26 Şaban 1438 | 22 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
10/09/2013 - 06:55
Mustafa BİLGEN
 
 
II. Abdülhamid Han, bütün olumsuzluklara rağmen Osmanlı Devleti’nin diğer Müslümanlar için yegâne ümit kapısı olduğu¬nu düşünmekteydi. O’na göre öncelikle Osmanlı Devleti’nin derlenip toparlan¬ması aynı zamanda bütün İslâm âle¬minin kurtuluşu için de gerekliydi. Bu sebeple yeryüzündeki Müslümanlar, ni-haî noktada aynı zamanda kendi kurtu¬luşları için öncelikle Osmanlı Devleti’nin tekrar güçlenmesine destek olmalıydılar. Ancak bu destek, Batılıların iddia ettiği gibi saldırgan bir amaca yönelik olmayıp hilâfetin etrafında birleşerek Osmanlı Devleti’ne yardım yapmanın yanı sıra en az bunun kadar önemli olan siyasî kamu¬oyu oluşturmak ve bağlı bulundukları Batılı ülkenin Osmanlı Devleti’ne yönelik politikasına tesir etmeye çalışmak şeklindedir. II. Abdülhamid döneminde diğer Müslümanlarla olan ilişkilere bakıldığın¬da bu anlayışın ana hatlarıyla daima ge¬çerli olduğu ve onlara yönelik bütün faa¬liyetlerde bu çerçevenin korunduğu gö-rülür.
 
Osmanlı Devleti’nin diğer Müslüman¬larla ilgili politikalarında değerlendirdiği imkânlardan biri de hac mevsiminde mu¬kaddes topraklarda toplanan binlerce ha-cı adayı arasında yapılan çalışmalardır. Osmanlılara, diğer Müslümanlarla doğ-rudan irtibat kurup onları belli hedeflere yönlendirmek için uygun imkân sağlayan bu durum zaman zaman Avrupalı devlet¬lerin tepkisine yol açmıştır. Özellikle Babıâli’nin herhangi bir devletle ilişkilerinin bozulduğu zamanlarda bu imkânın yoğun olarak değerlendirildiği anlaşılmak¬tadır.
 
Çeşitli ülkelerde bulunan Osmanlı şeh¬benderlikleri de hilâfet politikasının yürütülmesinde etkili olan merkezler arasın¬dadır. II. Abdülhamid Han dışarıya gönderilecek şehbenderlerin seçimiyle bizzat ilgi¬lenmiş, birçoğunu da bizzat kendisi seç¬miştir. Bunlardan, normal diplomatik görevlerinin yanı sıra ittihad-ı İslâm için çalışma yapmalarının da beklendiği şeh¬bender raporlarından anlaşılmaktadır. Meselâ Endonezya adalarında görevli Ali Galib Bey’in 1886 tarihli raporu bölgenin coğrafî, dinî ve demografik yapısını ince¬ledikten sonra hilâfet siyasetiyle ilgili ya¬pılması gereken çalışmaları sıralar ve kendi yapabildiklerinden örnekler verir. Benzer raporlar Hindistan, İran ve Orta Asya’da görev yapan şehbenderlerden de gelmiştir. Bu tür faaliyetlerin Batılı ülkelerin tepkisini çekmemesi için Babıâli’¬nin şehbenderleri uyarmasına rağmen zaman zaman özellikle Hollanda ve İngil¬tere bundan rahatsızlık duymuş, hatta Hindistan’da Hüseyin Kâmil Bey ‘istenmeyen adam’ ilân edilmiştir.
 
Hindistan Müslümanları arasında gö¬rülen faaliyetler, daha çok Osmanlı Dev¬leti için yardım kampanyaları düzenlemek veya sultan halifenin dinî nüfuz ve prestijini arttırarak İngiltere’ye mesaj ver¬mekti. Her iki amaca yönelik çok sayıda teşebbüsün varlığı ve bunlarda da başa¬rılar elde edildiği, nihayet II. Abdülhamid’in adının ülkenin en ücra köşelerine kadar yayıldığı bir gerçektir. Aynı şekil¬de Hindistan Müslümanları, daha 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından itibaren her vesile ile İngiliz hükümetine baskı ya¬parak İngiltere’nin Osmanlı Devleti ile olan ilişkilerinde olumlu tavır ortaya koy¬masını sağlamaya çalışmışlardır.
 
Osmanlı Devleti’nin İran’a olan yaklaşı¬mı ve her iki ülke arasında İslâm ortak paydası etrafında canlanan ilişkiler de dö¬nemin siyasetine uygun çerçevede gelişmiştir. Önceki yıllarda mezhep farklılığı¬nın iki ülke arasındaki münasebetlerde olumsuz bir faktör olduğu bilinmektedir. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren her iki ülkenin de Rus tehdidine ma¬ruz kalması, buna karşılık güvenebilecekleri bir müttefikten mahrum bulunma¬ları mezhep farklılığı gerçeğine rağmen yakınlaşmayı ihtiyaç haline getirmiştir. Önce üst seviyedeki diplomatik ilişkiler¬de Müslümanların yakınlaşmasının ve iş birliği geliştirmelerinin önemi üzerinde durulmaya, arkasından birbirlerini renci¬de edici resmî tavır ve davranışlardan ka¬çınarak veya kutsal kabul edilen türbe, cami vb. yerlere özel itina gösterilerek iyi niyetler sergilenmeye başlanmıştır. Bu kabil davranışlar arasında karşılıklı kut¬lamalar, resmî bildiriler, hediyeleşmeler, taltifler ve toplu dualar da sayılabilir. Ger¬çekten bu iyi niyet gösterileri etkili olmuş ve iki ülke arasında en üst düzeyde ittihad-ı İslâm’ın zaruretinden ve Müslümanlara sağlayacağı faydalarından bahsedilmeye başlanmıştır. Ancak bir türlü ittifak sağlanamamış, münasebetler karşılıklı iyi niyet gösterileri ve dostluk temennileriyle devam etmiştir. Muzafferüddin Şah’ın 1900’de İstanbul’a yaptı¬ğı ziyaret bunlardan biridir. II. Abdülhamid’in İran’la ilişkilerinde hedeflediği nihaî noktanın çok fazla iyimser olduğu dikkat çeker. O’nun beklentisi, ‘Almanya’da olduğu gibi İranîler’in hükümdarları yine İran’da icray-ı hükümetle, askerin ku-mandası makam-ı hilâfette olarak bir ittihad vücuda getirilmesi’ yönündedir.
 
II. Abdülhamid’in Şiî dünyasına yönelik tavrı, Cemâleddîn-i Efganî ile birlikte yapmayı tasarladığı bir çalışmada açıkça gö¬rülür. Cevdet Paşa’nın tavsiyesiyle Efgânî İstanbul’a davet edilmiş ve kendisine Şiî-Sünnî yakınlaşmasının Müslümanlara sağlayacağı faydalar anlatıldıktan sonra mezhep ihtilâflarının kaldırılarak ittihad-ı İslâm’ın gerçekleştirilmesi yolunda me¬saisi ve bunun için de öncelikle İstanbul’¬da İranlılardan oluşan bir cemiyet kur¬ması istenmiştir. Daha önceki yıllarda benzer faaliyetler için hizmete hazır oldu¬ğunu padişaha bildirmiş olan Efgânî bir cemiyet kurmuş, arkasından İslâm dün¬yasındaki nüfuzlu tanıdıklarına İslâm bir¬liğinin ve Şiî-Sünnî yakınlaşmasının öne¬mine dair mektuplar yazarak onların ha¬rekete geçmesini istemiştir. Kısa sürede 600 adet mektup gönderildiği ve bunlara 200 kadar cevabın geldiği düşünülürse başlangıçta büyük ümitler beslendiği anlaşı¬lır. Ancak daha sonra İran hükümetinin gelişmelerden endişelenmesi ve Nâsırüddin Şah’ın Efgânî’nin öğrencilerinden bi¬ri tarafından öldürülmesi çalışmaları aka¬mete uğratmış, hatta Efgânî’nin duru¬mu iki ülke arasında diplomatik gergin¬liğe sebep olmuştur. II. Abdülhamid’in Osmanlı Şiîleri’ne yak¬laşımı ise İran’dakilerden farklıdır. Devletin dayandığı Müslüman unsurların dış tesirlere kapalı olmasını isteyen padişah daima onların Sünnî olmalarını arzu et¬miş, bunu gerçekleştirebilmek için eğitim ve kültürle ilgili birtakım tedbirler almış, ancak Şiî vatandaşlarını rencide etme¬mek için bunların dikkatli ve gizli yapıl¬masını sağlamaya çalışmıştır.
 
Orta Asya ve Uzakdoğu’daki Müslümanlara yönelik çalışmalara gelince, II. Abdülhamid döneminde üzerinde en çok durulan hususlar, dünyada halifenin yönetiminde güçlü bir Müslüman devletin mevcudiyetini buralardaki Müslümanla¬ra duyurmak, bunların maruz kaldıkları adaletsizlikler karşısında ilgili devletler nezdinde müdahalelerde bulunmak, çe¬şitli vesilelerle heyetler göndererek irti¬batları sıklaştırmak ve İslâmiyet’i doğru öğrenip uygulayabilmeleri için hocalar, dinî kitaplar göndermek şeklindedir. An¬cak bu tür faaliyetler sırasında Rusya ve Hollanda gibi devletler rahatsızlık duy¬muşlar ve buralardan hacca gidenlerin yıkıcı fikirlerle geri döndükleri iddialarıyla bazı tedbirler almışlardır. Bu bölgelere yönelik çalışmalarda mesafe uzaklığı en¬geline rağmen Orta Asya ve Uzakdoğu Müslümanların sıkıntılarıyla ilgilenilmesinin gereği üzerinde durulmuş ve zaman zaman bazı girişimlerde bulunulmuş¬tur. Benzer teşebbüsler başka yerlerde¬ki Müslümanlar için de söz konusudur. Meselâ Osmanlı Devleti’nin Tiflis şehben¬derine gönderilen bir iradede, ‘ahali-i İslâmiyye’nin muhafaza-i hukuk ve emvali için Rusya hükümeti nezdinde teşebbüs¬lerin tekrarının istenmesi’ bu tür işlerin yapılageldiğini göster¬diği gibi, Cava şehbenderi de Müslüman tüccarların Hıristiyan tüccarlardan daha fazla vergi ödemek zorunda olduklarını belirterek bundan duyulan rahatsızlığı Hollanda hükümeti nezdinde dile getirmiştir. 
 
II. Abdülhamid, Avrupalı devletlerin Müslüman sömürgelerindeki hassasiyetlerinden dolayı kendisinin İslâm âlemin¬de çok büyük bir etkiye sahip olduğunu bu devletlere kabul ettirmek istiyordu. Öyle anlaşılıyor ki bunun için bazı aracılar kullanarak mübalağalı şayialar yayma ve bilgiler aktarma usulünü de denemiştir. Bu alanda özellikle iki isim dikkat çek¬mektedir. Bunlar, saltanatının başların¬da İstanbul’daki Özbekler Tekkesi Şeyhi Buharalı Süleyman Efendi ve saltanatının sonlarına doğru Macar şarkiyatçısı Arminius Vambery’dir. Bu iki şahsın II. Abdülhamid ile irtibatlarının olduğu ve özellikle Vambery’nin sık sık huzura alınıp kendi¬siyle sohbet edildiği bilinmektedir. Ancak Batı ülkelerinin arşivlerindeki belge¬ler, Şeyh Süleyman Efendi ile Vâmbery’nin İngilizlerle de yakın temas içerisinde olduklarını ve onlara padişahın ittihad-ı İslâm siyasetiyle ilgili ‘dehşet verici’ bil¬giler aktardıklarını ortaya koymaktadırlar. Bu raporların çok defa gerçek dışı veya abartılmış olduğu tesbit edilmiştir. Fakat her iki şahıs da bu tür bilgileri aktarırken iki hususu daima vurgulamak ihtiyacını hissetmiştir. Bunlar, II. Abdülhamid’in Müslümanlar arasında çok etkili olduğu ve on¬ları kolayca istediği yönde harekete geçi¬rebileceği mesajı ile ‘panislâmizm tehlikesi’nin önüne geçmek için en güvenli yo¬lun padişahla iyi geçinmek olduğu husu¬sudur. Bu iki hususun da II. Abdülha¬mid’in beklentilerine uygunluğu dikkate alınırsa padişahın olup bitenlerden ha¬berdar olduğu, hatta bazen yönlendirdiği sonucu çıkarılabilir. Nitekim zaman zaman İngilizler de bundan şüphe etmişler¬dir.
 
Öte yandan II. Abdülhamid’in hilâfeti, İslâm âlemindeki nüfuzu ve etkisi konusunda Avrupalıların yaklaşımı zaman içe¬risinde siyasî şartlara göre değişmiştir. Meselâ İngiltere Ortadoğu, Orta Asya ve Hindistan’a yönelik Rus tehditlerine karşı Osmanlı Devleti ve hilâfetinin Müslüman¬lar arasındaki nüfuzundan faydalanmak istemiştir. Buna mukabil tehdit oluştur¬duğu düşünülen siyasî ve askerî gergin¬lik durumlarında bir taraftan kendi sö¬mürgelerinde ciddi tedbirler alarak Müslümanların faaliyetlerini kısıtlama yoluna gitmiş, diğer taraftan Babıâli üzerinde yoğun baskı uygulayarak bu tür siyaset¬ten duyulan rahatsızlığı ifade etmiştir. Almanya ise Müslüman sömürgesi olmadığından genellikle bu siyasete destek vererek çıkar sağla¬mak istemiştir.
 
İslâm âleminde, dinin özünde mevcut bulunan dayanışma anlayışı gelişen haberleşme, ulaşım ve basın imkânlarıyla kendisini daha rahat ifade etme imkânı bulmuş, böylece ayrı coğrafyalarda bir¬birlerinden habersiz yaşamakta olan Müslümanlar, ‘başkalarıyla karşılaşma¬nın etkisiyle kendilerinden haberdar olma ve daha yakın İrtibat kurma gere¬ğini duymuşlardır. Bu gelişme Osmanlı tarihinde en yoğun olarak II. Abdülhamid döneminde yaşanmıştır. Değişen dünya ve Osmanlı Devleti şartlarında bu duru¬mun değerlendirilmesinin öncelikle Osmanlıların, buna bağlı olarak da bütün Müslümanların yararına olacağını düşü¬nen II. Abdülhamid bu alandaki faaliyet¬lerini arttırmıştır. İslâm dünyasında 19. yüzyılın ikinci yarısında yoğunlaşan bu fa¬aliyetin o zamanki tek müstakil Müslüman devleti olan Osmanlı Devleti etrafın¬da odaklaşması hilâfet kurumu ve güç dengesi itibariyle anlaşılabilirdi. II. Ab¬dülhamid bu vakıayı çeşitli propaganda¬lar ve faaliyetlerle yaygınlaştırmaya çalı¬şırken dinî motifler ve geleneksel kurum¬lardan sık sık faydalanma yoluna gitmiş, belli ölçüde de başarı sağlamıştır. Ancak karşılaşılan siyasî zorluklar ve fikrî güçlükler bu gayretlerin umulduğu oranda müşahhas sonuçlara ulaşmasına daima engel olmuştur. Siyasî manada ümit edi¬len şey, birlik ve dayanışma içerisindeki bir İslâm âleminin sömürgeci devletlerin politikalarını ciddi olarak etkileyeceği ve onların Osmanlı Devleti’ne karşı daha olumlu bir tavır takınmak zorunda kala¬cakları hususu idi. II. Abdülhamid’in ve bazı devlet adamlarının ifadelerinde bu beklenti hep var olmuştur. Fakat mevcut imkânların bunu sağlamaya yetmeyece¬ği bilindiği için Osmanlıların başvuracağı şey üstü kapalı bir tehditten ibaretti. Bu sebeple II. Abdülhamid’den nakledilen, ‘Halifenin bir sözü bütün İslâm âlemini ayaklandırmaya yeterdi’ gibi ifadeler 19. Yüzyıl İslâm dünyası gerçeklerini yansıtmaktan çok sömürgeci devletlere karşı ‘blöf’ olarak anlaşılmalıdır. Nitekim 1. Dünya Savaşı’nda II. Abdülhamid Han bunu açıkça itiraf ede¬cektir. Bugün artık anlaşılmıştır ki dönemin bazı Avrupalı si¬yaset ve devlet adamları ile gazetecileri tarafından iddia edildiği gibi ne sistema¬tik bir şekilde gizli ajanların dünyaya gönderilmesi söz konusudur, ne de İslâm ül¬kelerinde askeri amaçlı teşkilâtlanmaları organize etmeyi hedefleyen bir çalışma mevcuttur. Bu konuda en çok spekülasyo¬nun yapıldığı Hindistan’da Osmanlı Dev¬leti’nin İngiliz hâkimiyetine karşı ayaklan¬ma çıkarmaya çalıştığı şeklinde iddialar ortaya atılmış, fakat İngiliz hükümetleri¬nin yaptığı incelemeler sonunda bu iddia doğrulanamadığı gibi bir teşkilâtın varlı¬ğı da ispat edilememiştir. Diğer taraftan II. Abdülhamid döne¬minde ittihad-ı İslâm siyaseti içerisinde değerlendirilebilecek sınır ötesi faaliyet¬lerin daha çok, Avrupalı devletlerle belirli meseleler üzerinde bir anlaşmazlık veya gerginlik olduğu zamanlarda gündeme gelmiş olması, bu çeşit faaliyetlerden çoğunlukla siyasî faydaların gözetildiğini göstermektedir. Meselâ ‘Doksanüç Harbi’nin hemen öncesinde ve sonrasında yoğunlaşan bu tür siyaset 1880’lerde durgunlaşmış, 1890’larda ise Ermeni ve Yu¬nan hadiseleriyle tekrar gündeme gel¬miştir.
 
Bu meseledeki fikrî zorluklar, daha çok ittihad-ı İslâm siyasetinin devlet eliyle ve-ya devlete bağlı kadrolar tarafından yü¬rütülmesinden kaynaklanıyordu. Bu şek-liyle tek merkezli ve kontrollü yürütülen çalışmalar bazen gelişmelerin gerisinde kalıyor, fakat daima her gruptan aydınla¬rın muhalefetiyle karşılaşıyordu. İttihat-çılar II. Abdülhamid’in bu gayretlerinde samimi olmadığı ve böyle bir siyasetin merkezi olacak liyakatten mahrum bulunduğu yönündeki propagandalarıyla İslâm âleminde şüphelere sebep olurken bazı ulema ve İslâmcı aydınlar, hükümda¬rın yönetim biçiminin bizzat takip edildi¬ği söylenen siyasete uymadığı şeklindeki tenkitleriyle çekimser kalıyorlardı. Bun¬dan dolayı cihanşümul bir siyasetin geli¬şip yerleşmesi için gerekli olan fikrî de¬rinlik ve dinamizm sağlanamamıştır. Ay¬rıca geleneksellikten kurtuluş mümkün olmamış, İslâm dünyasının içinde bulun¬duğu çıkmazlara karşı güçlü bir alterna¬tifin fikri temelleri yeterince gelişeme¬miştir. Aynı şekilde muhtelif İslâm mem¬leketlerinde bağımsız olarak ortaya çıkan dinî-siyasî fikir hareketleriyle bir irtibat kurulamamış ve benzer hedeflere yöne¬liş sağlanamamıştır. Bu bakımdan denilebilir ki İslâm dünyasında bu kabil geliş¬meleri şekillendiren şey genelde tepki an¬layışı olmuş, siyasî ve entelektüel saldı¬rılara karşı savunma içgüdüsüyle ortaya çıkılmıştır.
 
Sultan Abdulhamid Han, İslâm’ın dünya üzerindeki önemi konusunda siyasî hatıratında şöyle diyor: ‘İmparatorluğumuz din, iman ülkesidir ve öyle kalacaktır. Eğer din anlayışı yıkılırsa, İmparatorluğumuzun sonu gelmiş demektir. Dindaşlarımızla meskûn olan memleketlerin, büyük devletlerin elinde olması pek acıdır. Osmanlı imparatorluğuna yirmi milyon Müslüman kalmıştır, buna rağmen bütün Müslümanların gözü İstanbul’dadır. Düşmanlarımız maddî kuvvetimizi yıksalar bile manevî kudretimiz baki kalacaktır.
 
Müslümanların bulunduğu yerlerle irtibatımız daha sıklaşmalı, birbirimize daha fazla yaklaşmalıyız. İstikbal için yalnız bu birlikte ümit vardır. İslâmiyet’in birliği devam ettiği müddetçe İngiltere, Fransa, Rusya, Hollanda elimde sayılırlar. Çünkü tabiiyetlerinde bulunan, Müslüman memleketlerinde, halifenin bir sözü cihadı meydana getirmeye kâfidir ve bu Hıristiyanlar için felâket demektir.
 
Henüz zamanı gelmiş değil ama bir gün bütün müminler, birden kalkınacaklar ve tek bir insan gibi hareket ederek kâfirlerin boyunduruğunu kıracaklardır.
 
İngiliz idaresindeki 85 milyon, Hollanda kolonisinde 30 milyon, Rusya’da 10 milyon v.s. toplam 250 milyon Müslüman kurtuluş için Allah Teâlâ’ya yalvarmakta ve Hz Muhammed (s.a.v.)’in vekili olan Halife’ye ümitlerini bağlamışlardır. Büyük devletlerin yanında sesi zayıf çıkan bir varlık olduğumuzu kabul edebilir miyiz?’ 
 
Hilâl ile haç arasındaki mücadele konusunda da Abdulhamid Han siyasî hatıratında şöyle diyor: ‘Avrupalılar, Müslümanlara ve İslâm’a karşı ön yargılı olduklarını her vesileyle belli ederler. Terakkiden, medeniyetten, kültürden bahsederler, fakat asıl acayip telakkilere sahip olan kendileridir. Tarih tetkik edilirse Hıristiyanların mı, yoksa Müslümanların mı fikir seviyesinin daha yüksek olduğu anlaşılabilir.’
 
Kudüs’teki mukaddes topraklar için her iki tarafın da kan dökmesinin önüne pekâlâ geçilebilirdi. Nitekim Hıristiyan hacıların Kudüs’ü ziyaret etmelerine her zaman izin vermedik mi? Hz Davut (a.s.)’un memleketindeki Hz Ömer (r.a.) Camii pek mübarek saydığımız bir ibadethanedir. Kudüs bizim için Mekke’den sonra gelen ikinci mübarek şehrimizdir. Etrafı Müslümanlarla çevrili olan bu şehri neden Hıristiyanlara terk edelim? 
 
İsteyen istediğini söylesin, fakat mukaddes toprakların sahibi olmak hakkı her zaman bizim olmuştur ve böyle kalacaktır.’
 
Sultan II. Abdulhamid Han, parçalanmakta olan ve bütün Avrupa’nın göz diktiği Osmanlı devletinin kurtuluşunun tek ümidini, Müslümanların birleşmesinde gördüğü için, kendine özgü, dinî-siyasî bir faaliyet göstermiştir. O’nun bu yeni siyasetinden maksadı, Anadolu dışındaki bütün Müslümanları da kendisine bağlamak olduğundan, onların dünya emperyalizmine karşı birleşmelerini istiyordu. Bunu yaparken de, üzerinde taşıdığı Hilâfet sıfatından yararlanıyordu ki, İslâm Birliği siyaseti budur. 
 
İşte İslâm düşmanlarının ‘Kızıl Sultan’ dedikleri ama aslında ‘Ulu Hakan’ olan İkinci Abdulhamit Han böyle bir İslâm Birliği önderi olarak Osmanlı devletini en zor döneminde gerek içeride ve gerekse dışarıda yapılan bütün düşmanlıklara, entrikalara, hilelere karşı 33 sene başarıyla idare etti.
 
II. Abdülhamid döne¬minde İslâm âleminde ortak bir şuurun uyandığı inkâr edilemez. Doksanüç Harbi’nden itibaren Osmanlı Devleti’ni ilgilen¬diren milletlerarası gelişmelerde, özellik¬le de 1890’lardaki Ermeni olayları ile Osmanlı-Yunan Savaşı’nda dünya Müslümanlarının ortaya koyduğu tepki ve Hicaz demiryolu projesinde sergilenen olağan üstü dayanışma söz konusu şuurun gös-tergeleri olmuştur. Bu hususta II. Abdülhamid’in gerek şahsiyet olarak gerekse bizzat gelişmeleri yönlendiren kişi sıfa¬tıyla merkezî konumda bulunduğu açık¬tır. Nitekim daha sonra Osmanlı idaresini ellerine alan İttihatçılar bu durumu itiraf etmek zorunda kalmışlar ve O’nun siyase¬tinin mirasından faydalanma yoluna git-mişlerdir. Trablusgarp ve Balkan savaşla¬rında İslâm âleminden destek alabilmek için ittihad-ı İslâm’a yapılan vurgular, 1. Dünya Savaşı’ndaki ‘cihad-ı ekber’ ve ‘cihad-ı mukaddes’ ilanlarıyla en üst düzeye çıktı. Ancak bu dönemde neredeyse İslâm dünyası diye bir güç kalmamıştı. Millî Mü¬cadele sırasında da dünya Müslümanlarına birlik ve dayanışma mesajları gön¬derilerek destek olmaları istenmiştir. Bu çağrılara karşılık özellikle Orta Asya ve Hindistan Müslümanlarından önemli miktarda malî yardımın Türkiye’ye ulaş¬tığı bilinmektedir. Hilâfetin ilgasından sonra (3 Mart 1924) ittihad-ı İslâm bir politika olarak artık gündemden çıkmış, bunun yerine bağımsızlığını kazanan Müslüman ülkeler arasında dinin özün¬deki dayanışma duygularının da yardı¬mıyla oluşturulacak ilmî, iktisadî, kültü¬rel ve siyasal organizasyonlarla iş birliği ve yardımlaşma imkânlarının hazırlan¬ması hedeflenmiştir. İslâm Konferansı Teşkilâtı bunlardan biridir. 
YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
ABD ziyareti bir daha düşünülmeli
Irak'tan PKK açıklaması
Saldırı hazırlığındaki teröristlere hava harekatı
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
Diyanet’in 'Kutlu Doğum Haftası' muamması
Hayati OTYAKMAZ
Peygamber (s.a.v) Efendimizin Güzel Hayatından Örnekler
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Endişeliyiz ama Korkmuyoruz
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
İsteğe bağlı prim ödemek aile yardımını kesmez
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Bunlara Cevap Verebilecek Biri Var mı?
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Küresel Emperyalizmin Tutsakları
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Trump’ın Suudi Arabistan Ziyareti’nin Hatırlattıkları...
Zeki CEYHAN
Günahından değil!
Mevlüt ÖZCAN
Oruç ayı Ramazan
Mahmut TOPTAŞ
Ücretsiz faaliyet/eylem yoktur
Prof.Dr.Ata ATUN
Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya biz?
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 5:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Haram ve zulüm düzeni ve Ak parti
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
İçten patlama
Şakir TARIM
Bir adanmış başkan: Adnan Demirtürk
İsmail KILLIOĞLU
“Ağaç kesen, baş keser”
İbrahim VELİ
Senden sorulur!
Abdülkadir ÖZKAN
Sat silahı al parayı, sonu ne olursa olsun!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz