut’ül Amare Savaşı Sürecinde Psikolojik Savaş-2
25/03/2016 - 14:07 VEKÂLET SAVAŞLARININ HEDEFİ:Türkiye’yi Zihnen Bölme ve Suriyeleştirme
09/03/2016 - 12:57 D-8 hareketi, Erbakan’ın dünyanın yönetimine isyanıdır
02/02/2016 - 13:28 AKADEMİSYENLER BİLDİRİSİ ÜZERİNE-2: Bildirinin Amacında İki Boyut
15/01/2016 - 13:08 Sekülarizm Nedir?
30/12/2015 - 14:44 FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK DEMEK BÜYÜK ORTADOĞUYU İŞGAL ETMEK İSTEYEN NATO’YA ÜSLERİ ...
18/12/2015 - 10:49 FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK DEMEK NATO ÜSLERİNİ AÇMAK DEMEK MİDİR?-1
11/12/2015 - 11:40 'Fabrika ayarlarına dönmek' demek 'Avrupa halkı olmak' ve 'Model Ortak' olmak demek midir?
20/11/2015 - 12:08 ABD’NiN YIĞINLA İHANETİNE RAĞMEN HÂL TÜRKİYE İLE ABD “MODEL ORTAK” MI? - 1
06/11/2015 - 10:01 Sosyolojik Savaş
03/11/2015 - 09:38 TÜRKİYEYİ SURİYELEŞTİRMEK - 3
28/10/2015 - 14:52 TÜRKİYEYİ SURİYELEŞTİRMEK-2
19/10/2015 - 13:52 Türkiyeyi Suriyeleştirmek - 1
10/10/2015 - 17:03 “ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA”-7:
06/10/2015 - 14:03 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-6:
28/09/2015 - 10:40 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
22/09/2015 - 14:53 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-5:
18/09/2015 - 10:32 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
12/09/2015 - 13:10 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-4:
04/09/2015 - 07:28 “ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA”
28/08/2015 - 11:02 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
14/08/2015 - 10:57 Suriyede bölünmeye giden yol: Kantonal yapı
07/08/2015 - 10:32 Suriyede uygulanan Kaos teorisinin hedefi neydi?
24/07/2015 - 07:22 Şeytanın peşinden koşan bir sapkınlık hareketi olarak eşcinsellik
10/07/2015 - 11:09 Şeytanın peşinden koşan bir sapkınlık hareketi olarak eşcinsellik - 1
03/07/2015 - 11:21 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 4: İlahi İkaz
23/06/2015 - 14:33 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 2:
12/06/2015 - 09:43 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 1: Bir Truva Atı Bulmak
05/06/2015 - 10:37 İhanet, Hain, Vatan Haini
29/05/2015 - 10:58 “İman edenler içerisinde çirkin hayasızlıkların yaygınlaştırılmasından hoşlananlar” – 2
22/05/2015 - 10:48 İman edenler içerisinde çirkin hayâsızlıkların yaygınlaştırılmasından hoşlananlar - 1
08/05/2015 - 11:41 İSTANBUL’DA TARİHİ YARIMADANIN GELECEĞİ-2
10/04/2015 - 10:23 Siber saldırılar/savaşlar-1: Elektronik İstihbarat Ve İnternet Üzerinden Casusluk
03/04/2015 - 10:21 İLAHİ YASALAR DEĞİŞMEZ-8 İmanla Küfür Arasında Bir Yol: “Model Ortaklık”
20/03/2015 - 12:09 İLAHİ YASALAR DEĞİŞMEZ-6
23/02/2015 - 11:57 İlahi Yasalar Değişmez-2 Bireysel ve Toplumsal Değişim
06/02/2015 - 16:04 İkiz Kuleler Provokasyonundan 7 Ocak 2015 Karikatür Provokasyonuna Kirli Savaş - 4
30/01/2015 - 15:41 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler Provokasyonundan
02/01/2015 - 11:21 Ey İman Edenler! Nereye Gidiyorsunuz?
28/11/2014 - 10:32 Erbakan ve çözüm süreci-2:
21/11/2014 - 10:41 ERBAKAN VE ÇÖZÜM SÜRECİ-1
07/11/2014 - 10:36 REYHANLI OPERASYONUNDAN AYN EL ARAP (KOBANİ) OPERASYONUNA
17/10/2014 - 11:26 Reyhanlı Operasyonundan Ayn El Arap Kobani
15/09/2014 - 14:42 UYUŞTURUCU MADDE BATAKLIĞINA ÇEKİLMEK İSTENEN GENÇLİK–3:
08/08/2014 - 00:30 Yalan ve Aldatmaya Dayalı Bir Psikolojik Savaş Makinesi Olan “Kudurmuş Köpek” İsrail....
05/08/2014 - 16:50 İsrail’in “Kudurmuş Köpek” Stratejisinin Temelleri
25/07/2014 - 15:00 “Kudurmuş Köpek” İsrail ve Eli Kanlı Katiller
13/06/2014 - 00.00 Kadife Darbe Sürecinde Çankaya Savaşları
09/05/2014 - 11:20 Kongre Sonrasında Milli Görüş Kadrolarının Tarihi Sorumluluğu
03/05/2014 - 00.00 YENİ BİR KONGREYE GİDERKEN MİLLİ GÖRÜŞ KADROLARININ TARİHİ SORUMLULUĞU
03/05/2014 - 11:06 YENİ BİR KONGREYE GİDERKEN MİLLİ GÖRÜŞ KADROLARININ TARİHİ SORUMLULUĞU
25/04/2014 - 12:38 30 Mart 2014 seçimlerinin ortaya çıkardığı gerçek - 3: Gülen hareketine karşı oluşan toplumsal şuur
18/04/2014 - 00.00 30 Mart 2014 seçimlerinin ortaya çıkardığı gerçek - 2: Parlamento üstü/dışı siyasete ihtiyaç var
09/04/2014 - 00.00 30 Mart 2014 seçimleri üzerine:Erdoğan ile Gülen’in büyük meydan muharebesi
02/04/2014 - 14:34 Müslüman kardeşine veli (dost-sırdaş) olabilmek ve sorumluluğunu yerine getirebilmek
25/03/2014 - 11:10 Kardeş olabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek
21/03/2014 - 14:56 Kardeş olabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek
15/03/2014 - 11:48 Erbakanın ırkçı emperyalistlerle (siyonistler-masonlar) savaşı
07/03/2014 - 16:59 Çağımızın Abdülhamidi Necmettin Erbakan 2
01/03/2014 - 13:10 Müslümanların arınma mecburiyeti
24/02/2014 - 14:23 Müslümanların arınma mecburiyeti
12/02/2014 - 13:35 Ümmetin helakine sebep olan dört şey
07/02/2014 - 15:21 Ümmetin helakine sebep olan dört şey
24/01/2014 - 14:35 Acı bir itiraf: “Erbakan hoca haklıydı, haklı çıktı”
// - Demokratikleşme Paketi üzerine değerlendirme - 5: Nefret Yasası
01/11/2013 - 16:06 Demokratikleşme Paketi üzerine değerlendirme - 3:Paketin referansları
06/09/2013 - 06:28 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 3: NATO
30/08/2013 - 07:53 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 2: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
23/08/2013 - 07:28 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 1:
19/07/2013 - 08:12 Mısır’da bir devrim daha olacak: Büyük İslam devrimi
21/06/2013 - 15:15 Taksim Kadife Darbe girişiminde beş ihtimal
31/05/2013 - 09:16 Reyhanlı psikolojik harekâtı - 2: Verilen Mesaj
10/05/2013 - 14:28 Siyasetin tefessüh ettirici/kirletici dili
03/05/2013 - 06:41 Bir sosyal yara: Apaçi gençlik
26/04/2013 - 15:19 Niçin “Önce Ahlak Ve Maneviyat”?
19/04/2013 - 14:50 Erbakan’a göre Kürt sorununun (kavmi sorun) çözümü
12/04/2013 - 07:49 Dünya İslam Birliği için Erbakan’ın mücadelesinden çıkarılacak dersler - 4
 
TSK'dan PKK'ya hava harekatı
Dursun Özbek'ten UEFA müjdesi
Fetönün Askeri Karargahı
Çeçenistan'daki saldırıyı DEAŞ üstlendi
Son bir haftada 26 terörist öldürüldü
300 AK Partili isim CHP'ye geçti
Trabzonspor'da rakipler aynı, puanlar farklı
Avrupa yaz saatine geçiyor!
Kahraman şehit Halisdemir'e büyük ayıp!
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
TAD olmayı istemiyoruz!..
Hayati OTYAKMAZ
MUTLU OLMAK İÇİN!
Feyzullah AYDOĞAN
MİLLİ GÖRÜŞ ÖZGÜVENİ
Ekrem ŞAMA
Referandum gözlemcileri
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Arpacıya Borç Eden Ahırını Tez Satar
İshak BEYAZAY
İçimizdeki put
Mustafa İŞCAN
SGK prim ödeme tarihi değişti mi?
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Millî Kültür Kurultayı Hat Sanatı
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Yusuf KAPLAN
Kilise saldırıları: İhvan’ı bitirme tezgâhı...
Ali Haydar HAKSAL
Süreci doğru algılamak -ı-
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Hamilik İttifakı!
Zeki CEYHAN
AYM de YSK gibi yaparsa!
Mevlüt ÖZCAN
Hz. Muhammed (S.A.V.) bizim için ne ifade eder?
Mahmut TOPTAŞ
Allah’ı hatırlamanın faydalarından
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs’ta Rum olmayana yer yoktur
Prof. Dr. Burhanettin Can
Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat
Akif EMRE
ABD’nin müdahale kapasitesi
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Müstakim olan yolda yürümek
Mustafa YILDIRIM
Görüşmelerin kayıt altına alınması ne işe yarıyor?
Burak KILLIOĞLU
Uzlaşma olmadan nasıl olacak?
Şakir TARIM
Erbakan Ödülleri; Milli Görüş ihtiyacı
İsmail KILLIOĞLU
Bir halkoylamasının düşündürdükleri
İbrahim VELİ
Yüzde 49’u anlamak
Abdülkadir ÖZKAN
Trump ‘soykırım’ dememiş, ‘büyük felaket’ demiş!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz