30 Şaban 1438 | 26 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
15/09/2014 - 12:29
Mustafa BİLGEN

Hz Peygamber (s.a.v.)’in ferdî ve sosyal hayatta olduğu gibi diğer toplumlara yönelik dış siyasetindeki hareket tarzı da O’nun Peygamberlik misyonundan ayrı düşünülemez. Ancak batılı araştırmacılar O’nun bu konudaki başarısını da şahsî kabiliyetlerine bağlama eğilimindedirler. Medine döneminde sıkça görülen mümtaz politik hüneri modern tarihçilerce sıkça dile getirilmekte, Bedir Savaşı’nın kumandanının veya Hudeybiye Antlaşması’nı gerçekleştiren şahsiyetin entelektüel üstünlük ve fevkalade diplomatik beceriye sahip biri olduğundan kimsenin şüphe duyamayacağına, O’nun dehâsına yönelik kaynaklarda apaçık olan bu feraset bakışlarının sadece münferit ışıltılardan ibaret olduğuna işaret edilmektedir.

Rasûlullah (s.a.v.) Medine’ye geldiğinde buradaki Arap kabileler bir süre sonra İslâmiyet’i benimsemişler, geriye yalnız Yahudiler kalmıştı. Onlara karşı hiçbir önyargı taşımadığını her haliyle gösteren Hz Peygamber (s.a.v.), Medine Vesikası’nda Müslümanlarla Yahudilerin sivil bir eşitlik statüsüne sahip olduklarını ilan etmiş, ancak kendilerine yabancı bir Peygamberin hâkimi olduğu karma bir toplum (ümmet) içinde eriyecekleri düşüncesiyle Yahudilerin üstün ırk olma ayrıcalıklarını terk etmek

istemedikleri bir süre sonra anlaşılmıştı. Hz Peygamber (s.a.v.) onları bir defada İslâm’a kazandırmak gibi bir niyet taşımadığı ve sadece kendileriyle ortak bir anlaşma zemini, barışçı bir işbirliği imkânı araştırdığı halde Yahudiler Kureyş’le açık bir ittifak görüntüsü vermeden, fakat Kureyş’le yapılan savaşın konjonktürüne göre şiddeti gidip gelen bir muhalefet grubu oluşturdular. Bu olumsuz tavrın giderek dozunu artırmasıyla meydana gelen güvensizlik ortamında Hz Peygamber (s.a.v.)’in de onlara karşı tavrı değişti ve dinî olmaktan çok kendilerinin sebep olduğu siyasî, sosyal ve ekonomik sâiklerden kaynaklanan olaylar sonucu Yahudi kabileler bölgeden uzaklaştırıldı. Bazı Batılı araştırmacıların, Hz Peygamber (s.a.v.)’in hicretin ikinci yılından itibaren

Yahudileri sırf Yahudi oldukları için temizleme siyaseti takip ettiği yolundaki

iddiaları bu bakımdan temelsiz olup böyle bir politika onun kişiliğine asla uymaz. Yahudilerin ağızdan ağıza Kur’ân vahyini tenkitle İslâm toplumunun temelini çürütmeye yönelik gayretleri yanında Müslümanların düşmanlarına siyasî destekleri, kendilerine karşı izlenen siyasete zemin teşkil etmekteydi. Onlar düşmanca tavırlarını terk ettikleri ölçüde Rasûlullah (s.a.v.) da kendilerine karşı hoşgörülü bir tutum

sergilemiştir. Hz Peygamber (s.a.v.)’in gerek antlaşmalarını bozan bu Yahudilere

gerekse diğer Arap kabilelerine karşı sert tedbirler alması, Kur’ân-ı Kerîm’de de ifade edildiği üzere[1] barışı bozmaya yönelik teşebbüslere asla müsamaha edilmeyeceğini göstermek içindi.

Medine’deki Müslüman varlığının Kureyş’in en önemli ticaret ve gıda ikmal yolu üzerinde büyük bir tehdit oluşturduğu, bu bakımdan Müslümanları kendi hallerine bırakmayacakları gayet açıktı. Nitekim hicretten hemen sonra Kureyşliler Medineli Müslümanlara ve onların rakibi olan Araplara gönderdikleri ültimatomlarla Hz Peygamber (s.a.v.)’i himayeden vazgeçmeye zorlamışlardı. Hz Peygamber (s.a.v.)’in amacı Mekke’yi çembere almak için eskiden beri Kureyş’le işbirliği içinde bulunan

kabileleri ittifak antlaşmalarıyla kendisine bağlamak ve kuzeye giden kervan yollarını kontrol etmekti. Mümkün olduğu kadar çok sayıda müttefik edinmek, kabile içi veya kabileler arası ihtilaflardan faydalanmak Rasûlullah (s.a.v.)’ın izlediği dış siyasetin önemli bir parçasıydı. Hemen hicretten itibaren alınan askerî tedbirler ve bölgedeki kabilelerle yapılan antlaşmalarla Hudeybiye Antlaşması (6/628) öncesinde Suriye

ve Irak’a giden kervan yolları kontrol altına alınmıştı. Kureyş’in ileri gelen zenginlerinden Safvan b. Ümeyye’nin bu abluka sebebiyle ticaretlerinin felce uğradığını, ne yapacaklarını bilemediklerini ve bu durumun devam etmesi halinde ellerindeki sermayeyi yiyip tüketeceklerini belirterek dert yanması bu stratejinin başarısını kanıtlamaktadır.

Daha sonraları Necid tarafına gönderilen bir seriyyenin esir aldığı Benî Hanife liderlerinden Sümâme b. Üsâl’in Necid ve Yemâme’den Mekke’ye tahıl sevkiyatını engelleme şartıyla bırakılması ve Kureyş’in düşmanı Benî Huzâa ile yapılan ittifakla da Yemen yolunun kapatılmasıyla Kureyş büyük ölçüde çevresinden tecrit edilmişti. Bu şekilde Kureyş’in iktisadî yönden zayıflatılarak direncinin kırılması, Medine’yi tehdit etmesinin engellenmesi ve onlara karşı mümkün oldukça kan dökülmeden üstünlük sağlanması amaçlanmıştı. Bazı ağır şartlar taşıyan Hudeybiye Antlaşması, ashabının büyük tepkisine rağmen, gerek zor şartlarda gösterilmesi gereken fedakârlık gerekse attığı adımları geleceğe yönelik bilinçli bir plana dayandırması bakımından örnek bir ders teşkil eder. Düşmanın şaşkınlığına ve ashâbın muhalefetine rağmen Hz Peygamber (s.a.v.)’in üstün bir önseziyle imzaladığı bu antlaşmayla Kureyş onu siyasî anlamda tanıdığı gibi Müslümanların Kâbe ve Hac konusundaki iddialarını da kabul etmişti. Ayrıca Müslümanların bir yıl sonra eda ettikleri Umre ibadeti de İslâm’ın Mekke’nin dinî önemi konusunda bir tehlike teşkil etmediği yolunda Mekkeliler üzerinde müspet bir etki bırakmış olmalıdır. Bu antlaşmayla sağlanan barış ortamında insanlar İslâm’ı daha yakından tanıma fırsatı bulmuş ve bunu takip eden iki yıl içinde Müslüman olanların sayısı önceki yaklaşık yirmi yılda gerçekleşenden daha çok olmuştu. Hz Peygamber (s.a.v.)’in Mekke’ye karşı düşmanlık beslemediğini de açıkça ortaya koyan, onların önünde askerî gücünü ve ahlâkî ve manevî nüfuzunu gösterme fırsatını veren bu teşebbüs, ona gerek stratejik hareket gerek askerî taktik bakımından üstünlük sağlamıştı. Hudeybiye Antlaşması’nın müteakip yıllarda bir bir ortaya çıkacak olan müsbet sonuçlarından biri de Hendek’te Kureyş, Hayber Yahudileri, Gatafân ve Benî Fezâre kabileleri arasında oluşturulan ittifakın etkisiz kılınarak Yahudilere karşı girişilecek harekâtta Kureyş’in tarafsız kalmasının sağlanmasıdır. Bunu müteakip Suriye ve Irak ticaret yolu için bir tehdit teşkil eden Hayber Yahudilerine karşı düzenlenen sefer amacına ulaştığı gibi (7/628), Hendek Gazvesi başta olmak üzere devamlı surette Kureyş ve Yahudilerle işbirliği yaparak Müslümanlara zarar vermekten geri durmayan Necid’deki Gatafân kabilesi ve önemli kolu Benî Fezâre de tesirsiz hale getirildi (8/629). Ayrıca Kureyş’ten çekinen bazı kabileler Müslümanlarla antlaşma yapma imkânı buldu. Müfessirlerin çoğunluğu Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra Medine’ye dönülürken nâzil olan Fetih Sûresi’nde Rasûlullah (s.a.v.)’a nasip kılındığı belirtilen “feth-i mübin” den (apaçık fetih, büyük fetih) maksadın bu antlaşma olduğu görüşündedir.

Hem İbrahimî geleneğin dinî merkezi hem Kureyş’in Arap kabileleri arasındaki otorite ve prestiji sebebiyle büyük önem taşıyan Mekke’nin fethedilmesi (8/630) gerek dinî gerek psikolojik bakımdan Hz Peygamber (s.a.v.)’in Arabistan içindeki misyonunun başarıyla tamamlandığını göstermekteydi. Ancak Mekke’nin ele geçirilip Kureyş tehdidine son verilmesi yeterli olmayıp ümmetin güvenliği için Hicaz’daki diğer kabilelerin de etkisiz hale getirilmeleri gerekiyordu. Rasûlullah (s.a.v.) bu hususta baskı metodu yerine iyi ilişki ve barışı esas almıştı. Hicaz’da kontrolün sağlanması Hz Peygamber (s.a.v.)’e Arap Yarımadası’nın kalan kısmına da hâkim olmasının yolunu açtı. Mekke’nin fethi ve Kureyş liderlerinin diğer inananların seviyesine inmiş olması, asırlardan beri Kabe’nin cazibesine tabi olmaya alışmış kabileler arasında yeni lidere itaat hususunda tabiî bir hareketin doğmasına yetti.

Kureyş’in boyun eğmesi üzerine artık Rasûlullah (s.a.v.)’a karşı savaşamayacaklarını

anlayan Arap kabileleri hicretin 9. yılında (630) ittifak amacıyla akın akın elçiler gönderdiler. Bu heyetlerin ashaba ait bazı evlerde ağırlandıkları, bu amaçla yapılan ve “Misafirler Evi” denilen bir evde konakladıkları veya Mescid-i Nebevî’nin yanında kurulan çadıra indikleri ve Rasûlullah (s.a.v.)’ın onları devamlı ziyaret ederek kendileriyle sohbet ettiği kaydedilir. Hz Peygamber (s.a.v.)’in devlet adamı olma istidadının, muhataplarına kolayca örnek olacak üslubu ile müzakereci maharetinin bu elçiler yılında özellikle belirgin bir mahiyet arz ettiği görülür. O Arabistan’ın dört bir yanından koşup gelen kabile heyetlerine gün boyunca İslâm’ın erdemlerini ve bir Allah inancını açıklayarak tartıştı. Nesepleri ve uzaklardaki kabilelerinin problemleri konusunda tam bilgi sahibi olduğunu göstererek kendileriyle konuştuğu misafirlerin zamanı geçmiş âdet ve zihniyetlerini tasvir eden hadislerinde tatlı çizgiler mevcuttur. Bu kabilelerin içinde bazen birbirine rakip alt gruplar vardı ve bunlar biri diğerinden önce davranarak birbirlerine üstünlük sağlamaya da çalışıyorlardı. Onları birbirleriyle çatışmaya girmeden başarılı bir şekilde karşılayıp göndermek de büyük bir maharet istiyordu. Bu hususta muhtemelen Hz Ebû Bekir’in ensâb (soy) bilgisinden de faydalanılmış olmakla birlikte Rasûlullah (s.a.v.)’ın bilge kişiliğinin rolü de büyüktür.

Bu iltihaklar ve Yemen’deki Necran Hıristiyanlarıyla antlaşma yapılmasının ardından Arap yarımadası tamamen İslâm hâkimiyetine geçip buradan kaynaklanan tehditler bertaraf edildiyse de Arabistan dışındaki devletlerden gelen tehditler onlara karşı da tedbir almayı gerektirdi.

Tebük Seferi (9/631) bu amaçla düzenlenmiştir. Bizans Sâsânîlere karşı başarı elde ederken Suriye, Filistin ve Mısır beldelerine karşı uyguladığı baskı sebebiyle bu bölgelerdeki etkisini gittikçe kaybediyordu. Böyle bir ortamda Bizans’ın sınırı olan Tebük’e yapılan seferde Bizans ordusuyla karşılaşılmadıysa da bölgedeki Eyle Hıristiyanları ile Cerbâ, Ezruh ve Maknâ Yahudi toplulukları ile Hicaz-Suriye kervan yolu üzerinde Hıristiyan Arap kabilelerinin oturduğu önemli bir mevki olan Dûmetül-Cendel itaat altına alındı. Böylece Bizans’ın nüfuz alanına girişin devamlı olacağı ortaya konuldu.

Tebük Seferi başlı başına büyük bir stratejik harekât olup Müslümanların büyük cesaret ve direncini göstermekle kalmamış, sınırlarını fiilî veya potansiyel düşmanlardan korunması hususundaki güçlü irade ve azimlerini de ortaya koymuştur. Dışta Bizans ve Arap yarımadası çevresindeki diğer devletlere, Medine’de kendi halkının güvenliğini sağlayacak güç ve iradeye sahip bir yönetim bulunduğu, içeride ise kabile reislerine ülke içi güvenliği ve barışı ihlal edecek davranışlardan sakınmaları ihtar edilmiştir.

Hz Peygamber (s.a.v.)’in diplomatik faaliyetleri sadece Medine’de meydana gelen müzakere ve görüşmelerle sınırlı kalmadı; hizmetindeki kâtipler vâsıtasıyla diğer ülkelerin insanlarıyla yazılı haberleşmesini sağlayan düzenli bir servis de kurdu. Bu yazışma metinlerinin çoğu kaybolsa da onlarcası ilk İslâm tarihi kaynaklarında yer almaktadır. Muhammed Hamidullah bunları el-Vesâiku’s-Siyâsiyye adıyla bir kitapta toplamıştır. Rasûlullah (s.a.v.) diğer toplum ve devletlerle kurulan ilişkiler çerçevesinde imparatorlar dâhil birçok yöneticiye İslâm’a davet mektupları göndermiştir. Bunlar arasında Arabistan çevresinde kolonileri bulunan o zamanın iki büyük gücü Bizans ve Sâsânî devletleri de vardı. Bu iki askerî ve ekonomik güçle çatışmak büyük tehlike arz etmekle birlikte Hz Peygamber (s.a.v.) büyük bir güvenle ilâhî daveti insanlara ulaştırma misyonunu icra ediyordu. Nitekim çeyrek asır sonra bunlar ve mektup gönderilen diğer ülke topraklarının büyük kısmı İslâm hâkimiyetini tanıdı. Bazı Batılı araştırmacılar çevredeki imparatorlara mektup gönderilmesini inandırıcı bulmamakta, bu rivayetlerin modern tenkit metotlarına göre güvenilir olmadığı ve muhtemelen İslâm’ı evrensel bir din olarak göstermek veya İran ile Bizans’a yönelik savaşları onları dine davetten sonra açılmış göstererek haklı çıkarmak amacıyla sonradan ortaya konulmuş olduğunu iddia etmektedirler. Bununla birlikte bazıları bu rivayetlerin esasta doğru olabileceğini, ancak elçilerin hepsinin aynı anda değil, farklı zamanlarda gönderilmiş olabileceğini belirtirler.

Dinî bir sakınca görmedikçe kendi zamanındaki diplomatik teamüllere de uyan Hz Peygamber (s.a.v.), Bizans hükümdarına mektup göndermek istediği sırada, onların mühürsüz mektupları okumadıkları hatırlatılınca mektubunu mühürleyerek yolladı. Yine Araplarda âdet olduğu üzere ilki Medine’ye girişi sırasında olmak üzere bütün askerî harekâtlar sırasında bayrak veya sancak bağlatmıştı. Rasûlullah (s.a.v.) hükümdarlara yazdığı mektuplarda gerek kendilerine hitap gerek amacını ifade şekli bakımından büyük bir diplomatik dikkat ve bilgelik sergilediği gibi elçilerinin fevkalade bir diplomatik maharete sahip oldukları gönderildikleri hükümdarların huzurunda yaptıkları, düşünce ve üslup bakımından hayranlık verici konuşmalardan da anlaşılmaktadır. İbn Hudeyde, Hz Peygamber (s.a.v.)’in elçi ve kâtiplerine dair eserinde elçiyle ilgili bilgi verir. Elçilik heyetleri geldiğinde en güzel elbiselerini giyer ve ashâbın önde gelenlerinden böyle yapmalarını isterdi, geri döndüklerinde onlara azık hazırlanmasını emreder, hediyelerle uğurlardı. Hediyeleşmenin insanlar arasında düşmanlığı giderip sevgi ve dostluğu artırdığını belirterek teşvikte bulunan Rasûlullah (s.a.v.), yabancı elçilerin getirdikleri hediyeleri kabul ettiği gibi mutlaka hediye ile mukabelede bulunurdu. İnsanların kalplerini İslâm’a ısındırmak için yardım yapması da bu çerçevededir. Hudeybiye Antlaşması öncesinde kıtlık çeken Mekke’deki Kureyş fakirlerine dağıtılmak üzere Ebû Süfyân b. Harb’e mal gönderdiğinde onun “Bundan daha çok iyilikte ve sıla-i rahimde bulunanı kim gördü? Biz kendisiyle mücadele ediyor ve kanını istiyoruz, o ise bize atıyyeler göndererek ihsanda bulunuyor” Dediği nakledilir. Mekke fethi sırasında, şehrin o zamanki en nüfuzlu lideri olan Ebû Süfyân’ın evine sığınanların güven içinde olacaklarının ilanı hem onu onurlandırmış hem halk arasında müsbet bir etki bırakmıştı. Fetih sırasında Ensar’ın sancağını taşıyan Sa‘d b. Ubâde’nin bugün artık savaş günü ve haramların helal kılındığı gün, Allah’ın Mekke’nin başını önüne eğdiği gün olduğunu söyleyerek şehrin yağmalanacağını îma ettiği haberinin kendisine ulaşması üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bu günün bağışlama günü olduğunu ve Allah’ın Mekke’yi asıl bugün yücelteceğini belirterek onu derhal görevden alıp yine büyük bir siyasî bilgelikle yerine oğlu Kays’ı tayin etmiş, Müslümanlara en büyük düşmanlığı sergileyen Kureyş’i büyük bir âlicenaplıkla tamamen affedip şehirdeki psikolojik havayı bir anda değiştirmiş ve halkın hemen tamamı o gün ve ertesi gün İslâmiyet’i kabul etmişti. Hz Peygamber (s.a.v.), Mekke’nin fethinden sonra orada kalmayıp Medine’ye dönmekle hem en zor dönemde kendisine yardım eden Ensara karşı vefa göstermiş hem de İslâm devletine merkez olan bu şehirde kalarak ümmetin birliğini koruma yönünde siyasî bir basiret sergilemişti. Ensarın Mekke fethedildikten sonra Rasûlullah (s.a.v.)’ın kendi memleketinde kalacağından büyük bir endişe duyması üzerine Hz Peygamber (s.a.v.) “Asla! Adım[ın anlamı] ne olacak o zaman? Ben Muhammed’im, Allah’ın kulu ve elçisiyim. Ben Allah’a ve size hicret ettim; hayatım da sizinle ölümüm de sizinledir.”Diyerek onları terk etmesinin vefasızlık olacağına ve “hamd” kökünden türeyen adıyla çelişeceğine işaret etmişti.

Hz Peygamber (s.a.v.)’in barış ilişkileri kurmak ve barışı korumak için diğer toplum ve din mensuplarının liderleriyle, önde gelenleriyle ilişkilerinde son derece yumuşak ve cömert davranması, kendilerine itibar göstermesi de dış siyasetinin bir parçasıydı. “Bir kavmin kerimi (lider, soylu, saygın) size geldiğinde ona ikramda bulunun”99 mealindeki hadisi yorumlayan âlimler, bu konuda din vb. bir kriterin söz konusu olmadığını, Rasûlullah (s.a.v.)’ın kâfir liderlere de tevazu ile davrandığını, kendilerine ikramda bulunup mevkilerini yüce tuttuğunu belirtirler. Bilge bir zat olan Ebrehe b. Şurahbil el-Himyerî elçi olarak geldiğinde, oturması için Rasûlullah (s.a.v.) ona kendi ridâsını sermişti. Adî b. Hâtim geldiğinde de üzerine oturması için bizzat bir yastık koymuş, bundan çok etkilenen Adî de O’nun yeryüzünde üstünlük ve bozgunculuk peşinde olmadığına şehâdet ettiğini belirterek Müslüman olmuştu. Birçok kabile lideri Rasûlullah (s.a.v.)’ın bu alçakgönüllü ve lütufkâr tavrı sebebiyle İslâmiyet’i kabul etmiş ve kabilesi de kendisini izlemiştir.[2]

İşte yukarıda sıralanan bilgilerden şu sonuç çıkmaktadır ki, Hz Peygamber (s.a.v.) hem bir peygamber ve hem de İslâm devletinin kurucu başkanı olarak çağının en ince ve en etkileyici dış politika kurallarını da uygulamış, bu uygulamalarını ashabına öğretmiş ve kıyamete kadar bütün Müslümanlara da örnek olmuştur.


[1]Enfâl sûresi, 8/56-57.

[2]A.Özel, Yönetici Peygamber Olarak Hz Muhammed, Divan Dergisi, 2006/1.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Akif Emre'ye son vazife
AK Parti Grup Başkanı Binali Yıldırım oldu
Gelecek Milli Görüş’ün
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
RAMAZAN-I ŞERİF AYINA HAZIR MIYIZ?
Atilla MEHDİGİL
İman açısından dört sınıf insan
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Arap-İslam-Amerikan Zirvesi (!)
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
SGK personeli uzmanlık istiyor
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Ramazan Notları
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizm Güdümlü İslâm NATO’su!
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Manchester Saldırısı” Ya da İngiltere’nin Ortadoğu’ya “Derin Dönüşü”...
Zeki CEYHAN
Sanırsınız!
Mevlüt ÖZCAN
Ramazan ayı geldi, elhamdülillah
Mahmut TOPTAŞ
Bizden dört dörtlük kâfir çıkmaz
Prof.Dr.Ata ATUN
Ortadoğu’da bilmediğimiz anlaşmalar
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 6:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Türkiye’nin solcuları
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
Ezberle olmaz
Şakir TARIM
Anadolu’nun milli kimliği ve Diyarbakır
İsmail KILLIOĞLU
Evin içi
İbrahim VELİ
Derin muhalefet
Abdülkadir ÖZKAN
YPG’ye 100 TIR silah ve barışa tam destek!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz