2 Zi'l-ka'de 1438 | 26 Temmuz 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
10/03/2014 - 10:30
Mustafa BİLGEN

21. Yüzyılın ilk çeyreğinde dünya nüfusunun 7 Milyara yaklaştığı, teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla arttığı, buna karşı insanlığın huzur ve mutluluğu bulamadığı, kan, gözyaşı ve mutsuzluğun hâkim olduğu bir dönemde İslâm Dünyası ne durumdadır? İslâm dünyasında birlik nasıl sağlanacaktır? Kısaca ve genel hatlarıyla ve bir bütün olarak buna bakmak gerekiyor.

 

Bundan tam 15 asır evvel, Arabistan yarımadasının ortasında, çölün kavurucu sıcağında, zamanın tüm cahillikleriyle kıvranan bir dünya üzerine ışık tutan ve onu aydınlatan bir nur, bir güneş ortaya çıktı. Bu güneş ki, kısa sürede, önce Arap yarımadasını, hemen ardından Afrika’yı, Asya’yı ve hatta Avrupa’yı aydınlatmaya başladı. Söz konusu bu güneş ‘İslâm Güneşi’ idi. Kelime anlamıyla; ‘selamete yani kurtuluşa eren, kurtulan, kurtulmuş, bütün sıkıntılardan arınmış, gönlü ferahlamış’ anlamlarına gelen İslâm, her gittiği yerde, ‘İslâm Ol Kurtul!’ çağrısı ile sayıları milyonları, hatta zamanla milyarları bulan insan kitlelerini aydınlığa, kurtuluşa erdirdi. Nice ülke toprakları üzerinde, asırlarca yaşayan çeşitli İslâm medeniyetleri kuruldu. Öyle ki bu medeniyetler, bütün doğal sınırlamaların ötesine taştı. Nihayet kıtalar arasında bir köprü kurularak, bir ‘İslâm Kıtası’ oluştu. Bu kıtanın boyutları; uzunluğu, doğuda Endonezya adalarından biri olan Borneo’dan, batıda Afrika’nın batısında ‘Yeşil Burun’ adalarına kadar, yaklaşık 16 bin km.’yi, genişliği ise, Güneyde Komor adalarından Kuzeyde Tataristan düzlüklerine kadar yaklaşık 7 bin kilometreyi aşıyordu.

 

Yüce İslâm bayrağının, günümüze en yakın, en geniş zaman dilimi ve coğrafî alan olarak, Osmanlı İmparatorluğu döneminde dalgalandığını görüyoruz. Bu şanlı dalgalanmanın sınırları 26 Milyon kilometrekare alanına ulaşmışken, 17. Yüzyılın ortalarından itibaren daralmaya başlamıştır. O dönemin Avrupa milletleri, bilim ve tekniğe gereken önemi vermiş ve o teknolojinin hazırladığı imkânlarla, yeni Dünya kıtalarını tanımışlardır. Yeni Dünya’nın tüm zenginliklerine sahip olan Avrupa, ezici bir güçle, dünya hâkimiyetini eline geçirmiştir. Kısaca Batı diye nitelendirdiğimiz İngiliz, Fransız, Alman, İtalyan, İspanyol, Portekiz gibi Avrupa milletleri düzenlemiş oldukları coğrafi seyahatler ile tüm dünya coğrafyasına yayılmışlardır. Sadece Amerika Birleşik Devletlerine, 1820-1980 yılları arasında; Almanya’dan 7 milyon, İngiltere’den 5 milyon, İrlanda’dan 5 milyon, İtalya’dan 5 milyon olmak üzere, tüm Avrupa ülkelerinden 50 milyondan fazla insanın göç ederek yerleşmiş olduklarını belirtirsek, Avrupa’nın yayılmacı politikasının boyutlarını ve sonuçlarını göstermiş oluruz.

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemesi ve tarih sahnesinden çekilmesini, bugüne kadar çok sayıda bilim adamı tenkit edegelmiştir. ‘Efendim, şöyle yapılsaydı, İmparatorluk yıkılmazdı. Şöyle olsaydı, daha da genişlerdi. Filan padişahın, halifenin kusurları çok fazladır. Filan sadrazam tam bir vatan hainiydi. Onun yerine filanca olsaydı, daha iyi olurdu’ gibi varsayımlar üzerinde hükümler kesilmekte, fermanlar buyrulmakta ve çeşit çeşit akıllar verilmektedir. Her şeyden önce, tarihin şu özelliği unutulmaktadır. Tarih geçmiştir. Geçmiş olan bir şeyi geri getirmek imkânsızdır. O halde imkânsız olan bir şey üzerinde de fazlasıyla durmak, bilim adına gereksizdir. Öte yandan, şu gerçek her zaman göz ardı edilmektedir. Geçmişten bugüne, hiçbir imparatorluk veya devlet baki kalmamıştır. Her imparatorluk ya da devlet, insan ve diğer canlılar gibi, doğar, büyür, gelişir, geriler, yıkılır ve ölür. Bu da, bu dünyanın doğal bir kuralı yani Allah’ın kanunu ‘Sünnetullah’dır. Bu kural, herhangi bir devlet için de istisna olmamıştır. O halde, Osmanlı İmparatorluğu’nun da, tarih sahnesinde bir yaşama dönemi vardı. Altıyüz yıl süren o uzun dönem şanlı ve şerefli bir şekilde yaşandı ve sona erdi. Tarih üzerinde varsayımlar üzerinde durmaktansa, ondan ders almak ve tarihteki hatalara bir daha düşmemek gerekir. Bugünün İslâm ülkeleri de, tarihi iyi bilmek zorundadırlar. Yaşadıkları coğrafyada, geçmişteki medeniyetlerden ders alarak, daha iyiye ve güzele doğru gitmelidirler. Yani, geçmişte, bugün üzerinde 45 ülkenin var olduğu, koskoca bir coğrafyada, tek bir merkezden 600 yıl hüküm sürmenin sırları, günümüz İslâm Dünyasına mutlaka yansımalıdır. Çünkü tarih bir tekerrürden ibarettir.

 

                                         20. Yüzyılda İslâm Dünyası      

 

Yüzyıl, denilince rakam olarak; her yüz yılı kapsayan devreye denir. Buna ayrıca ‘Asır’ da denilir. Ancak siyasî anlamda yüzyıl kavramı, yeryüzünde önemli siyasi olayların başlangıcı ve sonu ile tespit edilmektedir. Buna göre; 20. Yüzyılın başlangıç tarihi olarak, ‘Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıç yılları olan 1913-1914 yılları kabul edilir. Diğer bir ifadeyle, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış yılları, Batılı siyasi bilimciler tarafından bir yüzyılın sonu ve yeni bir yüzyılın başlangıcı olarak tanımlanmaktadır. Bu ne demektir? 20. Yüzyıl neyi temsil etmektedir?  20. Yüzyılın başlangıcı, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanarak, İslâm Dünyası’nın çökmesi, parçalanması ve Halifesiz yani başsız kalmasıdır. İmamesi koparılan tesbih taneleri gibi, tüm İslâm ülkeleri, 20. Yüzyıla bölük pörçük ve her biri kendi başının çaresini arar durumda girmişlerdir. Bugün Osmanlı İmparatorluğu üzerinde, 45 ayrı devletin yer aldığını söylersek, sanırız bu parçalanmanın boyutlarını açıkça ortaya koymuş oluruz.

 

Birinci Dünya Savaşı sonunda, İslâm ülkelerinin durumu hiç de iç açıcı değildir. Çünkü her biri bir Avrupa ülkesi tarafından işgal edilmiş, halkının özgürlükleri elinden alınmış ve sömürülmeye başlanmıştır. Batılı milletler, dünya coğrafyası üzerinde, kendi çıkarları doğrultusunda, yeni yeni haritalar hazırlamakta ve birbirleriyle çeşitli anlaşmalar imzalamaktadır. Ancak bu sömürü düzenine ve esarete boyun eğmeyen bazı İslâm ülkeleri, bağımsızlık için canları pahasına mücadeleye girişmişlerdir. Çok kan dökülerek ve onbinlerce şehit verilerek kazanılan bu bağımsızlık savaşları sonunda, İslâm Dünyası’nda, birer birer bağımsız Müslüman ülkeler ortaya çıktı. Söz konusu bu mücadeleler, günümüzde de bazı coğrafyalarda hala devam etmektedir.

 

20. Yüzyıl, genel olarak İslâm Ülkeleri için, bir mücadele ve özgürlüklerini kazanma devri olmuştur. Yani İslâm Dünyası, savaş ve barış denkleminde, sömürü düzenine karşı, kendi özgürlüklerini ve dünya barışını sağlamak için, savaşmak zorunda kalmıştır. Ancak bu savaşlarda, madde âleminde, İslâm Dünyası, Batı Dünyası’na göre çok gerilerde kalmıştır. Bu nedenle, 20. Yüzyılın Müslümanlar açısından, pek parlak geçtiği söylenemez ise de 21. Yüzyıl için yeni ümitlerin yeşerdiği bir asır olduğunda da hiç kuşku yoktur.

 

                               20. Yüzyılın Sonunda İslâm Dünyası

 

Siyasî Tarihçiler, 20. Yüzyılın sonunu, 1989 yılı olarak kabul ederler. 1913-1989 yıllarını kapsayan toplam 76 yıl süren 20. Yüzyıl, tarih kitaplarına, sürekli savaşların ve kamplaşmaların olduğu bir dönem olarak geçmiştir. Birinci, İkinci Dünya Savaşları ile bundan sonra meydana gelen bölgesel savaşlar, kronolojik olarak bir gözden geçirilse, dünyamızın bu asrın bütün yıllarını savaşlarla geçirmiş olduğu açıkça ortaya çıkar. Özellikle, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, meydana gelen kamplaşmada, dünyamız; batı-doğu diye iki küreye ayrılmıştır. Batı küresi, başta İngiltere ve ABD gibi kapitalist ülkelerin egemenliğine girerken, Doğu Küresi’nde ise, Rusya’nın başkanlığında bir komünist blok oluşturulmuştur. İslâm Ülkelerinde ise, bu iki bloktan birine katılma veya benimseme gibi alternatifsiz bir tercih hakkı tanınmıştır. Ne yazık ki bu dönemde İslâm ülkelerinin yöneticileri bir araya gelerek ‘Ne doğu ve ne de batı! İslâm Birliği, İslâm Birliği!’ Diyememişlerdir. Halbuki bunu söylemeliydiler. İşte bu kez ezici güçten biri olan Varşova Paktı, 1989 yılına gelindiğinde, dağılma sürecine girmiş ve üye ülkeler birer birer bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlardır.

 

Doğu blokunun çöküşüyle birlikte, alternatifsiz tek güç olarak kalan Batı bloku, dünyamız üzerinde, ‘Yeni Dünya Düzeni’ kurmak için kollarını sıvadı. Siyasal anlamda, iki bloklu bir dünyanın çöküşü, bir bakıma yeni bir yüzyılın başlangıcını müjdeler.[1]

 

                                21. Yüzyıla Girerken İslâm Dünyası

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, çok sayıda devlet, bağımsızlıklarını ilan etmek için mücadeleye girdiler. Bu hareket içinde, Azerbaycan ile birlikte 5 Orta Asya Müslüman Türk Ülkesi (Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan) bağımsızlıklarını ilan ettiler. Doğu Avrupa’daki Sosyalist blok içinde yer alan ülkelerde rejim değişiklikleri oldu. Yugoslavya dağıldı ve yerinde küçük federe cumhuriyetler kuruldu ve bunlardan biri de Müslüman olan Bosna-Hersek Cumhuriyeti’dir. Ne var ki, bu bağımsızlıklar barış içinde yahut kendiliğinden kazanılmamıştır. Azerbaycan’da ve Orta Asya’da, bağımsızlık için, nice Müslüman Türk’ün kanı dökülmüştür. Bosna- Hersek, yıllardır bunun mücadelesini vermektedir. Kafkaslarda esen hürriyet rüzgârları, Rus orduları tarafından hala durdurulmaya çalışılmaktadır.

 

İslâm Dünyası’ndaki uyanış, kıpırdanış ve direnişler, sadece bu kadar mıdır? Elbette bu kadar değil. Dahası var… Cezayir’deki İslâmî uyanış hareketi… Keşmir’deki Hint zulmüne karşı topyekûn direniş… Doğu Türkistan’daki Çin esaretine karşı düzenlenen toplu gösteriler… Filistin’deki intifada…  Çeçenistan’ın Hürriyet mücadelesi… Mısır, Somali, Sudan, Libya, Tunus, Ürdün, Eritre, Yemen, Kuveyt, Irak, Abazya, Kırım, Afganistan, Filipinler’deki Moro… Bu ülkelerin hangisine bir göz atsanız, İslâm adına bir uyanışın izlerini görmemiz mümkündür. Kısacası, 21. Yüzyıla girerken, İslâm Dünyası, toptan bir mücadele aşamasına gelmemiştir. Öte yandan, Şer Güçler, bu mücadeleyi bastırmak için son hamlelerini yapmaktadırlar. İnsan Hakları Savunucusu Avrupa, Bosna’da yaşanan katliamı, kendi adına haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Öte yandan, İslâm ülkelerinde meydana gelen en küçük bir olayı büyüteç altına almaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun artık Müslüman olmayan ülkeler, İslâm ülkelerine karşı birbirlerini desteklemektedirler. Sırp Askeri, esir aldığı bir Bosnalı’yı, başına bir Osmanlı fesi giydirerek işkence yapmakta ve şehit etmektedir. Sırp Liderler, sürekli olarak, Avrupa kıtasından Osmanlı izlerini silmek için, Hıristiyan Dünyası’na sık sık çağrıda bulunmaktadırlar. Benzer olaylar, Keşmir’de, Doğu Türkistan’da, Çeçenistan’da ve hatta Filipinler’de sergilenmektedir. Sözün kısası, Şer Kuvvetler, İslâm Dünyası’na karşı, topyekûn birleşmişlerdir. Buna karşılık İslâm Dünyası’nda durum nasıldır?

 

                                    İslâm Dünyası Birliği’ne İlk Adım    

 

İslâm Dünyası’nda, son asırda, birlik ve beraberliğe doğru resmî ilk adımın, 1969 yılında atılmış olduğunu söylemek mümkündür. İslâm Ülkeleri arasında dayanışma ve işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan ilk toplantı, bazı İslâm Ülkeleri’nin devlet ya da hükümet başkanlarının, 1969 yılında toplanmasıyla başladı. Ertesi yıl, aynı ülkelerin Dışişleri Bakanları bir araya geldiler. Ve 1971’de, Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, resmen İslâm Konferansı Örgütü (İKÖ) (Arapça adı: ‘Munazzamatü’l-Mu’temiri’l-İslâmî’, İngilizce: Organization of the Islamic Conference OIC), kurulmuş oldu. Türkiye, laiklik esasını gerekçe göstererek başlangıçta üye olmadı, ancak Necmettin Erbakan’ın gayretiyle 1976’da bu örgüte üye oldu. 1984’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı toplantıya katıldı. Söz konusu bu toplantıya katılan üye sayısı, 36’yı bulmuştu. 1990’lı yılların başına gelindiğinde, Konferansa katılan ülke sayısı 43’e yükseldi. Bugün ise, üye sayısı 57 olup bağımsızlıklarına kavuşan yeni İslâm ülkeleri de konferansa temsilcilerini göndermektedir.

İslâm Konferansı Teşkilatının, amaçları arasında; üye ülkelerinin toplumsal, ekonomik, bilimsel ve kültürel etkinlikler arasında eşgüdüm sağlayarak, İslâmî dayanışmayı kurmak, Müslümanların yürüttükleri mücadeleyi güçlendirmek için ırk ayrımına karşı çıkmak, Filistin Kurtuluş Örgütü’ne karşı izlenen ayrımcı politikaların son verilmesini sağlamaya çalışmak gibi faaliyetler vardır. Örgüt bünyesinde, daimî görevde olan Genel Sekreterlik yanında, Uluslar arası İslâmî Haber Ajansı, İslâm Kalkınma Bankası, İslâm Dayanışma Fonu, Dünya İslâm Eğitim Merkezi, İslâm Mahkemesi gibi örgüte bağlı kuruluşlar da bulunmaktadır.

İslâm Konferansı Teşkilatı, bugün amacına tam olarak ulaşmış mıdır? İslâm Dünyası’ndaki yaşanan sıkıntılara çareler üretebilmekte midir? Dünya ölçeğinde yaptırım gücü ne kadardır? Her şeyden önce, hemen şunu söyleyelim ki, böyle bir örgütün kurulmuş olması sevindiricidir. Ancak kurulan bu örgütün amacına tam olarak ulaşmış olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü söz konusu bu örgüt, İslâm Dünyası’nın her sorunu için toplanmakta ve sonunda sözlü ve yazılı bir kınama kararı çıkarmaktan öteye gidememektedir. Bunun başlıca iki ana sebebi vardır. Birincisi, dünya ölçeğinde, bu örgütten daha güçlü olan Birleşmiş Milletler (BM) Teşkilatı vardır ve İslâm Konferansı Örgütü üyesi ülkelerin hepsi, BM’ye bağlıdırlar. Örgütün almış olduğu, kınama kararları bile, BM’nin Vetocu Ülkeleri tarafından reddedilmektedir. Hal böyle olunca, Örgütün kararları ilgili dosyalara konulmaktan başka bir işlem görmemektedir. İkincisi ise, İslâm ülkeleri arasında, gerçekçi bir dostluğun ve birliğin kurulamamış olmasıdır. Zaten Örgüt, her toplantısında, İslâm ülkeleri arasındaki iç çekişmeleri görüşmekle ve çözümü güç problemlerle meşgul olmaktadır.

İslâm Konferansı Örgütü’nün başarısızlığının sebebini ise, yakın tarihin içinde aramak gerekir. 20. Yüzyılda, çoğu İslâm ülkesi üzerinde efendileri olan Batılı ülkeler tarafından yoğun bir kültür emperyalizmi uygulanmıştır. Bunun sonucu olarak, bugün böyle bir İslâm ülkesi, din kardeşi ülkeye karşı, efendisini tercih edebilmektedir. Geçen yüzyıllarda, Avrupa’nın Kale burçlarında nöbet bekleyen kahraman Müslüman Mücahidlerin Torunları, 20. Yüzyılda, Haç kapılarında Hıristiyan terbiyesi üzere yetişmek için sıra bekler hale gelmişlerdir. Avrupalı gibi yemek, Avrupalı gibi giyinmek, Avrupalı gibi düşünmek ve onlara harfiyen benzemek bir tutku olmuştur.

Öte yandan, Batılı efendi ülkeler tarafından, İslâm ülkeleri yöneticilerine çukur ayna, halkına ise tümsek ayna hediye edilmiştir. Bunun sonucu olarak, yöneticiler çukur aynada devleştirilirken, Müslüman halk tümsek aynada cüceleştirilmiştir. Devleşen yöneticiler ise, kuruntuları ve gururları yüzünden bir araya gelip, dostane ilişkiler kurmamaktadırlar. Aksine, çoğu kez, birbirlerine düşmanca davranabilmektedirler. Yine, bugün İslâm ülkelerinde, yaşanan en büyük sorun, yöneticiler ile yönetilenler barışık değildir. Halkıyla barışık olmayanlardan, dünya ile barışık olması beklenemez. Burada akla şu soru geliyor. İslâm ülkeleri arasında yaşanan bu anlaşmazlıklar giderilip, tek vücut haline gelebilecek bir İslâm Dünyası Birliği oluşturulabilir mi? Böyle bir birlik oluşturulsa, bu birliğin yaptırım gücü ne olabilir? Her şeyden evvel, Birlik oluşturulduğunda, günümüzde yaşanan sıkıntılar ortadan kalkar mı?

Bütün bu sorulara cevap vermek için, bugün mevcut olan tüm İslâm ülkelerini iyi tanımak gerekir. İslâm Ülkelerinin elinde bulundurdukları yer altı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını tam olarak tespit etmek ve bu kaynaklar toplandığında, dünya ölçeğinde gerçek gücünü hesaplamak gerekiyor.

 

                               İslâm Dünyası’nın Doğal Şartları     

Bugün İslâm dünyası içinde, 57 bağımsız İslâm ülkesi bulunmaktadır. Ayrıca 13 ülkede Müslüman topluluklar bağımsızlık mücadelesi vermektedirler. Bunlar da bağımsızlıklarına kavuşurlarsa, İslâm ülkelerinin sayısı, 70’i bulacaktır. Tüm bu ülkeleri, dünya coğrafyası üzerinde baktığımızda, hepsinin eski kara kütlelerinin orta bölümünde yer aldığını görürüz. Yani Asya-Afrika-Avrupa kıtalarının merkezi konumunu oluşturan bu çok geniş bölge; yaklaşık 20 derece batı, 120 derece doğu boylamları ile 16 derece güney, 48 derece kuzey enlemleri arasında kalır.

Yine dünya coğrafyası üzerinde, İslâm dünyasının kapladığı bölge bir hilali andırmaktadır. Bu hilalin batı ucunda Balkanlar, ortasında Kafkaslar, doğu ucunda Altaylar yer almaktadır. Bilindiği gibi, dağlar doğal birer kaledirler. Söz konusu bu hilal, Avrupa ülkelerini ve Rusya’yı güneyden çevrelemekte ve genişlemelerini frenlemektedir. İşte bugün yaşanan tüm savaşlar bu doğal kaleler üzerinde odaklanmış gibidir. Batıda Bosna, ortada Çeçenistan’ın önderliğinde Kafkas ülkeleri, doğuda ise Orta Asya Türk Ülkeleri…

İklim bakımından ise, bu bölge sıcak ve ılıman İklim kuşağı içinde yer alır. Çöller bir tarafa bırakılacak olursa, İslâm Dünyası topraklarının büyük bir bölümü, insan yaşamı için en iyi ortamı oluşturur. Dağları, ovaları, yaylaları, toprağı, bitki örtüsü, akarsuları ve gölleri ile İslâm Dünyası; zengin bir coğrafya üzerinde bulunmaktadır. İşte bu doğal zenginlik, Rusya gibi soğuk bölgelerde yer alan ülkelerin her zaman dikkatini çekmiştir.

(Devam edecek)


[1] İslâm Dünyası, Ramazan Özey.

 

YORUMLAR
TOLGA 16-03-2014, 05:12:53
Allah razı olsun ilgiyle takip etmekteyim yazılarınızı.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
İşgal polisi, Aksa kapısındaki cemaate saldırdı
20 Temmuz yeniden doğuştur
Adalet Bakanı Bozdağ'dan 'tek tip kıyafet' açıklaması
Allah’a şükür salâlar galip geldi
Darbenin üssüne yürüyoruz
Karamollaoğlu: Akla ziyan bir tutuklama
Suudi Arabistan'dan Katar açıklaması
Avusturya'dan Zeybekci'ye giriş yasağı
Başbakan Yıldırım: 'Sağlık olsun Türkiye Kıbrıs için elinden geleni yaptı'
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa İŞCAN
SGK ve 15 Temmuz gazilerinin hakları
Atilla MEHDİGİL
Kral çıplaak! Kral çıplaak! Kral çıplaak!
Mustafa KAYA
Durun Siz Eski Müttefiksiniz
Hayati OTYAKMAZ
"Erkekler gibi savaşamadın, bari oturup kadınlar gibi ağla"
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Ekrem ŞAMA
15 Temmuz programları
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Ah köylüm vah köylüm
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
İman kardeşliği
Ali Haydar HAKSAL
Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Batı Cephesi”ndeEvanjelik Çatlamalar!
Zeki CEYHAN
Kızmak yerine!
Mevlüt ÖZCAN
Sihir ve büyü helak eder
Mahmut TOPTAŞ
Filozoftan hadisçi olursa
Prof.Dr.Ata ATUN
Anastasiadis’in politik iflası
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Kudüs için kıyam etmek
Mustafa YILDIRIM
Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış
Burak KILLIOĞLU
Sessizlik ve atalet…
Şakir TARIM
Yeni 15 Temmuzlar yaşanmaması için
İsmail KILLIOĞLU
Kör göze sürme çekmek
İbrahim VELİ
Olağanüstü miting olağandışı katılım
Abdülkadir ÖZKAN
Başarısız darbe ABD’yi çıldırtmış olmalı!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz