26 Şaban 1438 | 22 Mayıs 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
10/06/2013 - 09:27
Mustafa BİLGEN

Muâviye’nin 60 yılı Receb ayında vefatının ardından başşehir Dımaşk’ta (Şam) ve diğer merkezlerde Yezid’e biat edildi. Bu konuda problem çıkaran tek şehir Medine oldu. Yezid’in halifeli­ğini tanımayan Hz Hüseyin ve Abdullah b. Zübeyr, kendilerinden zorla biat al­makla görevlendirilen valinin takibatın­dan kurtularak Mekke’ye gittiler. Onla­rın bu davranışıyla birlikte Muaviye za­manında kontrol altında tutulan muha­lefet harekete geçti. Bu işin başını da Küfeliler çekiyordu. Bunlar Mekke’ye sı­ğınan Hz Hüseyin (r.a.)’e elçi ve mektuplar göndererek kendisini Kûfe’ye davet et­tiler. Davetlerini kabul edip şehirlerine geldiği takdirde kendisini halife ilân ede­ceklerini ve bayrağı altında Yezid’e kar­şı savaşacaklarını bildirdiler. Hz Hüse­yin (r.a.)’in durumu araştırmak üzere gönder­diği amcasının oğlu Müslim b. Akil Kûfe’de çok müsait bir zemin buldu; barışsever vali Nu’mân b. Beşîr’in müsama­hasından da faydalanarak Hz Hüseyin (r.a.) adına halktan biat aldı. Ardından da Hz Hüseyin (r.a.)’i Kûfe’ye çağırdı.

Gelişmelerden haberdar olan Yezîd, Basra Valisi Ubeydullah b. Ziyâd’ı Küfe valiliğine getirerek isyanı önlemekle gö­revlendirdi. Göreve başladıktan hemen sonra Müslim b. Akil ve arkadaşlarını öl­dürten Ubeydullah, gönderdiği kuvvet­lerle Kûfe’deki yeni gelişmelerden ha­bersiz olarak Kûfe’ye gelmekte olan Hz Hüseyin’in yolunu kestirdi. 10 Muhar­rem 61 Cuma günü Kerbelâ’da cereyan eden çarpışmalarda Hz Hüseyin (r.a.) ve beraberindekilerin tamamı­na yakını hunharca katledildi. İslâm tarihinin en büyük faciası olan ve asırlar­ca devam edecek mücadelelerin teme­lini teşkil eden bu hadise, Şiîliği siyasî bir taraftarlık olmaktan çıkarıp hilâfe­tin Hz Ali (r.a.) evlâdının hakkı olduğu inan­cını bir nas (kesin hüküm) olarak kabul eden bir grup haline getirdi. İslâm Birliğinin aldığı en büyük yara bu olaydır. Müslümanların iki züm­reye ayrılmasının esasını teşkil eden bu facia yüzünden başlatılan isyanlar Emevîler’in yıkılışının önemli sebeplerinden biri olmuştur. Halkın Emevî idaresine karşı nefret duygularını tahrik eden bu olay Hicaz bölgesini daha duyarlı hale getirdi. Hz Hüseyin (r.a.)’in şehadetinden son­ra Mekke’de yalnız kalan Abdullah b. Zübeyr’in gizlice biat almaya başlaması ve Emevî valisinin namazda imamlığına engel olması, öte yandan Medine halkının sefihliği ve eğlenceye düşkünlüğü yüzünden Yezîd’e biattan ayrılması bölge­de Emevî otoritesini iyice sarstı. Yezîd’in bu isyanları bastırmak için gönderdiği Suriyeli askerlerden oluşan 12.000 kişi­lik bir ordu, Harre Savaşı’nda Emevî yönetimine karşı isyan eden Medineliler’i bozguna uğrattı; hatta rivayete göre kazandığı zaferin ardından şehri yağma­lamaktan ve şehirde pek çok kötülüğü işlemekten çekinmedi. Daha sonra Mekke üzerine giden ordu şehri muhasara ederken Yezîd’in ölüm haberi gelince kuşatmayı kaldırarak Dımaşk’a döndü.

Devlet işlerinden ziyade eğlence âlem­leriyle meşgul olan Yezîd, Hz Hüseyin (r.a.)’in öldürülmesi ve mukaddes şehirlerin ta­lan edilmesi, Kâbe’nin mancınıkla taş­lanması gibi icraatları yüzünden Müslümanların hafızasında İslâm tarihinin en kötü isimlerinden biri olarak yer etmiş­tir. Yezid’in yerine geçen ve çok kısa sü­ren halifeliği sırasında önemli bir icra­atı olmayan oğlu II. Muâviye’nin ölümü­nü Emevî tahtını sarsan hadiseler takip etti. Muâviye’nin başarılı siyasetiyle ört­bas ettiği ihtilâflar daha da kuvvetlene­rek ortaya çıktı. Fikri anlaşmazlık, kabilecilik ve bölgeler arası rekabet gibi se­beplere dayanan bu ihtilâflar yüzünden Müslümanlar ikinci bir iç savaşın eşiği­ne geldiler. Abdullah b. Zübeyr, II. Muâ­viye’nin ölümünden sonra Mekke’de mu­halefetini devam ettirdiği gibi Ehl-i beyt mensuplarının desteğini de sağlayarak Irak’ta nüfuz tesis etmişti. Emevîler’in merkezi Dımaşk’ta dahi Kays kabilesi onu destekliyordu. Emevî hanedanının devamını sağlayacak Mervân b. Hakem dahi iktidara gelme ümidini kaybederek Abdullah b. Zübeyr’e katılmayı düşünü­yordu. Ancak bu sırada Basra’dan Dı­maşk’a gelen Ubeydullah b. Ziyâd’ın tek­lifi üzerine halifeliğe niyetlendi. Mervân bu maksatla yapılan Câbiye görüşmele­rinden halife olarak çıkmayı başardı. Su­riye’nin büyük kabilesi Benî Kelb’in desteklediği Yezîd’in oğlu Hâlid birinci Eme­vî ailesinden Amr b. Saîd ei-Eşdak ise ikinci veliaht kabul edildi.

Mervân’ın babası Ümeyye oğulların­dan Hakem b. Ebü’l-Âs. İslâmiyet’i ka­bulünden önce Hz Peygamber’e düş­manca tavır takınan, hatta ona eziyette bulunanlardandı. İslâmiyet’i kabul ettik­ten sonra da samimi bir Müslüman ola­mamış, Müslümanların sırlarını ifşa et­tiği için Hz Peygamber (s.a.v.) tarafından Taif’e sürülmüştü. Hakem ve oğlu Mervân’ın sürgündeki yaşantıları Hz Ebu Bekir (r.a.) ve Hz Ömer (r.a.) dönemlerinde de devam et­miş, ancak Hz Osman (r.a.) halife olduktan sonra O’nun müsaadesiyle Medine’ye ge­lebilmişlerdi. Hz Osman (r.a.) kendilerine bir­çok ihsanda bulunmuş, Mervân’ı da devlet kâtipliği gibi en yüksek bir makama getirmiştir. Mervân kısa bir süre sonra halife adına kararlar vererek icraatlar­da bulunmuştur. Mervân’ın halife olma­sıyla başşehir Dımaşk’ta tehlike orta­dan kalkmış olmuyordu. Çünkü Kays ka­bilesi Abdullah b. Zübeyr’i destekleme­ye devam ediyordu. Mervân, Benî Kelb kabilesi ve Emevî hanedanına sadık Su­riye ordusu sayesinde Mercirâhit Savaşı’nda (64/684) Dahhâk b. Kays kuman­dasındaki Kaysîler’i mağlûp etmeyi başararak hâkimiyetini sağlamlaştırdı. Eme­vî iktidarının devamını sağlayan bu sa­vaş, Kelb ve Kays kabileleri arasında so­nu gelmeyen kabile savaşlarının ilk hal­kasını teşkil etmiş, aynı zamanda Eme­vî hâkimiyetinin temellerini sarsan bir savaş olmuştur. Mercirâhit zaferiyle Suriye’yi itaat altına alan Mervân, Filistin’e yönelen Abdullah b. Zübeyr’in saldırıla­rını durdurdu ve bizzat Mısır üzerine yü­rüyerek bölgeyi onun taraftarlarının elin­den aldı. Mısır dönüşünden kısa bir sü­re sonra da öldü (65/685). Mervân, Câ­biye toplantısında halifeliğe yükselebil­mek uğruna veliahtlıklarını kabul etmek zorunda kaldığı Hâlid b. Yezîd ile Amr b. Saîd’i. oğulları Abdülmelik ve Abdülazîz lehine bu makamdan uzaklaştırmak için çok uğraşmış ve neticede arzusuna kavuşmuştu. Câbiye toplantısında hali­fe seçildikten sonra Emevîler’i çöküşten kurtaran 1. Mervân, kısa bir süre içinde sağladığı başarılarla bu hanedanın ken­di adıyla anılan ikinci kolunun (Mervâniler) iktidarına devamlılık kazandırmış oldu.

Emevîlerin en büyük hükümdarı ola­rak gösterilen Abdülmelik bir taraf­tan iç ve dış düşmanlarıyla mücadele ederken diğer taraftan devletin ilerle­mesini sağlayan yeni bazı tedbirler al­mıştır. İlk İslâm parasını bastırması ve devlet dairelerinde Arapça’yı resmî dil olarak kabul edip mahallî dillerle tutu­lan divanları Arapça’ya tercüme ettirmesi kurumları İslâmîleştirme faaliyeti­nin başında gelir. Devletin değişen siya­sî ve iktisadî bünyesini dikkate alarak devlet teşkilâtında da düzenlemeler ya­pan Abdülmelik öldüğü zaman oğlu Velîd’e, Atlas Okyanusu’ndan Ceyhun neh­rine kadar uzanan geniş topraklara hâ­kim, siyasî, askerî ve idarî bakımdan sağ­lam bir devlet bırakmıştı. Aşırı hareket­leriyle ülkeyi kana bulayan Hâricîlik bü­yük ölçüde güç kaybetmiş, açık müca­dele sahasında başarısız kalan Şiî unsur­lar yer altına çekilerek gizli propaganda faaliyetine girmek zorunda kalmıştı.

Abdülmelik’in yirmi yıllık hilâfeti sü­resince yönetim, bilhassa devlet menfa­atinden başka bir şey düşünmeyen ve bu uğurda zulme başvurmaktan dahi çekinmeyen Haccâc’ın desteğiyle mer­keziyetçi bir özellik kazanmıştı. Emevî Devleti’ni âdeta ikinci defa kurarak güç­lü bir hale getiren ve uzun saltanatı sı­rasında mutlak bir hükümdar özelliğine bürünen Abdülmelik babasının yaptığı gibi halifeliği kendi oğullarına bırakmak istiyordu. Bu amacına ulaşmak için, ba­bası Mervân tarafından kendisinden son­ra yerine geçmek üzere ikinci veliaht ta­yin edilmiş olan kardeşi Mısır Valisi Abdülazîz’i veliahtlıktan feragat etmeye zorladı. Abdülazîz’in buna yanaşmama­sı yüzünden iki kardeş birbirine düşmek üzere iken Abdülazîz öldü. Abdülmelik bunun üzerine oğulları Velîd ve Süley­man’ı veliaht tayin etti.

Babasından her bakımdan kuvvetli bir devlet devralan Velîd, başta Irak umumi valisi Haccâc olmak üzere bu başarıda paylan oları valileri görevlerinde bırak­tı. Onların tecrübelerinden faydalandı ve İslâm tarihinin ikinci büyük fetih hare­kâtını başlattı. Onun zamanı Mâverâün-nehir fâtihi Kuteybe b. Müslim, Sind ve civarının fâtihi Muhammed b. Kasım es-Sekafî, Anadolu gazalarının meşhur is­mi kardeşi Mesleme b. Abdülmelik, İs­panya fâtihleri Târik b. Ziyâd ve Mûsâ b. Nusayr gibi İslâm tarihinin en ünlü kumandanlarının fetihleriyle dopdolu olarak geçti. Bu fetihler sayesinde ülkenin sınırları Türkistan’dan Fransa içlerine, Anadolu’dan Hindistan sınırlarına kadar genişlemişti. Emevî Devleti onun zama­nında askeri gücünün zirvesinde bulu­nuyordu. Müslümanlar dünya hâkimiye­tine doğru önemli bir mesafe katetmiş-ti. Yine bu fetihler neticesinde, gelecek­te İslâm’ın bayraktarlığını yapacak olan Türkler’in İslâmlaşması gibi son derece önemli bir başarı elde edilmişti.

Ülkenin imarına da büyük önem ve­ren I. Velîd. Kudüs’teki Mescid-i Aksa ile Dımaşk’taki Emeviyye Camii başta ol­mak üzere camiler, köprüler inşa ettir­di ve yeni yollar açtırdı. Sağlık işlerine eğilerek hastahaneler yaptırdı; cüzzamlılar, âmâlar ve kötürümlerin her türlü ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle onları devletin himayesi altına aldı. Dindarla­rın üstündeki baskıyı kaldırıp İslâm’ın devlet dini olarak yükselmesine hizmet etti. Medine âlimlerine zalimane davra­nan vali Hişâm b. İsmail’i görevden ala­rak yerine dindarlığıyla meşhur amca­zadesi Ömer b. Abdülazîz’i getirdi. Bu tutumuyla, hanedanın yıkılması için ça­lışan muhalif mezheplere karşı Sünnîli­ğin öncüleri olan bir dinî zümrenin ge­lişmesine yardımcı oldu.

Hiç beklemediği bir anda halifeliğe getirilen Ömer b. Abdülazîz iyi bir dinî eğitim ve öğretim görmüştü. Tahsilini tamamladığı Medine’nin valiliğini yürüt­tüğü 87-93 (706-712) yılları arasında şehrin en meşhur on din âliminden olu­şan bir meclis kurdurmuş, önemli işleri onlarla müzakereden sonra karara bağ­lamıştı. Halife olarak da selefleri ve ha­lefleri arasında çok farklı bir zihniyete sahipti. İslâm dininin bütün kurallarını yaşamak ve yaşatmak için çalışan bir devlet başkanı olan Ömer b. Abdülazîz ile birlikte Hulefâ-yi Râşidîn dönemin­deki halifelik zihniyeti tekrar gündeme geldi. Bu makama çıkmakla en ağır yü­kü omuzladığına inanıyor, Allah’a kar­şı sorumluluğunun şuuruna ererek dai­ma İslâm esaslarına uygun olanı yap­maya çalışıyordu. Bu hususta O’nun en yakın danışmanları zamanın meşhur din âlimleriydi. Ülkenin çeşitli merkezlerin­de yaşayan tanınmış âlimlerin her bi­rinden rapor ve tavsiyeler isteyen Ömer b. Abdülazîz onların görüşlerine büyük değer verdi, uyanlarını dikkate aldı. Sün­nî ekolün temsilcileri O’nun sayesinde bü­yük güç kazandılar. Bağımsız ilmî çalışmalarıyla fıkıh ve kelâm sisteminin ol­gunlaşmasını sağladılar. Kelâm ve fıkıh zihniyeti I. (VII.) yüzyılın sonlarına doğru artık aslî şeklini kazanmış bulunuyordu.

Ömer b. Abdülazîz, halka zulmeden ve halk tarafından sevilmeyen vali ve di­ğer önemli devlet memurlarından büyük bir kısmını görevden alarak yerlerine bil­gili, dindar, dürüst ve güvenilir kimse­ler tayin etti. Daha önce görev almak­tan kaçınan bazı âlimler halife ile çalış­mayı gönülden benimsemişlerdi. Halife, suçlu olduklarını söylemekten çekinme­diği selefleri tarafından haksız yere el konulmuş eşya ve malları hazineye dev­retti. Bu hususta yakınlarından gelen tehditlere boyun eğmedi. Toplumun her kesimine haklarını vererek onları memnun etmek isteyen halife yönetime mu­halif gruplarla barışmanın yollarını ara­dı. Çeşitli unsurları birbirleriyle kaynaştırmaya çalıştı. Hz Ali (r.a.) evlâdına ve onları destekleyenlere karşı çok iyi davrandı. Emevî hanedanının özel mülkü haline getirilmiş olan Fedek arazisini Hz Ali (r.a.) evlâ­dına iade etti. Hâricîler’e karşı ikna yo­luyla mücadeleyi prensip edindi. Onların temsilcilerini çağırarak ihtilâf sebepleri­ni fikrî tartışma ile çözmeye çalıştı. Ha­ricîleri bütünüyle ikna edemediyse de isyanlarını geçici olarak durdurmayı ba­şardı. Devletin kuruluşundan beri âdeta ikinci sınıf insan muamelesi gören ve mevâlî adı verilen gayri Arap Müslümanlardan alınan haksız vergileri kaldırarak bütün Müslümanları eşit hale getirdi. Gayr-i Müslimlerin hukukuna da riayet eden halife İslâm hukukunun onlara ta­nıdığı bütün haklarını vermeye çalıştı.

Ülkede yaşayan diğer din mensupları (zimmîler) arasında İslâm dinini yaymak için faaliyet gösteren Ömer b. Abdüla­zîz bu vazifeyi tebliğ heyetleriyle yürüt­tü. Onun bu çalışmaları sayesinde bil­hassa Kuzey Afrika’da Berberiler, doğu­da Mâverâünnehir ve Sİnd bölgelerinde Türkler arasında İslâmiyet hızla yayıl­dı. Bazı mahallî hükümdarlar halklarıyla birlikte Müslüman oldular. Böylece Abdülmelik zamanında temelleri atılan ve oğlu Velîd döneminde gerçekleştirilen büyük fetihler sonucunda ele geçirilen bölgeler, halklarının tamamına yakınının İslâm’a girmesiyle yeni bir mahiyet kazandı. Bu dönemde, Kuzey Afrika ve Endülüs tarihinde önemli bir yere sahip olan Berberîler ile İslâm adına istikbalin hâkimi olacak Türklerin İslâmlaştırıl-ması gibi önemli bir sonuç elde edildi. Böylece Arap toplumu içinde asimile ol­muş küçük unsurlardan çok farklı, millî duygularına bağlı iki büyük ırk şekillen­mekte olan İslâm medeniyeti çerçevesi­ne girdi. İslâm dünyasının iki ucunda bulunan bu iki ırk, hem daha sonra ka­zanılan başarıların büyük bir kısmına imza atmış, hem de İslâm medeniyeti­nin gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Halifeliğinin ilk günlerinden itibaren iç meselelerle uğraşmayı gerekli gören Ömer b. Abdülazîz’in ilk icraatlarından biri, devam etmekte olan İstanbul ku­şatmasını kaldırmak ve Anadolu içlerin­de müstahkem bir mevki olan Tuvana’yı boşaltmak olmuştur. Beşinci râşid ha­life olarak kabul edilen Ömer b. Abdülazîz’in halifeliği yaklaşık iki buçuk yıl sür­dü. Hilâfeti istişârî mahiyete çevirmek ve ehil olan birinin istişârî yolla halife seçilmesi sistemini yeniden başlatmak isteyen Ömer b. Abdülazîz, Emevî aile­sinin şiddetle karşı çıktığı bu arzusunu gerçekleştiremeden vefat etti. Kısa hilafeti döneminde İslâm Birliğini sağlamak için büyük adımlar attı. Yerine Süleyman tarafından veliaht tayin edil­miş olan Yezîd b. Abdülmelik geçti ve hilâfet yeniden saltanata dönüştü.

Horasan ve civarı halkının yönetime mu­halif bütün unsurlarını bir araya topla­yan ve bilhassa mevâlî tarafından des­teklenen Ebû Müslim el-Horasânî, İmam İbrahim’in gönderdiği siyah bayrağı aça­rak Abbasî isyanını başlattı (129/747). İsyancılar önce Horasan ile Fars eyale­tini, ardından Irak bölgesini ele geçir­diler. Halkı Hz Peygamber (s.a.v.) sülâlesinin etrafında toplanmaya çağıran Abbasî­ler, Kûfe’nin ele geçirilmesinden son­ra birden bire meydana çıkarak Kûfe’de Ebü’l-Abbas es-Seffâh’ı halife İlân ettiler. Ebü’l-Abbas, Zap suyu kenarın­da mağlûp ettiği II. Mervânın peşini bı­rakmadı. Abbasî kuvvetlerinin önünden el-Cezîre’ye ve ardından Suriye’ye ka­çan Mervân en sonunda Mısır’da öldü­rüldü. O’nun ölümüyle Emevîler tarihe karış­mış oluyordu. Emevî ailesi mensupları­nın tamamını ortadan kaldırmak iste­yen Abbasîler, Kuzey Afrika’ya kaçıp ora­dan Endülüs’e geçerek Endülüs Emevî Devleti’ni kuran Abdurrahman b. Muâviye b. Hişâm dışındakilerini katlettiler.

Abbasîler zamanında yaşayan İslâm tarihçilerinin, Hz Osman (r.a.)’ın kanını dava etmek maksadıyla Suriye Valisi Muâvi-ye liderliğinde Benî Ümeyye adına baş­latılan bir mücadele sonunda kurulan Emevî Devleti’ne karşı sert bir tutum ta­kındıkları umumiyetle kabul edilmek­tedir. Bu tutumlarında Sünnî ulemânın Emevî aleyhtarı düşünceleri de etkili ol­muştur. Muâviye’yi hilâfeti saltanata çe­virmekle itham etmekle birlikte toplu­mu iç savaşlara götürecek isyanlardan kaçınmak düşüncesiyle mevcut durumu kabullenmeyi tercih eden bu âlimlerin bir kısmı devlete karşı girişilen bazı is­yanlara destek vermişlerdir. İlk İslâm tarihçilerinin bir ölçüde haklı görülebi­lecek bu tavrına bazı müsteşrikler şid­detle tepki göstermişlerdir.

Kabile asabiyetini her şeyin üstünde tu­tan ve bu uğurda her türlü tehlikeyi gö­ze alan savaşçı Araplar, Hz Peygamber (s.a.v.) döneminde birlik ve beraberliğe İslâm kardeşliği sayesinde ulaşmışlardı. Ara­bistan’ın tamamını bayrağı altında top­layan bu birlik Hulefâ-yi Râşidîn döne­minde İrak, İran, Mısır ve Suriye’nin fethiyle yarımada dışına taşmıştı. Bu sınır­lar Emevîler zamanında daha da geniş­lemiş, yeni fethedilen bölgelerde yaşa­yan gayr-i Arap unsurlar da umumiyetle Müslüman olarak din kardeşleriyle ay­nı saflarda cepheden cepheye koşmuş­lardır.

Emevî halifeleri fetihlerle İslâm’ın ya­yılmasının aynı şey olduğu düşüncesini taşımışlar, dindarlıkları veya siyaset ya da maslahat icabı ordularını sevk ederken İslâm’ı bütün dünyaya yayma mak­sadını gütmüşlerdir. Hatta çok defa ken­di ailelerinden seçtikleri kumandanlara verdikleri talimatlar, askerlerine yaptık­ları konuşmalar, onları savaşa teşvik et­mek ve cesaret vermek için yazdıkları mektuplar bu gerçeği açıkça ortaya koy­maktadır. Onların bu gayret ve başarı­ları sayesinde İslâmiyet geniş toprakla­ra yayılarak bir dünya dini haline gel­miştir. Emevî halifelerinin çoğunun din­dar olmaması fetih hareketinin bu hedefini değiştirmez. Kaldı ki fetih hareketinin yoğun olduğu dönemlerin hali­feleri dindarlıkları ile bilinmektedir. Dinî kurallara aykırı davranışlarıyla meşhur olan halifelerin zamanları genelde iç ka­rışıklıklarla geçmiş, önemli bir fetih ger­çekleştirilememiştir. Öte yandan Emevî halifeleri, dinî vecibeleri ihmal etmek­ten ziyade istişare temeline dayanan ve ehliyeti esas alan hilâfet sistemini de­ğiştirmek ve onun yerine kuvvete daya­nan ve verasetle intikal eden saltanat uygulamasını başlatmak yüzünden ten­kit edilmişlerdir.

Emevîler’in yıkılışına zemin hazırlayan önemli sebeplerden biri Şiî ve Haricî isyanlarıdır. Abdullah b. Zübeyr’in, İbnü’l-Eş’as’ın ve Yezîd b. Mühelleb’in isyanla­rı da bu sebepler arasında zikredilebilir. Yemenli ve Mudârî kabileler arasındaki mücadeleler ve bu yüzden çıkan iç sa­vaşlar devleti önemli ölçüde yıpratmış­tır. Askerî teşkilâtın kabile temeli üzeri­ne oturması ve halifelerin kabile asabi-yetiyle hareket etmeleri bu mücadele­yi büyük ölçüde körüklemiştir. Bilhassa Emevî idaresinin temel dayanağı olan Yemenli kabilelerin son zamanlarda dev­letin aleyhine dönmesi yıkılışı çabuklaştıran bir rol oynamıştır. Halifelerden bir­çoğunun dinî hayattan uzak, israf için­de yaşamaları ve veliahtlık uygulaması sebebiyle hanedan mensupları arasında çıkan ihtilâflar da bu sebeplere ilâve edilebilir. Ayrıca Arapçılık taassubuyla bilinen Emevî halifelerinin mevâlîyi Araplar’ın faydalandığı birtakım haklardan mahrum etmeleri çöküşü hızlandırmış­tır. Haklarının verilmediğini görerek yö­netime muhalif güçleri desteklemeyi kendine prensip edinen mevâlînin en so­nunda Abbasî davetine katılması, Emevîler’in yıkılmasını amaçlayan bu hare­ketin sonuca ulaşmasını sağlamıştır.

Emevîler’in yıkılışıyla Suriye’nin öne­mi azalmış, ağırlık merkezi Irak’a kay­mıştır. Yönetimin sadece Arap unsuru­na dayanmış olması bakımından dev­letin çöküşü bazı tarihçiler tarafından Araplığın sonu gibi gösterilmiştir. Buna karşılık isyanlarında İranlılardan büyük destek gören Abbasîler İslâm âlemini İranlılaştırmakla itham edilmiştir. Bu kanaate götürecek önemli sebepler bu­lunmakla birlikte böylesine kesin çizgi­ler çizmek hayli mübalağalı bir yakla­şımdır. Emevîler zamanında saray görevlilerinin, vali ve kumandanların Araplardan seçildiği ve mevâlînin Araplarla eşit tutulmadığı bir gerçektir. Ancak Emevîler mevâlîyi divanlarda ve özellik­le vergi işlerinde Arap âmirlerin maiye­tinde görevlendirmişlerdir. Müslüman halkın önemli bir kesimini meydana ge­tiren mevâlînin bilhassa ilmiye sınıfı için­de müstesna bir yer kazandığı, bazıları­nın kadılık görevine de getirildiği bilin­mektedir. Yine son zamanlarda askerin önemli bir kısmı mevâlî sınıfına mensup­tu. Bilhassa Ömer b. Abdülazfz dönemin­de gayr-i Arap unsurlar arasında hızlı bir İslâmlaşma faaliyeti gerçekleştirilmiş, çoğunluğunu İranlılar, Türkler ve Berberîlerin teşkil ettiği bu Müslüman taba­ka İslâm medeniyetinin tekâmülünde fa­al bir rol üstlenmiştir.

Halifelik müessesesini mutlak verasete dayalı bir hü­kümdarlık haline dönüştüren Emevîler biat uygulamasını şeklen de olsa devam ettirmişlerdir. Devlet güçlerinin hepsi halifenin elinde toplandığından bu dö­nemde vezirlik hukukî bir statüye kavuşmamıştır. Muâviye zamanında hüküm­darlık merasim ve protokollerinin orta­ya çıkmasıyla birlikte hâciblik görevi ih­das edilmişti. Sarayda önemli bir yeri olan hâcibin vazifesi halifenin güvenli­ğini sağlamak, halk tarafından meşgul edilmesini önlemek ve yapacağı görüş­meleri düzenlemekti.

Hz Osman (r.a.)’ın şehid edilmesiyle başla­yan ve Sıffîn Savaşı’ndan sonra hakem tayini meselesiyle devam eden siyasî olay­ların Müslümanlar arasında devlet baş­kanlığı (hilâfet) konusunun itikadî yönü­nü gündeme getirmesi, öte yandan ka­der, irade, kebîre, iman ve küfür kavram­larıyla ilgili tartışmaların ortaya çıkma­sı, kelâmın doğuşuna tesir eden ilk grup­ların oluşmasına zemin hazırlamıştır. Şîa, Havâric, Kaderiyye, Cebriyye ve Mürcie olarak adlandırılan bu fırkalar daha son­ra kendi aralarında çeşitli kollara ayrıl­mışlardır. Emevîler döneminde kader konusunu gündeme getirerek insan hür­riyetini savunan ilk kişilerin Ma’bed el-Cühenî ile Gaylân ed-Dımaşkî, cebir gö­rüşünü destekleyenlerin Ca’d b. Dirhem ile Cehm b. Safvân olduğu, ilk i’tizâl hare­ketini de Vâsıl b. Atâ ile Amr b. Ubeyd’İn başlattığı kabul edilir. Dönemin itikadı görüşleriyle merkezî bir konumda yer alan iki önemli şahsiyeti Hasan-ı Basrî ile Ebû Hanîfe’dir.

Bu gelişmeler, bazı araştırmacıların ke­lâm İlminin yegâne kaynağı olarak ileri sürdükleri yabancı kültür kaynaklarıyla temas olayından çok önce başlamıştır. İs­lâm coğrafyasının hızla genişlemesi so­nucu diğer din ve medeniyetlerle müna­sebetlerin artması, iç tartışmaların ya­nında İslâm inancının korunması ve doğ­ru olarak takdim edilmesi problemini de doğurmuştur. Özellikle İran ve Hint men­şeli düalist düşüncelerle Emevîler döneminde başlayan ve iki asır kadar süren fikrî mücadele zarureti, tartışmaya da­yalı bir kelâm ilminin kurulmasında di­ğer önemli bir etken olmuştur.

Dinî bayramlara büyük önem verilirdi. Cuma ve bayram namazlarına beyaz el­bise ve çeşitli mücevherlerle süslenmiş beyaz sarık giyerek katılan halifeler biz­zat imamlık yaparlar ve minbere elle­rinde halifelik alâmeti sayılan mühür ve asâ olduğu halde çıkarlardı.

Emevîler dönemi iktisadî hayatının en önemli olaylarından biri Abdülmelik b. Mervân tarafından ilk İslâm parasının bastırılmasıdır. O’nun zamanına kadar ülkede Bizans dinarı ile İran dirhemi kul­lanılıyordu. Hz Ömer (r.a.) ve daha sonraki halifeler para ıslahı ve tevhidi yoluna git­mişlerdi. Ancak tam anlamıyla İslâm pa­rası Abdülmelik tarafından bastırılmıştır. H. 76 (695) yılında Dımaşk’ta ilk İs­lâm dinarının basımını gerçekleştiren Abdülmelik, valisi Haccâc’ı da Irak’ta ilk dirhemi bastırmakla görevlendirmiş, bu şekilde Bizans’la süregelen askerî mü­cadele iktisadî bir boyut kazanmıştır. Bu şekilde ülkesini Bizans parasına bağım­lılıktan kurtaran halife, arkasından da devletin malî yapısını pekiştirip iktisa­dî durumunu güçlendirmiştir. İki devlet arasında bu yüzden başlayan mücadele sırasında resmî yazışmalarda kullanılan Hıristiyanî ibareler de çıkarılarak yerle­rine İslâmîleri konulmuştur.[1]

Emeviler dönemi, İslâm birliği açısından alınacak çok büyük dersler ve ibretlerle doludur. Büyük fetihler yapılmasına, İslâm topraklarının genişlemesine rağmen İslâm birliğini engelleyen dâhili hastalıkların büyük bir kısmının bu dönemde devlet yöneticilerini alt ettiğini, tefrikanın ve ırkçılığa varan milliyetçilik ve kabilecilik anlayışı ve uygulanmalarının Müslümanları nasıl parçaladığını ve kardeş kanı döktüğünü ve bunlar nedeniyle de devletin ömrünün kısa sürdüğünü görüyoruz. O dönemde saçılan fitne ve ayrılık tohumlarının nesilden nesile bugüne kadar geldiğini de görüyoruz.

 



[1]  TDV İslâm Ansiklopedisi.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
10/11/2016 - 13:45 Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
25/10/2016 - 09:38 SAİD HALİM PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
17/10/2016 - 14:42 KÂTİP ÇELEBİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
10/10/2016 - 11:58 KOÇİ BEY’İN SİYASETÇİ’YE ÖĞÜTLERİ
04/10/2016 - 12:10 LÜTFİ PAŞA’NIN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
26/09/2016 - 11:26 GELİBOLULU MUSTAFA ÂLΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
20/09/2016 - 12:00 KINALIZADE ALİ EFENDİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/09/2016 - 17:59 SULTAN MURAD HAN’IN ÖĞÜTLERİ
09/09/2016 - 12:12 İBNU HALDUN’UN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
24/07/2016 - 17:55 ŞEYH EDEBALİ’NİN OSMAN GAZİ’YE ÖĞÜTLERİ
19/07/2016 - 14:01 ŞEYH SADİ-İ ŞİRAZΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
15/07/2016 - 14:38 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-2
20/06/2016 - 10:32 FERİDܒD-DİN ATTAR’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ-1
12/06/2016 - 11:56 YUSUF HAS HACİB’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
06/06/2016 - 10:02 NİZAMܒL-MÜLK’ÜN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
30/05/2016 - 13:58 İMAM GAZALΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
23/05/2016 - 15:51 FARABΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
16/05/2016 - 09:07 İMAM MAVERDΒNİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/05/2016 - 09:21 HASAN-İ BASRÎ (r.a.)’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
02/05/2016 - 09:55 İMAM EBU YUSUF’UN HARUN REŞİD’E ÖĞÜTLERİ
24/04/2016 - 16:06 TURTÛŞÎ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
18/04/2016 - 09:54 ÖMER B. ABDU’L-AZİZ’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
11/04/2016 - 14:43 Hz ALİ’NİN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
01/04/2016 - 09:41 Hz OSMAN (r.a.)’IN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
21/03/2016 - 15:34 Hz ÖMER (r.a.)’in SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
14/03/2016 - 14:55 Hz EBU BEKİR (r.a.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
09/03/2016 - 11:14 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-39 ZULÜM
29/02/2016 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-38 ZİNA YOLUYLA KAZANÇ
22/02/2016 - 12:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-37 ZİLLET
15/02/2016 - 11:56 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-36 YETİM MALI YEMEK
08/02/2016 - 12:00 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-35 YALANCILIK
01/02/2016 - 16:52 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-34 YALAN YEMİN
25/01/2016 - 12:47 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-33 VAKIF VE DEVLET MALI YEMEK
18/01/2016 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-32 TÛL-İ EMEL
11/01/2016 - 15:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-31 İFTİHAR-TEFAHUR
28/12/2015 - 10:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-29 RÜŞVET-2
21/12/2015 - 11:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-28 RÜŞVET-1
14/12/2015 - 00:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-27 RIZIK TAKSİMİNE RAZI OLMAMAK
07/12/2015 - 10:24 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-26 RİYA
04/12/2015 - 13:09 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-25 NİFAK
23/11/2015 - 11:59 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-24 NEFRET
16/11/2015 - 03:19 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-23 KUMAR
09/11/2015 - 11:46 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-22 KORKAKLIK
06/11/2015 - 07:23 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-21 SADECE KENDİNİ DÜŞÜNMEK
26/10/2015 - 09:30 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-20 KATL (ADAM ÖLDÜRMEK)
20/10/2015 - 11:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-19 KALPAZANLIK
12/10/2015 - 01:17 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR - 18 İSYAN
05/10/2015 - 13:01 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-17 İSRAF
28/09/2015 - 10:06 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-16 İFTİRA
21/09/2015 - 10:12 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-15 HULF
14/09/2015 - 10:10 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-14 HUKUKA RİAYETSİZLİK
07/09/2015 - 09:18 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-13 HIYANET
31/08/2015 - 10:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-12 HIRSIZLIK
25/08/2015 - 12:11 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-11 HIRS
17/08/2015 - 11:02 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-10 HİLE
10/08/2015 - 11:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-9 HASED
31/07/2015 - 09:27 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
27/07/2015 - 01:54 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-8 HAKSIZ MAL EDİNMEK
24/07/2015 - 03:21 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-7 GEVŞEKLİK
13/07/2015 - 12:03 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-6 GASP
06/07/2015 - 12:50 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-5 GAFLET
29/06/2015 - 11:29 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-4 GADR
22/06/2015 - 11:22 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-3 FAİZCİLİK
15/06/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-2 ALDATMA (GABN)
09/06/2015 - 12:38 SİYASETTE AHLÂKÎ HASTALIKLAR-1 ADAVET
01/06/2015 - 08:07 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-30 ZİYAFET
25/05/2015 - 10:36 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-29 YÜSR (TEYSİR)
18/05/2015 - 12:22 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-28 VADİNDE DURMAK
11/05/2015 - 11:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-27 ÜLFET (İyi Geçinmek)
04/05/2015 - 12:49 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-26 TEVEKKÜL
27/04/2015 - 10:53 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-25 TEDBİR
20/04/2015 - 12:06 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-24 TEAVÜN (Yardımlaşma)
13/04/2015 - 11:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-23 ŞÜKÜR
09/04/2015 - 12:19 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-22 SEBAT
30/03/2015 - 11:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-21 SADAKA
23/03/2015 - 02:17 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-20 SABIR
16/03/2015 - 09:10 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-19 MUHASEBE
9/03/2015 - 00:05 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-18 KESB
03/03/2015 - 13:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-17 KANAAT
16/02/2015 - 09:58 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İTİMAT
09/02/2015 - 10:20 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-15 İSTİŞARE
03/02/2015 - 10:45 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-14 İNFAK
26/01/2015 - 13:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-13 İKTİSAD
22/01/2015 - 10:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-12 İHTİYAT
12/01/2015 - 01:43 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-11 İHSAN
05/01/2015 - 00:04 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-10 HAMD
29/12/2014 - 11:31 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-9 GAYRET
22/12/2014 - 11:55 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-8 FÜTÜVVET
15/12/2014 - 02:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-7 FİRASET
08/12/2014 - 11:44 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-6 EMANET
01/12/2014 - 10:32 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-5 DOĞRULUK (SIDK)
23/11/2014 - 23:47 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-4 CÖMERTLİK
17/11/2014 - 01:02 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-3 CESARET
10/11/2014 - 11:26 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-2 BASİRET
03/11/2014 - 01:41 SİYASETTE AHLÂKÎ ESASLAR-1 ADALET
23/10/2014 - 10:54 Hz HÜSEYİN (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
16/10/2014 - 12:52 Hz ALİ (R.A.)’NİN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
08/10/2014 - 10:39 Hz OSMAN (R.A.)’IN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
29/09/2014 - 09:53 Hz ÖMER (r.a.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ
21/09/2014 - 00:32 HZ. EBU BEKİR (R.A.)’in SİYASÎ KİŞİLİĞİ
15/09/2014 - 12:29 Hz PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-2
08/09/2014 - 01:49 HZ. PEYGAMBER (S.A.V.)’İN SİYASÎ KİŞİLİĞİ-1
01/09/2014 - 12:17 İSLÂM’DA SİYASET-6
23/08/2014 - 13:00 İSLÂM’DA SİYASET-5
04/08/2014 - 09:28 İSLÂM’DA SİYASET-4
30/07/2014 - 11:13 İSLÂM’DA SİYASET-3
21/07/2014 - 10:28 İSLÂM’DA SİYASET-2
14/07/2014 - 10:52 İSLÂM’DA SİYASET-1
07/07/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-4
30/06/2014 - 09:57 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-3
23/06/2014 - 09:13 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-2
16/06/2014 - 11:29 İSLÂM BİRLİĞİNE ÇAĞRI-1
09/06/2014 - 09:47 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-4
02/06/2014 - 02:19 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-3
26/05/2014 - 09:07 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ-2
19/05/2014 - 11:58 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI ANA SÖZLEŞMESİ
12/05/2014 - 10:44 İSLÂM BİRLİĞİ TEŞKİLATI NASIL KURULACAK?
05/05/2014 - 12:20 İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLÂTI(ESKİ İKÖ)
28/04/2014 - 00:54 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-8 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-3
21/04/2014 - 12:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-7 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-2
14/04/2014 - 09:49 BÜGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-6 MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR-1
07/04/2014 - 10:48 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-5 GERİ KALMIŞLIK
31/03/2014 - 11:53 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-4 NÜFUS ARTIŞI
24/03/2014 - 11:18 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-3 EKONOMİK SORUNLAR
17/03/2014 - 11:52 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-2
10/03/2014 - 10:30 BUGÜNKÜ İSLÂM DÜNYASI-1
03/03/2014 - 08:22 ULUSLARARASI BİRLİKLER-10 GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ BİRLİĞİ (ASEAN)
24/02/2014 - 09:42 ULUSLARARASI BİRLİKLER-9 VARŞOVA PAKTI
17/02/2014 - 09:31 ULUSLARARASI BİRLİKLER-8 SSCB ve AVRASYA BİRLİĞİ
10/02/2014 - 07:38 ULUSLARARASI BİRLİKLER-7 D-8 GELİŞEN 8 ÜLKE
02/02/2014 - 19:28 ULUSLARARASI BİRLİKLER-6 CENTO ve BAĞDAT PAKTI
27/01/2014 - 07:58 ULUSLARARASI BİRLİKLER-5 AFRİKA BİRLİĞİ
23/01/2014 - 00:17 ULUSLARARASI BİRLİKLER-4 ARAP BİRLİĞİ
13/01/2014 - 07:25 ULUSLARARASI BİRLİKLER-3 NATO
07/01/2014 - 07:09 ULUSLARARASI BİRLİKLER-2 AVRUPA BİRLİĞİ (AB)
30/12/2013 - 07:19 ULUSLARARASI BİRLİKLER-1 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)
23/12/2013 - 08:08 İSLÂM BİRLİĞİ ve ULUSLAR ARASI BİRLİKLER
16/12/2013 - 08:48 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-7 AŞIRI MİLLİYETÇİLİK
10/12/2013 - 09:56 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-6 FAŞİZM VE IRKÇILIK
02/12/2013 - 08:07 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-5 KOMÜNİZM
25/11/2013 - 09:12 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-4 BATI EMPERYALİZMİ
22/11/2013 - 10:05 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-3 SİYONİZM-3
20/11/2013 - 11:53 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN FAKTÖRLER-2 SİYONİZM-2
04/11/2013 - 10:10 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER-1 SİYONİZM-1
28/10/2013 - 07:11 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN DIŞ FAKTÖRLER
20/10/2013 - 18:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-28 KUDÜS KONGRESİ (1931)
15/10/2013 - 20:29 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-27 NECMETTİN ERBAKAN ve D-8
07/10/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-26 BEDİUZZAMAN SAİD NURSÎ
30/09/2013 - 06:05 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-25 ABDURREŞİD İBRAHİM
23/09/2013 - 06:31 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-24 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-2
16/09/2013 - 06:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-23 MÜSLÜMAN KARDEŞLER TEŞKİLATI-1
10/09/2013 - 06:55 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-2
02/09/2013 - 07:36 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-21 II. ABDULHAMİD-1
25/08/2013 - 22:57 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-20 KANUNî SULTAN SÜLEYMAN
20/08/2013 - 06:06 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-19 İDRİS-İ BİTLİSÎ
12/08/2013 - 07:09 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-18 YAVUZ SULTAN SELİM
05/08/2013 - 06:38 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-17 FATİH SULTAN MEHMED
29/07/2013 - 06:24 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-16 OSMAN GAZİ
22/07/2013 - 00:21 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-15 OSMANLILAR DÖNEMİ
15/07/2013 - 08:07 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-14 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-2
08/07/2013 - 10:47 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-13 SELÇUKLULAR DÖNEMİ-1
01/07/2013 - 09:32 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-12 SELAHADDİN EYYUBÎ
24/06/2013 - 09:28 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-11 ABBASİLER DÖNEMİ-2
17/06/2013 - 09:35 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-10 ABBASİLER DÖNEMİ-1
10/06/2013 - 09:27 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-9 EMEVİLER DÖNEMİ-2
03/06/2013 - 10:04 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-8 EMEVİLER DÖNEMİ-1
29/05/2013 - 07:11 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-7 Hz ALİ (r.a.) DÖNEMİ
26/05/2013 - 09:37 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-6 Hz OSMAN (r.a.) DÖNEMİ
13/05/2013 - 10:30 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-5 Hz ÖMER (r.a.) DÖNEMİ
06/05/2013 - 11:41 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-4 Hz EBU BEKİR DÖNEMİ
29/04/2013 - 09:25 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-3 MEDİNE DÖNEMİ
22/04/2013 - 02:26 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-2 HİCRET
15/04/2013 - 07:02 TARİHTE İSLÂM BİRLİĞİ-1 MEKKE DÖNEMİ
08/04/2013 - 08:00 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-16 NEFSE UYMAK
01/04/2013 - 09:29 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-15 HAYATI DEĞERLİ GÖRMEK
25/03/2013 - 10:40 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-14 HEVA’YA UYMAK
18/03/2013 - 10:17 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-13 GEVŞEKLİK
11/03/2013 - 09:58 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-12 TÛL-İ EMEL
04/03/2013 - 14:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-11 TEMBELLİK
25/02/2013 - 10:03 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-10 CEHALET
18/02/2013 - 09:16 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-9 KORKAKLIK
11/02/2013 - 00:51 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-7 ZİLLET
04/02/2013 - 09:36 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-8 İHANET (Hıyanet)
28/01/2013 - 09:19 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-6 REHAVET
21/01/2013 - 01:08 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-5 GAFLET
14/01/2013 - 08:01 İSLÂM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR-4 YEİS
06/01/2013 - 02:49 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-3 Adavet
30/12/2012 - 02:14 İslam Birliğini Engelleyen Hastalıklar-2 Başkanlık Sevgisi
24/12/2012 - 00:26 İSLAM BİRLİĞİNİ ENGELLEYEN HASTALIKLAR 1 TEFRİKA
17/12/2012 - 08:10 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 14 Bey'at (Biat)
11/12/2012 - 07:17 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 13 Hamiyyet
03/12/2012 - 08:09 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 12 Müsalemet
26/11/2012 - 08:32 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 11 Muavenet
19/11/2012 - 00:38 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 10
12/11/2012 - 08:05 İslâm Birliğinin Temel Esasları - 9 Cesaret
05/11/2012 - 08:21 İslâm Birliğinin Temel Esasları-8 Sadakat
30/10/2012 - 00:05 İslâm BirliğininTemel Esasları-7 Uhuvvet
21/10/2012 - 11:08 İslâm Birliğinin Temel Esasları 6 - Ümmet Bilinci
15/10/2012 - 08:23 İslâm Birliğinin Temel Esasları-5 Adalet
08/10/2012 - 10:50 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Hürriyet
01/10/2012 - 09:51 İslam Birliğinin Temel Esasları - 3 Şûra
24/09/2012 - 00:53 İslam Birliğinin Temel Esasları 2 - İttihad
22/09/2012 - 01:22 İslâm Birliğinin Temel Esasları 1 - İtikad
16/09/2012 - 23:48 İslam Birliğinin Hedefleri 7 - Sömürünün Ortadan Kaldırılması
08/09/2012 - 01:14 İslâm Birliğinin Hedefleri 6 - İslâm Medeniyetinin Yeniden Kurulması
03/09/2012 - 12:50 İslam Birliğinin Hedefleri 5
27/08/2012 - 15:07 İslam Birliğinin Hedefleri 4 - Ekonomik Güçlenme
23/08/2012 - 12:31 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-3 (Manevî Kalkınmanın Gerçekleştirilmesi)
13/08/2012 - 10:19 İSLÂM BİRLİĞİNİN HEDEFLERİ-2 Maddî Kalkınma ve Refahın Yaygınlaştırılması
06/08/2012 - 12:26 İslam Birliği'nin Hedefleri 1 Temel Hak ve Özgürlüklerin Sağlanması
30/07/2012 - 10:32 İslam Birliğinin İtikadi Ve Siyasi Temelleri
23/07/2012 - 13:59 İSLÂM BİRLİĞİNİN FAZİLETİ
18/07/2012 - 14:41 Dünya İslam Birliğine Muhtaçtır
09/07/2012 - 16:27 İslam Birlği İzzet kazandırır
02/07/2012 - 09:45 İslam Birliği'nin Amacı
25/06/2012 - 12:19 İSLÂM BİRLİĞİ HER MÜSLÜMAN’IN GÖREVİDİR
18/06/2012 - 09:18 İslam Birliğinin Hükmü
11/06/2012 - 10:51 İslam Birliği Yüce Bir İdealdir
04/06/2012 - 14:04 İslam Birliği Nedir?
29/05/2012 - 11:56 İslam Birliği İnanç Birliğidir
21/05/2012 - 12:58 Selamı Yayınız
14/05/2012 - 12:31 İslam Birliği Acil Bir İhtiyaçtır
 
Bölgeye dışarıdan müdahale olduğu müddetçe kan durmaz
Oyun kurucularla bu oyun bozulmaz
Fetihler Milli Görüş’le olur
Hak üstün tutulmadan Bir ülkede huzur olmaz
Karamollaoğlu: Ülkemiz yeniden dizayn edilmek isteniyor
Kemal Kılıçdaroğlu yarın Saadet Partisi'ni ziyaret edecek
ABD ziyareti bir daha düşünülmeli
Irak'tan PKK açıklaması
Saldırı hazırlığındaki teröristlere hava harekatı
EN ÇOK
Yazarlar
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Atilla MEHDİGİL
Diyanet’in 'Kutlu Doğum Haftası' muamması
Hayati OTYAKMAZ
Peygamber (s.a.v) Efendimizin Güzel Hayatından Örnekler
Feyzullah AYDOĞAN
DEVLET AKLI
Ekrem ŞAMA
Ne umduk, ne bulduk?
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Şeref KAÇMAZ
DEĞİŞTİRİ - YORUM
Mustafa KAYA
Endişeliyiz ama Korkmuyoruz
İshak BEYAZAY
Onun bir bildiği var!
Mustafa İŞCAN
İsteğe bağlı prim ödemek aile yardımını kesmez
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Bunlara Cevap Verebilecek Biri Var mı?
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Ali Haydar HAKSAL
Küresel Emperyalizmin Tutsakları
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Trump’ın Suudi Arabistan Ziyareti’nin Hatırlattıkları...
Zeki CEYHAN
Günahından değil!
Mevlüt ÖZCAN
Oruç ayı Ramazan
Mahmut TOPTAŞ
Ücretsiz faaliyet/eylem yoktur
Prof.Dr.Ata ATUN
Kürtler bağımsızlık ve tanınma istiyor, ya biz?
Prof. Dr. Burhanettin Can
Yeni Bir Kadife Darbe Süreci - 5:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Haram ve zulüm düzeni ve Ak parti
Mustafa YILDIRIM
Çocuklar anne babanın aynasıdır
Burak KILLIOĞLU
İçten patlama
Şakir TARIM
Bir adanmış başkan: Adnan Demirtürk
İsmail KILLIOĞLU
“Ağaç kesen, baş keser”
İbrahim VELİ
Senden sorulur!
Abdülkadir ÖZKAN
Sat silahı al parayı, sonu ne olursa olsun!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz