2 Zi'l-ka'de 1438 | 26 Temmuz 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
31/03/2014 - 11:53
Mustafa BİLGEN

 

Nüfus konusu son yılların en çok tartışılan konuları arasına girdi. Özellikle İslâm ülkelerindeki nüfus artış oranı bu ülkeleri yıllardan beri sömürmeye devam eden uluslararası güçleri rahatsız etmektedir. Bu ülkeler her bakımdan kendi lehlerine olan dengelerin -veya dengesizliklerin- de değişebileceğinden endişe ediyorlar. İslâm ülkelerinde halklarından kopuk yönetimler de onların nüfus konusunda ürettikleri politikaları hiçbir değerlendirmeye tabi tutmadan aynen kabul etme ve uygulamaya geçirme eğiliminde görünüyorlar. Bu konu son Kahire Nüfus Konferansı dolayısıyla geçtiğimiz ayın en çok konuşulan konuları arasına girdi. Biz burada nüfus konusunu birtakım ilmi verilerin ışığında değerlendirmeye tabi tutacak ve nüfus artış oranının yüksek olmasının fakirliğin gerçek sebebi olmadığını delilleriyle ortaya koymaya çalışacağız. Önce nüfus konusunda İslâm ülkeleriyle teknolojik yönden gelişmiş olan Batı ülkeleri arasında bir mukayese yapalım: İslâm ülkeleri içinde en kalabalık nüfusa sahip olan ve nüfus bakımından dünya ülkelerinin, Çin, Hindistan ve ABD’nden sonra dördüncüsü olan Endonezya’da km2 başına düşen insan sayısı 98’dir. Bu sayı Türkiye’de 76.8, Pakistan’da 145.5, Mısır’da 57, Nijerya’da 99, Bangladeş’te 799.3’tür. Bunlar İslâm ülkeleri içinde en kalabalık nüfusa sahip olanlar. Bazı Batı ülkelerinde km2 başına düşen insan sayısı ise şöyle: Almanya 227,6; Belçika 330, İngiltere 238, Hollanda 368,5, İtalya 190, İsviçre 169, Fransa 106, Monako 15.641. Yani Batı ülkeleri hâlen sahip oldukları nüfuslarıyla İslâm ülkelerinin hayli ilerisindeler. Örneğin Hollanda’da km2 başına düşen insan sayısı Türkiye’dekinin 4.8 katı. Bir kimse kalkıp da: ‘Hollanda’nın taşı toprağı altın Türkiye topraklarının ise sadece % 20’si tarıma elverişli’ diyebilir mi? Aksine: ‘Teknik imkânlar geliştirilse ve topraklarımız verimli bir şekilde kullanılsa Türkiye toprakları mevcut nüfusun beş katını yani 300 milyon insanı besleyebilir’ demek daha yerinde olur. Çünkü Türkiye toprakları da en az Hollanda toprakları kadar verimlidir. Buna rağmen Türkiye’de yönetim nüfus artış hızının kontrol altına alınmasını isterken Hollanda yönetimi nüfus artışını teşvik ediyor ve bir aileye yapılan çocuk yardımını çocuk sayısına oranla artırıyor. Bu arada Hollanda’nın 41.526 km2 (yani Türkiye’nin yaklaşık yirmide biri kadar) toprakla 15.302.000 (Türkiye’nin dörtte birinden daha fazla) nüfusu beslerken birçok tarım ürünü ve hayvansal gıda maddesi ihraç ettiğini de hatırlatalım. Görülen şu ki, İslâm ülkelerindeki, halklarının çıkarlarını korumaya değil uluslararası çıkar güçleriyle daha doğrusu sömürgeci güçlerle uzlaşma içinde olmaya önem veren yönetimler kendi becerisizliklerini ve başarısızlıklarını gizlemek için nüfusu geri kalmışlığın ve fakirliğin sebebi olarak gösteriyorlar. Gerçekte ise fakirliğin ve geri kalmışlığın sebebi izlenen yanlış politikalardır. Doğal olarak bu yanlış politikalarla ülkeler fakirleştirilince nüfus unsuru da bir sorun olmaya başlamaktadır. Ama çareyi nüfusu azaltmakta değil verimli hale getirmekte aramak lâzım. Çünkü bir ülkenin nüfusu yarı yarıya azaltılsa bile yöneticiler halklarının çıkarlarına birinci derecede önem vermez, insanların refahı için çaba harcamazlarsa nüfus yine sorun olmaya devam edecektir. İkinci olarak genç nüfus üretken nüfustur. Önemli olan bu üretken nüfus için üretim alanı oluşturmaktır. Hiç kimsenin: ‘Topraklarımız yetişen nesillere üretim alanı açmaya ve onlardaki potansiyel enerjiyi verimli olarak kullanmaya yetmiyor’ diyemez. Çünkü yukarıda verdiğimiz rakamlar bu iddianın yersizliğini ortaya koymaktadır. İslâm ülkeleri bu bakımdan oldukça iyi durumdadır. Batı ülkelerinin nüfus konusunda sıkıntı çekmelerinin sebebi de yaşlı nüfusun dolayısıyla üretmeyip devlete ve toplumun diğer tabakalarına yük olan insanların sayılarının gittikçe artmasıdır. Özellikle kapitalist ve pragmatist anlayışın hâkim olduğu ülkelerde bu sorun daha da etkili olmaktadır. Şimdi bu açıdan da bazı İslâm ülkeleriyle Batı ülkelerini kıyaslayalım. Türkiye’de nüfusun % 80,5’ini 45 yaşın altındakiler, % 12,6’sını 45–60 yaş arasında olanlar, % 6,9’unu da 60 ve daha yukarı yaşlarda olanlar oluşturmaktadır. Pakistan’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 83.8, 45–60 yaş arasında olanların oranı % 9.3, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 6.9’dur. Nijerya’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 87.8, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 8, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 4.2’dir. Malezya’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 84.6, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 9.6, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 5.8’dir. Bazı Batı ülkelerinde ise durum şöyledir: Fransa’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 64.5, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 15.5, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 20’dir. Hollanda’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 65.7, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 16.8, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 17.5’tir. Belçika’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 62.4, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 16.9, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 20.7’dir. Almanya’da 45 yaşın altındakilerin oranı % 58.6, 45-60 yaş arasında olanların oranı % 20.6, 60 ve daha yukarı yaşlarda olanların oranı ise % 20.8’dur. Buna ek olarak Batı ülkelerinde nüfus artışının yok denecek kadar az olduğu hatta bazı ülkelerde hiç olmadığı göz önüne getirilirse Batı dünyasının gittikçe yaşlandığı, yakın bir gelecekte çalışabilenlerin oranının çalışamayanların oranından daha az olacağı anlaşılır. Bu duruma bakarak şu tespitleri yapmamız mümkündür:

1.Nüfusun artması sürekli yenilenmesi ve çalışabilen nüfus oranının korunması demektir. Artmaması veya azalması ise yaşlı dolayısıyla çalışamayan nüfusun artması demektir.

2.İslâm ülkelerindeki yönetimler bu ülkelerdeki enerjik genç nüfusu gereği gibi değerlendirebilirlerse ekonomik gelişmelerini de o oranda artırmaları ve gelecek nesillere şimdikinden çok daha iyi bir ortam hazırlamaları mümkün olacaktır.

3.Eğer nüfus artış hızı Batı ülkelerindeki gibi % 1’in altına düşer hatta sıfırlanırsa elli yıl sonra İslâm ülkelerinde de bir yaşlanma dönemi başlayacaktır ki bu durum İslâm ülkeleri açısından daha tehlikelidir. Çünkü Batı ülkeleri sanayilerini bu derece geliştirmiş olmalarına rağmen mevcut yaşlı nüfusu kaldırmaları zor olmaktadır. Ekonomik yönden oldukça geri ve bugünden itibaren bir kalkınma hamlesi başlatsalar bile ürünlerini ancak uzun yıllar sonra alacak olan İslâm ülkeleri için yaşlı nüfus oranının artması daha ciddi problemlere sebep olacaktır.

Batı İslâm Dünyasının Nüfusundan Niçin Rahatsız Oluyor?

Hıristiyan dünyasının İslâm dünyasının nüfusuyla ilgili rahatsızlıkları bundan yüzyıllar önce başlamıştı. Batılılar İslâm dünyasındaki nüfus artışını önlemeyi amaçlayan politikalar üretmeye de bundan yaklaşık iki yüzyıl önce başladılar. Bu konudaki politikalar 1930’lardan sonra resmileştirildi ve daha etkili konuma getirildi. Son yıllarda ise ABD ve Batı, İslâm ülkelerine kredi verirken nüfus artış oranını düşürmek için çaba harcamalarını şart koşmaya başladı. Hatta verdikleri kredilerin belli bir yüzdesinin bu amaç için kullanılmasını şart koşuyorlar. Batılılar kendi ülkelerinde sürekli nüfusun artması için çaba harcarken niçin İslâm ülkelerindeki nüfus artışından rahatsız oluyorlar? Kendi ülkelerinde yeterli nüfus olmadığından ve İslâm ülkelerindeki nüfus da bu ülkelerin besleyeceği kapasitenin çok çok üstünde olduğundan mı? Böyle olmadığını yukarıda rakamlarla ortaya koyduk. Bugün bütün Batı Avrupa ülkelerinde km2 başına düşen insan sayısı Türkiye’dekinden fazladır. Hatta yukarıda da belirttiğimiz gibi bazı ülkelerde bu sayı Türkiye’dekinin beş altı katını bulmaktadır. Asıl endişe, yirminci yüzyılın şu son çeyreğinde hâlâ uygulanmakta olan sömürgeci uygulamalara gelebilecek zarardan kaynaklanmaktadır. Bugün ekonomik yönden geri kalmış bir İslâm ülkesi bir savaş uçağı alabilmek için en azından 40 bin ton pirinç satmak zorundadır. İslâm ülkeleri yıllık bütçelerinin ortalama % 90’ını silahlanma, askeri harcamalar ve dış borç ödemelerine ayırıyorlar. Kalkınmaya ve sivil hizmetlere ayırdıkları oran ortalama olarak % 10’dur. Silahlanma ve askeri harcamalara bu kadar para harcamalarına rağmen bu alanda sanayileşmiş ülkeleri tehdit edebilecek bir güce sahip değildirler. Çünkü zaten askeri araç ve gereçleri bu ülkelerden alıyorlar. Bunun sebebi İslâm ülkelerindeki yönetimlerin yanlış uygulamalarıdır. Sömürgeci güçlerin istediği bu yanlış uygulamaların devam etmesi ve modası geçmiş bir savaş uçağı satarak karşılığında 40 bin ton pirinç alma imkânlarının her zaman olmasıdır. İslâm ülkeleri askeri araç ve gereçleri yahut diğer sanayi ürünlerini alacak kadar para bulamadıklarında sömürgeciliğe çağdaş boyutlar kazandırmış olan sanayileşmiş ülkeler kendi kasalarından yine kendilerine dönecek krediler veriyor sonra yıllarca bu kredilerin faizleriyle istedikleri kadar gıda maddesi satın alabiliyorlar. Ama İslâm ülkelerinin nüfusu artar, dolayısıyla hurda uçak veya modası geçmiş araba parasına elde ettikleri gıda ürünlerinin bu nüfus tarafından tüketilmesi zorunlu hale gelirse durum değişecektir. İslâm ülkelerini yönetenler de halklarının istekleri karşısında ya politikalarını değiştirmek ya da bu görevi halklarının istediği kadrolara devretmek zorunda kalacaklardır. Bu merhaleden sonra İslâm ülkeleri de ekonomik alanda dışa bağımlılıktan kurtulabilmek için sanayilerini geliştirmenin ve kendi imkânlarıyla ayakta durmanın yollarını arayacaklardır. Bu meselenin ekonomik boyutu. Bunun yanı sıra siyasi, sosyal ve dinsel boyutları da var ki bunların teferruatına burada girdiğimiz takdirde söz çok uzar.

 

Nüfus Azaltma Uygulamaları

Nüfus artış oranını düşürmeyi amaçlayan uygulamalardan söz etmeden önce nüfus azaltma uygulamalarına kısaca temas etmek istiyorum. Nüfus azaltma uygulamalarının başında savaşlar gelmektedir. Özellikle İslâm ülkeleri arasında çıkarılan savaşlarda ve bu ülkelere yönelik saldırılarda değişik siyasi ve stratejik hesapların yanı sıra bu ülkelerdeki nüfusunun azaltılması da amaçlanmaktadır. Bu iddiamız çok fantezi gibi gelmesin. Bakın İtalya’da çıkan Panorama dergisinin yazdığına göre Amerikalı bir pilot Irak’ın üzerine atacağı bir bombanın üzerine: ‘Irak’taki doğum kontrolü için’ notunu düşüyor. Bu haberin doğruluk derecesini araştırmadık. Ama bu haber doğru olsa da olmasa da, İslâm ülkelerine yönelik savaşlarda çoğu zaman sivil yerleşim merkezlerinin hedef alınması, daha çok can kaybına sebep olacak bombaların kullanılması vs. boşuna değildir. Bazen bir savaş bir milyon kürtajın yerini tutabilmektedir. Nüfus azaltma metotlarından biri de iç savaşlardır. Bugün pek çok İslâm ülkesinde sun’i sebeplere dayanan iç savaşlar veya bölgesel çatışmalar yaşanmaktadır. İç savaşlar ve bölgesel çatışmalar da önemli miktarda can kaybına sebep olmaktadır. Ruanda olayları yakın zamanda yaşanmış olan bir örnek. Gerek ülkeler arası savaşların ve gerekse iç çatışmaların sebep olduğu toplu göçler ve ilticalar da çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine sebep olmaktadır. Bu gibi olaylarda azımsanamayacak sayıda insan göç esnasında yolda hayatını kaybediyor. Sonra mülteci kamplarında beslenme, sağlık ve temizlik hizmetlerinin yetersiz olması açlıktan veya salgın hastalıklardan dolayı ölümlere yol açıyor. Ayrıca bu gibi olaylarda çocuk ölümleri de ciddi şekilde artmaktadır. En çok toplu göç ve iltica olayları da İslâm ülkelerinde oluyor. Rus işgalinden sonra beş milyondan fazla Afgan yani ülke nüfusunun üçte birinden fazlası Pakistan başta olmak üzere çeşitli ülkelere iltica etti. İsrail işgalinden sonra milyonlarca Filistinli mülteci durumuna düştü. Eritre’deki savaş dolayısıyla bir milyondan fazla Eritreli başta Sudan olmak üzere çeşitli ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Bosna – Hersek’teki savaş dolayısıyla bu ülkedeki Müslümanların yarıdan fazlası başka ülkelere iltica etmek zorunda kaldı. Bunlar sadece birkaç örnek. Daha pek çok ülkede buna benzer toplu göçler ve iltica olayları yaşanmıştır ve yaşanmaktadır. Geri kalmış ülkelerde ve özellikle İslâm ülkelerinde nüfusu etkileyen önemli bir unsur da çocuk ölümleridir. Bu ülkelerde sağlık hizmetlerinin özellikle çocuklara yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliği çocuk ölüm oranının yüksek olmasına sebep olmaktadır. UNICEF raporlarına göre 1993 yılı içinde dünyada 13 milyon çocuk öldü. Bunların 8 milyonu İslâm ülkelerinde ölen çocuklar. Yani çocuk ölümlerinin % 61.53’ü İslâm ülkelerinde olmaktadır. İslâm ülkelerinde çocuk ölümlerinin oranı ise ortalama binde 97. Bazı İslâm ülkelerinde çocuk ölüm oranları da şöyle: Moritanya: Binde 209; Afganistan: Binde 164; Nijer: Binde 125; Cibuti: Binde 112; Bangladeş: Binde 94; Türkiye: Binde 91. Bazı Batı ülkelerinde ise çocuk ölüm oranları şöyledir: Almanya: Binde 7.5; Belçika: Binde 8.9; Fransa: Binde 6.7; İsviçre: Binde 6.8; İtalya: Binde 8.3; Hollanda: Binde 6.5. Görüldüğü gibi çocuk ölüm oranlarında çok büyük farklar vardır. Bu duruma rağmen İslâm ülkelerindeki çocuk ölüm oranlarının azaltılması yolunda söze gelir bir çaba gösterilmemektedir. Bunların yanı sıra sağlık hizmetlerinin yetersizliği, trafik düzeninin iyi olmaması, iş güvenliğine gereken önemin verilmemesi vs. de nüfus artış hızını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yüzdendir ki gelişmiş ülkelerde ortalama ömür 76 yılken, İslâm ülkelerinde 54 yıldır.

Nüfus Planlaması

Aslında İslâm ülkelerindeki yönetimler halklarının sesi olabilselerdi gelişmiş Batı ülkeleri önlerine mutlaka uygulamalarını istedikleri nüfus planlamasına yönelik projeler koyduklarında şöyle demeleri gerekirdi: ‘Gelin bu konuda ortak bir tavır takınalım. Önce ülkelerimizin nüfuslarını karşılaştıralım. Şu anda sizin ülkenizde km2’ye kaç kişi düşüyor, bizim ülkemizde kaç kişi düşüyor bir bakalım. Sonra doğal kaynaklarımızı kıyaslayalım ve hangi ülke ne kadar nüfusu barındırabilir onu tespit edelim. Sonra yapılacak ilmi araştırmaların sonuçlarına göre kimin nüfus planlaması programlarını uygulaması gerektiğine birlikte kara verelim.’ Batı ülkeleri asla böyle bir teklifi kabul etmeye yanaşamazlardı. Çünkü yukarıda verdiğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere İslâm ülkeleri kendi doğal kaynaklarının besleyebileceği kadar bir nüfusa sahip değilken Batı ülkeleri hurda sanayi ürünleri karşılığında İslâm ülkelerinden satın aldıkları gıda maddeleriyle nüfuslarını beslemektedirler. Ama buna rağmen İslâm ülkelerindeki yönetimler kendilerine dikte edilen nüfus planlaması programlarını yeniden düzenleme ihtiyacı bile duymadan uygulamaktadırlar. Nüfus planlaması uygulamalarını üç kategoride incelemek gerekir: Gönüllü uygulamalar, zorunlu uygulamalar ve dolaylı uygulamalar. Gönüllü uygulamalar çeşitli iletişim araçlarından yararlanılarak insanların etkilenmesi yoluyla gerçekleştirilmektedir. Aslında bunda da bir zorlama vardır. Çünkü bazen duygu sömürüsü, bazen toplumsal tecrid, bazen aşağılama, bazen geleceğe yönelik tehdit yoluna başvurularak insanların kendi istekleriyle nüfus planlaması uygulamalarını kabul etmeleri sağlanmaktadır. Bu arada kürtajın kolaylaştırılması da gönüllü olarak az çocuk sahibi olmak isteyenlere yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Zorunlu uygulamalara gelince: Aslında Çin dışında herhangi bir ülkenin çocuk sayısını sınırlamak için açıktan zora başvurduğunu bilmiyoruz. Ama birçok ülkede bu iş gayri resmi bir şekilde yürütülmektedir. Çok yaygın olmamakla birlikte bazı ülkelerde kısırlaştırma yoluna başvurulmaktadır. Aslında bu metodun yaygınlaştırılması ve hatta resmileştirilmesi bundan önceki bazı nüfus konferanslarında ve toplantılarda teklif edildi. Fakat halkın tepkisine yol açacağı endişesiyle kabul görmedi. Ama bazı ülkelerde sistemli bir şekilde ve değişik amaçlarla verilen ilaçlar yoluyla insanlar kısırlaştırılmaktadır. Zorlayıcı nüfus planlaması uygulamalarından biri de fakirleştirmedir. Bazı İslâm ülkelerinde fakirlik oranının gittikçe artması, gelir düzeyinin sürekli düşmesi, mal varlıklarının sadece belli tröstlerin elinde toplanması bazı maksatlı uygulamaların bir sonucudur. İslâm ülkelerindeki fakirleşmenin tek sebebi siyasi iktidarların beceriksizliği değildir. (Bu konuda ayrıca Seha yayınları tarafından neşredilmiş olan Emperyalizmin Oyunları adlı kitaba bakılmasını tavsiye ederiz.) Eğitim giderlerinin yükseltilmesi fakirleştirme politikasıyla bağlantılı bir uygulamadır. Artık herkesin çocuğunun okumasını, kültürlü ve okumuş bir kişi olarak toplumda saygınlık kazanmasını istediği çağımızda eğitim alanındaki zorluklar insanları düşündürmekte ve çocuklarının gelecekleri hakkında endişeye sokmaktadır. Dolayısıyla toplumda: ‘Çok çocuk sahibi olup da hiçbirini okutup adam edemeyeceksen az çocuğun olsun da doğru dürüst yetiştir’ anlayışı yerleşmektedir. Ama ne yazık ki eğitim giderlerinin yükseltilmesi konusundaki maksatlı uygulamalar dolayısıyla az sayıdaki çocuğu bile okutup belli bir yere getirmek de zorlaşmaktadır. UNICEF’in 1993 raporlarına göre İslâm ülkelerinde otuz milyon çocuk maddi imkân yetersizliği dolayısıyla eğitimden mahrum kaldı. Bunlar ilk öğretimden mahrum kalanlar. Orta ve yüksek öğrenimden mahrum kalanlar ise bunun kat kat fazlası. Nüfus artış oranını düşürmeyi amaçlayan zorlayıcı uygulamalardan biri de doğum yaptırmada sezeryan metodunun sıkça kullanılmasıdır. Bu iddia belki bazılarına garip gelecektir, ama dünyada bu metoda sadece % 15 oranında başvurulurken Türkiye’deki hastanelerde son yıllarda % 60 oranında başvurulduğunu düşündüklerinde hak vereceklerdir. Bir kadın ilk doğumunu sezeryanla yaptığında ikinci doğumunu da sezeryanla yapması çoğunlukla zorunlu olmakta ve üç kere sezeryanla doğum yapan bir kadının dördüncü doğum yapması sağlığı açısından tehlike arz etmektedir. İşte çok basit gerekçelerle ve bazen de daha kolay olduğu için sezeryanla doğum yaptırılmasının amaçları arasında nüfus artış oranını düşürmek de olduğu rahatlıkla söylenebilir. Zorlayıcı uygulamalar arasında psikolojik baskı metodu da vardır ki buna yukarıda gönüllü uygulamalara değinirken işaret ettik. Dolaylı uygulamaların başında evlilik dışı cinsel ilişkilerin kolaylaştırılması gelmektedir. Çünkü cinsel doyum insanda doğal bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın evlilik yoluyla karşılanması bütün insanlığın kabul ettiği meşru bir uygulamadır. Dolayısıyla bu yolla çocuk sahibi olmaktan kimse haya etmez. Ama evlilik dışı ilişkiler özellikle Müslüman toplumlarda hoş karşılanmadığından kimse bu yolla çocuk sahibi olmak istememektedir. Bu itibarla İslâm ülkelerinde nüfus artış oranının azalmasını isteyen sömürgeci güçler bu tür ilişkileri yaygınlaştırmak ve insanların evlenmeden cinsel ihtiyaçlarını karşılama yolunu tercih etmelerini sağlamak istemektedirler. Bir diğer dolaylı uygulama da eşcinselliğin (yani homoseksüelliğin ve lezbiyenliğin) yaygınlaştırılmasıdır. Çünkü bu tür ilişkilerden çocuk olmaz. İnsanların cinsel tatmin ihtiyaçlarını bu yolla karşılamalarının sağlanması nüfus artış oranının düşürülmesine katkıda bulunacaktır. Çünkü eşcinsel ilişkiler içine girenler çoğu zaman karşı cinsten olanlarla ilişki içine girme ihtiyacı duymamaktadırlar. Hatta Kur’an-ı Kerim’de Lut kavmiyle ilgili bilgiler de bize bu konuda ışık tutmaktadır. Bütün bu bilgilerin ışığında okuyucularımızın Kahire’de gerçekleştirilen Nüfus Konferansı’nı daha iyi değerlendirebileceklerini sanıyoruz. 

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
İşgal polisi, Aksa kapısındaki cemaate saldırdı
20 Temmuz yeniden doğuştur
Adalet Bakanı Bozdağ'dan 'tek tip kıyafet' açıklaması
Allah’a şükür salâlar galip geldi
Darbenin üssüne yürüyoruz
Karamollaoğlu: Akla ziyan bir tutuklama
Suudi Arabistan'dan Katar açıklaması
Avusturya'dan Zeybekci'ye giriş yasağı
Başbakan Yıldırım: 'Sağlık olsun Türkiye Kıbrıs için elinden geleni yaptı'
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa İŞCAN
SGK ve 15 Temmuz gazilerinin hakları
Atilla MEHDİGİL
Kral çıplaak! Kral çıplaak! Kral çıplaak!
Mustafa KAYA
Durun Siz Eski Müttefiksiniz
Hayati OTYAKMAZ
"Erkekler gibi savaşamadın, bari oturup kadınlar gibi ağla"
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Ekrem ŞAMA
15 Temmuz programları
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Ah köylüm vah köylüm
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
İman kardeşliği
Ali Haydar HAKSAL
Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Batı Cephesi”ndeEvanjelik Çatlamalar!
Zeki CEYHAN
Kızmak yerine!
Mevlüt ÖZCAN
Sihir ve büyü helak eder
Mahmut TOPTAŞ
Filozoftan hadisçi olursa
Prof.Dr.Ata ATUN
Anastasiadis’in politik iflası
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Kudüs için kıyam etmek
Mustafa YILDIRIM
Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış
Burak KILLIOĞLU
Sessizlik ve atalet…
Şakir TARIM
Yeni 15 Temmuzlar yaşanmaması için
İsmail KILLIOĞLU
Kör göze sürme çekmek
İbrahim VELİ
Olağanüstü miting olağandışı katılım
Abdülkadir ÖZKAN
Başarısız darbe ABD’yi çıldırtmış olmalı!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz