27 Ramazan 1438 | 22 Haziran 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Dogma ve düşünce
21/12/2016 - 08:59
İsmail KILLIOĞLU

“Dogma” kelimesi kökeni itibariyle Grekçe’dir ve Batı dillerine “dogma” ya da “dogme” olarak geçmiştir. Türkçe karşılığı olarak “nass”, çok kullanılmasa da dilin sadeleştirilmesi çerçevesinde “inak” kelimeleri verilmektedir.

Asıl olarak “dogma” felsefe alanına ait iken, özellikle Ortaçağ Skolastiğinde belirgin bir konum ve anlam kazanmıştır, denebilir. Gerçekte Skolastik düşünce veya felsefe, “felsefi” biçim içerisinde işler görünse de, klasik anlamda bir felsefe olup olmadığı hâlâ tartışmalıdır. Tartışılır olması, Skolastiğin kendine özgü bir düşünce sistematiğinin bulunmadığı anlamına gelmez. Bu bağlamda, Etienne Gilson, her ne kadar felsefi bir sistem olduğunu ileri sürse de, belki süregelen tartışmaya bir bakış açısı katabilir, ancak sorunu bütünüyle ortadan kaldırır gözükmemektedir. Çünkü Skolastik düşünce, soyut ve teknik anlamında düşüncenin kendi bağlamında gelişip ilerlemesini, karşılaşılan sorunların çözümünü veya çözüm imkânını hazırlayıcı yönde, son tahlilde, verimli olmuş sayılmamaktadır. Fakat kendi içinde derinlemesine bir çaba ve gayret gösterdiği açıktır. Ne var ki, bu derinlemesine gerçekleştirilen çaba ve gayret, evrenin, doğanın, insanın, toplumun, devletin birer olgu olarak kavranılması sonucuna vardırmamıştır. Bütünüyle, merkeze koyduğu “Tanrı” olgusu da dâhil, bütün bunları kendi gerçeklikleri ve bağlamları dışında kavramaya, tanımlamaya, açıklamaya ve temellendirmeye yönelmiştir. Bu yöneliminde, bir an olsun kuşkulanmak şöyle dursun, beliren en küçük bir duraksamayı bile, kendi çaba ve gayretinin yeterli derecede ortaya konulmadığına bağlamıştır.
Genel olarak, sözlük anlamı itibariyle, dogma “doğruluğu sınanmadan benimsenen ve bir öğretinin ya da ideolojinin temeli yapılan” (Akarsu, Bedia: Felsefe Terimleri Sözlüğü, İkinci Baskı, TDK Yayınları, Ankara 1979, s.54) iddia, daha doğrusu mutlak ilke şeklinde açıklanabilir. Bir başka şekilde ifade edilmek istenirse, sıkı sıkıya, büyük bir güçle inanılan, otoriteye dayanan, olgulardan ve gözlem ve deneyden bağımsız olarak kabul edilen iddia veya ilkedir (Cevizci, Ahmet: Felsefe Sözlüğü, İkinci Baskı, Ekin Yayınları, Ankara 1996, s.202). İşte, doğruluğu sınanmadan inanılan ve kabul edilen herhangi bir ilke, iddia veya düşünce, kendiliğinden “doğma” düzeyine yerleşeceği için, bu tarz davranış, anlayış, yaklaşım da dogmacılık niteliği kazanacak demektir. Nitekim kendiliğinden doğru, mutlak, değişmez kabul edilen bu ilkelere dayanılarak, insan bilgisinin mutlak hakikate erişebileceği, aklın mutlak bir değeri olduğu gibi önermelerin kabul edilmesi de kaçınılmaz olacaktır. Sözgelimi, akıl ile mutlak hakikate ulaşılacağı iddiasını ifade eden, başta Aristoteles olmak üzere, Saint Thomas, Descartes, Spinoza gibi filozoflar “akılcı dogmatik” olarak adlandırılacaktır. Buna karşılık, “sezgi”yle mutlak hakikate ulaşılabilineceği iddiasını dile getiren Henri Bergson’un anlayışı da dogmacılığa çıkar (Bolay, S.Hayri: Felsefi Doktrinler Sözlüğü, Üçüncü Basım, Ötüken Yayınları, İstanbul 1984, s.76-77). 
Çoğunlukla, dogmacılık “din” alanında konumlandırılır iken, dinin insana hitap etme biçimi ve insanın buna karşı verdiği tepki olan “inanma” düşünce ve eyleminden hareketle böyle bir yargıya varılmaktadır. Oysa din insana yönelik çağrısını, onun doğal yapısını ve bunun işleyişini temel almaktadır. İnsan dinin, kendisine yönelen ilkelerini temellendirmediği gibi, bunu kabul ederken de doğal yapı ve yeteneğini ortadan kaldırmamaktadır. Kaldı ki, insan dinin kendisine önerilen ilkelerini duygu, düşünce dünyası ve yeteneği ölçüsünde kabul ederek içselleştirmekte, anlamlandırmasını bu çerçeve içerinde gerçekleştirmektedir. Ancak, söz konusu ilkeleri, kendi doğal yapı ve yeteneğini iptal etmek suretiyle, hayatına, davranışlarına yansıtma sürecinde, belki dogmatik bir yol izleyebilir. Bu durumda bile, dinin ilkeleri özünde, mahiyet ve niteliğinde bir eksilmeye uğratılmazlar.
Gerek genel, gerek felsefi ve gerekse bilim alanında dogmacılığın ortaya çıkma imkânı daha fazladır. “Geleneksel düşünce” olarak tanımlanan alanda dogmacılık ağırlıklı bir tarzda daima söz konusudur. Felsefe alanında, belli bir dönem dogmacılık hâkimiyet kurabilse de, gerçek anlamda felsefi yöntem ve düşünme karşısında bu hâkimiyeti uzun süre devam edemez. Çünkü, felsefenin olmazsa olmaz niteliği olan “eleştiricilik” tavrı buna engeldir. Bilim alanında da benzer bir görünüş söz konusudur. Asıl olarak dogmacılık, anlaşılış ve kavranılış biçimi bir hayli muğlak olan siyaset alanında gerçekleşir. Fakat siyaset, uygulanış itibariyle, her an yeni önermelere açık ve mutlak bağlı olduğu için, her an değişmeye elverişli ilke ve araçlara yönelir, ama bunu “dogmatik” bir tarzda yapar. Dogması ise, siyasetin varlık şartı olmayan, ama öyle sanılan “iktidar”, yani güçtür.
YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
21/06/2017 - 11:00 İktidar ve devlet
14/06/2017 - 09:50 Sorgulama ve özeleştiri
07/06/2017 - 09:39 Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler
31/05/2017 - 10:17 Açlık
24/05/2017 - 15:07 Evin içi
17/05/2017 - 09:16 “Ağaç kesen, baş keser”
10/05/2017 - 09:19 Kamu bilinci
26/04/2017 - 09:07 Bir halkoylamasının düşündürdükleri
19/04/2017 - 09:01 Geçmişten geleceğe
12/04/2017 - 09:10 Kurum ve bürokrasi-II
05/04/2017 - 09:03 Kurum ve bürokrasi
22/03/2017 - 09:13 Sıradanlıktan kurtulamamak
08/03/2017 - 09:56 Kör göze sürme çekmek
01/03/2017 - 09:58 “Direnen adam”
22/02/2017 - 09:43 Irmak ve insan
15/02/2017 - 09:09 Önyargı ve açıklık
08/02/2017 - 09:08 Birey ve iktidar
01/02/2017 - 08:58 Amerika’nın Trump’ı
25/01/2017 - 09:13 Bir hukuk felsefecisinin bakışında hukukun görünümü
18/01/2017 - 09:09 Boğulan ideal
04/01/2017 - 09:06 Düşkün yönetimler
28/12/2016 - 09:04 Önyargı ve açıklık
21/12/2016 - 08:59 Dogma ve düşünce
14/12/2016 - 09:10 Şiddetin Örgütlenmesi
07/12/2016 - 09:23 Birkaç Odun
30/11/2016 - 09:55 “Direnç ve özgürlük” ya da “Değirmen yele karşı”
16/11/2016 - 09:01 Geçmişten Geleceğe
26/10/2016 - 09:01 Niçin savaş
19/10/2016 - 09:38 Ucuz kan-II
12/10/2016 - 09:19 Ucuz kan
05/10/2016 - 09:25 Korku ve kural
28/09/2016 - 09:17 Savaş ve Akıl
21/09/2016 - 11:49 Kitap
16/09/2016 - 17:34 Merak ve soru
03/08/2016 - 09:34 Birey olarak insan - II
27/07/2016 - 09:28 Toplumsal ve siyasal olayın mantığı
20/07/2016 - 09:43 Birey olarak insan
13/07/2016 - 09:08 Devletin işlevleri ve birey - ııı
22/06/2016 - 14:48 Devletin işlevi ve birey - ıı
15/06/2016 - 10:30 Devletin işlevleri ve birey - I
09/03/2016 - 12:44 İnsana egemen olmak
01/07/2015 - 10:54 Tuzağa düşmek
22/04/2015 - 11:00 Kutlu Doğum ve Süleyman Çelebi
07/01/2015 - 11:59 Özeleştiri
10/12/2014 - 12:26 Tek Kişilik Parti
26/11/2014 - 11:04 ŞERRİNDEN EMİN OLAMAMAK
05/11/2014 - 11:07 Gelenek ve Gelecek II
16/04/2014 - 14:26 529..
04/09/2013 - 07:42 Kurum yoksunluğu
17/07/2013 - 07:53 “Batıcı Devşirme” sistemi
03/07/2013 - 12:48 Kahramanmaraş üzerine yayınlar ve Yaşar Alparslan
05/06/2013 - 00:11 Şiirin şehrinde
15/05/2013 - 12:20 Ürün de fazla, fiyatlar da
08/05/2013 - 12:52 Necip Fazıl’ı anmak
06/03/2013 - 13:17 Sorun ve yöntemi
20/02/2013 - 14:46 Adaletin gereği
13/02/2013 - 12:43 Küreselleşme ve ahlâk II
23/01/2013 - 14:31 Gerçeksiz algı
09/01/2013 - 09:23 İbn Haldun demişti ki! II
19/12/2012 - 09:41 Siyasal Fatalizm
12/12/2012 - 07:11 Cehalet kıyameti
05/12/2012 - 10:24 Cemil
28/11/2012 - 08:42 Olan, oldurulmak istenen değil mi?
21/11/2012 - 08:01 Kuram mı, uygulama mı?
07/11/2012 - 08:01 Adalet ve Siyaset
31/10/2012 - 10:00 Düşünce ve maytap
24/10/2012 - 11:29 İlkel dürtü
17/10/2012 - 08:19 Suriye Sorunu
10/10/2012 - 00:37 Tek kişilik parti
26/09/2012 - 10:02 Balyoz ve hukuk
19/09/2012 - 01:45 Etki Tepki
12/09/2012 - 09:56 Eksik Olan Sistem Olmasın
05/09/2012 - 09:33 Düşüncenin Çiçeği
29/08/2012 - 09:26 Yeni Devir
 
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
ABD'den PYD/PKK mektubu
Biraraya gelmezsek zulümler önlenemez
KPSS sonuçları açıklandı
Bahçeli’den CHP'nin yürüyüşüne ilk tepki: "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker"
Sorunlarımızı G-8’de değil D-8’de çözelim!
Az önce açıklandı! İşte yerine gelen isim…
Siyasîler kavgayı bırakırsa vatandaş kucaklaşır
Suudi Arabistan'da saldırı! Ölü ve yaralılar var
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ADALET- EMANET VE İŞLERİ EHLİNE VERMEK
Şeref KAÇMAZ
HESAPLI - YORUM
Mustafa KAYA
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Atilla MEHDİGİL
Ateizm ve ateistlerin hezeyanı
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Katar sana ne katar - Deepweb
Ekrem ŞAMA
Dışişleri şaka gibi
Mustafa İŞCAN
Yıllık izin birer gün olarak kullanılır mı?
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Mehmet Şevket EYGİ
İmanı korumak
Ali Haydar HAKSAL
Güç ve Adalet
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Korku Türbülansı”ndaki ABD ve “Kontrolsüz Çok Kutupluluk” Planı
Zeki CEYHAN
Bir adım ötesi!
Mevlüt ÖZCAN
İnfaz memurunun akıbeti
Mahmut TOPTAŞ
Kaybettiklerimiz arayalım
Prof.Dr.Ata ATUN
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Prof. Dr. Burhanettin Can
Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerinden 2019 Cumhurbaşkanlığı Savaşları - 3
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Ne yapacaksan ölmeden önce yap
Mustafa YILDIRIM
Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?
Burak KILLIOĞLU
Zihinler allak bullak…
Şakir TARIM
Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi
İsmail KILLIOĞLU
İktidar ve devlet
İbrahim VELİ
En değerli hediye: D-8
Abdülkadir ÖZKAN
Suriye’de kimin eli kimin cebinde?
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz