28 Rebiü'l-Evvel 1439 | 17 Aralık 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
08/09/2014 - 01:49
Mustafa BİLGEN

Peygamberimiz (s.a.v), verdiği tevhid mücadelesinin sonunda Medine’de İslâm devletini kurmuş ve bu devletin Anayasasını da bütün toplum kitlelerinin de onayıyla ilan etmişti. O, kendi devletini kuran bir Peygamber olması özelliğiyle de diğer Peygamberlerden farklılık arz eder.

Bilindiği üzere, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) bir ‘Kral-Peygamber (s.a.v.)’ olmak yerine ‘Kul-Peygamber (s.a.v.)’ olmayı tercih etmişti. Bu alçakgönüllü tavrına rağmen Allah Teâlâ, O’nun bir devlet kurmasını dilemiş ve kurulan bu devletle İslâm’ın yeryüzünde hükümran olmasını sağlamıştır.

Rasûlullah (s.a.v.) kurduğu ‘Medine İslâm Devleti’nde hem başkan, hem hâkim, hem de yöneticiydi. Bir devlet adamı olarak gerçekleştirdiği uygulamaları, siyaset, diplomasi, bürokrasi ve idarecilik alanlarında önemli mesajlar ihtiva eden anlamlı örneklerdir. O’nun devlet adamı, siyasî bir kişilik olarak nasıl bir tablo sergilediğini ana hatlarıyla ortaya koymak uygun olacaktır. Detayları, bu konuda yazılmış eserlere bırakarak, Rasûlullah (s.a.v)’ın bir devlet başkanı olarak bize verdiği mesajları ana hatlarıyla tespit etmeye çalışalım.                             

Cami ile Okulu Birlikte İnşa Etti                                           

Peygamberimiz (s.a.v.), hicretle Medine’ye ulaşınca ilk iş olarak Müslümanların bir araya gelerek ibadetlerini yapacakları, eğitim ve öğrenim görecekleri, önemli kararlar alacakları bir mescidin inşa faaliyetlerine başladı. Bedeli ödenerek satın alınan arsa üzerinde inşaatına başlanan mescidin yapımında kullanılan kerpiçleri yüklenip taşıyarak bizzat bir işçi gibi çalıştı.

Mescidin inşa çalışmaları esnasında, ashâb-ı kiramın içinden, ‘Siz yorulmayınız. Biz taşırız’ diyenlerin isteklerini kabul etmeyerek inşaattaki çalışmasını sürdürüyor, bir taraftan da şu sözler dökülüyordu mübarek dudaklarından: “Allahım! Taşıdığımız şu çamurdan yapılmış kerpiçler, bizim için Hayber’in hurma ve üzüm yüklerinden elbette ki daha hayırlıdır. Şüphesiz, gerçek hayır ahirette alacağımız mükâfattadır.  Allah’ım! Ensar’a da Muhacirlere de merhametinle muamele eyle!”

Mescidin inşası bittikten sonra avlu kısmında yoksul ve kimsesiz Müslümanların kalabileceği ve eğitim ve öğretim alan kişilerin barındığı bir bölüm daha hazırlandı. Buraya ‘Suffe’ deniyordu. Anadolu’da evlerde avlu yerine ‘Sofa’ kelimesi de kullanılmaktadır ki kaynağı buradan gelmektedir. Suffe’de sayıları 70 ile 400 arasında değişen ilim ve irfan insanları burada O’nun ilim, hikmet, aşk ve cihad dolu sohbetlerinde yetişip her tarafa vali, diplomat, eğitici ve öğretici olarak gönderiliyordu.  

Bir devlet başkanı olarak Peygamber (s.a.v.)’in uygulamalarının bir kısmı ya ayetlerle kendisine emrediliyor ya da O’nun tercihte bulunduğu hususlar sonradan vahiy ile destekleniyordu. Hicretten sonra Medine’nin yerlisi olan ‘Ensar’ ile Mekke’den hicret edip gelen ‘Muhacirler’ arasında tarihte benzeri olmayan bir kardeşlik ‘Muahat’ olayı gerçekleştirdi. Medineli Müslümanlar bütün maddi varlıklarını bu kardeşleriyle paylaştılar. Onların bu özverileri ayetle tebrik edildi:

“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, göç ederek kendilerine gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”[1]

Yönetici ve Peygamber (s.a.v.)

Mekke dönemindeki tecrübeden sonra gerek İslâm’ın evrensel boyutta tebliği gerekse Müslümanların barış ve güvenlik içinde yaşama imkânına kavuşmaları için siyasî hâkimiyetin hayatî bir önem taşıdığı daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştı. Hicret öncesi Akabe mevkiinde tamamen dinî düşünce ve gerekçelerle kendisine biat eden Medineli

Evs ve Hazrec kabileleri mensuplarının da merkezî bir otoriteden mahrum olan Medine’de aralarındaki ihtilaf ve çatışmaların kaldırılarak düzen ve barışın sağlanması için Hz. Peygamber (s.a.v.)’in hicretinden çok şey umdukları bilinmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v.) İkinci Akabe Biatı’nda Medine üzerindeki şahsî otoritesinin kabulünü kesin şekilde istemiş ve Medineli Müslümanlarca bu talep kabul edilmişti. Hicretle birlikte bu sosyopolitik hedefin ilk adımı atılmış ve daha sonra merhale merhale amaca ulaşılmıştır. Medine’ye hicretin siyasî anlam ve hedefi şu âyette de fark edilmektedir: “Ve şöyle de: Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla; çıkacağım yerden de beni doğrulukla çıkar ve tarafından bana hakkıyla yardım edici bir kuvvet (sultân) ver!”[2]

Gerek Akabe’de Medine halkının temsilcileriyle yaptığı görüşmeler sonrası vardığı mutâbakat (biat) gerekse hicretten sonra Medine toplumunu sosyal bir sözleşme etrafında birleştirmesi (Medine Belgesi, Medine Vesikası), Rasûlullah (s.a.v.)’ın siyasî birliği dayandırmak istediği esaslar hakkında ipucu vermektedir. Medine’de özellikle Arap kabileler arasında sürüp gelen savaş ve düşmanlık ortamının da geleneksel kabile kuralları yerine ancak merkezî bir otorite sayesinde bertaraf edilebileceği gerçeği yeni bir siyasî oluşum için uygun şartları taşıyordu. Medine’de uyumsuz müşrik Arap ve Yahudi topluluklarıyla Müslümanlardan oluşan siyasî bir birlik kurmak isteyen Rasûlullah (s.a.v.)’ın önünde, Evs ve Hezrec kabileleri arasındaki eskiden kalma düşmanlıklar yanında Benî Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kureyza kabilelerinden meydana gelen Yahudi blok ve münafıkların temsil ettiği pasif direniş önemli zorluklar olarak durmaktaydı. İki Arap kabilesinin İslâmiyet’i ve dolayısıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)’in otoritesini kabulüyle bu konuda ilk adım atıldıysa da Medine Vesikası’nda da öngörüldüğü üzere Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bu siyasî birliğe entegre edebileceğini umduğu Yahudi topluluklarının tamamen asimile edilemez bir özellik taşıdıkları, Müslümanların dinî birliği için tehlike arz ettikleri ve bu şartlar altında ayrılık tehdidi karşısındaki ümmetin onları bünyesinden atmak zorunda olduğu kısa sürede anlaşıldı. Bunun başarılmasıyla da Medine toprakları üzerinde ihtilafsız hâkimiyetiyle tamamen İslâmî bir topluluk kurulabildi. Hicretle birlikte oluşan şartlar çerçevesinde Mekke’deki durumun aksine Hz. Peygamber (s.a.v.)’in siyasî kişiliği, kuruluş halindeki bir devletin

başkanı olma özelliği ön plana çıkmaya, kendisinin dinî rehberliği yanında siyasî liderliği ve oluşan yeni Müslüman toplumun diğer gruplarla ilişkilerinin tayin ve tespiti önem taşımaya başlamıştı. Hicreti izleyen günlerde Hz. Peygamber (s.a.v.) hemen Medine’nin mutlak anlamda hâkim ve yöneticisi durumuna gelmemekle birlikte Mekke ve diğer yerlerdeki düşmanlarına üstünlük sağlayıp İslâmiyet’i kabul edenler de Medine’ye gelerek kendisine katıldıkça tedricî bir şekilde şehirde kontrolü eline geçirmişti. Medine Vesika’sında Müslümanlar sadece diğerlerinden ayrı bir grup olarak anılmakla birlikte, dokümanın Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından düzenlendiğinin belirtilmesi, sözleşmenin asıl taraflarının Müslümanlar olması, kendisinin devlet başkanlığına açıkça temas edilmese ve statüsü üzerinde ayrıntılı şekilde durulmasa da Peygamber (s.a.v.) sıfatıyla anılması ve anlaşmazlıkların kendisine getirilmesinin hükme bağlanması daha baştan itibaren yönetimde inisiyatifi ele aldığını göstermektedir. Nitekim daha sonraki gelişmelerle de siyasî önderliği tartışmasız hale gelmiş, vefatına bir-iki yıl kala Arabistan’daki kabilelerin büyük kısmı İslâmiyet’i kabul etmiş ve onun yönetiminde geniş bir siyasî birlik oluşmuştu. O’nun bütün bunların ötesinde, yönettiği toplumu çekip çevirmedeki mükemmel mahareti, önemsiz bir azınlık dışında herkese kendisine iyi davranıldığını hissettirmesi de İslâm toplumu içindeki âhenk, hoşnutluk ve sevgi ile bu toplum dışındaki huzursuzluk ortamı arasındaki zıtlığı artırıyordu. Bu durum mutlaka birçoklarının gözünden kaçmamış ve İslâm’ı seçmelerinde etkili olmuştu. Bütün bu hususlarda Hz. Peygamber (s.a.v.)’in davasına olan inancı, vizyonu ve uzak görüşlü bilgeliği daha etkili unsurlardı. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.)’in siyasî alandaki başarısının daha sağlığında bütün Arabistan’ı hükmü altına almasından çok ölümünden sonraki iki sene içinde bütün muhalefetleri ortadan kaldıracak ve daha sonra da büyük bir imparatorluğa temel olacak bir yapıyı meydana getirmesinde olduğunu belirtir.

Hz Peygamber (s.a.v.)’in liderliğinde şâhid olunan gelişmelerle Arap yarımadasındaki siyasî yapı çeyrek asır içinde değişti; birçoğu göçebe ve yarı göçebe dağınık kabileler halinde yaşayan Araplar onun sayesinde ilk defa birleşip bir millet haline geldiler. İslâm öncesi Arap toplumunda hâkim dinî ve sosyal kavram ve kurumlara karşı büyük bir mücadele veren Rasûlullâh (s.a.v.), Medine’de ferdî ahlâk ve sosyal adalet bakımından bir çürüme içinde bulunan toplumda yeni ahlâkî ve sosyal bir düzen kurmaya çalıştı. Kabilevî düşmanlıkları, sosyal adaletsizlik ve eşitsizlikleri ortadan kaldırdı; doğuştan var kabul edilen üstünlük kavramını yıktı, toplum fertlerini birbirinden ayıran yapay engelleri kaldırdı. Kardeşlik, karşılıklı dayanışma ve sevgi esasına dayanan bir toplum meydana getirdi. Kız çocuklarının öldürülmesini ve kadınlara kötü muamele yapılmasını önledi. Baskıcı bir itaat kuralı altında ezilen kadını erkekle hayatı ortak bir şekilde paylaşan, karşılıklı hak ve sorumluluklara sahip bir seviyeye yükseltti. Kadınlar herhangi meşrû bir meslek sahibi olabiliyor, müstakil mülk edinebiliyor, istediği şekilde harcamada bulunabiliyordu. Aile hukuku alanında (evlenme, boşanma, miras) kadınla ilgili getirilen hükümler, kadınları bağımsız varlıklar gibi görmeyen eski anlayışları yıktı. O günkü uluslararası şartlar çerçevesinde bir devletin tek taraflı kararıyla kaldırılması mümkün olmayan köleliğin tedricî bir şekilde ortadan kalkması için gerekli tedbirleri aldı. Öyle ki, kısa bir süre sonra âzad edilen köleler (mevâlî) ilim, sanat ve diğer alanlarda efendilerinin önüne geçer hale geldiler. Hicretin onuncu yılında bütün Arabistan’ın İslâm hâkimiyetine geçmesi, Medine çevresindeki bölgelerin İslâm devletinin eyaletleri haline gelmesi üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) bu bölgelerin yönetimi için genellikle kendi kavimlerinden seçkin kimseleri gönderdi. Kettânî, eserindeki ilgili bölümde yönetim, yargı ve vergi tahsili görevlerine tayin edilen 46 kişiyi zikretmekte, İbn Kayyım’ın Rasûlullâh’ın emîrleri olarak saydığı 11 kişi arasında Kettânî’nin anmadığı iki kişi, Süheylî’nin âmil olarak saydığı 9 kişi arasında ise onun anmadığı beş kişi daha bulunmaktadır. Muhammed Yasin Mazhar Sıddıkî vali olarak 32 kişi, merkezî âmil (vergi toplayan anlamında) olarak 39 ve mahallî âmil olarak da 28 ismi ve görev yerlerini kaydetmektedir. Rasûlullah (s.a.v.) Medine dışına çıktığında yerine birini vekil bırakırdı. Bunların başında 12 veya 13 defa vekil bıraktığı âmâ sahâbî İbn Ümmü Mektûm gelmektedir. Kaynaklarda Hz. Ali, Osman, Ebû Zer ve Sa‘d b. Ubâde’nin de aralarında bulunduğu on yedi vekilin adı anılır.

Görev verdiği kimseler hakkındaki ölçüsü liyâkat ve ferdî ehliyet idi. Bunlardan yetenekli çıkmayanları geri çağırma ve daha liyâkatlisini göndermede de tereddüt göstermedi. Başka konularda bilgi ve yetenek sahibi olsa da bir işin üstesinden gelemeyeceğine inandığı kimseyi bu göreve getirmedi. Nitekim meşhur sahâbî Ebû Zer el-Gıfârî ve amcası Abbas’ın bu yöndeki talebini, görevin sorumluluğunu taşıyamayacaklarını belirterek kabul etmemişti. Bu bakımdan ashâbı bir görevi bizzat istemekten sakındırmış ve bir işe tâlip olanlara da görev vermeyeceğini ifade etmişti. Yönetimde kabile üstünlüğü, soyluluk, zenginlik veya sınıf değil, inanç ve değerleri esas almış, herkese kabiliyet ve gayreti çerçevesinde kendisini gerçekleştirebileceği fırsat eşitliği tanımıştı. Bu sebeple ehil olan genç sahâbîleri önemli görevlere getirdiği görülür. Amr b. Hazm Necran’a vali tayin edildiğinde yaşı on yedi idi. Mekke’nin fethi sırasında Müslüman olan Attâb b. Esîd’i bu şehre ilk vali tayin ettiğinde yirmi yaşlarında, hatta daha küçük olduğu kaydedilir. Hz. Ali’yi Yemen’e kadı olarak gönderdiğinde, o daha genç yaşta olduğunu ve hususta tecrübesi bulunmadığını söylemiş, Rasûlullah (s.a.v.) kendisine dua ederek ve bazı tavsiyelerde bulunarak başarılı olacağını bildirmişti. İbnü’l-Cevzî, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in vefatı arefesinde göndereceği ve içinde büyük sahâbîlerin de yer aldığı orduya kumandan tayin ettiği Üsâme b. Zeyd’in yaşının o sırada yirmi olduğunu, İbnü’l-Esîr de onun âmil (vali, vergi tahsildarı) olarak atandığında 18 yaşında bulunduğunu kaydeder. Hicretin 8. yılında Yemen’e yönetici, kadı ve vergi tahsildarı olarak gönderilen Muâz b. Cebel 23 yaşındaydı. Ehil olmayan kişilerin göreve getirilmesini kıyamet alameti olarak görmesi yanında, “Kim bir topluluk içinde Allah’ın daha çok râzı olduğu biri olduğu halde diğer birisini göreve getirirse Allah’a, Rasûlüne ve mü’minlere ihanet etmiş demektir”;

“Kim Müslümanların bir işini üstlenip de kendisine duyduğu sevgi sebebiyle (ehil olmayan) birini onların başına getirirse Allah’ın laneti onun üzerine olsun; (bu günahına karşı) Allah ondan ne bir tevbe ne bir fidye kabul eder”mealindeki hadisler Rasûlullâh (s.a.v.)’ın bu konudaki hassasiyetini gösterir.

Yönetimde vazgeçmediği prensiplerden biri de danışma idi. Başta önemli kararlar olmak üzere birçok işte ashâbın ileri gelenlerine danışıp görüşlerini alır, Uhud Savaşı’nda olduğu gibi bazen kendi kanaatine uymasa bile istişare sonucu oluşan kararı uygulardı. Hz. Ebubekir ile Ömer’in kendi vezirleri (yardımcı, danışman) olduğunu belirten Rasûlullâh, iyi niyetle, hayır ve sevap umarak görevini yerine getirmek isteyen yöneticiye Allah’ın iyi vezir nasip edeceğini, kötü niyetli yöneticiler için ise aksi durumun sözkonusu olacağını haber vermiştir. Bazı rivâyetlerde yer aldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), daha önceki Peygamberlerin her birine yedişer seçkin ve zeki yardımcı verildiğini, kendisinin yardımcılarının ise on dört tane olduğunu belirterek dört halife ile diğer bazı sahâbîlerin adlarını sayar.

Rasûlullah (s.a.v.) yönetici ile yönetilenlerin arasındaki engelleri kaldırmak hususunda da çok hassastı. “Kim insanların bir işini üstlenir de zayıf ve güçsüzlerle arasına engeller koyarsa kıyamet günü de Allah onun önüne engel çıkarır”; “Kim Müslümanların işini üstlenir de sonra yoksullara, haksızlığa uğrayanlara ve ihtiyaç sahiplerine kapısını kapatırsa Allah da onun ihtiyacına karşı rahmet kapılarını kapatır”58 ve “İhtiyacını ulaştıramayan kimsenin ihtiyacını bana ulaştırın. Kim ihtiyacını ulaştıramayan kimsenin ihtiyacını bir yöneticiye ulaştırırsa, Allah kıyamet günü onun iki ayağını sâbit kılar.” Mealindeki hadis-i şerifler bu konudaki uygulamalarına işaret eder. Bu amaçla halkın arasına girer, çarşı ve pazarı dolaşır, şikâyetleri dinler ve gerektiğinde olan bitenlere müdahale ederdi. Bir işle görevlendirdiği kimselere “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın!” tavsiyesinde bulunurdu.

Devlet işiyle görevlendirdiği kimselerin bu vesileyle maddî menfaat sağlamasına şiddetle karşı çıkmış ve onları sıkı bir şekilde kontrol etmiştir. “Kim bize âmil olmuşsa bir zevce edinsin, hizmetçisi yoksa bir hizmetçi edinsin, evi yoksa bir ev edinsin!” buyuran Hz. Peygamber (s.a.v.), kendilerine bağlanan maaştan öte bir menfaat teminini haksız bir kazanç ve hırsızlık olarak nitelemiştir. 

İlk Yazılı ve Çoğulcu Anayasa O’nun Eseridir

Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi farklı din ve inanışlara sahip insan topluluklarının bir arada ve barış içinde yaşamalarını sağlayacak ilk yazılı anayasayı Rasûlullah (s.a.v.) yapmış ve uygulamaya koymuştur. Böylelikle Müslümanlar arasında sağlanan barış ve huzur ortamına diğer dinlere mensup insanlar da dâhil edilmiştir.

Toplam olarak 49 civarında maddeye sahip olan bu belge, ‘Medine Vesikası’ ya da ‘Medine Anayasası’ adıyla tarihte yerini alırken bir başka açıdan da Peygamberimiz (s.a.v.)’in devlet adamlığındaki başarısını ortaya koyuyordu.

Medine tarihinde ilk nüfus sayımı emrini vermiş ve Müslümanların sayısını bu ilk sayımda 1500 olarak tespit etmişti. O dönemde Medine’nin toplam nüfusu 10.000 civarında tahmin edilmekteydi. Genel nüfusun %15’ini oluşturan Müslümanlar, şehrin yönetiminde birinci derecede söz sahibi oldular. İşte bu da Peygamber (s.a.v.)’in devlet adamı olarak başarılı girişimin sonucu gerçekleşti. 

Gayr-i Müslimlerin de Haklarını Koruma Altına Aldı

‘Âlemlere Rahmet’ olarak gönderilen Peygamber (s.a.v.), insanlara İslâm dinin güzelliklerini sözleri ve yaşantısıyla tebliğ ederken, insanları inanma konusunda zorlamıyordu. İsteyen iman ederek İslâm’ın güzelliklerine kavuşuyor, istemeyen İslâm’ın sağladığı barış ve güven ortamından yararlanmayı, ödediği bir vergi türüyle (cizye) elde edebiliyordu. Arabistan’da farklı şehirlerde yaşayan, Yahudi, Hıristiyan ve Mecusilerle yapılan antlaşmalar sonucunda gayrimüslimler dinî ve hukukî temele dayalı kültürel kimliklerini muhafaza ederek İslâm toplumunun bir ferdi olarak yaşamaya devam ediyorlardı.

Gayrimüslim unsurların genel adı olan’ Zimmî’ler konusunda çeşitli uyarılarda bulunan rahmet Peygamber Efendimizin, “Zimmiye zulüm ve haksızlık yapan, ona gücünün üstünde sorumluluk yükleyen veya onun arzusu dışında herhangi bir şeyini alan kimseye kıyamet gününde bizzat kendisinin hasmı olacağını” bildirmiş olması anlamlıdır.

Çünkü Rasûlullah (s.a.v.)  yazılı vesikalara dökerek yaptığı antlaşmalardaki gayr-i Müslim unsurların dinlerini, canlarını, mallarını, âyin ve ibadetlerini, mabetlerini ve din adamlarını hukukî olarak koruması altına almıştı. 

Devlet Yönetiminde Teşkilatlanmayı Gerçekleştirdi

Devlet adamı sıfatıyla, Peygamber (s.a.v.)’in bütün uygulamaları bize gösteriyor ki, devlet yönetimi adına aldığı her kararla O, aynı zamanda İslâm Medeniyetinin kuruluşuna da öncülük etmiştir.

Aşağıda sıralayacağımız temel hususlar, o dönemin şartlarında göçebe hayat yaşayan topluluklar için birer devrim niteliğindedir. Bütün bunlar on yıl bir kısa zaman aralığında gerçekleştirilmiştir.

Peygamber (s.a.v.), öncelikle iç barışın yanında Medine’nin güvenliğini sağlamak ve dışarıdan gelecek tehlikeleri karşılamak ‘Seriyye’ denilen küçük askerî birlikler kurmuş, başlarına da birer komutan tayin etmiştir.

Peygamber (s.a.v.) , bütün antlaşmaları yazılı olarak düzenlemiş ve belgeye dayalı olmasını istemişti. Zeyd b. Sabit hem okuma ve yazma bilmesi ve hem de farklı dilleri bilmesi nedeniyle O’nun özel kalemi ve hem de tercümanı olmuştu.

Rasûlullah (s.a.v.), yazdırdığı mektupları, üzerinde üç satır halinde bulunan ve “Muhammed’ün Rasûlullah” yazılı mührüyle mühürler, dolayısıyla belgeye resmiyet kazandırırdı.

İslâm dini hızla yayılmaya başlayınca Medine dışındaki bölgelere ve şehirlere, vali, imam, öğretmen, hâkim ve vergi memurları gibi görevler tayin etti. Medine’den ayrıldığı zaman da yerine mutlaka bir vekil bırakırdı. Günümüzde önemli bir kural haline gelen ‘Doğru yerde doğru kişi’ görevlendirme anlayışını en iyi şekilde uygulamıştır.


[1]  Haşr sûresi,   /9.

[2]   İsrâ sûresi, 17/80.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Ronaldo'dan işgalci İsrail'e unutulmaz cevap: Katillerle forma değiştirmem
Kudüs'ün doğusu da, batısı da, kuzeyi de, güneyi de İslam'ındır
Amerika'dan flaş açıklama! Masaya oturmaya hazırız
Rusya resmen duyurdu! Suriye'den çekiliyoruz
Putin'in Ankara Gündemi: Kudüs, Suriye ve Enerji
Direnişin sembolü Fevzi el-Cüneydi'den haber var
Türkiye ayakta! Katil İsrail, kahrolsun ABD
Erbakan Hoca'nın yıllar önce yaptığı ikaz: Kudüs'ün başkent ilanı sonrası planlanan küstah adım!
Temel Karamollaoğlu: ABD ve İsrail’e karşı atılacak her adımın arkasındayız
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa İŞCAN
4-B’den engelli emeklilik
Mustafa KAYA
Yenikapı - Kudüs Notları
Atilla MEHDİGİL
Kudüs Zarrab’ın susturulmasının bedeli mi?
İshak BEYAZAY
Anka kuşu sandıklarımız
Feyzullah AYDOĞAN
KUDÜS DAVASI ÜMMETİ BİRLEŞTİRECEKTİR
Ekrem ŞAMA
Dünyayı kurtuluşa zorlamak
Şeref KAÇMAZ
ORTA DOĞU’DA OYNU – YORUM
Hayati OTYAKMAZ
CİHAD VE ŞEHÂDET HAKKINDA İSLÂM BÜYÜKLERİNİN SÖZLERİ
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Birlik Farzdır
Ali Haydar HAKSAL
Bilinç Körelmesi
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
ABD’nin Suriye’de Bitmeyen İşi Ne?
Zeki CEYHAN
Netanyahu da görmeli!
Mevlüt ÖZCAN
Gençler Kur’an’da böyle tanıtılıyor
Mahmut TOPTAŞ
Birlikte Rahmet Vardır
Prof.Dr.Ata ATUN
İsrail’in ABD vesayeti
Prof. Dr. Burhanettin Can
Ümmet Şuurunun Yeniden İnşası-1: Geçmişe Takılıp Kalmayıp İleriye Bakma Zamanı
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Kur’an’da Kadın
Mustafa YILDIRIM
İçi boşaltılan kavramlar – 3: Müslümanlık
Burak KILLIOĞLU
Kudüs’e uzanan eller…
Şakir TARIM
Yenikapı’daki Kudüs Direnişi Unutulmaz
İsmail KILLIOĞLU
Çiftçi ve Toprak
İbrahim VELİ
Hak talep eden “sivil toplum”dur
Abdülkadir ÖZKAN
Alınan karar kâğıt üzerinde kalmamalı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz