26 Şaban 1438 | 22 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53
Mustafa BİLGEN

Hz Ömer (r.a.)’in, Peygamberimiz (s.a.v.)’in altıncı nübüvvet yılında İslâm’ı kabul etmesi, İslâm tarihinde bir devir açtı ve Mekke’de her şey değişti. Abdullah İbn Mes’ud (r.a.) diyor ki: ‘Hz Ömer (r.a.) İslâm’ı kabul edince, Kureyş ile dövüşerek Kâbe’de namaz kıldı, biz de beraber kıldık.’[1]

Hz Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)’in hemen bütün gazvelerine, anlaşmalarına, idarî tedbirlerine, İslâm için yapılan bütün teşebbüslere katılmıştır.

Hz Ebu Bekir (r.a.)’in halife seçilmesinde tartışmalara son noktayı O koymuş ve derhal elini Hz Ebu Bekir (r.a.)’e uzatarak biat etmiş ve böyle bir anda sürat, kararlılık, katiyet ve aynı zamanda adalet dairesinde yaptığı bu davranış sayesinde karışıklık ortadan kalkmıştır.[2]

Hz Ömer (r.a.), halife seçildikten sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi: ‘Yüce Allah, beni başınıza getirdi. Size en faydalı yönetici olacağımı ümit ediyorum. Allah’tan bana yardım etmesini ve başkasına karşı koruduğu gibi bu konuda koruyup gözetmesini istiyorum. Emrettiği gibi işlerinizi koruma ve paylaştırmada beni adaletli kılmasını istiyorum. Aziz ve Celil olan Allah’ın yardımı olmadığı takdirde ben zayıf kimseyim.

İnşaallah, sizin halifeniz olmam ahlâkımda bir değişiklik yapmaz. Büyüklük Allah’a mahsustur. Kulların hiçbir büyüklüğü yoktur. Hiçbiriniz ‘Ömer halife olduktan sonra değişti’ demesin! Gerçeği kendim araştırır ve size getiririm. Durumu da size açıklarım. Hangi kimsenin bir şeye ihtiyacı olur veya zulme uğrar yahut da ahlâkımda kınayacağı bir durum görürse, bana söylesin! Ben de sizlerden birisiyim.

Gizli ve açık işleriniz de, yoksulluk ve darlık zamanlarınızda daima Allah’tan korkunuz! Üzerinizde bulunan hakkı kendiniz veriniz. Birbirinizi bana dava etmeyiniz. Benimle insanlardan hiçbiri arasında bu konu da dostluk yoktur. Ben sizin doğrunuzu severim. Allah’ın beldesinde olan sizlerin hepsi bana dosttur. Siz Allah’ın verdiğinden başka ekin ve hayvancılığı olmayan bir belde insanısınız. Aziz ve Celil olan Allah, size çok iyilikler vaat etmiştir.

Ben bana verilen emanetten sorumluyum. İnşaallah kendimin ne yaptığını da biliyorum, onları hiç kimseye havale etmem. Uzakta olan gücümün yetmediği işleri de ancak sizden toplum için güvenilir, iyi kimselere bırakırım. İnşaallah emanetimi bunların dışında hiç kimseye bırakmam!’

Hz Ebu Bekir (r.a.)’in tavsiyesi ile O’ndan sonra Müslümanların halifesi seçilen Hz Ömer (r.a.), O’nun başlatmış olduğu bütün askerî harekâtları devam ettirdi.

İranlılarla yapılan büyük savaşlarda İslâm ordusunda Kur’an okuyan hafızlar cihad ayetlerini okuyor ve askerler ‘i’lây-i kelimetullah’ için mücadele ediyorlar, zaferden zafere koşuyorlardı.

Hz Ömer (r.a.), İslâm ordularının faaliyetlerini o kadar önemsiyordu ki, her sabah erkenden Medine dışına çıkar, savaş bilgilerini getiren adamları karşılardı.

Hz Ömer (r.a.)’in orduları, bir taraftan Kisra’ların taç ve tahtlarını, zulüm ve sefahatlerini yerle bir ederken, diğer taraftan küfür dünyasına, zulüm ve sefahat içinde çürümüş Bizans’a yönelmişti. İslâm komutanları, Arabistan sınırlarını geçince Bizans’ın büyük kuvvetleri ile karşılaşacaklarını biliyorlardı. Fakat İslâm orduları bütün engelleri aşarak H. 14 yılında Şam’a girdiler. Kısa zamanda Suriye şehirleri feth olundu. İslâm ordusunun fethettiği şehirlerdeki adalet ve hakkaniyeti buralardaki insanların Müslüman olmalarına veya kendilerine yardımcı olmalarına neden oluyordu.

Kudüs anlaşmasından sonra Hz Ömer (r.a.), Kudüs’e hareket etti. Komutanlar O’nun mütevazı bir at ve elbise içinde şehre girmesini istemediler. Ancak O şöyle dedi: ‘Allah (c.c.)’ın bize bahşettiği nam ve şöhret, Müslümanlığa aittir. Kendi şahsımız için sadelik yeterlidir.’ Bu elbise ile şehri dolaştı ve mabetleri ziyaret etti.

Hz Ömer (r.a.)’in döneminde İslâm orduları, Cezire, Hozistan, İsfehan, Irak-ı Acem, Azerbaycan, Taberistan, Ermenistan, Kirman, Sistan, Mekran, Horasan bölgelerini İslâm topraklarına kattılar. Bunun üzerine Hz Ömer (r.a.) şöyle bir hitabede bulundu: ‘Bugün İran devleti yıkılmıştır. İranlılar artık Müslümanlara zarar veremezler. Fakat size şunu ihtar etmek isterim ki, namus ve istikametten ayrılacak olursanız, Cenâb-ı Hak size ihsan ettiği kuvvet ve üstünlüğü sizden alır, bu memleketleri başkalarına ihsan eder.’

Hz Ömer (r.a.) Zerdüştî bir köle tarafından sabah namazını kıldırırken hançerle yaralandı. Üç gün sonra vefat etti. Rasûlullah (s.a.v.)’in yanına defin olunmasını istemişti. Hz Aişe (r.a.)’in muvafakati ile bu arzusu gerçekleşti. Kendisini şehid edenin Müslüman olmadığını öğrendiğinde şükretmişti.

Hz Ömer (r.a.), mücahidleri evlerinde ziyaret ederek, mücahidlerin eşlerine çarşıdan bir şeye ihtiyaçları olup olmadıklarını sorardı. Onlar da hizmetçi kızları kendisi ile birlikte göndererek istediklerini aldırırlardı.[3]

Devlet Adamı Olarak Hz Ömer (r.a.)

Hz Ömer (r.a.) dönemi, Müslüman Arapların hızla Arabistan dışına yayılmalarıyla dikkat çekmektedir. Bu dönemde ülke sınırları, başta İran olmak üzere Suriye ve Mısır topraklarının yanı sıra, güneyde Sind (bugünkü Pakistan), Thama Çölü (Bombay-Gücerat), kuzeyde Ermenistan, Azerbaycan ve Horasan’ı içine alan ve Afrika’nın bir bölümüne kadar uzanan geniş bir alana ulaşmıştır. Dönemin teknik ve fizikî imkânsızlıkları göz önünde bulundurulunca böylesine geniş ve farklı bir coğrafyayı idare ve denetim altında tutmak oldukça güç gözükmektedir. Yalnızca askerî güç veya merkezi otoriteyle bu bölgeleri kontrol altında tutmak mümkün gözükmediği gibi, Bizans İmparatorlarının ustalıkla uyguladıkları, diplomatik taktik ve entrika yöntemlerine de başvurulmadığı anlaşılmaktadır. Dinî ve etnik köken bakımından İslâm ve Arap toplumuna oldukça yabancı olan bölgelerin ne tür politikalarla denetim altında tutulduğu dikkat edilmesi gereken bir husustur.

Siyaset bilimciler, tarihe mal olmuş büyük devlet adamlarının başarılı olmalarını onların tanınmış düşünür, ilim ve fikir adamı veya iyi birer siyasal bilimci olmalarından kaynaklanmadığını, onların başarılarındaki temel etkenin, yanlarında sürekli sahasında uzman olan sözüne itibar edilir ilim ve fikir adamları bulundurmalarından ve onların fikirlerinden faydalanmayı bilmelerinden kaynaklandığını belirtmektedirler. Bilindiği gibi topluma önderlik etmek önemli sorumluluklar gerektirmektedir. Bu sorumluluk hem devlet içindeki dengeleri koruma açısından hem de devleti uluslararası arenada başarılı bir şekilde temsil etmek bakımından önem arz etmektedir. Nitekim önder kişilerin en önemli görevlerinden birisi toplumda birliği, bütünlüğü sağlamak, ‘hakem ve uzlaştırıcılık görevini’ üstlenmektir.

Bilindiği gibi İslam’ın ilk yıllarında Arap toplumunda kurulu bir devlet geleneği yerleşmemiş ve Hz Muhammed (s.a.v.) zamanında sağlanan kabileler arası birlik tam anlamıyla özümsenememiştir. Nitekim özellikle Hz Ebu Bekir (r.a.) döneminde ortaya çıkan siyasal karışıklıklar bunu doğrular niteliktedir. Bu şartlar altında devlet başkanı olan Hz Ömer (r.a.) üstlendiği siyasal iktidarın sorumlusu olarak bir anlamda halkın her kesimini yönetimde temsil eden bir görüntü sergilemeye çalışmıştır. O’nun döneminde devlet idaresinde yer alan isimlerden bazıları şunlardır:

Hz Osman, Hz Ali, Muğîre b. Şu’be, Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Abdurrahmân b. Avf, Muâz b. Cebel, Amr b. el-As, Nu’mân b. Mukarrin, Ebû Mûsâ el-Eş’ârî.

Halife Hz Ömer (r.a.), idaresi süresince bu insanların deneyim ve tecrübelerinden faydalanmayı ihmal etmemiş ve sürekli onlarla istişare halinde olmuştur. Özellikle Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh, Sa’d b. Ebî Vakkâs, Selmân-ı Farisî, Şurahbil b. Hasene, Amr b. Âs, Muğîre b. Şu’be, Sa’d b. Ebî Vakkâs gibi seçkin kişilere önemli sorumluluklar vererek, bir bakıma ‘dış politikada başarılı olmanın yolunun içeride güçlü olmaktan geçtiği’ prensibinden hareketle, kabileler arası dengeleri gözetmeye çalışmıştır. Örneğin, iki köklü ve güçlü kabile olan Emevîler ile Hâşimîlere eşit şekilde davranmaya özen göstermiştir.

Öte yandan halife, devlet idaresinde yetki paylaşımına gitmiş ve görevlendirdiği

yetkin kişilerin nüfuzlarıyla kendi siyasî deneyimini birleştirerek sağlam bir idarî yapı oluşturmaya çalışmıştır. Devlet adına herhangi bir karar alınacağı zaman sürekli danışmanlarıyla istişare etmesi ve onların görüşlerinin yönetimde temsil edilmesine imkân hazırlaması bir bakıma hata yapma riskini en aza indirmiştir.

Yukarıdaki şahısların her biri askerî, siyasî, idarî, hukukî sahalarda dönemin büyük otoriteleri arasında adı geçen insanlardır. Öte yandan ekseriyeti Muhacirlerden olan bu insanların yanı sıra halife, nadiren de olsa Ensâr’dan sözüne itibar edilir fikir ve görüş sahibi insanları da toplantılara çağırıp onların görüşlerinden yararlanmıştır. Örneğin Ebu Yusuf’un verdiği bilgiye göre halife başta Irak arazileri olmak üzere toprakların taksimi konusunda danışma kurulu üyelerinin yanı sıra Evs ve Hazrec eşrafından beş kişinin belirlenerek danışma kuruluna katılmalarını istemiştir. Müzakereler sırasında halife mecliste bulunanlara yaptığı açıklamada şu ifadelere yer vermiştir:

‘Ben de sizlerden biriyim. İleri süreceğiniz görüşler benim görüşüme mutabık olsun veya olmasın hangisi makul ve doğru ise o kabul edilecektir. Maksadım sizin benim görüşümü onaylamanız değil, birlikte ortak ve doğru karara varabilmemizdir.’

Devlet idaresinde merkeziyetçi bir anlayışı benimseyen Hz Ömer (r.a.), sıkı bir denetim mekanizması oluşturarak, merkez ile taşra arasındaki irtibatı aksatmamaya özen göstermiştir. Muhtemelen bu maksatla haberleşmeye büyük önem vermiş olmalı ki, yol boylarındaki bazı yerlere konaklama yerleri yaptırmıştır. Öte yandan taşradaki idarecilerden sürekli raporlar isteyerek gelişmeleri yakından takip etmeye çalışmıştır. Bu itibarla Medine dışındaki idarecilerine ‘sürekli bana yazın, cephedeki haberleri bana bildirin ki, adeta ben orayı görür gibi olayım’ şeklinde uyarılarda bulunması dikkate değerdir.

İslâm âlimleri devlet idaresinde dikkat edilmesi gereken kuvvet ve emanet gibi iki temel kavramın altını çizmiş, bir anlamda bu hususları devlet idaresinin olmazsa olmaz şartlarından saymıştır. Kuvvet ya da fizikî görünüm, idareci veya diğer devlet görevlilerinin üstleneceği görev itibariyle meslekî kabiliyet ve donanım kadar önemli bir etkendir. Emanet ise, bu görevin hakkıyla yerine getirilmesinde Allah korkusunun göz önünde bulundurulmasının kaçınılmaz şartıdır. Bu özellikler Hz Ömer (r.a.)’in devlet idaresinde görev verdiği kişileri ciddî tahlil ve değerlendirmelere tabi tuttuğunu göstermektedir. Özellikle sorumluluk vereceği kişiler hakkında siyasî, ahlâkî, dinî ve iktisadî yönlerden ayrıntılı bir şekilde araştırma yapması, bu hassasiyetin sonucu olarak değerlendirilebilir. O’nun bu hassasiyeti dış politikasına da yansımıştır. Örneğin, hem Müslümanların hem de ülke imajı açısından yabancı devletlere göndereceği elçilerin seçimine büyük önem vermiştir. Başta fizikî görünümleri olmak üzere, elçilerin güvenilir, bilgili, deneyimli, asaletli, cesaretli ve maksadını etkili bir şekilde anlatan kişiler olmalarına önem vermiştir. 

İdari konularla ilgili danışma ve işbirliği sadece halife ile istişare heyeti arasında değil, aynı zamanda bürokratlar ve diplomatlar arasında da yapılmıştır. Bunun pratikteki örnekleri Bizans ve İran’a karşı sürdürülen mücadele sırasında görülebilir. Hatta Halife, istişareye (şûra) verdiği önemden dolayı, ordu komutanlarına tavsiyelerde bulunarak sürekli yanlarında sözüne itibar edilen, görüş ve fikir sahibi, deneyimli insanlar bulundurmalarını önermiş, bu insanların düşüncelerini aldıktan sonra karar vermelerini öğütlemiştir.

Örneğin Sa’d b. Ebî Vakkâs’ı İran orduları başkomutanı olarak cepheye gönderdiği zaman, ona orduda bulunan fikir ve görüş sahibi insanlara itibar etmesini, onların görüşlerini dikkate almasını tavsiye etmiştir. Devlet idaresinde yöneticiler, siyasal iktidarı barış, hürriyet, toplumun refahı ve adalet için kullandıkları ölçüde başarılı olurlar. Bir bakıma onların kalıcılıkları en az hata yapmalarıyla yakından alâkalıdır. İncelediğimiz dönem göz önünde bulundurulunca muhtemelen Hz Ömer (r.a.)’in kalıcı olmasında ve siyasal alanda önemli başarı kazanmasında bu hususlara titizlikle riayet etmesinin rolü olmuştur.

Devlet idaresinde önemli konulardan birisi, kuşkusuz yetki paylaşımı veya yetki sorunudur. Halife üst düzey idarecilere geniş yetkiler tanırken, önemli kararların yine kendisine bildirilmesini istemiştir. Nitekim geniş yetkilerle donatılan idarecilerin zaman zaman ona danışıp karar verdikleri birçok tarihi kayıt bulunmaktadır. O, yetkisini aşan idarecileri uyardığı gibi, bazılarını da hemen görevden almıştır. Örneğin Bahreyn valisi Alâ b. Hadramî, kendisine yetki verilmeden İran’a karşı savaşa girişmiş ve ağır bir yenilgiye sebep olmuştur. Valinin yetkisini aşarak devlet adına kendi başına hareket etmesi üzerine, halife onu sert bir dille azarlamış ve görevden almıştır. Aynı şekilde İran cephesine gönderdiği Cerîr b. Abdullah el-Becelî bölgedeki komutan Müsennâ b. Hârise ile yetki tartışmasına girince halife her iki komutanı görevden alıp yerine Sa’d b. Ebî Vakkâs’ı İran orduları başkomutanı sıfatıyla atamış ve çıkabilecek kargaşanın önüne geçmiştir.

Hz Ömer (r.a.) sorumlu devlet adamı bilinciyle hareket ederek ortaya çıkan problemleri akılcı ve kesin kararlılıkla halletmeye çalışmıştır. Bir başka ifade ile o, bazı çözümsüzlük ve belirsizlik durumlarında yeni çözüm yolları üretebilme mahareti gösterebilmiştir. Örneğin, İran’a kaşı ordu göndereceği zaman halifenin çağrısına halkın duyarsız davranması üzerine yeni çözüm önerisi olarak alınacak ganimetlerden daha fazla pay verme fikrini gündeme getirmiştir. Nitekim bu teklif üzerine Cerîr b. Abdullah el-Becelî mensubu olduğu Becîle kabilesine önderlik ederek neredeyse tamamına yakınının savaşa katılmasını sağlamıştır. Ancak az önce de belirtildiği gibi, cepheye gittikten sonra mevcut komutan Müsennâ b. Harise’nin komutası altına girmek istemeyerek yeni bir soruna yol açmıştır. Bunun üzerine halife her iki komutanı görevden alarak yerlerine Sa’d b. Ebî Vakkâs’ı atamış ve meseleyi sorunsuz bir şekilde halletmiştir.

Merkezden uzak yerlerde görev yapan idareciler, sorumlulukları altındaki halkı rahatsız edecek kararlar almamaları için zaman zaman halife tarafından uyarılmışlardır. İdareciler, halka ağır vergiler yüklememeleri ve hukuk dışı uygulamalarda bulunulmamaları için bizzat halifenin talimatlarıyla uyarılmışlardır.

Bunun yanında sıkı bir denetim anlayışı getirerek zaman zaman idarecileri halk ile yüzleştirip onların dilek, temenni ve şikâyetlerini dinlemiştir. Bir bakıma bu anlayışla ‘denetime açık bir yönetim anlayışı’ sergilemiştir. Özellikle yeni fethedilen yerlerin idarî, siyasî coğrafi ve ekonomik durumu hakkında raporlar hazırlanıp, bölgenin önem ve özelliklerine göre politikalar geliştirilmeye çalışılması dikkate değerdir. Hatta bu konuda hata yapılmaması için zaman zaman bölge halkından uzmanlar Medine’ye davet edilmiş ve görüşlerine başvurulmuştur. İdarî konulara ilişkin kararlar alınırken, bunların uygulamaya yansıyıp yansımadığını görmek amacıyla halife, Medine dışına seyahat etmeyi planlamıştır.

Belâzurî’nin bildirdiğine göre halife, belli günlerde Mescid’in bir bölümünde oturup halkın sorunlarını dinleyip onlarla birlikte çeşitli devlet meselelerini müzakere etmiştir. Halkın şikâyetlerini birinci ağızdan dinleyen halife, bu sorunlara çözüm bulmaya çalışırken aynı zamanda şeffaf bir yönetim anlayışı sergilemiş ve devlet icraatlarından halkı haberdar etmiştir. Öte yanda geliştirdiği kontrol sistemi ile bürokratlarını sürekli denetlemiş, halkın rahatsız olduğu idarecileri sorguya çekmiş ve gerektiğinde onları görevden almıştır.

Bunlara ilaveten, etkili bir adlî mekanizma geliştirerek bir bakıma sorumlu olduğu siyasal düzeni bir hukuk devleti temeline oturtmaya çalışmıştır. Nitekim merkezden uzak her şehre resmi hukukçular (kadılar) atamış, her ordu birliğinde kadı bulundurmuş ve yeni fethedilen yerlere çeşitli idarecilerin yanında mutlaka bir hukukçu görevlendirmiştir. Ayrıca kadı ve hâkimlere üst düzey bürokrat statüsü kazandırmıştır.

Devlet halk bütünleşmesinde önemli politikalardan birisi, sınırlara dâhil edilmiş yeni yerleşim birimleriyle ilgili uygulamalardır. Bu konuda en dikkat çekici husus halifenin söz konusu yerlerdeki yerel idarecileri aynı görevlerinde bırakmasıdır. Bu yolla o, hem devlet aleyhine oluşabilecek muhtemel ittifakların önüne geçmiş, hem de bu idareciler vasıtasıyla kontrolü en etkili biçimde sağlamıştır. Yönetime yeni katılan yerlerdeki idarî konularla ilgili işler o bölge idarecisinin denetiminde bırakılırken devlet, adlî, iktisadî, askerî ve dinî konularda denetleyici bir rol üstlenmiştir. Ebu Yusuf’un ifadesiyle O’nun valilerinin başlıca sorumluluğu, insanlara adaletle hükmetmek, dinî işleri yürütmek ve vergilerin düzenli toplanmasını sağlamaktı. Bunun haricinde yerli halkın sosyal yaşantısına fazla müdahale edilmesini halife doğru bulmamıştır.

Devlet idaresinde ve uluslararası arenada Hz Ömer (r.a.)’i başarıya götüren önemli amillerden birisi de, O’nun devlette devamlılığı esas alarak, daha önceki dönemde yapılan icraatlara sahip çıkması ve bunları devam ettirmesidir. O, kendisinden önceki dönemde devlet adına verilen şahsi ayrıcalıklar dahil anlaşma, ikta ve diğer resmi evrakların geçerliliğini aynen kabul etmiştir. Yine kendisinden önceki dönemin uluslararası ilişkilere ait karar ve uygulamalarını kesintiye uğratmadan aynen devam ettirmiştir. Bu bağlamda idarecilere yaptığı tavsiyeler arasında bulunan halifeye ait şu ifadeler oldukça dikkat çekicidir: ‘....bi’setinden vefatına kadar Rasûlullah’dan neyi görmüş ve öğrenmişseniz bunu uygulamakta kararlı olun! Size vereceğim en önemli emir ve talimat budur...’ Öte yandan fazla istekli olmamasına rağmen Hz Ebu Bekir (r.a.) tarafından kendisine yapılan vasiyet gereği İran ile askerî mücadeleye girmesi, daha önceki devlet icraatlarına sahip çıktığının bir başka örneği olarak değerlendirilebilir.

                                              Hz Ömer (r.a.)’in Dış Siyaseti

İlk İslâm devletinin adlî, idarî, askerî, iktisadî ve diğer birçok alanda Hz Ömer (r.a.) dönemi ile birlikte kurumsallaşma sürecine girdiği kabul edilmektedir. Bu müesseselerden birisi kuşkusuz diplomasi kurumudur.

Hz Ömer (r.a.), yönetimi devraldığı zaman, dönemin iki güçlü imparatorluğu olan Bizans ve İran’ın Medine için potansiyel tehdit unsuru olduğu söylenebilir. Nitekim bunu doğrulayacak nitelikte bazı tarihi kayıtlardan söz edilmektedir. Bu durumun farkında olan halife, dış politika stratejisini bu ülkelerin şartlarını göz önünde bulundurarak şekillendirmeye çalışmıştır. Dolayısıyla bilindiği gibi Bizans İmparatorluğu oldukça eski ve köklü bir diplomatik geleneğe sahiptir. Bizanslı idareciler askerî güç yerine diplomasiyi maharetle ve ustalıkla kullanarak devletin çıkarlarını korumaya çalışmışlardır. Bu yüzden diplomasi, Bizans İmparatorları için bir oyun, entrika ve şantaj aracı olarak kullanılmıştır. Yeri geldiğinde yabancı devlet adamlarına para veya değerli mücevherler hediye ederek onları satın alma, rakip devletler arasında düşmanlığı artıracak hile ve entrikalara başvurma, gibi diplomatik taktikler Bizans diplomasisinde sıkça kullanılan metottur.

Bu yüzden Bizans İmparatorlarının, diplomasiyi en iyi ve ustalıkla kullandıkları kabul edilmektedir. Öte yandan askerî ve siyasî bakımdan bu ülkelerle aynı güce sahip olmamakla birlikte, halife onlarla eşit şartlar altında diplomatik ilişkiler sürdürmeyi öncelikli hedef olarak belirlemiştir. Bu devletlere karşı strateji izlenirken, her iki ülkenin içinde bulunduğu şartların iyi etüt edildiği söylenebilir. Hatta Hz Ömer (r.a.), herhangi bir hata yapmamak için zaman zaman onların durumunu iyi bilen uzmanların görüşlerine bile başvurmuştur. Elde edilen bilgiler danışma kuruluna getirilerek, uzun değerlendirmelere tabi tutulmuş ve bu değerlendirmeler ışığında izlenecek dış politika belirlenmiştir. Bir başka ifade ile Hz Ömer (r.a.), dış politikaya yönelik önemli kararları kendi başına değil, uzmanların görüşlerini de dikkate alarak belirlemeye çalışmıştır.

Yukarıda dile getirilen hususları Hz Ömer (r.a.)’in diplomatik kişiliğinde görebilmek mümkündür. Bilindiği gibi O, Hz Muhammed (s.a.v.)’den yaklaşık iki buçuk yıl sonra devlet başkanı olmuştur. O’nun başkan olduğu dönemde Medine hükümeti siyasî, iktisadî, askerî ve idarî bakımdan Bizans ve İran İmparatorlukları kadar güçlü konumda değildi. Buna rağmen Hz Ömer (r.a.) başkanlığındaki genç Medine hükümeti, uluslararası siyasette hızla prestij kazanmış ve dönemin uluslararası siyasetine yön veren aktörler arasına girmiştir. Bu hızlı gelişmede devletin girdiği savaşlardan başarıyla çıkmasının yanı sıra, Hz Ömer (r.a.) gibi diplomatik özelliklere sahip teşkilatçı, girişimci, cesur ve ileriyi gören karizmatik bir liderin bulunmasının da önemli rol oynadığını unutmamak gerekir.

İslâm öncesinde devrin önde gelen şair ve bilginleri arasında yer alan Hz Ömer (r.a.), Arabistan’daki az sayıda okuma-yazma bilenlerden birisiydi. Müslüman olduktan sonra Hz Peygamber (s.a.v.) ve Hz. Ebu Bekir (r.a.)’e danışmalık yapması, başta dış politika olmak üzere birçok konuda onlara yardımda bulunması bir anlamda devlet idaresinde belirli bir deneyim kazanmasına zemin hazırlamıştır.

Bilindiği gibi Hz Ömer (r.a.), İslâm öncesinde Mekke şehir parlamentosunun sefîrlik (elçilik) görevini yürütüyordu. Mes’ûdî, Hz Ömer (r.a.)’den bahsederken O’nun Cahiliye döneminde birçok yabancı ülkeyi dolaştığını ve değişik meselelerle ilgili görüşmelerde bulunduğunu belirtmektedir. Hz Ömer (r.a.)’in bu diplomatik yönü, Müslüman olduktan sonra da ön plana çıkmış ve O’nun birikiminden bu dönemde de faydalanılmıştır. Nitekim Hz Peygamber (s.a.v.) O’nu Bedir savaşı öncesi barışı temin etmek amacıyla Kureyş’e elçi göndermiştir.

Hz Ömer (r.a.) dış politikada diplomatik taktik ve yöntemler ya da, askerî güç kullanma yerine, devlet sınırlarına dahil edilen yerlere hak, adalet, eşitlik, insana saygı gibi dönemin kültür dokusu içinde fazla yaygın olmayan kavramları götürmüştür. O’nun ortaya koymuş olduğu bu anlayışın aynı zamanda İslâmî gelenekte uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde ve işleyişinde önemli katkılar sağladığı söylenebilir.

Dış politikada başarı kazanmada askerî gücün vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu kabul edilen bir gerçektir. Muhtemelen bu gerçeği dikkate alan halife, düzenli ve kalıcı bir ordu kurmak için gerekli girişimleri başlatmıştır. Nitekim İslâm tarihinde ilk zorunlu askerliğin ve düzenli orduların Hz Ömer (r.a.) zamanında kurulduğu belirtilmektedir. Öte yandan halife elindeki askerî gücü yerli yerinde kullanmaya büyük önem vermiştir. Örneğin Şam’da orduya asker ihtiyacı olduğu zaman Irak’tan takviye kuvvet sevk etmiş, aynı şekilde Kadisiye savaşı öncesi Şam’daki askerlerin bir bölümünü Irak’a göndermiştir.

Bilindiği gibi Hz Ömer (r.a.) iktidara geldiği zaman komşu iki güçlü İmparatorluk

olan Bizans ve İran ile fiili savaş hali devam etmekteydi. Sıcak savaşın devam ettiği dönemde, bir devlet başkanının yapacağı en önemli icraat, sorumlu olduğu siyasal düzenin veya devlet denen örgütlü kurumun çıkarlarını korumak ve bu siyasal düzeni en az zararla kapatmaktır. Halife öncelikle bu ilkeden hareketle, dış politikaya yönelik acil ve hayati kararlar almak zorunda kalmıştır. Bu itibarla İran ve Bizans İmparatorluklarına karşı verilen mücadeleyi sürdürme kararı almıştır.

Yukarıda adı geçen ülkelere karşı sürdürülen diplomatik ilişkilerde bir paralellikten söz edilebilir. Bir başka ifade ile Bizans’a karşı izlenen dış politika anlayışının değişik bir versiyonu İran ile ilişkilerde de yaşanmıştır. Bilindiği gibi Bizans ile ilişkiler, Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminden beri başlatılan devlet icraatının bir devamı niteliğini taşımaktadır. Halife, Bizans devletine karşı diplomatik girişim başlatmış ve bu ülkeden gelebilecek muhtemel bir tehlikenin önüne geçebilmek amacıyla Suriye bölgesini kontrol altında tutmayı hedeflemiştir. Bunu gerçekleştirmek amacıyla kendi askerî gücünün yanı sıra bölgedeki Arap kabilelerden de faydalanmak istemiştir. Nitekim bu kabile önderlerine elçiler göndererek sürekli aynı etnik kökene sahip olduklarını vurgulamış ve bir bakıma ‘Arap olma’ ortak paydasında bölge halkını kendi yanına çekmeye çalışmıştır.

Suriye ve Mısır’dan gelebilecek muhtemel bir Bizans tehdidi önlenmişse de, yine bu ülkenin potansiyel bir tehlike olduğunun farkında olan halife, bir anlamda Suriye ile Anadolu topraklarını birbirinden ayıran Toros dağlarına yakın Halep, Antakya, Urfa gibi bölgeleri müstahkem şehirler haline getirmeye çalışmıştır. Nitekim adı geçen şehirlere Müslüman nüfusu yerleştirerek bu bölgelerdeki dengeleri sağlanmayı hedeflenmiştir. Bir başka ifadeyle halife, Mezopotamya bölgesini kontrol altına tutarak bu bölgeden Arabistan’a yönelik olası tehlikenin önüne geçmek istemiştir.

Yukarıda da değinildiği gibi Hz Ömer (r.a.)’in İran İmparatorluğuna karşı sürdürdüğü dış politika anlayışı ile Bizans’a karşı yürüttüğü dış politika anlayışı arasında bir paralellikten söz edilebilir. Halife bu ülke ilişkilerinde de İran sınırına yakın yerlerdeki Arap kabilelerden faydalanma yoluna gitmiştir. Hatta bu bağlamda söylemiş olduğu ‘İran Kisralarını Arap Emirleri ile çökerteceğim’ sözü onun İran’a karşı izleyeceği politikanın iç yüzünü yansıtması bakımından ilgi çekicidir. Anlaşılan bu politika önemli ölçüde başarılı olmuştur. Nitekim yapılan savaşların bir kısmında İran’a tabi Arapların pek çoğu Müslüman olmadıkları halde İslâm orduları saflarında eski efendilerine karşı savaşmışlardır.

Gerek Arabistan’daki kabileler arasındaki dengelerin korunmasında gerekse Arabistan dışındaki güçlü devletlerle ilişkilerde oldukça dikkatli davranan Hz Ömer (r.a.), bu süreçte sürekli devlet itibarını ayakta tutacak politikalar geliştirmeye çalışmıştır. Hatta bu konuda önemli başarılar sağladığı da söylenebilir. Nitekim belli bir üstünlük sağlandıktan sonra, halife onlarla eşit şartlar altında diplomatik görüşmeler başlatmaktan kaçınmamıştır. Bu bağlamda özellikle Bizans İmparatoru ile aralarındaki samimi mektuplaşmalar dikkat çekicidir. Öte yandan komşu iki İmparatorluğa karşı izleyeceği siyaseti bu ülkelerin denetimi altındaki Araplar üzerinden gerçekleştirmek istemesi ve bu maksatla Arap önderlerine çeşitli elçiler gönderip sürekli aynı kökenden geldiklerini vurgulamaya çalışması akılcı, planlı ve diplomasinin inceliklerini taşıyan girişimler olarak değerlendirilebilir. Bir anlamda O’nun başlattığı bu diplomatik girişimler sayesinde Müslümanlar, kısa zamanda güçlerini hızla artırmışlar ve Medine hükümeti o dönemde Arabistan dışındaki geniş bir coğrafyaya hâkim olmuştur.[4]


[1]  İbn Hişam.

[2]  Asr-ı Saadet, Ahmed en-Nedvî.

[3]  Asr-ı Saadet, A. En-Nedvî.

[4]İsrafil Balcı, Devlet Adamı Olarak Hz Ömer.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
ABD ziyareti bir daha düşünülmeli
Irak'tan PKK açıklaması
Saldırı hazırlığındaki teröristlere hava harekatı
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
Diyanet’in 'Kutlu Doğum Haftası' muamması
Hayati OTYAKMAZ
Peygamber (s.a.v) Efendimizin Güzel Hayatından Örnekler
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Endişeliyiz ama Korkmuyoruz
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
İsteğe bağlı prim ödemek aile yardımını kesmez
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Bunlara Cevap Verebilecek Biri Var mı?
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Küresel Emperyalizmin Tutsakları
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Trump’ın Suudi Arabistan Ziyareti’nin Hatırlattıkları...
Zeki CEYHAN
Günahından değil!
Mevlüt ÖZCAN
Oruç ayı Ramazan
Mahmut TOPTAŞ
Ücretsiz faaliyet/eylem yoktur
Prof.Dr.Ata ATUN
Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya biz?
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 5:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Haram ve zulüm düzeni ve Ak parti
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
İçten patlama
Şakir TARIM
Bir adanmış başkan: Adnan Demirtürk
İsmail KILLIOĞLU
“Ağaç kesen, baş keser”
İbrahim VELİ
Senden sorulur!
Abdülkadir ÖZKAN
Sat silahı al parayı, sonu ne olursa olsun!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz