28 Ramazan 1438 | 23 Haziran 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
16/12/2013 - 08:48
Mustafa BİLGEN

İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7

FAŞİZM, AŞIRI MİLLİYETÇİLİK VE IRKÇILIK-2

Müslümanların birbirleri ile olan ilişkilerinde temel ölçü, karşısındaki kişinin ırkı, rengi, cinsi, dili gibi özellikleri, sahip olduğu imkânları, makamı veya mevkisi değil, imanı, takvası ve güzel ahlâkıdır. Samimi olarak iman eden kişiler arasında sevgi, bir diğerinin Allah Teâlâ’dan korkup sakınmasına, Rabbimiz’e duyduğu içtenlikli sevgiye, yaptığı salih amellere, gösterdiği güzel ahlâka göre şekillenir. Eğer bir kişi hayatını Allah yolunda vakfetmiş olduğunu tüm tavır ve davranışları ile ispatlıyor, her anında Allah (c.c.)’ın rızasını ve rahmetini gözeterek güzel davranışlarda bulunuyorsa, müminler o kişiye karşı sevgi ve hürmet duyarlar. Bu kişinin derisinin rengini, ait olduğu milleti, maddî imkânlarını kıstas olarak değerlendirmezler. Bütün bunlar ona karşı sevgilerinde olumlu ya da olumsuz hiçbir etki yapmaz. Aynı kıstaslar, Müslüman toplumlar ve devletler arasındaki ilişkilerde de geçerli olmalıdır. İki Müslüman toplum arasındaki ilişkinin özü, Kur’an-ı Kerim’de bildirildiği gibi olmalıdır: Müslümanlar, birbirlerinin yardımcısı ve velisidirler.

Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i şerifler, ırkçılığı, ırk üstünlüğü iddiasını kesin olarak yasaklamakta ve kötü bir anlayış olarak görmektedir: “Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.”( Hucûrat sûresi, 49/13)

Bundan bir önceki âyet-i kerimede, ‘Ey iman edenler’ diye buyurulurken, bu âyet-i kerimede ‘Ey insanlar’ şeklinde hitap edilmektedir. Yani burada yalnızca inananlara değil, bütün insanlara hitap edilmektedir. Bütün insanlar, aynı ana babadan, yani Hz Âdem (a.s.) ile Hz Havva’dan meydana geldiler. Bu bakımdan aynı anne ve aynı babadan çoğalarak ortaya çıkan bir ırkın diğerine üstünlük taslamaya hakkı yoktur.

Âyet-i kerimede, tanışmakta kolaylık olması için, milletlere ve milletler içinde kabilelere ayrıldığımız ve Allah (c.c.) indinde üstünlüğün, Müslümanlığa bağlılıkla ölçüleceği bildirilmektedir. Araplar veya Yahudiler üstündür denmiyor. Birkaç âyet önce de “Müminler ancak kardeştir” buyuruluyor. (Hucûrat sûresi, 49/10)

Arapların veya başka bir ırkın değil, yalnız müminlerin kardeş olduğu açıkça bildirilmektedir. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor:

“Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın  kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” [İbni Neccar]

Bediüzzaman yukarıdaki ayette geçen “Tearüf” (Tanışma) kelimesinin ifade ettiği mana üzerinde durarak ‘ayet-i kerimenin ifade ettiği ‘tearüf’ ve teavün (yardımlaşma) düstûrunun beyanı için’ özetle şöyle diyor: ‘Bilindiği gibi bir ordu tugaylara, tugaylar alaylara, alaylar taburlara, taburlar bölüklere, bölükler takımlara ayrılıyor. Bunun amacı, askerlerin değişik yönlerini ve yeteneklerini ortaya koymak ve o yeteneklere göre görev dağılımını yapmaktır. Böylece o ordunun fertleri yardımlaşma prensibiyle gerçek bir görev yerine getirmiş olacaklar ve toplumun sosyal hayatı düşmanın saldırısından korunmuş olacak. Hiç şüphesiz ordunun muhtelif kısımlara ayrılmasından maksat, tugay ve taburların birbirilerine karşı husumet beslemeleri ve kavga etmeleri değildir. Tıpkı bunun gibi, İslâm toplumu da kabile, kavim ve gruplara ayrılmış büyük bir ordu hükmündedir. Fakat bu toplumun çok sayıda birliğini gerektiren yönler vardır. Her şeyden önce Yaratıcıları bir, Rezzakları bir, Peygamberleri bir, kıbleleri bir, kitapları bir, vatanları bir… Bu kadar birlikler elbette ki kardeşliği, muhabbeti ve birliği gerektiriyor. Anlaşılıyor ki, kabile ve gruplara bölünmüş olmak, şu ayetin ifade ettiği gibi, tanışmak, yardımlaşmak ve dayanışmak içindir, birbirini inkâr etmek ya da birbirileriyle kavga etmek için değildir.’[1]

Kur’an-ı Kerim’in ifade ettiği milliyet fikri hakkındaki görüşlerini bir paragrafta izah eden Bediüzzaman, özellikle zalim Avrupa yöneticilerinin tahrikiyle gelişme gösteren günümüz milliyetçilik hareketlerine dikkat çekerek şöyle diyor: ‘Milliyet fikri bu asırda çok ileri gitmiş, özellikle de dessas Avrupa zalimleri, parçalayıp yutsunlar diye bu fikri Müslümanlar içinde menfi bir şekilde uyandırıyorlar.’[2]

Bediüzzaman’a göre milliyet fikri içinde nefsanî bir zevk, gaflet içinde bir lezzet ve uğursuzca bir güç vardır. Onun için bu zamanda sosyal hayatın içinde olanları bu zevkten vazgeçirmek mümkün görünmediği için onlara ‘milliyetçilik yapmayınız’ denilmez.

Millî şairimiz Mehmet Akif’in milletin birlik ve beraberliğini anlatan ve ırkçılığı (kavmiyetçiliği) şiddetle tel’in eden aşağıdaki şiirini dikkat ve ibretle okumak gerekir:

Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?

Fikr-i kavmiyyeti şeytan mı sokan zihninize?

Birbirinden müteferrik bu kadar akvamı,

Aynı milliyetin altında tutan İslam’ı,

Temelinden yıkacak zelzele, kavmiyettir.

Bunu bir lâhza unutmak ebedi haybettir…

Hani milliyetin İslam idi… kavmiyyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

Arnavutluk ne demek? Var mı şeriatte yeri?

Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri!

Arabın Türke; Lazın Çerkeze, yahut Kürde,

Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış? Nerde!

Müslümanlıkta ‘anasır’ mı olurmuş? Ne gezer!

Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor peygamber.

En büyük düşmanıdır rûh-u Nebî tefrikanın!

Adı batsın onu İslam’a sokan kaltabanın!

Şu senin akıbetin bin bu kadar yıl evvel,

 Sana söylemiş iken doğru mudur şimdi cedel?

Artık ey millet-i merhume, sabah oldu uyan!

Sana az geldi ezanlar diye ötsün mü bu çan?

Ne Araplık, ne de Türklük kalacak aç gözünü!

Dinle Peygamber-i Zîşân’ın ilahi sözünü.

Türk Arapsız yaşamaz. Kim ki ‘yaşar’ der, delidir!

Arabın, Türk ise sağ gözü, hem sağ elidir.

Veriniz baş başa, zira sonu hüsrân-i mübin

Ne hilafet kalıyor ortada, billahi ne din!

‘Medeniyet’ size çoktan beridir diş biliyor;

Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,

Ne bu şûride siyaset, ne bu fâsid dâvâ?

Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım çoğunuz…

Size rehberlik eden haydudu artı k kovunuz!

Bunu benden duyunuz, ben ki evet Arnavudum.

Başka bir şey diyemem… işte perişan yurdum!..”[3]

 

Milliyetçiliğin Kısımları

Bediuzzaman orijinal bir tesbit yaparak milliyetçiliği ‘menfi ve müspet’ olmak üzere iki kısma ayırmaktadır.[4]

 

1) Menfi Milliyetçilik

Her iki milliyetçiliğin özelliklerini sayan Bediüzzaman’a göre menfi milliyetçilik öncelikle olumsuz, uğursuz ve zararlıdır. Ayrıca başkasını yutmakla beslendiğinden diğer kavimlere ve ırklara karşı düşmanlık besler ve onlara karşı uyanık davranır.

Bediüzzaman bu tür bir milliyetçiliğin düşmanlığa, kargaşaya ve keşmekeşe sebebiyet verdiğini, hem ayet-i kerime hem de hadis-i şerif ile yasaklandığını ifade eder. Bediüzzaman, unsuriyet, ırkçılık ya da kavmiyetçilik şeklinde ifade edilebilen böyle fikirlere sahip olanları menfi milliyetçi olarak görmekte ve böylelerinin İslâm toplumu için zararlı olduklarını dile getirmektedir. Bediüzzaman bu görüşlerini teyit için şu delilleri sıralamaktadır:

a) Allah (c.c.) Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Hani, inkârda direnenlerin kalbini malum gurur (cahiliye gururu) doldururken Allah, elçisine ve müminlere iç huzuru bahşetmiş ve onların sorumlu davranma sözüne (takvaya) sadık kalmalarını sağlamıştı. Zira onlar fazlasıyla layık ve ehildiler ve zaten Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”6 Ayette geçen “cahiliye hamiyeti” sadece kendi kişisel gururu ve çıkarı uğruna birçok insanın zarar görmesini göze almayı ifade eden bir deyimdir. Kur’an, kendi ırkını öne sürerek başkasına hayat hakkı tanımayan sistemleri “hamiyet-i cahiliye” olarak öngörmekte ve bunu şirkin bir çirkin geleneği olarak kabul etmektedir.

b) Irkçılığı yasaklayan hadis-i şerife gelince, Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “İslâm cahiliye asabiyetini (ırkçılık ve kabileciliğini) kökten kaldırmıştır.”[5] Bu hadis-i şerif, ırkçılığı şirkin ve putperestliğin yaygın olduğu İslâm öncesi cahiliye döneminin bir geleneği olarak göstermekte ve İslâm tarafından tamamen yasaklanmış olduğunu ifade etmektedir. Bediuzzaman bu ayet ve hadisi zikrettikten sonra özetle şöyle demektedir:

‘İşte bu hadis-i şerif ve şu ayet-i kerime kati bir surette menfi milliyeti ve ırkçılık fikrini kabul etmemektedirler. Çünkü müsbet ve mukaddes İslâmiyet milliyeti ona ihtiyaç bırakmıyor. Acaba bir buçuk milyarlık ebedi kardeşleri insana kazandıran (İslâm’dan başka) bir ırk var mıdır?’[6]

c) Bediüzzaman’a göre menfi milliyetin tarihte pek çok zararları görülmüştür. Mesela Emeviler milliyet fikrini bir parça siyasetlerine karıştırdıkları için hem İslâm âlemini küstürdüler hem kendileri de çok felaketlere maruz kaldılar.[7]  O’na göre Hz Hasan ve Hz Hüseyin’in (r.a) Emevilere karşı mücadeleleri kuşkusuz bir din ve milliyet mücadelesiydi. Çünkü Emeviler İslâm devletini Arap milliyeti üzerine dayandırıp, İslâm kardeşliği bağını milliyet bağından daha zayıf bıraktıkları için iki şekilde İslâm’a ve Müslümanlara zarar verdiler: Birincisi; diğer milletleri rencide ederek İslâmiyet’ten uzaklaştırdılar. İkincisi de, Arap olmayan insanlara zulmettiler. Çünkü ırkçılık ve milliyet düşüncesi adaleti ve hakkı esas almadığından, Emeviler adaletle hükmedemeyip zulmettiler. Zira menfi milliyeti esas alan bir hâkim, öncelikle kendi ırkdaşını tutar, adaletle hükmedemez. Oysa İslâm’ın adalet anlayışında dine bağlılık önemlidir. Dine bağlılık yerine milliyete bağlılık ikame edilemez; edilse adaletle hükmedilemez. O zaman hakkaniyet gider, zulüm olur. İşte bu düşünceden hareket eden Hz Hüseyin (r.a.) dini rabıtayı esas alarak Emevilere karşı mücadele etmiş ve şehadet makamını elde etmiştir.[8]

d) Bediüzzaman’a göre menfi milliyet fikri, sırf İslâm âlemini ve özellikle Osmanlı devletini parçalamak için Avrupalı zalim yöneticiler tarafından Müslümanların içine atılmış ve teşvik edilmiştir. Sonuçta Osmanlı devleti yıkılmış, yerine T.C. Devleti kurulmuştur. Ancak daha önce Osmanlı tebaası olan halklardan, sözde müstakil onlarca devlet kurulmuş, fakat bu devletler Batı’ya ya da Rusya’ya bağımlı hale getirilmişlerdir. Denilebilir ki, İslâm Birliğini dağıtmak ve o birliği sağlayan Hilafet gücünü elinde bulunduran Osmanlı devletini yıkmak için çıkarılan 1. Dünya savaşı menfi milliyetin insanlığa ve Müslümanlara ne kadar zararlı olduğunu açıkça göstermiştir.[9]

e) Irkçılığın İslâm dünyası için büyük bir çıkmaz olduğuna işaret eden Bediüzzaman özelde, değişik ırklara mensup olan vatandaşlarımızın durumunu ele alıyor ve özetle şöyle diyor: ‘Şimdi farklı ırklara mensup olan vatandaşlarımız, birbirlerine en çok muhtaç oldukları bir zamanda, üstelik onları esir almak isteyen düşmanları varken, ırkçılık damarıyla birbirilerine yabani bakmaları ve birbirilerini düşman telakki etmeleri tarifi imkânsız büyük bir felakettir. Adeta bir sineğin ısırmaması için müthiş yılanlara arka çevirmek, böylece sineğin ısırmasından kurtulmaya çalışmak bir divaneliktir. Aynı şekilde büyük ejderhalar hükmündeki Batılıların doymak bilmeyen hırslarını tatmin için pençelerini uzattıkları bir sırada, ırkçılık fikriyle dindaşlarına düşmanlık ve kin beslemek çok tehlikelidir ve her iki tarafın da o düşmanın pençelerine düşmelerine bir sebeptir.’[10]

f) Kuşkusuz vatandaşların birbirlerine karşı kardeşçe hisler beslemelerinde muvaffak olmaları ve barış içerisinde yaşamaları devlet politikasına bağlıdır. Eğer devlet politikası vatandaşlar arasında ayırımı öngörüyorsa ya da herkesi bir ırktan sayarak kendisini bu ırktan kabul etmeyenlerin üzerine kanun gücünü gönderiyorsa, devlet adil ve tarafsız davranacağı yerde tahrik ediyor demektir. Bu durumda iş ciddileşir ve ırklar arasındaki ihtilaf daha da büyümeye başlar. Bu yüzden Bediüzzaman uyarıcı bir üslupla doğu vilayetlerindeki vatandaşlara (Kürtlere) veya güney tarafındaki dindaşlara (Araplara), bizden değildirler diye adavet beslemenin, onları hor görmenin ve onlara karşı cephe almanın büyük bir felaket olduğunu dile getirmektedir. O’na göre ne doğuda ne de güneyde yaşayan insanlar arasında Türk düşmanı vardır. Her şeyden önce güneyden Kur’an nuru ve İslâmiyet’in ziyası gelmiştir. O nur bütün Anadolu’da vardır. Dolayısıyla onlara adavet etmek Kur’an’a ve İslâm’a adavet manasına gelir ki, bu da toplumun dünya ve ahiret hayatına adavet etmekle eş düzeydedir.[11]

g) Bediüzzaman’ın, ister Türkçülük, ister Kürtçülük ya da Arapçılık olsun bütün menfi milliyetçileri aynı kategoride mütalaa ettiğini görüyoruz. Ancak Bediüzzaman tarihî bir gerçeğe dikkat çekerek, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Türklerin Müslüman olduklarını, Türklerin diğer milletler gibi, ‘Müslim ve gayri Müslim’ diye ikiye ayrılmadığını, Müslüman olmayan Türklerin Türklük ile bir alakalarının kalmadığını (Macarlar gibi) dile getirmektedir.

2) Müsbet Milliyetçilik

Bediuzzaman’a göre müsbet milliyet, sosyal hayatın dâhili ihtiyaçlarından ileri geliyor. Dolayısıyla bu tür milliyet yardımlaşmaya ve dayanışmaya sebep olduğu gibi, büyük bir gücün meydana gelmesini sağlar ve İslâm kardeşliğinin gücünü ortaya çıkarır. O’na göre Müslümanların milliyeti bir vücuttur; aklı İslâmiyet, ruhu Kur’an ve imandır. Sosyal hayatın dâhili ihtiyaçlarından gelen bu milliyet, yani mukaddes İslâmiyet milliyeti ayrıştırıcı değil birleştirici ve kaynaştırıcıdır. Özellikleri şunlardır:

a) Müspet bir milliyetten bahsedilebilmesi için öncelikle milliyet fikrinin İslâmiyet’e hizmetkâr olması lazımdır. Başka bir deyimle, milliyet düşüncesi İslâm’a kale olmalı, ona zırh olmalı, fakat asla yerine geçmemelidir.

b) Şüphesiz hem milliyetin hem de İslâmiyet’in insana kazandırdığı bir kardeşlik anlayışı vardır. Her iki kardeşlik de insana güç veriyor. Ancak bu konuda İslâm kardeşliği ırk kardeşliği ile asla mukayese edilemez. Çünkü İslâmiyet’in kazandırdığı kardeşlik içinde bin kardeşlik vardır. İslâm kardeşliği ebedidir; yani berzah ve Ahiret âlemlerinde o kardeşlik baki kalıyor. Oysa ırk kardeşliği ne kadar güçlü de olsa kabir kapısında sona eriyor.

c) Müspet milliyet İslâmiyet’in bir perdesi hükmünde olmalıdır. Yani milliyeti kaldırdığımız zaman ardında İslâmiyet görünmelidir. Aksi takdirde milliyeti temel alarak onu İslâmiyet’in yerine ikame etmek, aynı zamanda ciddi bir şekilde Müslüman olduğumuzdan bahsetmek iki yüzlülük olur. Tıpkı bir kale içinde muhafaza edilen elmasların, kalenin duvarına yerleştirilmesi, kalenin duvarındaki taşların da kalenin içinde muhafaza edilmesine benzer. İslâmiyet bir elmas hazine gibidir. Müspet milliyet o elmasları kuruyan kalenin duvarlarındaki taşlara benzer. Kalenin içindeki elmas hazinesini kalenin duvarındaki taşlarla değiştirmek ahmaklıktan başka bir şey değildir.

d) İslâm’ın ırkçılığı reddetmesi, kişinin mensup olduğu milletini sevmemesi demek değildir. Bir insanın kendi ırkını sevmesi için birçok sebep bulunabilir. Dillerinin, geleneklerinin ve kültürlerinin bir olması bu sebeplerden bazılarıdır. Hz Peygamber (s.a.v.),  “Kişi milletini sever”[12]hadisi de bu şekilde yorumlanmalıdır. Ancak burada önemli olan, ırkımıza karşı beslediğimiz bu sevginin, başkasının inkârına yol açmamasıdır.

e) Bir insanın, İslâm’a hizmet eden ecdadı (dedeleri) ile iftihar etmesi ırkçılık değildir. Çünkü bu tür övünmeler hem Sahabe, hem Tabiin, hem de tüm İslâm tarihi boyunca sıkça görülen hususlardır. Bilindiği gibi, Uhud harbinde Katade b. Numan (r.a.)’ın gözüne bir ok isabet etmiş ve gözünü çıkarmıştır. Rasûl-i Ekrem (s.a.v.) o mübarek ve şifalı eliyle Katade (r.a.)’nin gözünü alıp yerine yerleştirmiştir. Bu olay çok şöhret bulmuş, hatta Katade (r.a.)’nin torunlarından birisi, Ömer b. Abdulaziz’in yanına geldiğinde kendisini, ‘Ben öyle bir zatın torunuyum ki, Rasûlullah (s.a.v.) onun çıkmış gözünü yerine koymuş ve gözü şifa bulmuştur’ şeklinde tanıtmıştır.

Bunun gibi bir Türk’ün, Hz Peygamber (s.a.v.)’in hadisine mazhar olan Fatih Sultan Muhammed Han ile övünmesi, ya da bin yıl İslâm’a hizmet eden ecdadıyla iftihar etmesi ırkçılık değildir.

Bu topraklarda yaşayan insanları birbirine bağlayan en güçlü bağ din kardeşliği bağıdır. Allah (c.c.), Kur’an-ı Kerim’de müminlerin sadece kardeş olduklarını beyan buyurarak din kardeşliğinin nesep ve ırk kardeşliğinin üstünde olduğunu vurgulamıştır. Bugün Türkiye’de yaşayan insanların büyük bir çoğunluğu (% 99’u) Müslüman’dır. Menfi milliyetçiler aksini iddia etseler de, bu vatan toprakları üzerinde yaşayan insanları bir arada tutan çimento dindir. Tek başına dil ya da başka bir unsur değildir. Dinin çağımızda yükselen bir değer olması, Müslümanların hâlâ ne kadar dine muhtaç olduklarını açıkça göstermektedir.

Güzel ülkemiz Türkiye, eski zamanlardan beri çok değişikliklere maruz kaldığından, ayrıca asırlarca İslâm merkezi olması haysiyetiyle değişik İslâm milletlerinden Anadolu’ya çok göç olmuştur. Bu topraklar üzerinde yaşayan insanların ırkları birbirine geçmiştir. Türkleşen Kürtler olduğu gibi, Kürtleşen Türkler ve Araplar da mevcuttur. Ancak Levh-i Mahfuz açılsa kimin hangi milletten olduğu hakiki olarak anlaşılabilir.Öyleyse milliyetçiliği ırk esasına dayandırmak doğru değildir. Eğer din birliği varsa milliyet birliği de var demektir.

Hac, İslâm birliğini uygulamalı olarak talim ettiren mühim bir ‘malî’ ve ‘bedenî’ ibadettir. Dünyanın her yerinden her ırktan, her renkten ve çeşitli dilleri konuşan milyonlarca Müslüman aynı günlerde Mekke’ye koşuyor, bembeyaz ihramlar içinde  tek millet oluyorlar. Burada ‘Mahşer’in küçük bir örneğini yaşıyor ve beraberce ibadet ediyor, aynı Kâbe’nin etrafında tavaf yapıyor, namaz kılıyor, sa’y yapıyor, aynı şeytanı taşlıyor, aynı Arafat’ta vakfe yapıyor ve haftalarca bu atmosfer içinde beraber yaşıyorlar. Burada yaşanan birliği ülkelerine götüremiyorlar. 300 seneden beri hem bu hac farizasını yerine getiriyoruz hem de tüm bunlara rağmen parçalanmaya devam ediyoruz. İşte bu noktada hastalığın teşhisini koymak ve hemen vakit geçirmeden tedaviye geçmek gerekmektedir.

Görüldüğü gibi faşizm, aşırı (menfi) milliyetçilik ve ırkçılık geçmişte ve günümüzde İslâm Birliğini engelleyen ve Müslümanların parçalanarak düşmanlarına kolayca yem olmasına neden olan dış faktörlerden biridir. Bu düşmanın diğer dış faktörlerden önemli ve dikkat edilmesi gereken bir farkı vardır. Bu fark şudur: İslâm dünyasında insanların zihinlerine yerleşen bu düşman son derece masum görülen ve kendisini çok iyi gizleyen bir kılıfa sahiptir. Müslümanlar bunun farkına varamamakta ve bu akıntıya kapılıp gitmektedir. Osmanlı devleti 600 yıl boyunca bu düşmanı İslâm kardeşliği gücüyle yenmiş üç kıtada ve yirmibeş milyon kilometrekare alan üzerinde insanlar huzur ve güven içinde yaşamışlardır. Bunun için İslam Birliği bir hayal değil aksine yaşanmış ve yaşanması mümkün olan bir gerçektir. Aynı birliği yeniden kurmak ve yaşatmak ancak İslâm dünyasının acil ve ciddi bir irade ortaya koyması ve bunun çalışmalarını yapması ile mümkündür.


[1]Mektubat, Bediuzzaman.

[2]Mektubat, Bediuzzaman.

[3]  Safahat, M. Akif Ersoy.

[4] Köprü Dergisi, M. Kâzım Yılmaz.

[5]  Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 199, 204, 205.

[6]  Mektubat, Bediuzzaman.

[7] A.g.e.

[8]A.g.e.

[9]  Mektubat, Bediuzzaman.

[10]  A.g.e.

[11]  A.g.e.

[12] Hakim, Müstedrek, III, 131.

 

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Meclis güçsüzleşirse sokak güçlenir
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
ABD'den PYD/PKK mektubu
Biraraya gelmezsek zulümler önlenemez
KPSS sonuçları açıklandı
Bahçeli’den CHP'nin yürüyüşüne ilk tepki: "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker"
Sorunlarımızı G-8’de değil D-8’de çözelim!
Az önce açıklandı! İşte yerine gelen isim…
Siyasîler kavgayı bırakırsa vatandaş kucaklaşır
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ADALET- EMANET VE İŞLERİ EHLİNE VERMEK
Şeref KAÇMAZ
HESAPLI - YORUM
Mustafa KAYA
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Atilla MEHDİGİL
Ateizm ve ateistlerin hezeyanı
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Katar sana ne katar - Deepweb
Ekrem ŞAMA
Dışişleri şaka gibi
Mustafa İŞCAN
Yıllık izin birer gün olarak kullanılır mı?
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Mehmet Şevket EYGİ
Kuvvetli Müslüman
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizmin Suyunda Gitmek de İşe Yaramıyormuş
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Korku Türbülansı”ndaki ABD ve “Kontrolsüz Çok Kutupluluk” Planı
Zeki CEYHAN
Bir adım ötesi!
Mevlüt ÖZCAN
Her ibadetin hikmeti vardır
Mahmut TOPTAŞ
Bayram günü ne yapalım?
Prof.Dr.Ata ATUN
Avustralya’dan bir başarı öyküsü
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm coğrafyasında “kaos’tan kaynaklanan düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Ne yapacaksan ölmeden önce yap
Mustafa YILDIRIM
Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?
Burak KILLIOĞLU
Beton, hep beton!
Şakir TARIM
Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi
İsmail KILLIOĞLU
İktidar ve devlet
İbrahim VELİ
En değerli hediye: D-8
Abdülkadir ÖZKAN
Suriye bölündü, kaynaklar paylaşıldı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz