30 Şaban 1438 | 26 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
23/09/2013 - 06:31
Mustafa BİLGEN

İhvân-ı Müslimîn Teşkilatı 1930’lu yılların ortalarından itibaren Mısır dışında Suri­ye, Sudan, Ürdün, Kuveyt, Yemen, Pakis­tan, Kuzey ve Orta Afrika ile Avrupa’nın bazı ülkelerinde şube açtığı gibi buralar­da farklı isimler altında çeşitli teşkilatların ortaya çıkmasında da büyük bir rol oyna­mıştır.

 

                            Mısır Dışındaki İhvân-ı Müslimîn Ha­reketi

 

Suriye:Fransız işgali altındaki Suriye’­de ilk şubesini 1937’de açan teşkilâtın burada güçlenmesinde ve yayılmasında etkili olan kişi Mustafa es-Sibâî’dir. Kahire’de öğrenciliği sırasında Hasan el-Ben­nâ ile tanışan Sibâî, Suriye’ye döndükten sonra 1945-1946 yıllarında önceden mev­cut olan bazı cemiyetleri İhvân-ı Müslimîn çatısı altında topladı; kendisi de ‘el-Murâkıbü’1-Âm’ (Genel Denetçi) seçildi. Fransa’nın 1946’da as­kerlerini çekmek zorunda kalmasından sonra ortaya çıkan yönetim krizi sırasın­da aktif rol oynayan teşkilât, 1947 yılında yapılan seçimlere katılarak halktan bü­yük destek gördü. 1948’de Arapların Fi­listin’de yenilgiye uğramasından sonra Batı ile ortak çalışmalar yapılmasına karşı çıkan İhvân-ı Müslimîn şehirlerdeki gü­cünü arttırdı.

 

Suriye’de üst üste darbelerin yapıldığı yıl olan 1949’da teşkilâtın üzerindeki baskıların artması üzerine İhvân-ı Müslimîn, siyasî faaliyetlerini devam ettirebilmek amacıyla diğer bazı organizasyonlarla bir­likte ‘el-Cebhetü’l-İştirâkiyyetü’l-İslâmiyye’yi kurdu. Bu dönemde Suriye ihvanında hâkim olan ‘İslâm sosyalizmi’ fikrini Mus­tafa es-Sibâî 1959 yılında ‘İştirâkiyyetü’l-İslâm’ başlığı altında kitaplaştırdı. 1954’te İhvân-ı Müslimîn’in Mısır’da yasaklan­masından sonra Suriye şubesi siyasî faa­liyetlerini durdurarak daha çok eğitime yöneldi. Bu arada Suriye, Irak, Ürdün ve Sudan şubelerinin temsilcileri Şam’da bir araya gelerek ‘Hür Subaylar’a karşı hükü­metler ve halk nezdinde bir kampanya başlatma karan aldılar. 1957 yılında Mus­tafa es-Sibâî hastalığı sebebiyle yerini İsâm el-Attâr’a bıraktı. Suriye’nin 1958’de iktidardaki Baas Partisi’nin gayretleri sonucu Mısır ile birleşmesi, her iki devlette de siyasî partilerin ve onların yanı sıra İhvan teşkilâtının kapanmasını berabe­rinde getirdi. Bu yüzden 1961 yılında Su­riye’nin Mısır’dan ayrılmasını destekle­yenlerin başında İhvân-ı Müslimîn men­supları geldi ve bu süreçten sonra tekrar açılarak siyasî faaliyetlerine hız verdi. 1962’de seçimlere katılıp parlamentoda on sandalye kazandı.

 

Baas (Diriliş) Partisi’nin yeniden iktidara gel­mesinden (1963) sonra teşkilâtla rejim arasında iki binli yıllara kadar süren bir sürtüşme başladı ve rejimin laik poli­tikasını eleştiren teşkilât diğer partiler gibi kapatılırken lideri İsâm el-Attâr sür­güne gönderildi. 1967 İsrail yenilgisinin ardından Suriye İhvân-ı Müslimîn’i kendi içinde rejimle olan ilişkiler konusunda fi­kir ayrılığına düştü. İsâm el-Attâr’ı des­tekleyen Şam grubu rejime karşı ılımlı bir davranış sergilenmesini isterken Mervân Hadîd’in etrafında oluşan grup, Baas re­jimine karşı silâhlı bir cihad faaliyetinin başlatılması gerektiğini savundu. Bu fikir ayrılığından çıkan bunalım 1970 yılında bölünmeyle sonuçlandı. 1970’te iktidarı ele geçiren Hafız Es’ad’ın din karşıtı bir politika uygulaması rejimin Şam grubuy­la ilişkilerinin bozulması sonucunu doğur­du. İhvân-ı Müslimîn 1973 anayasasında devletin ‘demokratik, halkçı ve sosyalist’ şeklinde tanımlanmasına karşı çıkarak metne devletin dininin İslâm olduğuna dair bir madde eklenmesi gerektiğini sa­vundu: bunu geniş halk kitlelerinin katıl­dığı boykotlar takip etti. Es’ad’ın politikalarında bazı değişikliklere gitmesinden ve 1973’teki savaş ortamından dolayı teş­kilâtın rejime karşı faaliyetlerinde bir yu­muşama görüldüyse de bu durum uzun sürmedi ve Adnan Sa’deddin’in 1975’te ‘Murâkıbü’l-âm’ seçilmesinden sonra ilişkiler tekrar bozuldu. Es’ad’ın Haziran 1976’da Lübnan’daki iç savaşta Müslüman gruplara karşı Mârûnîler’in yanında yer alması hem Suriye halkının hem de teşkilâtın tepkisine yol açtı ve Es’ad Mâ­rûnîler’in, İsrailliler’in, Amerikalıların aja­nı olmakla suçlandı. Suriye’nin Lübnan’­daki iç savaşa karışmasının ardından İhvân-ı Müslimîn de Es’ad rejimine karşı ci­had açıp asker ve polislere saldırı başlat­tı. 1980 başından itibaren bunları büyük çaplı gösteriler ve grevler takip etti. Es­‘ad rejiminin teşkilâtın faaliyetlerine son vermek amacıyla aldığı sert tedbirler ör­gütün Suriye’deki etkisini azaltmadığı gi­bi aksine halkın ve sivil kuruluşların ona olan desteğini arttırdı. Bunun üzerine 7 Haziran 1980’de çıkarılan 49 sayılı kanunla teşkilâta üye olmak, hatta herhangi bir biçimde onunla dayanışmaya girmek ya­saklandı ve kanunu ihlâl edenlere ölüm cezası getirildi. 26 Haziran 1980’de Esad’a karşı başarısız bir suikast girişimin­de bulunulmasının arkasından yaklaşık 5000 İhvan mensubu tutuklandı ve bir­çoğu şehid edildi. Bu olaylardan sonra teş­kilât yeniden yapılanma ve taktik değişimine gitti. Ekim 1980’de çok sayıda ör­gütü çevresine toplayarak Şeyh Muham-med Ebû Nasr el-Beyânûnî, Adnan Sa’deddin ve Saîd Havva’nın öncülüğünde ‘el-Cebhetü’1-İslâmiyye fî Suriye’yi kurdu. Cephe daha ziyade, o güne kadar İhvân-ı Müslimîn tarafından dile getirilen görüş­leri benimseyerek bunları ‘Beyân’ ve ‘Mîsâk’ başlığı altında iki yayın halinde ka­muoyuna duyurdu. Ancak Suriye yöneti­mi de yıllardan beri süren silâhlı mücade­leler ve grevler yüzünden sarsılan otori­tesini tekrar tesis etmek amacıyla geniş çaplı bir faaliyete başladı ve askerî birlik­ler 1982 Şubatında teşkilâtın kalesi du­rumunda olan Hama şehrine havadan ve karadan saldırıya geçti; binlerce kişi öl­dürüldü ve şehir tahrip edildi.

 

Hama olaylarından sonra İslâm cephesi içinde çeşitli tartışmalar ve bölünmeler vuku bulurken hareketin önde gelenleri Suriye dışına çıktı. 1980-2000 yılları ara­sında gelişen milletlerarası olaylar Suriye İhvânı’nın tavrı üzerinde belirleyici bir rol oynadı. Âyetullah Humeynî’den beklediği yardımı göremeyen Adnan Sa’deddin’in başını çektiği grup Irak yanlısı bir tavır sergiledi. Sovyetler Birliği’nin dağılması­nın ardından Körfez Savaşı’ndan sonra Suriye’nin İsrail ile barış görüşmelerine başlaması üzerine Esad rejimi İhvân-ı Müslimîn’e karşı daha ılımlı bir politika takip etme ihtiyacı duydu ve çok sayıda teşkilat mensubunu hapisten çıkardı. Ge­çen yıllar içerisinde lider kadrosu değişen teşkilât da Esad’ın son politikalarını olum­lu karşılayarak rejime karşı cihad çağrı­sını durdurdu.

 

Ürdün ve Filistin:İhvân-ı Müslimîn’in Ürdün kolu Hâc Abdüllatîf el-Kura liderliğinde 1946 yılında Salt şehrinde kuruldu ve siyasete karışmamak şartıyla Kral Ab­dullah’ın onayını aldı; 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra Batı Şeria’da güçlene­rek siyasîleşmeye başladı. Hâc Abdüllatîf el-Kura’nın 1953’te vefatından sonra ör­gütün başına Abdurrahman el-Halîfe geç­ti. Diğer siyasî partilerin zaman zaman Hâşimî rejimi tarafından yasaklanması­na rağmen İhvân-ı Müslimîn meşru bir örgüt olarak kabul edildi ve faaliyetlerine izin verildi. Ürdün rejiminin hareketi kontrol altında tutmak amacıyla liderleri­ni tutuklamasına rağmen 1950 ve 1960’lı yıllar boyunca teşkilâtın genelde Kral Hüseyin’le iyi ilişkiler geliştirerek O’nun Ko­münist, Baasçı ve Nâsırcı gruplara karşı izlediği politikayı destekledi. 1951 yılın­dan itibaren de seçimlere katıldı ve par­lamentoda temsil edildi; 1962’de Batı Şe­ria’da bütün siyasî partiler seçimleri boy­kot ederken de bu boykota katılmayan tek teşkilat oldu. 1967’de Batı Şeria’nın İs­rail işgali altında kalmasından sonra teş­kilâtın bazı mensupları Filistin Kurtuluş Örgütü saflarında İsrail’e karşı yürütülen silâhlı mücadeleye katıldı. 1970’li yıllarda ise bölgedeki İslâmî hareketlerde görülen canlılığa paralel olarak tekrar güçlendi.

 

İhvân-ı Müslimîn, 1980’li yılların baş­larından itibaren rejimin meşruiyetini sorgulamaya ve icraatını şiddetle eleştir­meye başladı. Bunun üzerine rejim açısın­dan tehlikeli görülerek bazı mensupları tutuklandı. Kral Hüseyin’in uzun bir ara­dan sonra 1989’da seçimlerin yapılması­na karar vermesi teşkilâtla ilişkilerin yu­muşamasına yol açtı. Seçimlere katılan İhvan, parlamentodaki altmış sandal­yeden yirmi ikisini alarak % 40’a varan oranda başarı sağladı. İhvân-ı Müslimîn’e yakın görüşteki diğer partilerin de on iki sandalyeye sahip olması sonucunda par­lamentodaki dengeler değişti ve kanun­ların İslâm’a uygun hale getirilmesini sa­vunanlar ağırlık kazandı. 1950 yılından iti­baren resmî kayıtlarda dinî bir hayır kuru­mu olarak geçen teşkilât, seçim kanunu­nun gerekli kılması üzerine fikren kendi­sine yakın bulduğu bağımsızlarla birleşe­rek Şubat 1993’te ‘Cebhetü’1-Ameli’l-İslâmî’ adlı siyasî bir parti kurdu ve 1993 se­çimlerinde küçümsenemeyecek bir başa­rı sağladı.

 

Sudan:Sudan, İhvân-ı Müslimîn ile 1940’lı yıllarda Mısır’da okuyan öğrenci­ler vasıtasıyla tanıştı. Teşkilat özellikle çe­şitli siyasî partilere mensup öğrenciler arasında taban buldu ve onun etkisiyle önceden komünist gruplara yakın olan Bâbikir Karrâr ve Muhammed Yûsuf’la bazı arkadaşları ‘Hareketü’t-Tahrîri’l-İslâmî’yi kurdu. O dönemde popüler olan İs­lâm sosyalizmi fikrinden esinlenen bu iki lider, sosyalist bir İslâm devletinin kurulması için propaganda yapmaya başladı. 1950’li yılların başlarında ‘Hareketü’t-Tahrîri’l-İslâmî’ye katılan çok sayıda öğrenci kendisini aynı zamanda İhvan mensubu kabul ediyordu. Karrâr’ın İhvân-ı Müsli­mîn ile yakınlığa muhalif olması grup içinde tartışmaların çıkmasına yol açtı. Tar­tışmaları bitirmek amacıyla 21 Ağustos 1954’te ‘Mu’temerü’l-îd’ (Bayram Konferansı) adı altında bir kongre yapıldı. Kongrede Sudan İhvân-ı Müslimîn örgütünün resmen kurulduğu ilân edildi ve ‘Murâkıbü’1-âm’ olarak Reşîd Tâhir seçildi. Önceleri İngilizlerin Su­dan’dan çekilmesi durumunda Mısır ile birleşilmesini savunan teşkilât, Mısır İh­vânı’nın Cemal Abdünnâsır’a yapılan sui­kast teşebbüsünün ardından baskı gör­meye başlaması üzerine tam bağımsızlık yönünde fikir değiştirdi ve ülkenin bağım­sızlığını ilân etme kararı netleşmeye baş­layınca da Aralık 1955’te ‘Cebhetü’1-İslâmiyye li’d-düstûr’u Anayasa İçin İslâm Cephesi) kurdu.

 

General İbrahim Abbûd’un 1958 yılın­da yaptığı darbeden sonra bütün siyasî partiler kapatıldığı halde dinî bir hare­ket olarak görülen İhvân-ı Müslimîn’in faaliyetlerine izin verildiyse de 9 Kasım 1959’da el-murâkıbü’l-âm Reşîd Tâhir’in diğer bazı kesimlerin desteğiyle askerî rejime karşı darbe hazırlığına giriştiğinin anlaşılması üzerine yasaklama kapsamı­na alındı. 1964’te General Abbûd’un ikti­dardan uzaklaştırılmasını sağlayan halk hareketine katılan İhvân-ı Müslimîn’i bun­dan sonra yönlendiren kişi, Aralık 1964’te daha geniş tabana yayılmak amacıyla ‘Cebhetü’l-Mîsâkı’l-İslâmî’yi kuran Hasan et-Türâbî oldu. Siyasî konulara ağırlık ve­ren teşkilât, öteden beri İhvân’ın üzerin­de durduğu İslâmî anayasa çalışmalarını hızlandırarak şeriatın uygulanması me­selesini gündeme getirdi. Arkasından da Mayıs 1965 seçimlerine katılıp parlamen­toya girdi ve Sâdık el-Mehdî’nin liderli­ğindeki ‘Hizbü’l-Ümme’ (Ümmet Partisi) ile birlikte İslâmî anayasa çalışmalarını ve komünizm kar­şıtı faaliyetlerini yoğunlaştırdı.

 

Nümeyrî’nin askerî darbesinden (1969) sonra Türâbî dahil İhvân’ın yönetim kadrosunda bulunan çok sayıda üye yakalan­dı ve bir kısmı öldürüldü. 1971 Temmuz ayında gerçekleştirilen sol eğilimli bir dar­be girişiminin Nümeyrî’nin dinî kesimle arasının düzelmesine yol açması, aynı yı­lın sonlarında hapisten çıkan Türâbî’ye hareket alanını genişletmesi için ortam hazırladı ve üniversitelerdeki öğrenci dernekleri İhvân-ı Müslimîn’in kontrolüne geçti. 1973 anayasasında hukukun ana kaynağının İslâm olduğunun belirtilme­sinden sonra başlatılan kanunların İslâmîleştirilmesi politikası teşkilât tarafın­dan desteklendi. 1977-1978 yıllarında bir millî uzlaşma sağlandı. Bundan sonra İh­vân-ı Müslimîn güçlenmeye ve mensup­ları da önemli mevkilere çıkmaya başladı. Hasan et-Türâbî, kanunların şeriata uygunluğunu kontrol etme göreviyle baş­savcılığa getirildi (1979). Nisan 1984’te kanunların İslâmîleştirilmesi politikasını hızlandırmak için olağan üstü hal uygulaması yürürlüğe konduğunda da ‘Mehâkimü’t-Tavârî’ de­nilen özel mahkemelerde çoğunlukla İh­van mensupları görev aldı.

 

İhvân-ı Müslimîn’in güçlenişi rejiminin otoritesini sarsacak boyutlara ulaşınca liderleri Mart 1985’te çeşitli bahanelerle tutuklandı. Nisan’da ise teşkilâtın da katılımıyla halk tarafından Nümeyrî iktidar­dan düşürüldü. Arkasından İhvân-ı Müslimîn ile diğer Müslüman grupların tem­silcileri bir kongre düzenlediler ve ‘Ceb-hetü’l-Kavmiyyetü’l-İslâmiyye’yi kurdular. Cephe, Nisan 1986 seçimlerinde geleneksel partilerden Hizbü’1-ümme ve Hizbü’l-ittihâdî ed-dîmukrâtî’nin arkasından üçüncü parti oldu. Önce muhalefette yer alan cephe, Mayıs 1988’de hükümetin dü­şürülmesinden sonra kurulan yeni hükü­mete katıldı ve Hasan et-Türâbî Adalet bakanlığı ve başsavcılık görevlerini üst­lendi. Bu hükümet, 30 Haziran 1989’da Albay Ömer Hasan el-Beşîr’in başını çek­tiği bir askerî darbeyle devrildi. Beşîr yö­netimi, takip ettiği politikalarla Hasan et-Türâbî liderliğindeki Cebhetü’1-Kavmiyyeti’l-İslâmiyye’nin desteğini aldı ve ye­ni kurulan hükümette önemli bakanlık­lara getirilen cephe mensupları Nümeyrî’nin başlattığı şeriatın tatbiki çizgisini sürdürme imkânını buldu.

 

1990’lı yıllar boyunca Hasan et-Türâ-bi’nin devlet başkanı Beşîr’den sonra ikin­ci önemli şahsiyet olarak görünmesi ve yetkileri daha çok kendi elinde toplama­ya çalışması Beşîr’i iktidarı konusunda en­dişelendirdi ve parlamentoda çoğunluğu oluşturan cephenin devlet başkanının gü­cünü sınırlayacak anayasa değişikliklerini gündeme getirmesi üzerine Aralık 1999’da ülke bütünlüğünü koruma ve düzeni sağlama bahanesiyle parlamentoyu ka­patarak olağanüstü hal ilân etti.

 

                                     İhvân-ı Müslimîn’in Temel Görüşleri

 

İhvân-ı Müslimîn hareketi, 19. Yüzyılın sonların­da Mısır’da ortaya çıkan ve Batı kültürü karşısında Müslümanların tavrını tesbite çalışan ıslah hareketinin bir devamı ola­rak görülebilir. Cemâleddîn-i Efgânî ve öğrencisi Muhammed Abduh’la başlayıp daha sonra liberal ve radikal eğilimlere sahip iki kola ayrılarak devam eden ıslah hareketi fikrî seviyede kalmış, bir halk ha­reketine dönüşmemiştir. Radikal eğilimin temsilcisi olan Reşîd Rızâ’dan etkilenen Hasan el-Bennâ, İslâm âleminin problemlerinin ancak toplumun iştahıyla çözüm­lenebileceğine inanarak hareketini bu fi­kir etrafında oluşturmuştur. Hasan el-Bennâ’nın yeni olmadığını vurguladığı İs­lâm anlayışı O’nun İhvân-ı Müslimîn’in ta­rifini, hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmanın yollarını tesbit ettiği metodu da doğ­rudan etkilemiştir. Bütün İhvan mensup­larınca benimsenen ve örgüt tarihi bo­yunca değişmeyen bu anlayışa göre İs­lâm’ın hükümleri ve öğretileri insanların dünya ve âhiret işlerini düzenler. İslâm, hem inanç hem ibadet, hem din hem dev­lettir. İhvân-ı Müslimîn, öğretilerinde Ki­tap ve Sünnet’e ayrı bir vurgu yaparak İs­lâm’ı sahabenin, tabiînin ve selef-i sâlihînin anladığı şekilde anladığını söyler. Bu anlayışa göre İslâm’ı asrın rengine değil asrı İslâm’ın rengine sokmak gerekmek­tedir. İhvân-ı Müslimîn Selefi, Sünnî, sûfî, siyasî, iktisa­dî, ilmî. kültürel ve sportif boyutları olan bir harekettir. Bennâ, hareketin hedeflerini esas ve özel olmak üzere iki grup halinde ele alır. Esas hedef­lerinden birincisi, bütün Müslüman top­raklarının yabancıların hâkimiyetinden kurtarılıp hürriyetine kavuşturulması, ikincisi de bu hür vatanda İslâm hüküm­lerinin geçerli kılınıp İslâmî sosyal düze­nin uygulanmasıdır. Özel hedefleri ise İh­vân-ı Müslimîn’in içinde bulunduğu top­lumun değiştirilmesiyle alâkalıdır. Teşkilâta katılan bir kişi önce kendi nefsini her yönden ıslah etmek için çaba harcamalı ve İslâmî esaslara dayalı bir aile kurmalı, sonra da emir bi’l-ma’rûf nehiy ani’l-münker ilkesini yerine getire­rek toplumu düzeltmeye, İslâm toprakla­rını kültürel, fikrî, iktisadî ve siyasî alan­larda emperyalist güçlerin tahakkümün­den kurtarmaya, İslâmî esaslara uygun, İslâm ümmetini koruyacak, birliğini sağ­layacak, İslâm’ı hâkim kılacak ve kültürü­nü yayacak bir devletin kurulmasına çalış­malı ve yeryüzünde bozgunculuğun kaldırılması, İslâm’ın hâkim olması için cihad etmelidir.

 

İslâm dininin esaslarına dayalı bir toplum modeli­ni savunan İhvân-ı Müslimîn bunun bü­tün insanlık için en uygun sistem olduğu­nu vurgular. Din- devlet ayırımına şiddet­le karşı çıkan teşkilâta göre şeriatın hü­kümleri bütün zaman ve mekânlarda tat­bik edilebilir ve bu durum hem dinî hem sosyal ve kültürel açıdan bir zorunluluk­tur. İslâm bütün emir ve hükümleri bir­birine dayanan mükemmel bir sosyal düzeni öngörmesinden dolayı bütünüyle uy­gulanmalı, bir kısmı alınıp bir kısmı terk edilmemelidir. Şeriat ve fıkıh ayırımı üzerinde duran İhvân-ı Müslimîn’e göre fıkhî hükümler tarihsel olabilir, ancak şe­riat bütün zaman ve mekânlarda geçer­lidir. İctihad kapısının sürekli açık tutul­ması ise günümüz Müslümanlarının prob­lemlerinin İslâmî bir şekilde çözülebilme­sine imkân hazırlar.

 

İhvân-ı Müslimîn, geleneksel İslâmî si­yaset anlayışını hatırlatan fikirleriyle hedeflediği sistemin teokrasi veya diktatör­lük sistemi olmadığını vurgular. Buna gö­re yöneticinin bir kutsiyeti bulunmadığı gibi Kur’an ve Sünnet’te belirtilen emir­ler de hem devlet başkanı hem yönetilen­ler için geçerlidir. Toplumun temsilcileri durumundaki ‘Ehl-i şûra’ tarafından seçi­len devlet başkanı yine onlara danışarak hareket eder ve onlar tarafından denet­lenir. Hasan el-Bennâ, gelişmiş bir ideal devlet modeli ortaya koymamakla birlik­te genel hatlarıyla bazı konular üzerinde durmuştur. O’na göre İslâm coğrafî sınır tanımaz, kan bağına itibar etmez ve bü­tün Müslümanları tek bir ümmet sayar. Hilâfet İslâm birliğinin sembolü, İslâm ülkeleri arasında bir bağ ve İslâm’ın bir şiarı, halife de Allah’ın nizamındaki hü­kümlerin uygulayıcısıdır. Bennâ’ya göre İslâm’da siyasî idare, devlet başkanının Allah’a ve insanlara karşı sorumlu olma­sı, ümmetin birliği ve ümmetin iradesine saygı duyulması prensipleri üzerine inşa edilir.

 

Hasan el-Bennâ mevcut sistemde ken­dileri açısından neyin kabul edilebilir, ne­yin edilemez olduğu üzerinde durmuş ve O’nun bu tavrı daha sonraki yöneticiler tarafından da sürdürülmüştür. Prensip olarak anayasal bir devlet düzenini benimsemekle birlikte Bennâ mevcut Mısır anayasasının Batı’dan alındığı, dolayısıyla İslâm’a uygun olmayan noktalar içerdi­ği İçin değiştirilmesi gerektiği kanaatin­dedir. O’na göre ferdî ve şahsî hürriyeti koruyan, şûra esasına dayalı, kuvvetini milletten alan idarecilerin yaptığı işlerde millet karşısında mesuliyetini beyan eden ve her türlü sultayı sınırlayan anayasa hü­kümlerinin İslâm’ın prensipleri ve idarî konulardaki kaide ve nizamları ile uyuş­mayacak yönü yoktur. Bu sebeple anaya­sal düzenin yeryüzünde İslâmî idare tar­zına en yakın sistem olduğunu söylemek­tedir. Hasan el-Bennâ, anayasa hakkında gösterdiği bu olumlu yaklaşımı demokratik sistem­lerin bir unsuru olan siyasî partiler hakkında göstermemiştir. O’na göre anaya­sal bir parlamenter sistemin işleyişi için partiler zorunlu olmadığı gibi bunlar ben­cilliği, insanlar arasında düşmanlığı ve fırsatçılığı beslemektedir. Fakat İhvân-ı Müslimîn, kurucusunun siyasî partilere karşı takındığı bu olumsuz tavra rağmen 1970’li yılların ortalarından itibaren tek­rar çok partili sisteme geçen Mısır’da ken­dine meşruiyet zemini ararken önce bir siyasî parti kurmaya çalışmış, buna izin verilmeyince de çeşitli partilerle ittifak­lar yaparak birlikte seçimlere katılmış ve mecliste temsil edilmiştir.

 

İhvân-ı Müslimîn, İslâmî bir devlet dü­zeninde ekonominin de kendine has prensiplerinin bulunduğunu ve bunun ne ka­pitalist ne de sosyalist bir düzende olduğunu savunur. Teşkilâtın bu konudaki gö­rüşleri daha ziyade Seyyid Kutub’un eser­lerinde ön plana çıkar. İslâm, ekonomik hayatı da içine alan sosyal adaletin tesisi için üç prensip ortaya koymuştur. Bunlar mutlak vicdan hürriyeti, insanlar arasında tam eşitlik ve karşılıklı dayanışma pren­sipleridir. İslâm ferdî mülkiyet hakkını

tanımakla birlikte bunu sınırsız da bırakmaz. Malın mülkiyeti ge­nelde her ne kadar topluma aitse de fert, mülkiyetindeki mal konusunda toplumun, toplum da her şeyin mâliki olan Allah’ın vekilidir. Fert mala kanunun koyduğu sı­nırlar içerisinde sahip olabilir ve sahip ol­maktan çok koruyuculuk yapar. Ayrıca İslâm malın sarfedilmesi konusunda da sı­nırlamalar getirmiştir. İhvân-ı Müslimîn sosyal adaletin sağlanmasında zekâta özel bir atıfta bulunur; buna göre zekât taabbüdî ve içtimaî bir vecîbedir.

 

İslâm’ın tam anlamıyla uygulandığı bir devlette ferdin bir dizi hak ve hürriyetinin garanti altında olduğunu söyleyen İhvân-ı Müslİmîn’e göre insanlar arasında renk ve ırk ayırımı yapılmayacak, Müslüman ve zimmî aynı görev ve sorumluluklara sa­hip olacak, bununla birlikte zimmîlere kendi kanunları uygulanacaktır. İbadet, düşünce, ifade, eğitim ve mülkiyet hak­ları korunmuş, bütün bu haklar şer’î hü­kümlerle kayıt altına alınmıştır.

 

İhvân-ı Müslimîn hedeflerine ulaşmak için çeşitli metotlar geliştirmiştir. Bunlar arasında, hedeflerle bağlantılı olarak ya­bancı işgaline karşı takip edilmesi gerekenlerle İslâm toplumunun ıslahı için ya­pılması gerekenler farklıdır. Hasan el-Bennâ’ya göre emperyalizme karşı cihad etmek her Müslüman’ın üzerine farzdır. Bennâ cihad hakkında uzun açıklamalar­da bulunmuşsa da bu konudaki fikirlerini sistemleştirmemiştir. Hasan el-Bennâ si­lâhlı devrime karşı çıkarken İhvân-ı Müslimîn’in rejimlerle arasının açılmasından ve üyelerinin özellikle 1954’ten itibaren Cemal Abdünnâsır rejimi tarafından çe­şitli İşkencelere mâruz bırakılmasından sonra cihad anlayışını daha geniş bir ala­na yaydığı ve fikirlerinde radikalleştiği gö­rülür. Seyyid Kutub ile Hasan el-Bennâ’nın yaşadıkları dönemlerin de etkisiyle fi­kirlerinde farklılıklar bulunmaktadır. Bennâ’nın konuşmalarında Câhiliye veya dârül-harp gibi kavramlara rastlanmaz; Ku­tub ise düzeni Câhiliye saymakta ve ona karşı cihad

edilmesi gerektiğini savun­maktadır. Seyyid Kutub’un fikirleri her ne kadar İhvân-ı Müslimîn’in resmî gö­rüşleri değilse de onun 1960’lı yıllardaki İhvan hareketini yönlendirdiği ve sonra­ları Mısır’da daha radikal örgütlerin orta­ya çıkmasında rol oynadığı bir gerçektir. İhvân-ı Müslimîn, 1970’li yıllardan sonra Hasan el-Bennâ’nın yolundan giderek re­jimle uzlaşmacı bir tavır takınmış ve her­hangi bir tekfir girişiminde bulunmadığı gibi her türlü aşırı davranıştan ve yöneti­cilere karşı cihad fikrinden uzak olduğu­nu ilân etmiştir.

 

                           Günümüzde Müslüman Kardeşler Teşkilatı

2011 yılındaki Mısır devrimi ve Hüsnü Mübarek'in devrilmesinin ardından, Teşkilat yasal hale geldi. Müslüman Kardeşler, 2011 yılındaki Mısırlı liberallerin karşı çıktığı ancak Mısır ordusu tarafından da desteklenen anayasal referandumu destekledi.

30 Nisan 2011 tarihinde, Müslüman Kardeşler, 2011 Eylül seçimlerinde parlamentodaki sandalyelerin yarısını almaya programlı bir şekilde yeni bir parti kurdu ve adını da Özgürlük ve Adalet Partisi koydu. Parti, 2011 Eylül seçimleri için Kıptî aday ve bayan aday göstermedi. Devrimin ardından bazı yeni gruplar da bu arada ortaya çıkmaya başlamıştı.

Hürriyet ve Adalet Partisi; 127 sandalye ve 108 bağımsız aday ile toplamda mecliste 235 sandalye kazandı. Parlamentoda 498 seçilmiş üye, 10 görevli toplam 508 sandalye vardı.

Müslüman Kardeşlerin delegeleri 2012 yılında Cumhurbaşkanı olarak Muhammed Mursi'yi seçti. Mübarek döneminden sonra yapılan ilk Mısır seçimlerinde, Müslüman Kardeşlerin üyeleri, Muhammed Mursi'yi yüzde %51.73 oy ile seçmişlerdi. Rakibi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Şefik ise % 48.27 oy almıştı. Mursî göreve başladıktan sonra yaptığı icraatlarıyla Müslümanları sevindirirken Kıbtî Hıristiyanlar ve Yahudiler rahatsız olmaya ve anarşist faaliyetler düzenlemeye başladılar. Süveyş Kanalı işletmeciliğinin devletleştirilmesi, Refah sınır kapısının açılması, devlet televizyonlarının dinî yayınlar yapmaya başlaması, özgürlüklerin artırılmaya başlanması Batıyı ve yerli işbirlikçilerini çılgına çevirdi.

2012 Kasım ayının sonlarına doğru Müslüman Kardeşlerin şubeleri Muhammed Mursi'nin otoritesini kullanarak kanun dışı davrandığı suçlaması ile ateşe verildi.

15 ve 22 Aralık 2012 tarihlerinde iki aşamalı olarak yapılan referandumda yeni Anayasaya %64 oranında ‘Evet’ oyu çıktı.

3 Temmuz 2013 tarihinde Muhammed Mursi'nin Genelkurmay Başkanı olarak atadığı Abdu’l-Fettah el- Sisî Mısır'da darbe yaptı ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'yi tutukladı. Bunun üzerine darbe karşıtı milyonlarca Mısırlı, Muhammed Mursi'nin Mısır cumhurbaşkanı olarak kalması için Rabiatü’l-Adeviye meydanında aralıksız 50 gün süren protestolar düzenledi. Hiçbir şiddet içermeyen bu pasif direnişte üzerlerinde çakı dahi bulunmayan yüzbinlerce insanın bulunduğu meydana  darbecilerin güvenlik güçleri ve keskin nişancıların açtığı ateş üzerine binlerce ihvan taraftarı şehid oldu.

Bugün İslam coğrafyasında hatırı sayılır bir teşkilatlanmaya sahip olan Müslüman Kardeşlerin Mısır'daki darbeciler tarafından kapatılmasıyla karşı karşıya kalması sadece 90 yıldır tarihin tekerrür etmesinden ibarettir.

Şunu belirtmek gerekir ki, İhvan-ı Müslimin hareketi bizim düşündüklerimizin çok ötesinde birikime ve tecrübelere sahiptir. Bizim onların eserlerinden öğrendiklerimizi onlar, hayatlarıyla bütünleştirmişlerdir. Teşkilat içinde bugüne kadar birçok büyük âlim, düşünür, siyasetçi ve dava adamı yetişmiştir. Muhammed Mursi gibi daha nice yetişkin kahramanları içinde barındırmaktadır. Teşkilat yaklaşık bir asır boyunca ağır bedeller ödeyerek bu günlere gelebilmiştir.

Müslüman Kardeşler Teşkilatının şimdiki genel mürşidi, Arap bilim adamlarının ilk yüzü arasına giren Muhammed Bedii, büyük bir birikim ve tecrübe hazinesidir. Şu an (Eylül-2013) tutuklu bulunsa da hareket başsız, programsız değildir. Zira İhvan Hareketi şûra ile yönetilir. Fertler neyi, ne zaman ve hangi şartlarda yapacağını bilseler bile şûra üyelerine danışmadan bir tek adımını atamazlar. Teşkilat mensupları şehid vermeye, gazi olmaya, hapislerde kalmaya hazırlıklı bir azim ve kararlılık içindedirler. Bununla birlikte ihvan hareketi, dışarıdan gelecek samimi ve doğru tavsiyelere de açık bir harekettir.

 

Allah Teâlâ, Müslüman Kardeşler Teşkilatı mensuplarını davalarında muzaffer kılsın!

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Akif Emre'ye son vazife
AK Parti Grup Başkanı Binali Yıldırım oldu
Gelecek Milli Görüş’ün
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
RAMAZAN-I ŞERİF AYINA HAZIR MIYIZ?
Atilla MEHDİGİL
İman açısından dört sınıf insan
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Arap-İslam-Amerikan Zirvesi (!)
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
SGK personeli uzmanlık istiyor
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Ramazan Notları
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizm Güdümlü İslâm NATO’su!
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Manchester Saldırısı” Ya da İngiltere’nin Ortadoğu’ya “Derin Dönüşü”...
Zeki CEYHAN
Sanırsınız!
Mevlüt ÖZCAN
Ramazan ayı geldi, elhamdülillah
Mahmut TOPTAŞ
Bizden dört dörtlük kâfir çıkmaz
Prof.Dr.Ata ATUN
Ortadoğu’da bilmediğimiz anlaşmalar
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 6:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Türkiye’nin solcuları
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
Ezberle olmaz
Şakir TARIM
Anadolu’nun milli kimliği ve Diyarbakır
İsmail KILLIOĞLU
Evin içi
İbrahim VELİ
Derin muhalefet
Abdülkadir ÖZKAN
YPG’ye 100 TIR silah ve barışa tam destek!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz