2 Zi'l-ka'de 1438 | 26 Temmuz 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
17/06/2013 - 09:35
Mustafa BİLGEN

İsmini Hz Muhammed (s.a.v.)’in amcası Abbas b. Abdü’l-Muttalib b. Hâşimden alan bu hanedana ilk atalarına nisbetle ‘Hâşimîler’ de denilmektedir.

İslâm dünyasında Emevîler’in yerine Abbasilerin yönetimi ele geçirmesiyle idarî, askerî, siyasî ve ilmî sahalarda çok büyük değişiklikler olmuş, Abbasîlerin iktidara geldikleri 750 yılı, İslâm tarihinin en önemli dönüm noktalarından birini teşkil etmiştir. Ab­basîlerin iktidara gelmesi, Emevî idare­sinden memnun olmayan grupların li­der kadrolarının temsil ettiği ve öncü­lüğünü yaptığı yoğun bir propaganda ve teşkilâtlanan büyük bir kitlenin faa­liyeti neticesinde mümkün olmuştur. Emevî halifelerinin bir asır kadar de­vam eden idarelerinde benimsedikleri siyasî görüşler ve yaptıkları uygulama­lar, geniş bir sahaya yayılmış bulunan İslâm toplumu içinde çeşitli gayri mem­nun unsurların ortaya çıkmasına ve so­nunda Emevî hanedanının yıkılmasına yol açmıştır.

Hz Muhammed (s.a.v.)’in kurduğu İslâm Devletinin aslî unsurunu Araplar mey­dana getiriyor ve devletin kurulduğu Arabistan’da pek az gayr-i Müslim ya­şıyordu. Hulefâ-yi Râşidîn devrinde ya­pılan fetihlerle Mısır, Suriye, Irak ve İran ülke topraklarına katıldı. Emevîler devrinde de devam eden bu fetihler sa­yesinde devletin sınırları Endülüs’ten Orta Asya içlerine kadar uzanmıştı. Arap fatihler, fethettikleri ülkelerin sa­kinlerine, cizye ödemek şartıyla eski dinlerine bağlı kalma hakkını tanıdıkları gibi, İslâmiyet’i kabul edenlere de ken­dileriyle eşit haklar tanıyorlardı. İslâm’ın bizzat kendi bünyesinde bulunan bu düşüncenin Hulefâyi Râşidîn devrinde uygulandığı görülmektedir. Ancak Em­evî halifeleri, İslâm’ın ön gördüğü dev­let reisliği yerine, Arap asil sınıfına da­yanan hükümdarlığı getirdiler; böylece cihanşümul İslâm devleti yavaş yavaş etnik unsura dayalı bir devlet halini al­dı. Emevîler zamanında giderek imti­yazlı bir sosyal sınıf durumuna gelen Araplar arazi vergisinden muaftılar ve ordugâh şehirlerini meydana getirmek için yalnız onlar silah altına alınmıyorlar­dı. Divana kaydedilen askerlerin büyük bir kısmı Araplar’dan meydana geliyor, her türlü tazminat ile fethedilen bölge­lerden gelen ganimet ve para dışında ayrıca aylık ve yıllık alıyorlardı.

 

Hz Osman (r.a.)’ın şehid edilmesinden sonra meydana gelen hadiseler, İslâm dünyasında asırlarca devam edecek karışıklıkların çıkmasına sebep olmuş ve İslâm Birliği yara almaya başlamıştır. Emevîler ve bu ailenin reisi durumunda olan Suriye Valisi Muaviye b. Ebû Süfyân, Hz Osman (r.a.)’ın öldürülmesini ba­hane ederek Hz Ali (r.a.)’nin halifeliğini ka­bul etmedi. Bunun üzerine meydana gelen gelişmeler sonucu Cemel ve Sıffîn savaşlarında Müslümanlar karşı karşıya gelmiş ve kardeş kanı dökülmüştü. 661 yılında Hz Ali (r.a.)’nin de öldürülmesi ve oğ­lu Hasan’ın halifelikten feragat etme­siyle Muâviye’nin halifeliği kesinleşti. Ancak Hz Ali (r.a.) taraftarları Irak’ta iktida­ra karşı sert bir muhalefet başlattılar. Muâviye’nin Irak Valisi Ziyâd b. Ebîh’in katı tutumu, aradaki gerginliği daha da arttırdı. Bilhassa 680 yılında Hz Hüseyin (r.a.)’in şehid edilmesiyle sonuçlanan Kerbelâ faciası, iktidara karşı yapılan mü­cadeleleri daha da sertleştirdi. Şiî propagandası kısa sürede etkili oldu ve doğu eyaletlerinde kalabalık bir taraf­tar kitlesi meydana getirdi. Mevâlî, Şiîler’in görüşleri doğrultusunda Hz Peygamber (s.a.v.)’in neslinden gelen meşru bir halife fikrini benimsedi. Böylece mevâlî ile Şiîler arasında Emevî iktidarı­na karşı bir ittifak kurulmuş oluyordu. Bu arada Sıffîn Savaşı’ndan sonra orta­ya çıkan Haricîler, devamlı isyan halinde idiler ve az da olsa devlet otoritesinin zayıflamasına sebep olmuşlardır.

Emevî hilâfetinin başlıca zaaflarından birisi de Arap kabileleri arasında ardı arkası kesilmeyen mücadeleleri önle­memiş olması ve hatta bizzat bu müca­delelerin içine girmiş bulunmasıdır. Arap geleneği, kabileleri kuzey ve güney Arap­ları olmak üzere iki kısma ayırıyordu. Kabileler arasında İslâm’dan önce görü­len rekabet ve savaşlar İslâmiyet’le bir­likte büyük çapta ortadan kalkmıştı. Ancak fetihlerden sonra siyasî ve ikti­sadî menfaatler eski düşmanlıkları ye­niden körükledi. Yeni kurulan ordugâh şehirlerinde bu kabileler belirli yörelere yerleştirildiler. İslâmî devirde kuzey ve güney Arapları arasındaki ilk sürtüşme­ye Muâviye zamanında rastlanmakta­dır. Bu mücadeleler devlet otoritesinin zayıf olduğu dönemlerde çok kanlı mecralara sürüklenmekteydi.

Abbasîler hi­lâfet makamını ele geçirmek için bütün bu şartlan kendi lehlerine ustaca kul­lanmasını bilmişler, yavaş ve emin adımlarla hedeflerine doğru ilerlemiş­lerdir. Ülke çapında yaygın olan mem­nuniyetsizlikten faydalanan Abbasîler, kısa zamanda Emevîlere karşı başlatı­lan harekete yön verir hale geldiler. Hz Peygamber (s.a.v.)’in amcası Abbas (r.a.) ve oğlu Abdullah siyasî olaylara katılmamış, ilimle meşgul olmuşlardır. Abdullah’ın oğlu Ali de babasının siyasetini takip etmiş, ancak I. Velîd tarafından baskıya maruz kalınca Dımaşk’ı terk ederek 714 yılında, Suriye hac yolu üzerinde bulu­nan Humeyme’ye gitmek zorunda kal­mıştı. İşte burada, İslâm’daki siyasî mücadelenin belki en eski ve en ince propaganda hareketi başlamış oldu.

Abbasîler daha harekete geçmeden önce Horasan’da kuvvetli bir güç olan Şiîler faaliyet halinde idiler. Şiiler Hz Muhammed (s.a.v.)’in ailesinden birinin halife olmasını istiyorlardı. Bu devirde Şiîlerin büyük bir kısmı Hz Ali (r.a.)’nin oğlu Muhammed b. Hanefıyye’nin oğlu Ebû Hâşim’in etrafında toplanmıştı. Ebu Hâşim ikametgâhını Humeyme’ye nak­letti ve Abbasîler ile temasa geçti. Hat­ta bir rivayete göre, 98 (716-17) yılında vefatı sırasında imameti Muhammed b. Ali b. Abdullah’a vasiyet etmişti. Böyle­ce Abbasîler daha başlangıçta Şiîlerin desteğini sağlamış oldular.

Abbasî faali­yetlerinin merkezi Küfe olup bu faali­yetleri yürüten teşkilât 718 yılında kurulmuştu. Kaynaklar ilk önce Arap’tan Arap’a yapılan propagandanın başladığı tarihi H.100 (718) yılı olarak vermektedir­ler. Ancak bu konuda kesin bir şey söylemek oldukça güçtür. Zaten ilk faa­liyetler hakkında verilen bilgiler de ka­rışıktır. İlk zamanlar Abbasî taraftarları ağır darbeler yemişler, fakat faaliyetle­rinden vazgeçmemişlerdir. Abbasî hareketini on iki ‘Nakîb’ ve bunlara bağlı yetmiş ‘Dâî’ büyük bir gizlilik içinde yürütüyordu.

Abbasî ihtilâlinin karakteri ve ihti­lâlcilerin esas istekleri hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. 19. yüzyı­lın bazı Batılı tarihçileri, Emevîler’le Abbasîler arasındaki mücadeleyi Araplarla İranlı unsur arasında ırkçı bir mücadele olarak kabul etmekteydiler. Daha sonra yapılan yeni araştırmalar bu görüşün doğru olmadığını ortaya koymuştur. İhtilâl hareketi her ne ka­dar İranlı unsurun yoğun olduğu Horasan’da başlamış ve ilk başarısını orada kazanmışsa da ihtilâlin elebaşıları Araplardır. On iki nakîbden sekizi Arap, dördü mevâlî idi. Ayrıca Horasan’ın çeşitli şehirlerinde çok sayıda Arap yerleşmiş ve bunların büyük bir kısmı Abbasî ordusu içinde yer almıştı. Abbasî ihtilâli, yukarıda sebepleri açık­lanırken belirtildiği gibi. Emevî hane­danına karşı cephe almış çeşitli unsur­ların beraberce hareket etmeleri so­nunda başanya ulaşmıştır. İhtilâli ha­rekete geçiren ve başarıya ulaştıran güç ırkî bir temele değil, muhtelif menfaat gruplarının ittifakına dayanı­yordu.

Abbasîler hilâfeti ele geçirdiklerinde, genellikle Emevîlerin temsil ettiği ‘Mülk-devlet’ yerine, dine dayalı devlet şeklinde gerçek halifelik fikir ve idealini temsil eden kimseler olarak karşılandılar. Halife cuma namazların­da Hz Peygamber (s.a.v.)’in hırka-i şerifini (bürde) giyiyordu. Etrafını, himayesi al­tında tuttuğu ve devlet işlerinde tavsi­ye ve görüşlerini aldığı fakihler ve di­ğer din âlimleri çeviriyordu. Abbasî ha­lifeleri, yerlerini aldıkları Emevî halife­leri gibi dünyevî zihniyet ve temayülde oldukları halde, etrafa karşı dindar ve zâhid görünmeyi ihmal etmiyorlardı.

Abbasîler, hilâfet merkezi olarak Su­riye yerine Irak’ı tercih ettiler. Birinci halife Ebü’l-Abbas es-Seffâh, Fırat’ın doğu yakasında bulunan küçük Hâşimiyye şehrini merkez yaparak bir süre orada oturdu. Kısa bir müddet sonra da merkez Enbâr’a nakledildi. İkinci Abbasî halifesi ve birçok bakımdan hanedanın gerçek kurucusu olan Ebu Ca’fer el-Mansûr, Dicle kıyısında, Sâsânî İmparatorluğumun eski başşeh­ri Medâin harabeleri yakınında bulu­nan ve Abbasîlerin sürekli başşehri olacak yeni bir şehir kurdu. Resmî adı Medînetüsselâm olmasına rağmen bu­rası, aynı yerde bulunan eski bir İran köyünün adıyla ‘Diyar-ı Bağdad’ olarak tanınmıştır. Hilâfet merkezinin değişmesinin önemli sonuçları olmuştur. Bu değişiklikle idarenin ağırlık merkezi, bir Akdeniz ülkesi olan Suriye’den, sulanabilen zengin bir vadi ve birçok ti­caret yollarının kavşağı olan Irak’a geçmiş, böylece Bizans yerine İran’ın tesiri yoğunluk kazanmıştır.

Abbasî ihtilâlinin başarıya ulaşması ile birlikte Araplar ve özellikle Suriyeli­ler için hâkimiyet devri sona ermiş oluyordu. Böylece Arap ve mevâlî ara­sındaki fark ortadan kalkmış, hatta mevâlî Araplara karşı üstünlük bile kazanmıştı. İhtilâlin ağır yükünü omuzlarında taşıyan Horasanlılar dev­letin yüksek makamlarını paylaştılar. Hareketin lideri Ebû Müslim büyük bir nüfuz ve iktidar sahibi oldu. İlk Abbasî halifesi âdeta O’nun gölgesinde yaşıy­ordu. Halife Mansûr, Ebû Müslim’in bu hâkimiyetine tahammül edemeyerek O’nu öldürttü. Ancak bununla devlet içindeki İran nüfuzu kırılmış olmuyor­du. Bermekî vezir ailesi, Mansûr dev­rinden itibaren uzun müddet iktidarını devam ettirdi. Bu sefer de Bermekîler devlet içinde halife kadar kudret sahibi olmuşlardı. 803 yılında Harûn Reşîd bir bahane ile Bermekî ailesini berta­raf etti. Hârûn Reşîd’in ölümünden sonra, oğullan Emîn ve Me’mûn ara­sındaki hilâfet mücadelesi, aynı za­manda Arap ve İranlı unsurun iktidar mücadelesi idi. Anne ve baba tarafın­dan Abbasî ailesine mensup olan Emîn’i Araplar, annesi İranlı bir câriye olan Me’mûn’u da İranlılar destekliyor­du. Neticede Me’mûn’un galip gelmesi, Arapları devlet idaresinden tamamen uzaklaştırdı.

Halife Me’mûn’un ölümünden sonra kardeşi Mu’tasım Türklerin desteği sa­yesinde hilâfet makamına geçti. O da ağabeyi gibi çeşitli Türk ülkelerinden birlikler getirmeye devam ederek kısa zamanda ordunun büyük kısmını Türk­lerden meydana getirdi. 836’da Sâmerrâ şehrini kurarak Türk birlikleriyle beraber hilâfet merkezini oraya naklet­ti. Böylece 892 yılına kadar devam ede­cek olan ‘Sâmerrâ devri’ başlamış olu­yordu. Türk kumandanları yavaş yavaş idarî kadrolara da hâkim olarak devle­tin yönetiminde büyük ölçüde söz sahi­bi oldular. Halife Mütevekkil’den itiba­ren istediklerini halife yapıyor, isteme­diklerini bu makamdan uzaklaşıyorlardı. Diğer taraftan halifeler de Türklerin baskısından kurtulmak için gayret sarf ediyor ve fırsat buldukça Türk kumandanlarını öldürüyorlardı. Türklerle halifeler arasındaki bu müca­dele, 892 yılında merkezin tekrar Bağ­dat’a nakledilmesine kadar devam etti. Fakat hilâfet merkezinin Bağdat’a nak­ledilmesi, halifelik müessesesinin siyasî nüfuzu bakımından büyük bir değişiklik meydana getirmedi. Halife Mu’tazıd devrinde kısmî bir toparlanma olduysa da O’nun ölümüyle durum tekrar eski haline döndü. Bu sefer de devlet erkânı arasındaki rekabet halifeliği yıpratıyor­du. Halife Râzî, bu duruma son vermek maksadıyla âdeta halifelik yetkileriyle donattığı Muhammed b. Râik el-Hazarîyi emiri’l-ümerâ tayin etti (936). Ancak bu tedbir de beklenilen sonucu vermedi. Bu sırada imparatorluk iyice parçalanmış ve halifenin sözde iktidarı, Irak’ın bir kısmıyla sınırlı kalmıştı.

Abbasî hilâfeti için bütün bunlardan çok daha kötü bir gelişme, 945 yılında Büveyhîler’in Bağdat’ı işgal etmeleri ol­muştur. İranlı ve Şiî bir hanedan olan Büveyhîler. IX. yüzyılın ortalarına doğru Fars, Hûzistan, Kirman ve Cibâl bölgelerinde hâkimiyet kurmuşlardı. Abbasî Halifesi Müstekff, Büveyhîler’den Muizzüddevle Ahmed’e ‘emîr’ül-ümerâ’lık payesi vermek zorunda kaldı. Böylece Abbasî hilâfeti Şiî bir hanedanın baskısı altına girmiş oluyordu. Büveyhîler’in Bağdat’a hâkim oldukları bir asırdan fazla zaman içinde halifeler onların kuklaları durumuna düşmüşler, bütün siyasî ve askerî otoritelerini kaybetmiş­lerdi. Buna karşılık Büveyhîler, merkezî hükümetin meşruiyet kaynağı ve dinî lider olarak Abbasî halifelerini başta tuttular. Ancak istediklerini halife yapı­yor, istemediklerini de hiçbir zorlukla karşılaşmadan bertaraf edebiliyorlardı. Artık Bağdat İslâm dünyasının bir mer­kezi olmaktan çıkmıştı. XI. yüzyılın orta­larında Büveyhîler güçlerini kaybettiler. Bu dönemde Arslan el-Besâsîrî Bağ­dat’a hâkim olarak hutbeyi Fatımî hali­fesi adına okutmaya başladı

Abbasî hilâfetinin resmen ortadan kaldırılmaya teşebbüs edildiği bu sıra­larda İran’da yeni bir güç ortaya çık­mıştı. Bu güç, Sünnî inancı benimsemiş olan Selçuklular idi. Arslan el-Besâsîrî’nin hutbeyi Fatımî halifesi adına okutması, Selçuklular’ı harekete geçirdi. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, 1055 yılın­da Bağdat’ı Arslan el-Besâsi’rîden kur­tararak halifeye dinî itibarını iade etti. Yanm asır kadar halifeler, Selçuklular’ın siyasî hâkimiyetleri altında varlık­larını devam ettirdiler. Selçuklular yal­nız Bağdat’ı değil, bütün İrak ve Suri­ye’yi de Fatımî tehlikesinden kurtardı­lar. Aynı zamanda, başta Bağdat olmak üzere başlıca büyük şehirlerde medre­seler kurarak fikrî bakımdan da Şiîler’e karşı harekete geçtiler. Ancak Büyük Selçuklu İmparatorluğumun taht kavgaları sebebiyle zayıflamaya başladığı sıralarda, Abbasî halifeleri maddî ikti­darı da ele geçirmek üzere harekete geçtiler. Fakat bilhassa Halife Nâsır’ın halefleri onun başlattığı siyaseti devam ettirecek kudrette olmadıkları için, Ab­basî hilâfeti tekrar eski haline dönmek­te gecikmedi. 1194’te Irak Selçuklu Sul­tanı Tuğrul, Hârizmşah Tekiş’e mağlûp olunca, onun hâkimiyeti altındaki ülke­ler Hârizmşahlar’ın eline geçti. Bu sefer de Abbasî halifeleri ile Hârizmşahlar karşı karşıya geldiler. Bazı rivayetlere göre Halife Nasır, yeni rakiplerini daha tehlikeli bularak bu sırada bütün As­ya’yı kasıp kavurmakta olan Cengiz Han’dan yardım istedi. Gerçekten de Alâeddin Tekiş’ten sonra tahta geçen Hârizmşah Muhammed (s.a.v.), Abbasî hilâfeti­ni ortadan kaldırmayı düşünüyordu. Ancak Moğol tehlikesi bu tasavvurun gerçekleşmesine fırsat vermedi.

Emevî hanedanı zamanında İslâm im­paratorluğunun sınırları Türkistan içle­rinden Pirene dağlarına, Kafkaslardan Hint Okyanusu’na ve Büyük Sahra içle­rine kadar uzanıyordu. Bu sınırlarıyla tarihinde en büyük imparatorlukların başında yer alıyordu. Ancak o zamanın şartları göz önüne alınacak olursa, bu kadar geniş bir imparatorluğu ayakta tutmanın kolay olmayacağı kendiliğin­den ortaya çıkar. Nitekim Abbasîler’in iktidara geldiği ilk yıllardan itibaren kopmalar başladı. Abbasî katliamından kurtulabilen Halife Hişâm’ın torunu Abdurrahman b. Muâviye, Mısır ve Kuzey Afrika yoluyla Endülüs’e gitmeye mu­vaffak oldu. Abdurrahman, Endülüs’ün içinde bulunduğu karışık durumdan faydalanarak 756 yılında bağımsız bir hükümdar gibi hareket etmeye başladı. Halife Mansûr. Abdurrahman üzerine kuvvetler sevkettiyse de bir sonuç ala­madı ve Endülüs böylece imparatorluk­tan resmen kopmuş oldu. Endülüs’ün istiklâlini kazanmasından sonra yavaş yavaş bütün Kuzey Afrika’da bağımsız ve yan bağımsız devletler ortaya çık­maya başladı. 758’de, merkez Sicilmâse olmak üzere resmen Abbasîler’e bağlı olan Haricî Midrârîler 777’de Batı Ce­zayir’de Rüstemîler, 789’da Fas’ta İdrîsîler ve 800’de İslâm coğrafyacıları­nın İfrîkıyye adını verdiği Tunus’ta istik­lâllerini kazanan Ağlebîler bunlar ara­sında sayılabilir.

9. yüzyılın ortalarından itibaren Abbasîler’in nüfuzu Mısır’dan batıya geçemiyordu. Hatta 868-905 yılları arasında Türk Tolunoğulları ile 935-969 arasında İhşîdîler Mısır ve Suriye’ye hâkim olarak batıdaki sınırı iyice daraltmışlardı. Doğu eyaletlerindeki du­rum da batıdakinden pek farklı değildi. 819 yılından itibaren Horasan ve Mâverâünnehir’de Sâmânîler, 821 yılında Ho­rasan’da Tâhirîler ismen halifeye bağlı olmakla beraber iç ve dış işlerinde ta­mamen bağımsız hareket ediyorlardı. 867 yılında Sîstan bölgesinde ortaya çıkan Saffârîler, Bağdat halifesi ile uzun ve çetin mücadelelere giriştiler. Suriye ve el-Cezîre’de Hamdânîler 905 tarihinden itibaren bağımsızlıklarını ka­zanmışlardı. IX. yüzyılın ortalarına doğ­ru halifenin maddî nüfuzu Bağdat ve çevresine münhasır kalmıştı.

Abbasîler devrinde siyasî, iktisadî ve dinî sebeplere dayanan isyanlara sık sık rastlanmaktadır. 752’de Suriye’de Eme­vî hanedanının haklarına sahip çıkmak isteyen bir isyan oldu. İsyan çabuk bastırıldı. Ancak Emevî taraftarları, Emevîlerin bir gün yeniden dönerek adaleti tesis edeceklerine inanıyor, pek tehlikeli boyutlara varmamakla birlikte Suriye’de zaman zaman ayak­lanıyorlardı. Diğer taraftan Şiîler, ba­şarıya ulaşmasında büyük ölçüde yar­dımcı oldukları ihtilâlden sonra Abbasî ailesinin hilâfete geçmesini hazmede­miyorlar ve hilâfetin kendi hakları ol­duğunu açıkça ilân ediyorlardı. Nite­kim Hz Ali (r.a.)’nin oğlu Hasan’ın soyun­dan gelen Muhammed en-Nefsü’z-Zekiyye ve kardeşi İbrahim, halifelik id­diasıyla harekete geçtiler. Uzun müd­det gizli çalışan ve halifenin takibin­den kurtulmak için devamlı yer değiş­tiren bu iki kardeş, nihayet ailelerine yapılan baskıya dayanamayarak orta­ya çıktılar ve Mansûr’a karşı harekete geçtiler. Ancak 762 yılında Muhammed ve ertesi yıl da İbrahim yakalana­rak idam edildi. Şiîler’in isyanları bu­nunla bitmedi. Fırsat buldukça ortaya çıktılar; fakat bir sonuç elde edemedi­ler. Ancak bunlardan daha önemlisi, Halife Mansûr’un 755 yılında Ebû Müslim’i öldürtmesi bahane edilerek İran’da başlatılan bir seri isyandır. Bu isyanların temelinde belirli bir noktaya kadar milliyetçi fikirler bulunuyordu. İsyan hareketinin altında yatan dinî ideoloji ise İran menşeli idi. Ebû Müslim’in ölüm haberi Horasan’a ula­şınca, muhtemelen O’nun yakın adam­larından Sunbaz adında bir kumandan Rey’i ele geçirerek Hemedan üzerine yürüdü. Rey ile Hemedan arasında ha­life kuvvetleriyle yaptığı savaşı kaybeden Sunbaz, Taberistan’a kaçtıysa da yakalanarak idam edildi. Yine aynı tarihlerde Ebü Müslim’in adamlarından İshak et-Türkî, Mâverâünnehir’de is­yan etti ve iki yıl halife kuvvetlerini uğraştırdı. 757 yılında Üstâzsîs adlı birisi Herat, Bâdgîs ve Sîstan tarafların­da ayaklandı; bir yıl kadar süren mü­cadeleden sonra isyan bastırıldı ve Üs­tâzsîs esir edildi. Horasan’daki isyan­ların en tehlikelisi, Mukanna’ (Peçeli) isyanıdır. Fikirleri bugünkü komünizme benzeyen Mukanna’ın isyanı, ancak 789 yılında bastırılabildi. Halife Mehdî za­manında eski İran dinlerini ihya etmek için daha birçok ayaklanma olmuştur. Bütün bu olaylar üzerine, isyanları bas­tırmakla görevli Dîvânü’z-zenâdıka adı verilen bir müessese de kurulmuştur.

 

(Devam edecek)

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
İşgal polisi, Aksa kapısındaki cemaate saldırdı
20 Temmuz yeniden doğuştur
Adalet Bakanı Bozdağ'dan 'tek tip kıyafet' açıklaması
Allah’a şükür salâlar galip geldi
Darbenin üssüne yürüyoruz
Karamollaoğlu: Akla ziyan bir tutuklama
Suudi Arabistan'dan Katar açıklaması
Avusturya'dan Zeybekci'ye giriş yasağı
Başbakan Yıldırım: 'Sağlık olsun Türkiye Kıbrıs için elinden geleni yaptı'
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa İŞCAN
SGK ve 15 Temmuz gazilerinin hakları
Atilla MEHDİGİL
Kral çıplaak! Kral çıplaak! Kral çıplaak!
Mustafa KAYA
Durun Siz Eski Müttefiksiniz
Hayati OTYAKMAZ
"Erkekler gibi savaşamadın, bari oturup kadınlar gibi ağla"
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Ekrem ŞAMA
15 Temmuz programları
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Ah köylüm vah köylüm
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
İman kardeşliği
Ali Haydar HAKSAL
Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Batı Cephesi”ndeEvanjelik Çatlamalar!
Zeki CEYHAN
Kızmak yerine!
Mevlüt ÖZCAN
Sihir ve büyü helak eder
Mahmut TOPTAŞ
Filozoftan hadisçi olursa
Prof.Dr.Ata ATUN
Anastasiadis’in politik iflası
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm Coğrafyası ve “Kaostan Kaynaklanan Düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Kudüs için kıyam etmek
Mustafa YILDIRIM
Yaş yetmiş hâlâ emekli olamamış
Burak KILLIOĞLU
Sessizlik ve atalet…
Şakir TARIM
Yeni 15 Temmuzlar yaşanmaması için
İsmail KILLIOĞLU
Kör göze sürme çekmek
İbrahim VELİ
Olağanüstü miting olağandışı katılım
Abdülkadir ÖZKAN
Başarısız darbe ABD’yi çıldırtmış olmalı!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz