28 Zi'l-ka'de 1438 | 21 Ağustos 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
30 Mart 2014 seçimleri üzerine:Erdoğan ile Gülen’in büyük meydan muharebesi
09/04/2014 - 00.00
Prof. Dr. Burhanettin Can

GİRİŞ

30 Mart 2014 yerel seçimleri, Taksim Kadife darbe sürecinin gölgesi altında yapılmış, toplumsal mühendislik stratejilerinin, yoğun bir şekilde uygulandığı, bir seçim dönemi olarak tarihe geçecektir. Kadife darbelerin olmazsa olmazı olan, seçim sonrası sokak hareketlerinin başlayıp başlamayacağı şimdilik bilinmemektedir. “Hırsızlık ve vatan hainliği” düzleminde yürütülen bir seçim kampanyasının, genel olarak ülkeye, millete ve özel olarak da Müslüman camiaya maliyetinin ne olduğu/ne olacağı, Türkiye’nin ne kazanıp ne kaybettiği, önümüzdeki günlerde sorgulanması gereken en hayatı bir konudur.

30 Mart 2014 seçim sonuçlarına ve muhtemel vuku bulabilecek olaylara ve takınılacak tavra, bu çerçevede yaklaşılmasında yarar vardır. Burada bu çerçeve göz önüne alınarak bir ön değerlendirme yapılacaktır.

 30 Mart 2014 Yerel Seçimlerinin Genel Özellikleri

Bu ülkede, Cumhurbaşkanlığı, yerel seçimler ve genel seçimler olmak üzere üç ana seçim var ve her üç seçimde de daima bir heyecan ve gerilim yaşanır. Genel seçimlerde, ülkenin geleceğine ilişkin plan, program, proje ve stratejiler tartışılır/tartışılmalıdır. Halk da bu tartışmalar üzerinden plan, proje, program ve stratejisini beğendiği partiye, ekibe, ülkeyi yönetme görev ve sorumluluğunu belli bir dönem için verir. Yerel seçimler, yerel, bölgesel meseleleri en iyi kimin ya da kimlerin yapacağına halkın karar vermesi sürecidir. Yerel seçimlerde partiler ve parti liderleri, önemlidir; ama ondan daha da önemli olan, yerel aday ve kadroların varlığı, onların halka sunduğu projelerdir. Genel seçimler makro ile ilgilenirken, yerel seçimler ise mikro ile ilgilenir.

Türkiye’de ister yerel isterse genel seçimler olsun, tüm seçimler, hep genel seçim havasında geçer ya da genel seçim havasına sokulurlar. Bunun bir nedeni, başarılı merkezi yönetimin ve karizmatik liderlerin, genel seçim havasının daha çok işlerine gelmesidir. Böyle bir kampanya ile tüm dikkatler, yerel adaylar ve projelerden ziyade genele çevrilmekte ve merkezi yönetimler daha avantajlı duruma gelmektedir.

30 Mart 2014 seçimlerinin genel ortak özelliklerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

Bu yerel seçimler de, genel seçimler gibi yapılmış, yerelden ziyade genel konuşulmuştur. Yerel aday ve yönetimlerin konuşulmadığı, daha ziyade genel siyasetin ve liderlerin konuşulup tartışıldığı bir seçim yaşanmıştır.

30 Mart 2014 yerel seçimlerini analiz edebilmek ve bir yol haritası ortaya koyabilmek için sürece etki eden iç ve dış dinamikleri göz önüne almak gerekmektedir. Dış dinamikler bu yazının kapsamına alınmayacaktır. İç dinamikleri ise aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

Siyasi Partiler

Etnik Unsurlar

Mezhepsel Unsurlar

STK/Cemaat/Hareketler

Kadife Darbeciler

Halk

Seçimlerin aslı unsuru olan siyasi partilerin, genel olarak da halkın, seçim döneminde etkin olması işin doğası gereğidir. Ancak ilk kez bu seçimlerde, STK/Cemaat/Hareketler bazında ciddi bir kutuplaşma oluşmuştur. Bu kutuplaşma, sağ- sol, laik- anti laik kutuplaşmasının ötesinde Müslüman kimlikli yapılar arasında meydana gelmiştir. Bu durum, gelecekte aile içi kavganın daha da şiddetlenmesine neden olacaktır. Seçim sonrası tarafların tutum ve tavırları, söylemleri bunu göstermektedir.

Bu seçim döneminde, önceki seçimlere nazaran, AKP karşısında CHP ve MHP tabanında bir ittifakın olduğu görülmektedir. CHP ve MHP tabanında, özellikle İstanbul, Ankara Belediye Başkanlıkları için MHP’den CHP’ye çok açık bir oy kayması vardır. Bu kutuplaşma, Saadet Partisi tabanından, Saadet Partisi yönetimlerine rağmen, AKP’ye bir oy kayması meydana gelmesine sebebiyet vermiştir. Saadet’ten AKP’ye oy kayması anlaşılabilirdir. Fakat MHP’den CHP’ye oy kaymasının anlaşılması, o kadar kolay değildir. Bunun için özel bir analize ihtiyaç vardır ve MHP kadroları bunu yapmalıdır.

Türkiye, önceki seçimlerde olduğu gibi oy dağılımı açısından üç ana bölgeye ayrılmış durumdadır. AKP, Türkiye’nin her tarafında vardır. Güneydoğu bölgesinde BDP, AKP ve HÜDA PAR vardır. CHP, Trakya, Ege ve Akdeniz sahillerinde etkindir. MHP için belli bir bölge söylemekten ziyade belli vilayetlerde etkinliğini artırdığını söyleyebiliriz.

Güneydoğu bölgesinde etnik unsur etkin olup BDP ağırlıklıdır. Bu bölgeden 2. derecede BDP’ye yakın en yüksek oy alabilen parti AKP’dir. Bu, Türkiye’nin geleceği açısından önemlidir. Saadet’in bu bölgede oylarının düşmesi iyi olmamıştır. Kürt Kavmiyetçiliği üzerinden siyaset yapan BDP, çok iyi örgütlenmiş ve sahada iyi performans göstermiştir. Kürt kimlikli ve fakat İslami özellikli HÜDA PAR’ın Güneydoğu’da Saadet’i aşarak 3. Parti olması dikkat çekicidir. HÜDA PAR, gelecekte ciddi bir rakip olarak BDP’nin karşısına çıkabilir. AKP’nin Güneydoğu’da oyunu artırmış olması, önemli bir olgu olup çözüm sürecinin etkisi olarak değerlendirilebilir.

Bu seçim döneminde kampanyalar, partiler üzerinden değil liderler üzerinden yürütülmüş, tüm saldırı ve eleştiri liderlere yapılmıştır. Erdoğan, tek başına yürüttüğü bir seçim kampanyasının galibidir; partisi ve milletvekilleri ortada yoktur. Türkiye’nin en büyük partisinden arındırılmış bir seçim zaferi, siyasal mücadele açısından ne derece başarı olarak kabul edilmelidir. AKP kurmaylarının, bunu seçim sonrasında tartışmaları gerekmektedir.

2002 yılından buyana tüm seçimleri, iktidar partisi olarak, birinci parti olarak kazanması, Erdoğan’ın çok büyük bir başarısıdır. Erdoğan’ın bu başarısının sebebini, diğer partiler, gerçekçi bir analiz yaparak bulmalıdırlar.

Bu seçim döneminde örgüt olarak sahada var olan iki parti ise BDP ile Saadet’tir. Saadet Partisi kadrolarının %1,5’lerdeki oy oranını göz önüne almadan, yaşlısı genci, kadını ve erkeği ile bu seçime, bu kadar içten ve cansiperane asılmaları, en dikkat çeken noktadır. Saadet’in kadro, teşkilat olarak sahada, cihad, değer eksenli bir mücadele ruhu ile var olması ve bu büyük kutuplaşmaya rağmen oyunu artırmış olması, Saadet’in geleceği açısından çok önemli bir olgudur. Bu abartı olarak görülebilir. Ancak kadrolu, teşkilatlı ve değer eksenli bir mücadelenin anlam ve önemini bilenler, ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır. Parlamentoya dönük değer eksenli bir siyasi mücadele, yakın gelecekte çok daha önemli hale gelecektir. Çünkü bu ülke bu kadar kirlenmeyi kaldıramaz. O nedenle Saadet kadroları, bu seçimin çok gerçekçi bir analizini yapmalıdırlar.

30 Mart 2014 seçimlerini bugüne kadar gelen seçimlerden ayıran temel bir özellik de, bu seçimlerin dış destekli Taksim Kadife darbe sürecinin gölgesinde, büyük bir gerilim altında yapılıyor olmasıdır.

Bu seçimin en önemli bir başka özelliği de, Parlamento dışı bir faktör olarak Gülen hareketinin ve onun lideri Fethullah Gülen’in AKP karşısında bir cephe savaşına girmiş olmasıdır. Kendi tabanının düşüncesi ile asla uyuşmayan CHP’ye, AKP karşısında destek vermesi, kadrolarını bir CHP kadrosu gibi cepheye sürmesi, ev ev dolaştırması, bu seçimin en çok konuşulacak bir yönüdür. Keza, kendi tabanına, parti felsefesine ve Ergenekon davasına rağmen CHP’nin, Gülen Hareketini savunması, desteklemesi de ilginçtir. Kimin ne kazanıp ne kaybettiği zamanla anlaşılacaktır.

CHP-Gülen İttifakına karşı İslami kimlikli STK/Cemaat/Hareketlerin Gülen Hareketi karşısında bloklaşmaları ve AKP’ye alışılmışın ötesinde bir destek vermiş olmaları, Erdoğan’ı başarı kılan çok önemli bir faktördür.

Bu Müslüman camiaların birçoğu, AKP’yi savunma aşkına laik- seküler bir sistemi, hükümeti değil, savunmuş, bugüne kadar söylediklerinin tersine devletçi olmuşlardır. “Laik Devlet/Sistem yıkılacak elbet” diyenlerin, “Laik Devlet/Sistem yaşayacak elbet”(!) noktasına gelmeleri, çok düşündürücüdür. Bu seçim sürecinin böyle bir sonucu olduğu görülmelidir. AKP’ye rey vermekle sistem zihniyetini meşru görüp savunmak arasındaki farkın anlaşılamaması, tebliğ edenlerin üzerinde durması gereken bir konudur.

“Hırsızlık-Ajanlık” kıskacına sıkıştırılan, ikisinden birini tercih etme baskısı altına alınan bu Müslüman camiaların, ikisine birden karşı çıkma ya da “hayır çalmıyorlar, yok böyle bir şey” ya da “Hırsızla ajan arasında hangisini tercih etmeliyiz” deme yerine; “hırsızlık yapmayan var mı?”, “çalıyorlar ama çok güzel işler de yapıyorlar”, “bal tutan parmağını yalar”, “ben ajana karşı hırsızı tercih ederim” tarzında bir savunma mekanizması geliştirmeleri, bu dönemin en üzücü, en acı ve en dikkat çekici bir özelliğidir. Buna karşılık Gülen hareketi mensuplarının, “biz ajan provokatör değiliz, ispatla” deyip Erdoğan’ı savcılığa şikayet etmemelerini yorumlamak mümkün değildir.

Dini hassasiyeti olan herkesin, AKP ve Gülen hareketi üzerinden Müslüman zihin üzerinde bir formatlama operasyonu yapıldığını görmesi gerekmektedir. AKP’ye oy vermekle, sistemi savunmak arasındaki farkı ya da sistemle hükümet arasındaki farkı anlamak, kavramak zorundalar. Gülen Hareketi mensuplarının da Gülen’in ABD’de esir olduğunu görmeleri gerekir.

Ne Genel Seçim Ne Mahalli Seçim Savaşı: Erdoğan’la Gülen’in büyük meydan muharebesi

Kadife darbe sürecinin dershaneler savaşı aşamasından sonra, Kadife darbenin yürütücü gücü olarak, içerden dışarıya doğru, darbeci güçlerin üçüncü halkasına yerleştirilmiş olan Gülen hareketi, bu seçimi Erdoğan’la kendisi arasında bir varlık ya da yokluk savaşı olarak görmüş ve seçime mevcut siyasi partilerden daha yoğun bir şekilde, topyekûn savaş kuralına uygun olarak, bütün kuvvetleri ile girmiştir.

Bu durum, siyasi mücadelenin çok daha geniş alana yayılmasına, gerilim ve kutuplaşmanın daha da derinleşmesine sebebiyet vermiştir. Bugün yaşanan kutuplaşma ve gerilimin en önemli özelliği, iki Müslüman camia arasında vuku bulması ve derin bir fay hattı meydana getirmiş olmasıdır.

Başbakan Erdoğan, Taksim kadife darbe sürecinde asıl hedefin kendisi olduğunu görerek, alınmak istendiği kumpasın farkına vararak, bu kumpastan kurtulmak için bu yerel seçimleri genel seçim havasına sokmuştur. Belediyelerden kirlenme konusunda şikâyetlerin yoğunlaşmış olması ve genelde “17, 25 Aralık ve İzmir yolsuzluk operasyonları”(!) ile AKP’nin isminin yolsuzlukla anılmaya başlanması, AKP’nin zorlanacağı ve ağır bedel ödeyeceği bir yerel seçim sathına sokulduğunun farkına varan Erdoğan, yerel seçimleri genele çevirerek bu ortamdan ve kumpastan kurtulmak istemiştir.

O nedenle seçim kampanyasını, ağırlık merkezinde kendisi olan bir havaya büründürmüştür. “Birinci parti olmazsam siyaseti bırakırım” mesajı, partiye değil doğrudan doğruya kendi tabanına verdiği bir mesajdır. AKP’ye değil Erdoğan’a rey veren taban, mesajı almış ve bütün kuvvetleri ile Gülen hareketine karşı taarruza geçmiştir. Gülen Hareketinin AKP tabanında ve İslami camialarda oluşturmak istediği kaos ve çözülme, adeta bir “Majıno hattı” kurularak durdurulmuştur.

Kadife darbe sürecinde 17 Aralık sonrası başlatılan yolsuzluk kasetleri ve hukuk savaşları, gerek Başbakan Erdoğan’ı ve gerekse AKP’sini çok sarsmıştır. AKP’nin rüşvet ve yolsuzlukla anılmaya başlandığı hatta özdeşleştirildiği bir süreçte, seks kasetlerinin gündemde yer işgal etmesi, hatta herkesin özel hayatının, aile yaşantısının da değişik otellerde görüntülendiği propagandasının yapılması, işin rengini ve şeklini değiştirmiştir. Numan Kurtulmuş ile ilgili yayınlanan sahte seks kaseti ve Erdoğan’la Fatma Şahin’i iki âşık gibi gösteren montaj resim, bu tür kasetlerin hem güvenirliliğini hem de amacının farklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bundan sonra bu çerçevede yapılan yayınların etki güçleri, eskisi gibi olmamış ve fakat bir imajın yıpranmasına da sebebiyet vermişlerdir.

Türkiye’yi asıl sarsan olay, MİT’in Suriye’ye gönderdiği Tırların, Gülen hareketine mensup olduğu iddia edilen Yargı-Polis-Asker ekseni tarafından iki kez deşifre edilip durdurulmasıdır. Ardından Türkiye’yi, teröre yardım yataklık yapan bir ülke olarak gösteren kampanya başlatılarak uluslararası mahkemelerde mahkûm etmeye çalışmaları, Erdoğan’ın elini kuvvetlendirmiş, tabanı birbirine kenetlerken diğer partilerden, özellikle Saadet’ten ciddi bir oy transferi sağlamıştır. Seçime bir hafta kala Suriye ile ilgili Dışişlerinin dinlenmesi, Erdoğan’ın Gülen Hareketine karşı kullandığı “vatan hainliği” söylemini kuvvetlendirmiş, sağ seçmeni ciddi bir şekilde etkilemiş ve AKP’ye bir miktar daha oyun gelmesini sağlamıştır. Bu olaylardan sonra Gülen hareketine olan Müslüman camianın muhalefeti, adeta düşmanlığa dönüşmüştür. Gülen hareketi, bu süreç içerisinde neredeyse “vatan hainliği”, “ajanlık” ve “taşeronlukla” özdeşleştirilmiştir.

Türkiye’nin eylem planındaki politikalarını deşifre edip engellemek, devlet sırlarını ayağa düşürmek hakkını kendilerinde bulmaları, kendilerine ayrı bir konum biçmeleri, siyası iktidarı devre dışı bırakma, aciz gösterme politikaları uygulamaları, kendilerine yönelen öfkenin daha da kabarmasına neden olmuştur. Gülen Hareketi tarafından yapıldığı iddia edilen bu operasyonları, hareketin ret etmeyip savunmaları, bunu kimin hesabına yaptığı ve amacının ne olduğunun sorgulanmasına neden olmuştur. ABD, Neocon+Siyonist, İsrail ittifakının taşeronluğu şeklinde bir kanaatin yerleşmesine zemin hazırlamıştır.

Başbakan Erdoğan, Taksim Kadife Darbe sürecinin 17 Aralık yolsuzluk aşamasından sonraki evresinde, asıl sorunun yolsuzluk olmayıp çözüm sürecini baltalamak olduğunu gündeme taşımıştır. Dikkatleri, yolsuzluktan çözüm sürecine kaydırmak istemiştir. Abdullah Öcalan’ın 17 Aralığa `darbe’ diyerek çözüm sürecinin engellenmeye çalışıldığı imasında bulunması, Kürt halkının duyarlılığını artırmış, BDP’nin sürece destek vermemesini sağlamıştır. Gülen hareketinin 2009-2010’daki KCK tutuklamalarındaki rolünü göz önüne alan Erdoğan, yapılan operasyonların basit bir yolsuzluk operasyonu olmadığını, asıl meselenin, siyasi iktidarı düşürmeyi de aşan, ülkenin önünü kesmek, çözüm sürecini engellemek olduğunu ve bu işin arkasında uluslararası güçlerle Gülen hareketinin var olduğunu anlatan büyük bir psikolojik harekât başlatmıştır.

Seçim sürecinin belli bir anından itibaren Erdoğan, hedef tahtasının merkezine Pensilvanya’yı (Fethullah Gülen) koymuştur. CHP ve MHP’yi Pensilvanya’nın kuyruğuna takılmış iki önemsiz siyasi aktör olarak nitelendirerek ciddiye almaz bir tavır takınmıştır. Pensilvanya’ya vurdukça, kitlelerin öfkesinin daha da kabararak kendi etrafında kenetlenmesine ve seçim alanlarının daha da heyecanlanmasına neden olduğunu gören Erdoğan, söylemini, Pensilvanya üzerinden daha da sertleştirmiştir.

O nedenle bu seçimler ne yerel ne genel seçim olarak ele alınmalı, Erdoğan’la Gülen arasında bir varlık ya da yokluk savaşı olarak değerlendirilmelidir. Bu seçimleri, isimlendirmek gerekirse, Erdoğan’la Gülen’in büyük meydan savaşının 30 Mart 2014 Büyük Meydan Muharebesi aşaması olarak isimlendirmek daha uygundur.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
18/08/2017 - 09:17 FETÖ ile Mücadelede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2:
11/08/2017 - 09:11 FETÖ ile mücadelede dikkat edilmesi gereken hususlar-1:
21/07/2017 - 09:09 İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
07/07/2017 - 09:20 İslâm coğrafyası ve “kaostan kaynaklanan düzen”
30/06/2017 - 08:59 İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
23/06/2017 - 09:21 İslâm coğrafyasında “kaos’tan kaynaklanan düzen”
16/06/2017 - 09:37 Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerinden 2019 Cumhurbaşkanlığı Savaşları - 3
09/06/2017 - 09:29 Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerinden 2019 Cumhurbaşkanlığı Savaşları -2
02/06/2017 - 10:30 Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden 2019 cumhurbaşkanlığı savaşları -1
26/05/2017 - 09:17 Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 6:
19/05/2017 - 08:52 Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 5:
12/05/2017 - 09:12 Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 4:
05/05/2017 - 12:17 Yeni Bir Kadife Darbe Süreci-3: BİR “DİKTATÖR”(!) İNŞA ETMEK
21/04/2017 - 10:02 Kadife darbe sürecinde yeni bir dönem-1: Dikkat
07/04/2017 - 09:06 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu - 5: Ferdi ahlâkın güzelleştirilmesi
31/03/2017 - 09:12 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu - 4: Kulluk ahlâkının yeniden inşası
17/03/2017 - 09:13 İhtilâf Ahlâkını İnşa Etme Sorumluluğu- 2
10/03/2017 - 09:10 İhtilaf ahlakını inşa etme sorumluluğu-1
03/03/2017 - 11:26 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 10
24/02/2017 - 10:05 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 9
17/02/2017 - 09:04 Kadife Darbeden Askeri Darbeye-13:
10/02/2017 - 09:27 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 8:
03/02/2017 - 09:03 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 7: 28 Şubat postmodern darbesi ve Millî Görüş kimliği
20/01/2017 - 09:15 Türkiye’deki fitnenin perde arkası - 5
13/01/2017 - 09:46 Türkiye’nin bağımsız dış politika uygulaması açısından 27 Mayıs darbesi ve 12 Mart muhtırası
06/01/2017 - 09:21 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası - 3: Şer ittifakının terör silahı
30/12/2016 - 09:11 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası-2
23/12/2016 - 08:58 Türkiye’deki Fitnenin Perde Arkası -1
09/12/2016 - 09:07 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-4
02/12/2016 - 09:06 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-3:
25/11/2016 - 09:13 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-2:
18/11/2016 - 09:04 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitnenin Kökünü Kazımak-1
11/11/2016 - 09:04 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne – 5
04/11/2016 - 12:02 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne - 4
28/10/2016 - 09:16 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne – 3
21/10/2016 - 09:19 İslâm Coğrafyasını Kasıp Kavuran Fitne - 2
14/10/2016 - 09:14 İSLAM COĞRAFYASINI KASIP KAVURAN FİTNE-1:
07/10/2016 - 09:52 Kadife Darbeden Askeri Darbeye-12: HZ. MUSA, HZ. HARUN VE “YARGISIZ İNFAZ”
30/09/2016 - 09:16 Kadife Darbeden Askerî Darbeye-11:
23/09/2016 - 09:17 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-10:
16/09/2016 - 10:05 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-9
02/09/2016 - 09:06 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-7:
26/08/2016 - 10:21 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-6: Acil Bir Uyarı:
12/08/2016 - 09:11 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-4: Bir Dolardaki Sır:
05/08/2016 - 09:28 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-3: OHAL Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Bazı Noktalar
29/07/2016 - 09:19 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE - 2: 11 Eylül İkiz Kuleler Provokasyonu İle Arap Baharı Karışımı
22/07/2016 - 09:12 KADİFE DARBEDEN ASKERİ DARBEYE-1: Bir Arka Plan
15/07/2016 - 09:11 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-5:
08/07/2016 - 11:16 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-4:
01/07/2016 - 10:21 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-3:
24/06/2016 - 10:00 KADİFE DARBEDEN SOSYOLOJİK SAVAŞA-2: Sosyolojik Değişim ve Sosyolojik Savaşın İki Boyutu
17/06/2016 - 13:12 Kadife darbeden sosyolojik savaşa - 1
10/06/2016 - 09:59 DİNLERİ BİRBİRİNDEN AYIRAN TEMEL UNSURLAR VE İKİ ANA DİN
20/05/2016 - 09:14 LAİKLİK, LAİKLEŞME, LAİSİZM-1: Bir Arka Plân
13/05/2016 - 09:07 Sekülerlik, Sekülerleşme
06/05/2016 - 10:47 Kavramsal Kargaşa
29/04/2016 - 09:05 İsmail Kahraman Ne Dedi?
22/04/2016 - 13:04 YA KUTÜL AMARE KAZANACAK YA SYKES-PİCOT KAZANACAK
08/04/2016 - 16:35 Kut’ül Amare Savaşı Sürecinde Psikolojik Savaş-2
25/03/2016 - 14:07 VEKÂLET SAVAŞLARININ HEDEFİ:Türkiye’yi Zihnen Bölme ve Suriyeleştirme
09/03/2016 - 12:57 D-8 hareketi, Erbakan’ın dünyanın yönetimine isyanıdır
02/02/2016 - 13:28 AKADEMİSYENLER BİLDİRİSİ ÜZERİNE-2: Bildirinin Amacında İki Boyut
15/01/2016 - 13:08 Sekülarizm Nedir?
30/12/2015 - 14:44 FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK DEMEK BÜYÜK ORTADOĞUYU İŞGAL ETMEK İSTEYEN NATO’YA ÜSLERİ ...
18/12/2015 - 10:49 FABRİKA AYARLARINA DÖNMEK DEMEK NATO ÜSLERİNİ AÇMAK DEMEK MİDİR?-1
11/12/2015 - 11:40 'Fabrika ayarlarına dönmek' demek 'Avrupa halkı olmak' ve 'Model Ortak' olmak demek midir?
20/11/2015 - 12:08 ABD’NiN YIĞINLA İHANETİNE RAĞMEN HÂL TÜRKİYE İLE ABD “MODEL ORTAK” MI? - 1
06/11/2015 - 10:01 Sosyolojik Savaş
03/11/2015 - 09:38 TÜRKİYEYİ SURİYELEŞTİRMEK - 3
28/10/2015 - 14:52 TÜRKİYEYİ SURİYELEŞTİRMEK-2
19/10/2015 - 13:52 Türkiyeyi Suriyeleştirmek - 1
10/10/2015 - 17:03 “ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA”-7:
06/10/2015 - 14:03 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-6:
28/09/2015 - 10:40 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
22/09/2015 - 14:53 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-5:
18/09/2015 - 10:32 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
12/09/2015 - 13:10 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA-4:
04/09/2015 - 07:28 “ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA”
28/08/2015 - 11:02 ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA
14/08/2015 - 10:57 Suriyede bölünmeye giden yol: Kantonal yapı
07/08/2015 - 10:32 Suriyede uygulanan Kaos teorisinin hedefi neydi?
24/07/2015 - 07:22 Şeytanın peşinden koşan bir sapkınlık hareketi olarak eşcinsellik
10/07/2015 - 11:09 Şeytanın peşinden koşan bir sapkınlık hareketi olarak eşcinsellik - 1
03/07/2015 - 11:21 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 4: İlahi İkaz
23/06/2015 - 14:33 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 2:
12/06/2015 - 09:43 Taksim Kadife Darbe Sürecinin 7 Haziran 2015 Genel Seçimler Aşaması - 1: Bir Truva Atı Bulmak
05/06/2015 - 10:37 İhanet, Hain, Vatan Haini
29/05/2015 - 10:58 “İman edenler içerisinde çirkin hayasızlıkların yaygınlaştırılmasından hoşlananlar” – 2
22/05/2015 - 10:48 İman edenler içerisinde çirkin hayâsızlıkların yaygınlaştırılmasından hoşlananlar - 1
08/05/2015 - 11:41 İSTANBUL’DA TARİHİ YARIMADANIN GELECEĞİ-2
10/04/2015 - 10:23 Siber saldırılar/savaşlar-1: Elektronik İstihbarat Ve İnternet Üzerinden Casusluk
03/04/2015 - 10:21 İLAHİ YASALAR DEĞİŞMEZ-8 İmanla Küfür Arasında Bir Yol: “Model Ortaklık”
20/03/2015 - 12:09 İLAHİ YASALAR DEĞİŞMEZ-6
23/02/2015 - 11:57 İlahi Yasalar Değişmez-2 Bireysel ve Toplumsal Değişim
06/02/2015 - 16:04 İkiz Kuleler Provokasyonundan 7 Ocak 2015 Karikatür Provokasyonuna Kirli Savaş - 4
30/01/2015 - 15:41 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler Provokasyonundan
02/01/2015 - 11:21 Ey İman Edenler! Nereye Gidiyorsunuz?
28/11/2014 - 10:32 Erbakan ve çözüm süreci-2:
21/11/2014 - 10:41 ERBAKAN VE ÇÖZÜM SÜRECİ-1
07/11/2014 - 10:36 REYHANLI OPERASYONUNDAN AYN EL ARAP (KOBANİ) OPERASYONUNA
17/10/2014 - 11:26 Reyhanlı Operasyonundan Ayn El Arap Kobani
15/09/2014 - 14:42 UYUŞTURUCU MADDE BATAKLIĞINA ÇEKİLMEK İSTENEN GENÇLİK–3:
08/08/2014 - 00:30 Yalan ve Aldatmaya Dayalı Bir Psikolojik Savaş Makinesi Olan “Kudurmuş Köpek” İsrail....
05/08/2014 - 16:50 İsrail’in “Kudurmuş Köpek” Stratejisinin Temelleri
25/07/2014 - 15:00 “Kudurmuş Köpek” İsrail ve Eli Kanlı Katiller
13/06/2014 - 00.00 Kadife Darbe Sürecinde Çankaya Savaşları
09/05/2014 - 11:20 Kongre Sonrasında Milli Görüş Kadrolarının Tarihi Sorumluluğu
03/05/2014 - 00.00 YENİ BİR KONGREYE GİDERKEN MİLLİ GÖRÜŞ KADROLARININ TARİHİ SORUMLULUĞU
03/05/2014 - 11:06 YENİ BİR KONGREYE GİDERKEN MİLLİ GÖRÜŞ KADROLARININ TARİHİ SORUMLULUĞU
25/04/2014 - 12:38 30 Mart 2014 seçimlerinin ortaya çıkardığı gerçek - 3: Gülen hareketine karşı oluşan toplumsal şuur
18/04/2014 - 00.00 30 Mart 2014 seçimlerinin ortaya çıkardığı gerçek - 2: Parlamento üstü/dışı siyasete ihtiyaç var
09/04/2014 - 00.00 30 Mart 2014 seçimleri üzerine:Erdoğan ile Gülen’in büyük meydan muharebesi
02/04/2014 - 14:34 Müslüman kardeşine veli (dost-sırdaş) olabilmek ve sorumluluğunu yerine getirebilmek
25/03/2014 - 11:10 Kardeş olabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek
21/03/2014 - 14:56 Kardeş olabilmek ve sorumluluklarını yerine getirebilmek
15/03/2014 - 11:48 Erbakanın ırkçı emperyalistlerle (siyonistler-masonlar) savaşı
07/03/2014 - 16:59 Çağımızın Abdülhamidi Necmettin Erbakan 2
01/03/2014 - 13:10 Müslümanların arınma mecburiyeti
24/02/2014 - 14:23 Müslümanların arınma mecburiyeti
12/02/2014 - 13:35 Ümmetin helakine sebep olan dört şey
07/02/2014 - 15:21 Ümmetin helakine sebep olan dört şey
24/01/2014 - 14:35 Acı bir itiraf: “Erbakan hoca haklıydı, haklı çıktı”
// - Demokratikleşme Paketi üzerine değerlendirme - 5: Nefret Yasası
01/11/2013 - 16:06 Demokratikleşme Paketi üzerine değerlendirme - 3:Paketin referansları
06/09/2013 - 06:28 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 3: NATO
30/08/2013 - 07:53 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 2: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
23/08/2013 - 07:28 Mısır büyük İslam devriminin dış dinamikleri - 1:
19/07/2013 - 08:12 Mısır’da bir devrim daha olacak: Büyük İslam devrimi
21/06/2013 - 15:15 Taksim Kadife Darbe girişiminde beş ihtimal
31/05/2013 - 09:16 Reyhanlı psikolojik harekâtı - 2: Verilen Mesaj
10/05/2013 - 14:28 Siyasetin tefessüh ettirici/kirletici dili
03/05/2013 - 06:41 Bir sosyal yara: Apaçi gençlik
26/04/2013 - 15:19 Niçin “Önce Ahlak Ve Maneviyat”?
19/04/2013 - 14:50 Erbakan’a göre Kürt sorununun (kavmi sorun) çözümü
12/04/2013 - 07:49 Dünya İslam Birliği için Erbakan’ın mücadelesinden çıkarılacak dersler - 4
 
Amerika'ya ait insansız hava aracı Adana'ya düştü
Emre Belözoğlu, Milli Takım'a geri dönüyor mu?
Dursun Özbek'ten Arda Turan ve Selçuk İnan açıklaması
ABD'den Kuzey Kore'ye: Çok hızlı bir şekilde savaşa dönüşür
Resmen alay ediyor!
Sanayi hamleleri devrim niteliğindeydi
Emniyet Genel Müdürlüğü: Bülent Tezcan bize sorsaydı bilgi verirdik
“GDO’lu yem” korkutuyor
Dikkat! Tehlikeli ekran
EN ÇOK
Yazarlar
İshak BEYAZAY
H.A.A.R.P Projesi ve GDO’lu tohum-2
Mustafa KAYA
Siyasetin Dili
Atilla MEHDİGİL
Çocuklar Rasulullah’ın Ahlakı üzere yetiştirilmeli
Feyzullah AYDOĞAN
Öğretmen atamalarında hakkaniyet ve liyakat yerine siyaset iddiası
Ekrem ŞAMA
Tarihten bir gaflet rekoru
Mustafa İŞCAN
Yeni aylıklar istediğiniz banka ve PTT’ye gönderilecek
Hayati OTYAKMAZ
ZAFERLERİMİZ VE VATAN SEVGİSİ
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Sahte Demokratlar
Ali Haydar HAKSAL
İnsanın Yanılma Hakkı
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
BOP’a Karşı “Genişletilmiş Sadabat Paktı”
Zeki CEYHAN
Yine aynı noktaya!
Mevlüt ÖZCAN
Tek çaremiz Müslümanca yaşamak
Mahmut TOPTAŞ
Herkesi kendin gibi zannetme
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs’ta azınlık olmak
Prof. Dr. Burhanettin Can
FETÖ ile Mücadelede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
16. kuruluş yılında Ak Parti
Mustafa YILDIRIM
Öğrencilerin yurt meselesi ya da dikensiz gül bahçesi
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
Bilgiçlik taslayan medya gevezeleri
İsmail KILLIOĞLU
Şeytani Saçmalık Ve İblisce Cehalet
İbrahim VELİ
Atalet Ve Kalkışma
Abdülkadir ÖZKAN
Düşmana dost demekten kurtulmak
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz