İbrahim Karagül'e 16 Nisan cevabı: Sen 15 Temmuz'da neredeydin?
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül'ün dün yazdığı köşe yazısında "Nerelerdesiniz?, Neden ortada yoksunuz?" diye sorduğu soruya enpolitik haber sitesi yazarı Kerime Yıldız cevap verdi. Yıldız, "Bu soruyu soranlara verilecek en güzel cevap 'Sen, 15 Temmuz gecesi sen neredeydin? Bu soruyu sorma hakkın var mı?' olur" diye yazdı.
18/03/2017


16 Nisan referandumu için "evet" ve "hayır" kamplaşmasının en büyük figürü olan medyada restleşmeler başladı. Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, dün AK Partili olarak bilinen ancak referandum kampanyasında yorum yapmayanlara seslendi. Karagül, "Neredesiniz siz? Neden meydanlarda yoksunuz? Bu nasıl bir suskunluk?" başlıklı yazısında "16 Nisan referandum kampanyasında güçlü bir “Evet"le neden öne çıkmıyorsunuz? Neden şehir şehir, sokak sokak dolaşmıyorsunuz... Neden çıkıp meydanları inletmiyorsunuz? Meydan meydan dolaşanların yanında yer almıyorsunuz? Neden milletimizi daha da coşturacak fotoğraf kareleri vermiyorsunuz? Omuz omuza vererek Anadolu'yu gezmiyorsunuz?" diye yazmıştı.


 


Eski Vahdet gazetesi yazarı Kerime Yıldız, İbrahim Karagül'ün yazısının yayınlandığı gün, yazılarını yayınladığı enpolitik haber sitesinden Karagül'e cevap verdi. "15 Temmuz gecesi arâzi olan gazetecilerin 16 Nisan çağrısı yapmaya hakkı var mı?" başlıklı bir yazı kaleme alan Yıldız, "Sabah sabah okuduğum bir yazı o kadar canımı sıktı ki anlatamam. Cumhurbaşkanlığı uçağından inmeyen ve köşelerinde efelenmeyi gazetecilik sanan birisi, “Neredesiniz?” çağrısı yapmış. “16 Nisan ölüm kalım savaşı! Niye meydanlarda yoksunuz?” diye soruyor?" cümleleri ile yazısına başladı.


 


Yazısında 15 Temmuz darbe girişimi sırasında yaşanan ilginç bir detaya da yer veren Kerime Yıldız'ın yazısının tamamı şöyle:


 


"Sabah sabah okuduğum bir yazı o kadar canımı sıktı ki anlatamam. Cumhurbaşkanlığı uçağından inmeyen ve köşelerinde efelenmeyi gazetecilik sanan birisi, “Neredesiniz?” çağrısı yapmış. “16 Nisan ölüm kalım savaşı! Niye meydanlarda yoksunuz?” diye soruyor?


 


Kesin bilgi olmadan isim yazamıyorum, bir gazeteciyi duydum geçenlerde. 15 Temmuz’da “Dışarı çıkalım!” denince, “Ölecek kadar enâyi değilim!” demiş. Baktım uçakta poz veriyor. Ölecek kadar enâyi değil ama uçağa binecek kadar uyanık!


 


Neredesiniz diye efelenenlere söyleyecek tek şey var: “Sen, 15 Temmuz gecesi sen neredeydin? Bu soruyu sorma hakkın var mı?”


 


Bu iş kişisel değil, târihî hesaplaşmaymış. 15 Temmuz neydi peki? Mahalle kavgası mıydı?


 


Daha evvel bu köşede yazdım. Haksız yere içeride yattığı hâlde Nedim Şener, 15 Temmuz gecesi dışarı çıkıp darbecilere karşı durdu. Tekrar ediyorum, doğuran ana övünsün! Mustafa Canbaz, şehid oldu. Doğuran ana övünsün! Bir de Hakan Albayrak’ı duydum meydana çıkan! Şaşırmadım. Gözü kara, her şeyi yapar. Onun da anası övünsün!


 


Reklam gibi olacak ama e bir de ben! Beş evladımı evde bırakıp çıktım. Elim ayağım titreye titreye…. Ödüm patlaya patlaya… Yine de çıktım. Çocuklarıma korkuyu miras bırakmamak için çıktım.


 


Fakat iki gün sonra bir de baktım ki bizim mahallenin gazetecileri, “Şöyle öldüm, böyle öldüm” yarışında. Her gittikleri yerden konum atan, selfi çekenlerin tek bir fotoğrafı yok. Kimisi o geceki twitter hesabını kapatmayı sonradan akıl etti. Rezillik diz boyu!


 


Tekrar soruyorum, iktidarın nimetini yiyen gazeteciler, 15 Temmuz gecesi neredeydiler? Ölmeye çıkmalarını beklemiyorum ama köşelerinde aslan kesilmelerine tahammül edemiyorum.


 


“Neredesiniz?” sorusunu, 15 Temmuz gecesi meydana çıkanların sorma hakkı var.


 


Er meydanından kaçanların değil!"