2 Sevval 1438 | 26 Haziran 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
07/10/2013 - 07:36
Mustafa BİLGEN

 

Bediuzzaman Said Nursî, 1878’te Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı ‘Nurs’ köyünde dünyaya gelmiştir. Köyünün adına nisbetle Said Nursî denmiştir. Babasının adı Mirza, anasının adı Nuriye’dir. Genç yaşta edindiği dinî ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafından kabul görmüş, küçük yaştan itibaren dikkati çeken keskin zekâsı, kuvvetli hafızası ve üstün kabiliyetleri dolayısıyla ‘Çağının eşsiz güzelliği’ anlamına gelen ‘Bediuzzaman’ sıfatıyla anılmaya başlanmıştır.

İstanbul’da devlet büyükleri ve ilim çevreleri tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan Bediuzzaman, Dar-ül Hikmet-i İslâmiye (İslâm Akademisi) azalığına tayin edilmiştir. Buradan aldığı maaşla kendi kitaplarını bastırarak parasız dağıtmaya başlamıştır. Said Nursî daha sonra İstanbul’un işgali sırasında işgalcilerin gerçek niyetlerini ortaya koyan ‘Hutuvat-ı Sitte’ (Şeytanın Altı Desisesi) isminde uyarıcı bir broşür hazırlamış, bu hareketi, İngiliz işgal kuvvetleri komutanının emriyle ölü veya diri ele geçirilmek üzere aranmasına sebep olmuştur.

İstanbul’da İngilizler desiseleriyle Şeyhu’l-İslâm’ı ve diğer bazı ulemayı lehlerine çevirmeye çalışmalarına mukabil, Bediüzzaman ‘Hutuvat-ı Sitte’ adlı eseri ve İstanbul’daki faaliyeti ile, İngilizlerin âlem-i İslâm ve Türkler aleyhindeki müstemlekecilik siyasetini ve entrikalarını, tarihi düşmanlığını etrafa neşrederek Anadolu’daki Milli Kurtuluş Hareketini desteklemiş, bu hususta en büyük amillerden birisi olmuştu.

Bediuzzaman, Millî mücadeleyi savunmuş ve destek olmuştur. Bu hareketleri Anadolu’da kurulan Millet Meclisi’nin tasvibini kazanmış ve Ankara’ya davet edilmiştir. 1922’de Ankara’ya geldiğinde devlet merasimiyle karşılanan Bediuzzaman, kendisine yapılan ‘Şark Umumî Vaizliği’, milletvekilliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı tekliflerini reddetmiştir.

Bediüzzaman, Osmanlı’nın son döneminde kendisini ‘İslâm Birliği’ (İttihad-ı İslâm), Batıcılık ve Türkçülük görüşlerinin savunulduğu bir ortamda bulmuştur. Bu dönemde Devlet-i Aliyye, Batılı devletlerin baskısı altına girmiş, birçok gayr-i Müslim etnik grup bağımsızlığını ilan etmiş, İslâm coğrafyasının bazı yerleri emperyalist Batılılar tarafından işgal edilmişti. Bundan dolayı kendisine de ‘helâket ve felâket asrının adamı[1] denilmiştir. Buna karşılık Osmanlı sarayı ve aydınlar kurtuluş için çeşitli reçeteler ortaya atmışlardı.

Bediüzzaman, hayatı, meslek ve meşrebi gereği şahsiyetini oluşturan ve mensubu olduğu ilmiye sınıfının din ve maneviyat kadrosu içerisinde bir düşünür bir din adamı olarak, yaşanan bu olayların dışında kalmamıştır. Hatta eşine rastlanmayan bir gayret ve faaliyet içerisine girmiştir. Yürüdüğü bu sıkıntılı yolda karşılaştığı olayların kenarında değil, bizzat içinde, hatta bir lokomotif gibi önünde olmuştur. Karşı karşıya kalınan felaketlerin arkasındaki gerçeği, herkesin ümidini kestiği günlerde dahi milletine ve bütün İslâm dünyasına ışık olarak göstermiştir. Hayatının sonuna kadar dini ve İslâm Dünyası için belirlediği ilkelerinin menfaatsiz ve tavizsiz takipçisi ve hizmetçisi olmuştur. İslâm’ın ve Müslümanların geleceği üzerinde fikir ve karar sahibi olduğunu hayatının her anının şahit olduğunu görüyoruz.

Bediüzzaman, Osmanlı adına büyük bir gelişme olan Meşrutiyetin ilanı üzerine bunu ‘meşrutiyet-i meşrua’ şeklinde faydalarını gazetelerde yazdığı makalelerle, kitlelere hitap ederek ve Şark’a gidip Kürt aşiretlerini dolaşarak anlatmıştır.[2]  Doğu aşiretlerini gezerken ve meşrutiyeti anlatırken özellikle Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapmıştır. Konuşmalarında din üst kimliğini kullanarak, doğuyu ayakta tutacak en önemli hususun din olacağını belirtmiş ve bunu hayatının sonuna kadar da savunmuştur. Meşrutiyetin, milletin hâkimiyeti olduğunu belirterek, İslâmiyet’in bahtını ve Asya’nın kaderini değiştireceğini bildiriyor.[3]

Bediüzzaman, âlem-i İslâm’ın geleceği ile ilgili fikirlerini II. Meşrutiyet’in ilanından sonra ortaya koymaya başlamıştır. İslâmcılık akımı çerçevesinde İslâm’ı inanç, ahlak, düşünce, siyaset ve idare yönlerinden hayata hâkim kılma çabasına, Müslümanların karşı karşıya kaldığı psikolojik ve sosyal yaraları ele alıp çözümler üreterek katılmıştır. O hayatı boyunca da aynı şekilde her dönemde çözümler üretmeye devam etmiştir. Özellikle de ahlak-ı İslâmi’ye ve hakaik-i imaniyenin bütün yönleriyle tekrar hayata hâkim olması için hayatının sonuna kadar çalışmıştır. O, Sultan II. Abdulhamid döneminde hiç de makbul sayılmayan Ali Süavi’yi, Namık Kemal’i, hatta bazı çevrelerin materyalist kabul ettiği Hoca Tahsin Efendi’yi bir kısım ulemanın tekfir ettiği Cemaleddin Efganî ve Muhammed Abduh’u sadece İttihad-ı İslâm ideali hususunda selefleri olduğunu belirtmiştir.

Bediüzzaman, eserlerinde ‘İslâmcılık’ ve ‘İttihad-ı İslâm’ kavramları üzerinde ısrarla durmuş bu hususta hep yönlendirici olmuştur. Özellikle de kurucularından olduğu ve İttihad-ı İslâm için bir basamak kabul ettiği ‘İttihad-ı Muhammedî Cemiyeti’nin şeriatın ruhuna uygun hareket etmesi için çeşitli makaleler yazmıştır. Nursî, bu cemiyeti tarif ederken onun bir dernek olmadığını ‘İttihad-ı İslâm’ın çekirdeğini oluşturan bir fikir hareketi olduğunu belirtmektedir. O bir makalesinde ittihadın, korkutmayan, ürkütmeyen, bilgilendiren, istibdattan uzak ve temel esaslara bağlı kalarak sağlanacağını ortaya koymaktadır[4]  ‘Tekraren söylüyorum ki, İttihad-ı İslâm hakikatinde olan İttihad-i Muhammedî’nin (asm) cihetü’l-vahdeti Tevhid-i ilahî’dir. Peyman ve yemini de imandır. Müntesibini, umum mü’minlerdir. Nizamnamesi, sünen-i Ahmediyedir (asm). Kanunu, evamir ve nevahi-i şer’iyedir.’[5]

Yine İttihad-ı Muhammedî’yi tarif ederken, cemiyetin zaman, mekân ve kemiyetine vurgu yapmakta ve bütün Müslümanların O’nun üyesi olduğunu belirtmektedir. ‘Şarktan garba, cenuptan şimale uzanan silsile-i nuranî merbut bir dairedir. Dâhil olanlarda bu zaman üç yüz milyondan ziyadedir.’[6]

Bediüzzaman başka bir eserinde, milliyetçilik ideolojisinin ulus devlet anlayışı çerçevesinde gerek dünyada gerekse Türkiye’de çok güçlü iktidara ve söylemlere sahip olduğu dönemlerde siyasi ve coğrafî sınırları aşarak meseleyi geniş bir açıdan ele almıştır. Bu bakış açısından İttihad-ı İslâm’ı şöyle tanımlamaktadır: ‘İttihad-ı İslâm’ı şarktan garba, cenuptan şimale mümted (uzayan) bir meclis-i nuranidir ki, el’ân üç yüz milyondan fazla bulunur ki, gafletinden naşi gayr-i meş’ur bir surete girmiş olan bir rabıta-i metin ile birbirine merbutturlar. Misak-ı ezeliye ile peyman ve yeminimiz olan iman ile cemiyete dâhil olmuşuz. Ehl-i tevhidiz, ittihada memuruz. Şu cemiyetin şubeleri bütün mesacid ve medaris ve tekaya ve zevayadır. Şu cemiyetin reisi Resul-i Ekrem (asm), kanun-i esasisi Kur’an-ı Azimüşşandır….’[7]

Birliğin yönünü, bağını, yeminini, intisap edenlerini ve isim defterlerini belirtirken şöyle demektedir:‘Bu ittihadın cihetü’l-vahdeti ve irtibatı, tevhid-i İlahîdir. Peyman ve yemini imandır. Müntesipleri kalu beladan dâhil olan umum mü’minlerdir. Defter-i esmaları da, Levh-i mahfizdur.’[8]

Bediüzzamanbütün İslâmî kitapların ve gazetelerin bu birliğin yayın organları olduğunu ifade ediyor.‘Bu ittihadın naşir-i efkârı, umum kütüb-i İslâmiye’dir. Günlük gazeteleri de, ilây-ı kelimetullahı hedef-i maksat eden umum dini gazetelerdir.’[9]

Bediüzzaman Müslümanların dinlerini yaşamaları için gerekli olan mekânların İttihad-ı İslâm’ın kulüp ve kurullarını teşkil ettiğini şöyle anlatmaktadır; ‘Kulüp ve encümenleri, cami ve mescitler ve dini medreseler ve zikirhanelerdir. Merkezi de Harameyn-i Şerifeyndir.’[10]

Nursî, cemiyetin başkanını ve mesleğini de veciz bir şekilde belirttiği ifadeleri şöyledir;‘Böyle cemiyetin reisi Fahr-i âlemdir (asm). Ve mesleği, herkes kendi nefsiyle mücahede, yani ahlak-ı Ahmediye (asm) ile tahalluk ve sünnet-i nebeviyyeyi ihya ve başkalara da muhabbet ve eğer zarar etmezse nasihat etmektir. Bu ittihadın nizamnamesi sünnet-i nebeviye ve kanunnamesi evamir ve nevahi-i şer’yedir. Ve kılıçları da berahin-i katıadır. Zira medenilere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Taharri-i hakikat, muhabbet iledir. Husumet ise, vahşet ve taassuba karşı idi. Hedef ve maksatları da, ilây-ı kelimetullahtır. ………Zira ilay-ı kelimetullahın bu zamanda bir büyük sebebi, maddeten terakki etmektir.’[11]

Bediüzzaman, İttihad-ı Muhammedî’yi bu şekilde tarif ettikten sonra ‘İşte ben bu ittihadın efradındanım ve bu ittihadın tezahürüne teşebbüs edenlerdenim. Yoksa sebeb-i iftirak olan fırkalardan, partilerden değilim’ diyor. İttihad-ı İslâm konusunda Yavuz Sultan Selim’e biat ve onun bu husustaki fikrini kabul ettiğini söylüyor. Yine bu meselede bazıları kendi iç dünyasında ve birçok görüşleriyle tartışılan Şeyh Cemaleddin Efgani, Mısır müftüsü Muhammed Abduh, müfrit âlimlerden saydığı Ali Süavi, Hoca Tahsin ve Mehmet Akif’i seleflerim diye zikretmektedir.[12]    

Bediüzzaman ittihadın bu zamanda farz olduğunu, gizlenmesinin riyakârlık olacağını çünkü farzın açıklanmasında riya olmayacağını belirtmektedir. Bu ittihad, adetten değil, ibadettir. İhfa, havf riyadandır. Farzda riya yoktur. Bu zamanın en büyük farz vazifesi, İttihad-ı İslâm’dır. İttihadın hedef ve maksadı, o kadar uzun münşaib (kısım kısım), muhit, merakız ve maabid-i İslâmiye’yi birbirine raptettiren bir silsile-i nuraniyi ihtizaza getirmekle onunla merbut olanları ikaz ve Tarık-i terakkide bir hahiş (istek) ve emr-i vicdanî ile sevk etmektir. Bu ittihadın meşrebi muhabbettir. Husumet ise, cehalet ve zaruret ve nifakadır. Gayr-i Müslimler emin olsunlar ki bu ittihadımız bu üç sıfata hücumdur. Gayr-i Müslime karşı hareketimiz iknadır. Zira onları medeni biliriz ve İslâmiyet’i mahbup ve ulvi göstermektir. Zira onları munsıf zannediyoruz. Laubaliler iyi bilsinler ki, dinsizlikle kendilerini hiçbir ecnebiye sevdiremezler. Zira mesleksizliklerini göstermiş olurlar. Mesleksizlik, anarşilik sevilmez. Ve bu ittihada tahkik ile dâhil olanlar onları taklit edip çıkmazlar. İttihad-ı Muhammedî (asm) olan İttihad-ı İslâm’ın efkâr, meslek ve hakikatini, efkâr-ı ammeyi arz ederiz. Kimin buna itirazı varsa etsin, cevaba hazırız.[13]

Bediüzzaman, bu konuda yeri geldiğinde İslâmcılık akımından ve gelenekçilerden daha ileri olmuştur. Ona göre; ‘Temel gaye ittihad ve dayanışma olduğuna göre, ittihad cehaletle olmaz. Fikirlerin imtizacı ile olur. …İmtizaç-ı efkâr, marifetin şua-ı elektriği ile olur…’[14] O’nun İttihad-ı İslâm konusundaki en net ifadesi; ‘Azametli bahtsız bir kıtanın, şanlı talihsiz bir devletin, değerli sahipsiz bir kavmin reçetesi İttihad-ı İslâm’dır.[15]      

Bediüzzaman bu düşüncelerini çeşitli gazetelerde açıklarken, diğer yandan İttihad-ı İslâm’a zıt olan menfi milliyetçilik anlayışına karşı görüşlerini ortaya koyuyordu. Çünkü ona göre İttihad-ı İslâm’ın önündeki engellerden birisi de menfi milliyetçilik dediği ırkçılıktır. O milliyetçilik ve İttihad-ı İslâm ile ilgili görüşlerini daha sonraki hayatında ‘İslâm’ın hayat-ı içtimaisiyle münasebattar olan eski Said lisanıyla’[16] yazdığını belirtir. Birlik ve beraberliği yok eden milliyetçilik akımına karşı ‘Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkek ve dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık….[17] ayetini ele alarak İslâm dünyasının kavimlere, milletlere ve kabilelere ayrılmasının bir ordunun içindeki çeşitli sınıflara ayrılmasına benzetmektedir. Bediüzzaman, ordunun kendi arasında çeşitli sınıflara ayrılmasının amacının ortak ve temel gayeye daha iyi hizmet etmek olduğuna işaret eder. O, ‘demek, kabail ve tavaife inkisam, (kabilelere ve taifelere ayrılmak) şu ayetin ilan ettiği gibi, tearüf (tanıma)içindir, tenakür (birbirini inkar etme)için değil, tenasüm için değildir.[18]

Bediuzzaman, Büyük Fransız İhtilâlindan sonra ortaya çıkan milliyetçilik anlayışının amacı, Avrupalıların Müslümanları parçalayarak yutmak olduğunu ayrıca belirtmiştir.[19] Millet ve milliyet kelimesini Arapçadaki orijinal şekliyle kullanan Bediüzzaman, milliyetçiliği ikiye ayırıyor ve bütün Müslümanları kucaklayan milliyetçiliğe ‘müsbet milletçilik’ demiştir. Dinden önce ırkî üstünlüğü kabul eden milliyetçiliği de ‘menfi milliyetçilik’ olarak adlandırmıştır.[20] Milliyetçiliğin Avrupalılar tarafından bölücülük olarak kullanılması görüşüne Mehmet Akif de katılmaktadır ve bu konuda şöyle diyor;  ’Medeniyet size çoktan beridir diş biliyor.    Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.’[21]

Bediüzzaman hayatın akışı içerisinde 1911 yılında Şam’a giderek orada okuduğu hutbesinde[22] daha çok Müslümanların sosyal ve siyasi yönlerini ele alarak geri kalmalarının sebeplerini şöyle sıralamıştır:

Ümitsizliğin toplumda hayat bulup dirilmesi, doğruluğun sosyal ve siyasi hayatta ölmesi, düşmanlığa karşı muhabbet, inananları birbirine bağlayan manevi bağları bilmemek, çok çeşitli hastalıklar gibi istibdadın yayılması, bütün çabaları kişisel menfaatimiz için.[23]

Nursi hutbesinde bunlardan kurtulmak için birtakım çözüm önerileri sunmuştur. Bu öneriler günümüzde istibdattan çıkmaya çalışan, bazı İslâm Devletleri için hala geçerliliğini korumaktadır. İslâm dünyasını bulaşıcı hastalıklar gibi saran bu problemlerden kurtulmak için şu önerileri yapmıştır:

Yeise karşı devamlı ümit içerisinde olmak gerekliliğini vurgulayıp, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz….’[24] diyerek geleceğin yalnız İslâmiyet’in olacağını ifade etmiştir. Ayrıca İslâmiyet’in içinde hem maddeten hem de manen ilerlemenin ve gelişmenin bir istidadı vardır. Yeter ki İslâmî emirlere sımsıkı sarılalım. Çünkü Müslümanlar dinlerine sarıldıkları zaman dünyaya örnek olan medeniyetler kurmuşlar ve milletlerin barış içerisinde yaşamalarını sağlamışlardır. Zaaf-ı dinden yani Kur’anî ve imanî gerçeklerden uzaklaştıkları zaman da gerilemeye başlamışlardır. Nursî, ‘eğer biz ahlak-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabileri elbette cemaatlerle İslâmiyet’e girecekler, belki küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler[25] diyerek İslâmî ve imanî gerçeklere sarılmanın sadece Müslümanlar için değil bütün dünyayı içine alan küresel bir barışa hizmet edeceğini belirtmektedir.

Doğruluğun sosyal ve siyasi hatta ölmesinin, Müslümanlar için psikolojik ve sosyal bir yara olduğunu vurgulamıştır. Doğruluğun İslâmiyet’in temel ilkesi ve yüksek ahlakın rabıtası olduğunu belirterek, toplum hayatının temeli olan bu ilkeyi tekrar ferdî, sosyal ve siyasi hayatımıza uygulayarak manevi hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.[26] Nursî, sosyal ve siyasi hayatımızda doğruluk esas olmazsa, riyakârlık, dalkavukluk, tasannu (yapmacık hareketler), nifak ve münafıklık ortaya çıkar. Hâlbuki riyakârlık, dalkavukluk ve tasannu alçakça bir yalancılıktır. Nifak ve münafıklık ise çok zararlı bir yalancılıktır. Yalancılık ise Allah’ın kudretine iftira etmektir.[27]

Said Nursî, psikolojik olarak fertlerden çıkıp toplumu saran riyakârlık, dalkavukluk ve özellikle de münafıklığın, Müslüman toplum içerisindeki zararlarını ortaya koyarak gerilemeye sebebiyet verdiğini belirtiyor. Peygamber asrında sıdk ile kizb birbirinden çok uzaktı ama asırların ilerlemesiyle bunlar iyice yakınlaştı ve hatta siyaset propagandası yaparken yalan daha fazla tercih edildi. Bu durum da ferdî, toplum ve siyasi hayatı alt üst etti. Hz. Peygamber’i doğrulukta düşmanları dahi takdir ederken biz o esastan sosyal özellikle de siyasi hayatta tamamen uzaklaştık. Asr-ı saadetteki sahabeler gibi doğruluğu rehber edinmenin fertlerden başlayarak toplumlara, devletlere kadar genişlemesiyle dünyada barışın olacağını ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman ‘İslâm Birliği’nin önemini açıklayarak, bütün Müslümanların tek bir aşiret gibi olduğunu belirtiyor. İslâm dairesindeki meşrutiyet ile ‘meşveret-i meşruanın’ gerçek milliyetimiz olan İslâmiyet’in hâkimiyetini gösterdiğini, hilafet-i Osmaniye ve Türk ordusunun o milliyetin bayraktarlığını yapan kale olduğunu ifade ediyor. Türkler ve Arapların da bu kalenin nöbetçileri olduğunu nazara vererek, Türklerin ve Arapların birbirine gerçek kardeş olduklarını söylüyor. Bundan dolayı aralarındaki manevi bağları iyi bilerek istikbalde Amerika Birleşik Devletleri gibi bir İslâm birliğinin kurulmasına katkılarını beklemektedir.[28]

Bediüzzaman manevi bağların önemini vurguladıktan sonra ırkçılığın tehlikeleri üzerinde durarak Arapların dikkatini çekmiştir. Çünkü Avrupalıların milliyetçilik düşüncesi ile Müslümanları bölmek ve parçalamak istediklerini ifade etmiştir.

Hutbenin sonunda istibdadın zararlarını ve meşveret-i şer’iyyenin önemini ayetle vurgulayarak[29] insanlığa sağladığı faydalarını ortaya koyuyor. İnsanlığın medeniyetteki ilerlemesini, asırların ve zamanların tarih vasıtasıyla meşveret etmesine bağlayan Bediüzzaman, en büyük kıta olan Asya’nın geri kalmasının sebebinin meşvereti yapmamasından kaynaklandığını belirtiyor.[30]

Bediüzzaman daha sonraki hayatında da bu gayesinden dönmemiş ve İttihad-ı İslâm için her türlü fırsatları değerlendirmiştir. Özellikle ‘Medresetü’z-Zehra’nın kurulması için hem meşrutiyet hem de Cumhuriyet dönemlerinde büyük çaba sarf etmiştir. 

Bediüzzaman, Cumhuriyetle başlayan Yeni Said dediği daha sonraki hayatında telif ettiği Risale-i Nurlar adlı eserlerinde de ‘İttihad-ı İslâm’ kavramını anahtar kelime olarak almış, İslâm’ın temel değerleri çerçevesinde değerlendirerek bu terkibi kullanmıştır. Bu kavramı İslâm Dünyası’nın geleceği için yaptığı değerlendirmelerinde bir sonuç olarak ortaya koymuştur. Çünkü bu sonuç başta İslâm Dünyası olmak üzere tüm dünyaya barış ve huzur getirecektir. Şimdiki Batı medeniyeti elindeki teknik üstünlüğü diğer milletleri sömürmek için kullanmaktadır. Bundan dolayı insanlığın ancak % 10’una  kan ve gözyaşına dayalı bir refah getirmiş fakat çoğunluğunu sefalet, acı ve felakete atmıştır. Bediüzzaman’ın tarif ettiği İslâm Birliği ve medeniyet bütün insanlığın saadetini esas almaktadır.[31]

 


[1]  B. S. Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi.

[2] B.S. Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 71-78; B.S.Nursî, Münazarât.

[3] B.S. Nursî, Münazarât, s. S. 16.

 

[4] Hüseyin Şeyhanlıoğlu, ‘İslâmcılığın ve İttihad-ı İslâm Düşüncesinin Doğuş Süreci ve Temel Öğeleri’, Köprü Dergisi, Güz 2009.

[5]B.S.Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 23.

[6]B.S.Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 23.

[7]B.S.Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri.

[8]B.S.Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 23.

[9]B.S.Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, s. 23.

[10]B. S. Nursî, Divan-i Harb-i Örfi, s. 23.

[11]B. S. Nursî, Divan-i Harb-i Örfi,  s. 23-24.

[12]B. S .Nursî, Divan-i Harb-Örfi, s. 24.

[13]B. S. Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 72-73

[14]B. S. Nursî, İttihad-ı İslâm (Derleme).

[15]B. S. Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 92.

[16]B. S. Nursî, Mektubat,s. 309.

[17]Hucurât sûresi, 49/13.

[18]B. S. Nursî, Mektubat, s. 310.

[19]B. S. Nursî, Mektubat.

[20]B. S. Nursî, Mektubat, s. 310.

[21]Mehmet Akif Ersoy, Safahat.

[22]Bu hutbe Arapça olarak iki defa Şam’da, üçüncü defa da İstanbul’da 1922 yılında Evkaf-ı İslâmi’ye matbaasında basılmıştır.

[23]B. S. Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 21.

[24]Zümer sûresi, 39/53.

[25]B. S. Nursi, Hutbe-i Şamiye, s. 24.

[26]B. S.Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 40.

[27] B. S. Nursî, Hutbe-i Şamiye, s. 41.

[28]  B. S. Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 86-87.

[29]  Şura sûresi, 42/38.

[30]  B. S. Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 88-89.

 

[31]  İttihad-ı İslam ve Bediuzzaman, Risale Akademi.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Meclis güçsüzleşirse sokak güçlenir
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
ABD'den PYD/PKK mektubu
Biraraya gelmezsek zulümler önlenemez
KPSS sonuçları açıklandı
Bahçeli’den CHP'nin yürüyüşüne ilk tepki: "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker"
Sorunlarımızı G-8’de değil D-8’de çözelim!
Az önce açıklandı! İşte yerine gelen isim…
Siyasîler kavgayı bırakırsa vatandaş kucaklaşır
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ADALET- EMANET VE İŞLERİ EHLİNE VERMEK
Şeref KAÇMAZ
HESAPLI - YORUM
Mustafa KAYA
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Atilla MEHDİGİL
Ateizm ve ateistlerin hezeyanı
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Katar sana ne katar - Deepweb
Ekrem ŞAMA
Dışişleri şaka gibi
Mustafa İŞCAN
Yıllık izin birer gün olarak kullanılır mı?
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Mehmet Şevket EYGİ
Kuvvetli Müslüman
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizmin Suyunda Gitmek de İşe Yaramıyormuş
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Korku Türbülansı”ndaki ABD ve “Kontrolsüz Çok Kutupluluk” Planı
Zeki CEYHAN
Bir adım ötesi!
Mevlüt ÖZCAN
Her ibadetin hikmeti vardır
Mahmut TOPTAŞ
Bayram günü ne yapalım?
Prof.Dr.Ata ATUN
Avustralya’dan bir başarı öyküsü
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm coğrafyasında “kaos’tan kaynaklanan düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Ne yapacaksan ölmeden önce yap
Mustafa YILDIRIM
Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?
Burak KILLIOĞLU
Beton, hep beton!
Şakir TARIM
Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi
İsmail KILLIOĞLU
İktidar ve devlet
İbrahim VELİ
En değerli hediye: D-8
Abdülkadir ÖZKAN
Suriye bölündü, kaynaklar paylaşıldı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz