29 Muharrem 1439 | 20 Ekim 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Siyasal Fatalizm
19/12/2012 - 09:41
İsmail KILLIOĞLU

 

Aydın kavramını, sanıyorum, paranteze alarak düşünce olgusunu yeniden konumlandırabiliriz ve bunun kaçınılmaz olduğunu da söylemek gerekiyor.

"Aydın" kavramı konusunda tek ve kesin bir tanım ortaya koymaya çalışmak, kaçınılmaz olarak düşüncenin sabitlenmesi, sınırlandırılması ve donuklaştırılmasını öngerektirir. Çünkü, bir takım kavramlar gibi hatta daha fazlasıyla "Aydın" kavramının tek ve kesin tanımını istemek, düşünce olgusunu bilmemek demeyelim ama pek hafife almak anlamını içerir. Bu ve benzer birtakım kavramların esnek, farklı içerikte tanımların konusu olabilmesi, aslında düşüncenin değişen şartlarda kendini yeniden üretebilmesinin yararlı yönüdür. Bu durum bizi düşünce geleneği olgusuna götürür, götürmelidir. Ne var ki, düşünce geleneği denildiğinde, belli bir dönemde vücut bulmuş, etkinlik sağlamış, kendine özgü bakış açısı ve duyarlıkları kavramlara, ilkelere, imgelere büründürmüş ve "geleneksel" olarak nitelendirilmiş düşünce etkinliği hemen ve kolayca hatıra getirilmektedir. Ve yetinilmektedir. Oysa düşünce geleneği, kendi tarihi süreci içinde bir çok geleneksel düşünceleri barındırma imkanına sahiptir, öyle de olmalıdır. Gerek barındırılan geleneksel düşünceler arasında kimi yerde uzlaşmalar olduğu gibi, çoğunlukla karşıtlıklar öne çıkar ve aralarında belli bir dönemi kapsayan mücadeleler, çatışmalar yaşanabilir. Gerekse düşünce geleneği bizzat bu geleneksel düşüncelerin bir muhassalası olarak oluşur ama bunlardan birine ve birkaçına izafe edilerek, açıklanamaz. Çünkü düşünce geleneği tek bir kimliğe indirgenemez ama birçok kimliğin belirdiği, etkinlikte bulunduğu, birtakım hedefleri gerçekleştirdiği kimlikleri kuşatan, deyim yerindeyse bir süreçtir.

Bu bağlamda düşünce geleneğinin akışı, oluşumu, değişimi ve durağanlığı tarihi süreç içinde izlenebilir, izlenmelidir. Ancak salt bir tarihsellik yüklenerek açıklanamaz ve anlaşılamaz. Buna karşılık geleneksel düşünce, belli şartlara, imkanlara ve bunların ortam ve zamanına bağlı olarak oluştuğu için, diğer geçmiş olaylar ve durumlar gibi tarihi bir olay olarak ele alınabilir, açıklanabilir ve ancak bu çerçevede incelenmesi, irdelenmesi ve yorumlanması gerekir.

Düşünce geleneğinin yerine geleneksel herhangi bir düşünceyi, eşdeyişle belli şart ve zamana bağlı olarak oluşmuş ve kimlik kazanmış düşünceyi ikame ettiğimiz takdirde, bizzat düşünce olgusunu sakatlamış oluruz ve verimsiz bir çabaya, bal vermez arının uğraşısına indirgemiş oluruz. Bunun sonucu düşünce geleneğinin süreçsiz, bir başka ifadeyle tarihsiz kılınmasıdır. Şu soru, sanıyorum, hâlâ yakıcı bir anlam içermektedir: Düşünce geleneği tarihi var mıdır? Geleneksel düşünce başlığı altında toplanabilecek bir takım çalışmalar, eserler, araştırmalar, incelemelerden söz edilebilir. Bunları düşünce geleneği babında kavramaya çalıştığımızda, ister istemez birtakım sorunlara da kapı aralarız.

Düşünce alanındaki bu disiplin eksikliği, pek doğal olarak siyaset alanında da yansımasını göstermektedir. Deyim yerindeyse siyaset geleneği süreci zihnimizde yeterince belirginlik kazanmadığı için, geleneksel siyasetleri vazgeçilmez şart ve zaman değişkenlerini hiç hesaba katmadan, kendine özgü kalıplar, değerler ve söylemler temelinde kabullenip yürütmeye tüm gücümüzle abanıyor, yeni bir dünyanın dayanağı olur diye bel bağlıyoruz. Gözden ırak tutulmaması gereken eleştiriyi, yeniden değerlendirmeyi ve yorumlamayı da yapma gereği duyamıyoruz. Sanıyoruz ki, geleneksel siyaseti eksiksiz, sadakat ve feragatla koruyup uygulamaya geçirdiğinizde, yeni şart ve zamana bağlı sorunların üstesinden ve hemencecik geliriz. Özellikle sağ ve muhafazakâr olarak tanımlanan siyasî partilerin bir türlü ayırdına varamadıkları, siyaset geleneği ile geleneksel siyasetin özdeş olduğu büyük yanılgısıdır. Mesela '50-60 döneminde oluşmuş ve belli bir kimlik kazanmış, DP, kendi geleneksel siyasetiyle bir anlam ifade eder ve bütünüyle tarihsel bir olaydır. Tarihsel bir olayı yeniden değerlendirmek, yorumlamak bize bir bakış açısı sağlayabilir ama yeniden canlandırmak, hele aynıyla var kılmaya uğraşmak, sadece anlamsız bir gelişim olmaktan öteye gidemez.

Millî Görüş'ü bir siyaset geleneği sürecine yerleştirerek kavramaya çalışmak bize yeni bir bakış açısı, bir ufuk kazandırabilir. Ama geleneksel siyaset diline indirgeyerek onu okumaya yönelttiğimizde, umulmadık güçlükler içinde kendimizden uzaklaştırma talihsizliğine sürüklenebiliriz. Bu herhalde siyasal fatalizm olarak nitelenebilir. Tıpkı bugünkü iktidar partisinin geldiği nokta gibi.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
18/10/2017 - 10:15 Bütüncül bakabilmek-2
06/09/2017 - 09:38 Sorgulama ve Yenileme
30/08/2017 - 09:40 Yetenek ve kişilik
23/08/2017 - 09:58 Trump’ın Amerikası
16/08/2017 - 09:17 Şeytani Saçmalık Ve İblisce Cehalet
09/08/2017 - 09:11 Kamu Ve Erdemi
02/08/2017 - 09:19 Aşılanan şiir
26/07/2017 - 09:22 Kör göze sürme çekmek
19/07/2017 - 09:09 İnsana bakmak
05/07/2017 - 09:09 Örgütsüz emek
28/06/2017 - 08:53 Batı çöker mi?
21/06/2017 - 11:00 İktidar ve devlet
14/06/2017 - 09:50 Sorgulama ve özeleştiri
07/06/2017 - 09:39 Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler
31/05/2017 - 10:17 Açlık
24/05/2017 - 15:07 Evin içi
17/05/2017 - 09:16 “Ağaç kesen, baş keser”
10/05/2017 - 09:19 Kamu bilinci
26/04/2017 - 09:07 Bir halkoylamasının düşündürdükleri
19/04/2017 - 09:01 Geçmişten geleceğe
12/04/2017 - 09:10 Kurum ve bürokrasi-II
05/04/2017 - 09:03 Kurum ve bürokrasi
22/03/2017 - 09:13 Sıradanlıktan kurtulamamak
08/03/2017 - 09:56 Kör göze sürme çekmek
01/03/2017 - 09:58 “Direnen adam”
22/02/2017 - 09:43 Irmak ve insan
15/02/2017 - 09:09 Önyargı ve açıklık
08/02/2017 - 09:08 Birey ve iktidar
01/02/2017 - 08:58 Amerika’nın Trump’ı
25/01/2017 - 09:13 Bir hukuk felsefecisinin bakışında hukukun görünümü
18/01/2017 - 09:09 Boğulan ideal
04/01/2017 - 09:06 Düşkün yönetimler
28/12/2016 - 09:04 Önyargı ve açıklık
21/12/2016 - 08:59 Dogma ve düşünce
14/12/2016 - 09:10 Şiddetin Örgütlenmesi
07/12/2016 - 09:23 Birkaç Odun
30/11/2016 - 09:55 “Direnç ve özgürlük” ya da “Değirmen yele karşı”
16/11/2016 - 09:01 Geçmişten Geleceğe
26/10/2016 - 09:01 Niçin savaş
19/10/2016 - 09:38 Ucuz kan-II
12/10/2016 - 09:19 Ucuz kan
05/10/2016 - 09:25 Korku ve kural
28/09/2016 - 09:17 Savaş ve Akıl
21/09/2016 - 11:49 Kitap
16/09/2016 - 17:34 Merak ve soru
03/08/2016 - 09:34 Birey olarak insan - II
27/07/2016 - 09:28 Toplumsal ve siyasal olayın mantığı
20/07/2016 - 09:43 Birey olarak insan
13/07/2016 - 09:08 Devletin işlevleri ve birey - ııı
22/06/2016 - 14:48 Devletin işlevi ve birey - ıı
15/06/2016 - 10:30 Devletin işlevleri ve birey - I
09/03/2016 - 12:44 İnsana egemen olmak
01/07/2015 - 10:54 Tuzağa düşmek
22/04/2015 - 11:00 Kutlu Doğum ve Süleyman Çelebi
07/01/2015 - 11:59 Özeleştiri
10/12/2014 - 12:26 Tek Kişilik Parti
26/11/2014 - 11:04 ŞERRİNDEN EMİN OLAMAMAK
05/11/2014 - 11:07 Gelenek ve Gelecek II
16/04/2014 - 14:26 529..
04/09/2013 - 07:42 Kurum yoksunluğu
17/07/2013 - 07:53 “Batıcı Devşirme” sistemi
03/07/2013 - 12:48 Kahramanmaraş üzerine yayınlar ve Yaşar Alparslan
05/06/2013 - 00:11 Şiirin şehrinde
15/05/2013 - 12:20 Ürün de fazla, fiyatlar da
08/05/2013 - 12:52 Necip Fazıl’ı anmak
06/03/2013 - 13:17 Sorun ve yöntemi
20/02/2013 - 14:46 Adaletin gereği
13/02/2013 - 12:43 Küreselleşme ve ahlâk II
23/01/2013 - 14:31 Gerçeksiz algı
09/01/2013 - 09:23 İbn Haldun demişti ki! II
19/12/2012 - 09:41 Siyasal Fatalizm
12/12/2012 - 07:11 Cehalet kıyameti
05/12/2012 - 10:24 Cemil
28/11/2012 - 08:42 Olan, oldurulmak istenen değil mi?
21/11/2012 - 08:01 Kuram mı, uygulama mı?
07/11/2012 - 08:01 Adalet ve Siyaset
31/10/2012 - 10:00 Düşünce ve maytap
24/10/2012 - 11:29 İlkel dürtü
17/10/2012 - 08:19 Suriye Sorunu
10/10/2012 - 00:37 Tek kişilik parti
26/09/2012 - 10:02 Balyoz ve hukuk
19/09/2012 - 01:45 Etki Tepki
12/09/2012 - 09:56 Eksik Olan Sistem Olmasın
05/09/2012 - 09:33 Düşüncenin Çiçeği
29/08/2012 - 09:26 Yeni Devir
 
Erdoğan: Melih Gökçek'e, Balıkesir ve Bursa'ya istifa talebimiz iletildi, direnirlerse neticesi ağır olur
Trollenen yazar Abdulkadir Selvi yazdı: Melih Gökçek'in yerine kim geliyor?
Flaş... Melih Gökçek'ten veda gibi sözler: Verilen imkanlarla bunları yaptık...
Erdoğan, 3 belediye başkanına seslendi: Topbaş gibi yapın
Erdoğan'dan ABD'ye: Biz size muhtaç değiliz
Erdoğan'dan bedelli askerlik açıklaması
Açık öğretim liselerinde yeni model bağış zorunlu eğitim! | Okullar ne zaman açılıyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü açıkladı: Sporda şiddeti özendiren sosyal medya hesaplarına takip
Var bir bit yeniği
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ZENGİN KİM?
Mustafa KAYA
Sağım Solum Sobe
Atilla MEHDİGİL
'Birleşmiş Milletler' hangi amaçla kuruldu?
İshak BEYAZAY
Ortadoğu Ve Judia Kürtler-1
Feyzullah AYDOĞAN
ÖZGÜR DÜNYA KÂBE’DEN BAŞLAR
Ekrem ŞAMA
Amerika demek, entrika demek
Mustafa İŞCAN
Kalp krizi de artık iş kazası sayılıyor
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Politikanın Dışında ve Üzerinde Kalmak
Ali Haydar HAKSAL
Kısır Döngü: Bitmeyen ölümler
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Barzani “Sarı Öküz” mü?
Zeki CEYHAN
Ekonomi tökezlemeye görsün!
Mevlüt ÖZCAN
TV’lerdeki tartışma programları
Mahmut TOPTAŞ
Deist’lerin önderi Ebucehil’dir
Prof.Dr.Ata ATUN
Kredilerde, “Hayat Sigortası” aldatmacası
Prof. Dr. Burhanettin Can
Kuzey Irak Referandumu - 2: Türkiye'nin dil ve üslup sorunu
İsmail Hakkı AKKİRAZ
AB cahiliyeti ve bize giydirdiği gömlek
Mustafa YILDIRIM
Sessiz çığlık
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
Arakan Ve Tarihin Çağrısı
İsmail KILLIOĞLU
Bütüncül bakabilmek-2
İbrahim VELİ
Kolaylaştırmak ve müjdelemek için “ilk adım”!
Abdülkadir ÖZKAN
Bir taraf düzeltilirken öbür tarafı yıkmamalı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz