28 Ramazan 1438 | 23 Haziran 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
MAKALELER
Korku ve kural
05/10/2016 - 09:25
İsmail KILLIOĞLU

İnsanın doğasını içkin birtakım duygu ve güdüleri vardır. Bunların en belirgin ve aynı zamanda insanın doğasına en etkin olanların başında inanma, sevgi, merhamet, dostluk, cesaret, düşmanlık, nefret, kin, korku gibi duygu ya da güdüler gelir. Bu duygu ve güdüler ruhbilim (psikoloji) disiplini tarafından araştırma konusu yapılırsa da, ruhbilim, bilimin öngördüğü yöntem anlayışının farklı işlevler yüklenmesi nedeniyle, tek bir ruhbilim görüşünden söz edilememektedir. Bir başka ifadeyle, ruhbilimde uygulanan yöntem anlayışının gereği olarak, sözgelimi söz konusu duyguların tanımı, sınıflandırılması, açıklanması, birbirleriyle olan ilişkisi az çok farklılık gösterebilmektedir. Davranışçı ruhbilimde, mesela korku ya da cesaret tanımı, psikanalizde daha farklı bir tanımla ortaya konulabilmektedir.

Öte yandan, insanın doğasında içkin bu duygu ve güdüler, ruhbilimin araştırma sınırları içinde ele alınsa da, genel olarak başka bilim dalları tarafından çoğunlukla genellemeler ve spekülasyonlar yoluyla işlevsel bir şekilde kullanılabilmektedir. Burada bilim dalları arasında öngörülen ve olması istenen tutumların daima gözetildiği söylenemez. Özellikle toplumsal olguların araştırılmasında ve açıklanmasında, bazı bilim dalları genellemeler ve spekülasyonlar yoluyla bireyin ruhsal dünyasından hareket etmeye çalışırlar. Mesela iktisatta “talep yasası”nın temeline inildiğinde, bireysel duygu veya güdünün, hatta dürtünün esas alınmaya çalışıldığı söylenebilir. Sosyolog da benzer, ama daha iddialı ve kapsayıcı olduğunu düşünerek toplumsal olguya yaklaşırken, kimi zaman insanın söz konusu doğasında içkin olan bir duyguyu göz önünde tutar, en azından ona imada bulunur.

Toplumsal bir olgu olarak toplumsal düzenin tanımlanmasında, anlaşılmasında, açıklanmasında, dahası kurulmasında, değiştirilmesinde, yerleştirilmesinde ve gelişmesinde insanın doğasında içkin olan duygu ve güdünün belirleyici bir yerinin ya da rolünün olduğu öncelikle söylenmelidir. Toplumsal hayat ve toplumsal düzen bakımından “korku” duygusunun, ilk bakışta ürkütücü gibi gelse de, işlevsel olarak yapıcı bir rolünün bulunduğu söylenmelidir. Gerçi bir takım sosyologlar toplumsal düzenden ve onun dayandığı toplumsal kuraldan sapmayı önleyici bazı önlemlerin zorunluluğuna işaret ederler. Bunu “sosyal kontrol” kavramı başlığı altında toplarlar. İnanç (din), ahlak, örf-adet, hukuk kuralları toplumsal düzenin, özellikle sürdürülmesinde, “kültürleşme” temelinde belli bir etki gücüne sahiptirler.

Hukuk alanında, insanın korku duygu ve güdüsünü karşılayıcı bir “güç” olarak yaptırım (müeyyide), daha açık ifadeyle “ceza” olgusu hemen akla gelir. Dolayısıyla, özellikle hukuk felsefecileri, ceza olgusunu da içerecek anlamda hukuk kuralının mevcudiyeti bakımından yaptırımın ne olduğunu yoğun bir şekilde tartışmışlar, hâlâ da tartışmayı sürdürmektedirler. Demek istenmektedir ki, bir kuralın hukuk kuralı olarak adlandırılması için o kuralın mahiyetinden ayrı düşünülemeyecek bir yaptırımı içermesi gerekir. Son çözümlemede yaptırım, hukuk kuralına muhatap olanın “korku” duygusunu harekete geçirmeli, yani onu korkutmalıdır. Elbette buradaki korkunun uyanmasını sağlayan sonuçta yaptırım, yani ceza (ölüm, hapis, para vb.)dır. Fakat burada kaçınılmaz olarak, korku şeklinde tezahür eden duygunun içeriğine aslında başka duygular, güdüler veya dürtüler de katılmaktadır. Mesela, benimsenen bir kurala itaat, salt korkuyla açıklanamaz, burada o kurala inanma (din, ahlak, örf-adet gereği) da bir duygu olarak katılmaktadır. Nitekim kuralın(hukuk) meşruluk kazanması sadece korku ya da yaptırım yoluyla gerçekleştirilemez, meğer ki, görünüşte itaat edilmiş olsun. Belki, korku duygusundan daha güçlü ve etkili olarak benimseme, yani inanma durumu söz konusudur.

Meselenin kuramsal tartışması bir yana, toplumsal hayatta, hatta genel olarak hayatta, “korku” duygu ve güdüsü, sanılanın aksine olumlu, yapıcı, geliştirici bir işleve sahip bir duygu ve güdü olarak değerlendirilebilir. Çünkü “korku” duygusunun gerisinde ya da içeriğinde, karşıtı olarak nitelendirilen sevginin, bağlılığın, itaatin bulunduğu düşünülemez mi Vazgeçilemeyen, kaybedilmesi istenilmeyen, onun olmaması halinde kendimizi eksik ve yoksun olarak tasavvur ettiğimiz durumda, şeyde, varlıkta korku duygusu kendini ortaya sürer. Öğrenci sınıfta kalmaktan korktuğu için o derse ilgisini yoğunlaştırır, tüccar zarar etmekten korktuğu için önlemini alır, Mecnun Leyla’yı kaybetmekten korkar, çünkü ona olan sevgisi varlığının dayanağıdır. Müslüman birey Allah’ın rızasına nail olamamaktan korktuğu için ona yönelir, bağlanır, buyruklarını bihakkın yerine getirmekten hoşnutluk duyar.

Hayatın, toplumsal hayat ve düzenin var olmasını sağlayan kuralları ihlal etmekten, çiğnemekten korkmaya başlandığında, bunların insana sağladığı imkânlarının (özgürlük, güven, mutluluk gibi) değerini anlamak mümkün olur.

YORUMLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
21/06/2017 - 11:00 İktidar ve devlet
14/06/2017 - 09:50 Sorgulama ve özeleştiri
07/06/2017 - 09:39 Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler
31/05/2017 - 10:17 Açlık
24/05/2017 - 15:07 Evin içi
17/05/2017 - 09:16 “Ağaç kesen, baş keser”
10/05/2017 - 09:19 Kamu bilinci
26/04/2017 - 09:07 Bir halkoylamasının düşündürdükleri
19/04/2017 - 09:01 Geçmişten geleceğe
12/04/2017 - 09:10 Kurum ve bürokrasi-II
05/04/2017 - 09:03 Kurum ve bürokrasi
22/03/2017 - 09:13 Sıradanlıktan kurtulamamak
08/03/2017 - 09:56 Kör göze sürme çekmek
01/03/2017 - 09:58 “Direnen adam”
22/02/2017 - 09:43 Irmak ve insan
15/02/2017 - 09:09 Önyargı ve açıklık
08/02/2017 - 09:08 Birey ve iktidar
01/02/2017 - 08:58 Amerika’nın Trump’ı
25/01/2017 - 09:13 Bir hukuk felsefecisinin bakışında hukukun görünümü
18/01/2017 - 09:09 Boğulan ideal
04/01/2017 - 09:06 Düşkün yönetimler
28/12/2016 - 09:04 Önyargı ve açıklık
21/12/2016 - 08:59 Dogma ve düşünce
14/12/2016 - 09:10 Şiddetin Örgütlenmesi
07/12/2016 - 09:23 Birkaç Odun
30/11/2016 - 09:55 “Direnç ve özgürlük” ya da “Değirmen yele karşı”
16/11/2016 - 09:01 Geçmişten Geleceğe
26/10/2016 - 09:01 Niçin savaş
19/10/2016 - 09:38 Ucuz kan-II
12/10/2016 - 09:19 Ucuz kan
05/10/2016 - 09:25 Korku ve kural
28/09/2016 - 09:17 Savaş ve Akıl
21/09/2016 - 11:49 Kitap
16/09/2016 - 17:34 Merak ve soru
03/08/2016 - 09:34 Birey olarak insan - II
27/07/2016 - 09:28 Toplumsal ve siyasal olayın mantığı
20/07/2016 - 09:43 Birey olarak insan
13/07/2016 - 09:08 Devletin işlevleri ve birey - ııı
22/06/2016 - 14:48 Devletin işlevi ve birey - ıı
15/06/2016 - 10:30 Devletin işlevleri ve birey - I
09/03/2016 - 12:44 İnsana egemen olmak
01/07/2015 - 10:54 Tuzağa düşmek
22/04/2015 - 11:00 Kutlu Doğum ve Süleyman Çelebi
07/01/2015 - 11:59 Özeleştiri
10/12/2014 - 12:26 Tek Kişilik Parti
26/11/2014 - 11:04 ŞERRİNDEN EMİN OLAMAMAK
05/11/2014 - 11:07 Gelenek ve Gelecek II
16/04/2014 - 14:26 529..
04/09/2013 - 07:42 Kurum yoksunluğu
17/07/2013 - 07:53 “Batıcı Devşirme” sistemi
03/07/2013 - 12:48 Kahramanmaraş üzerine yayınlar ve Yaşar Alparslan
05/06/2013 - 00:11 Şiirin şehrinde
15/05/2013 - 12:20 Ürün de fazla, fiyatlar da
08/05/2013 - 12:52 Necip Fazıl’ı anmak
06/03/2013 - 13:17 Sorun ve yöntemi
20/02/2013 - 14:46 Adaletin gereği
13/02/2013 - 12:43 Küreselleşme ve ahlâk II
23/01/2013 - 14:31 Gerçeksiz algı
09/01/2013 - 09:23 İbn Haldun demişti ki! II
19/12/2012 - 09:41 Siyasal Fatalizm
12/12/2012 - 07:11 Cehalet kıyameti
05/12/2012 - 10:24 Cemil
28/11/2012 - 08:42 Olan, oldurulmak istenen değil mi?
21/11/2012 - 08:01 Kuram mı, uygulama mı?
07/11/2012 - 08:01 Adalet ve Siyaset
31/10/2012 - 10:00 Düşünce ve maytap
24/10/2012 - 11:29 İlkel dürtü
17/10/2012 - 08:19 Suriye Sorunu
10/10/2012 - 00:37 Tek kişilik parti
26/09/2012 - 10:02 Balyoz ve hukuk
19/09/2012 - 01:45 Etki Tepki
12/09/2012 - 09:56 Eksik Olan Sistem Olmasın
05/09/2012 - 09:33 Düşüncenin Çiçeği
29/08/2012 - 09:26 Yeni Devir
 
Meclis güçsüzleşirse sokak güçlenir
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
ABD'den PYD/PKK mektubu
Biraraya gelmezsek zulümler önlenemez
KPSS sonuçları açıklandı
Bahçeli’den CHP'nin yürüyüşüne ilk tepki: "Akılsız başın cezasını ayaklar çeker"
Sorunlarımızı G-8’de değil D-8’de çözelim!
Az önce açıklandı! İşte yerine gelen isim…
Siyasîler kavgayı bırakırsa vatandaş kucaklaşır
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ADALET- EMANET VE İŞLERİ EHLİNE VERMEK
Şeref KAÇMAZ
HESAPLI - YORUM
Mustafa KAYA
Cenevre’de Güvenlik ve Garantiler Tuzağı
Atilla MEHDİGİL
Ateizm ve ateistlerin hezeyanı
Feyzullah AYDOĞAN
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE’NİN İNŞA POLİTİKALARI
İshak BEYAZAY
Katar sana ne katar - Deepweb
Ekrem ŞAMA
Dışişleri şaka gibi
Mustafa İŞCAN
Yıllık izin birer gün olarak kullanılır mı?
Mustafa GEÇER
TÜRKİYE’NİN BATILILAŞMA SORUNU
Mustafa BİLGEN
Hz PEYGAMBER (s.a.v.)’İN SİYASETÇİYE ÖĞÜTLERİ
Uzm.Dr. Ali AYDIN
Soğuk Parmaklar Hangi Hastalıklarda Görülür
Alıntı Yazılar
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Mehmet Şevket EYGİ
Kuvvetli Müslüman
Ali Haydar HAKSAL
Emperyalizmin Suyunda Gitmek de İşe Yaramıyormuş
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
“Korku Türbülansı”ndaki ABD ve “Kontrolsüz Çok Kutupluluk” Planı
Zeki CEYHAN
Bir adım ötesi!
Mevlüt ÖZCAN
Her ibadetin hikmeti vardır
Mahmut TOPTAŞ
Bayram günü ne yapalım?
Prof.Dr.Ata ATUN
Avustralya’dan bir başarı öyküsü
Prof. Dr. Burhanettin Can
İslâm coğrafyasında “kaos’tan kaynaklanan düzen”
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Ne yapacaksan ölmeden önce yap
Mustafa YILDIRIM
Özlenen eski Ramazanlar mı yoksa insanlar mı?
Burak KILLIOĞLU
Beton, hep beton!
Şakir TARIM
Yaşananlar ekseninde D-8’in önemi
İsmail KILLIOĞLU
İktidar ve devlet
İbrahim VELİ
En değerli hediye: D-8
Abdülkadir ÖZKAN
Suriye bölündü, kaynaklar paylaşıldı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz