‘Bildiğiniz Gibi Değil’
09/01/2018 - 08:24

Mustafa KAYA

Mustafa Yaman Ağabey 175 günlük esaretin ardından özgürlüğüne kavuştu. Onun FETÖ bağlantısının olmadığı aslında çok açıktı. Hayatı, mücadelesi bunu net olarak ortaya koyuyordu. Bu sürede bizler de Mustafa Ağabey’in uğradığı haksızlığın giderilmesi için iktidar partisi içinde yer alan arkadaşlarımıza durumu izah etmeye çalışmıştık. Birçoğundan aldığımız tepki “Bildiğiniz gibi değil” cevabı idi. Neymiş efendim bizim bilmediğimiz şey?

Mustafa Yaman kripto imiş. Kendisini çok iyi gizlemiş falan. Oysa içinde bulunulan süreç akıl tutulması gibi bir şeydi. İçlerinde onu iyi tanıyanlar da vardı. Nasıl böyle konuşabiliyorlardı ki?

Tutukluluğunun devamına karar verilen son duruşmaya ben de katılmıştım. Avukatlarının mahkemeyi ikna etmek için verdikleri canhıraş mücadelelerine şahit olmuştum. Teknik açıdan yapılan yanlışlığın ne tür bir hukuk faciası olduğunu net bir şekilde ortaya koymaya çalışmışlardı. Yan kısımda ailesi, akrabaları vardı. Duydukları acı yüzlerinden okunuyordu. Belki ağız dolusu haykırmak istiyorlar ama her şeye rağmen adalete, mahkemeye duydukları saygıdan ötürü gözyaşlarını içlerine akıtıyorlardı. Verilen aradan sonra karar tutukluluğun devamı olarak açıklandığında içeri akıtılan gözyaşları artık daha fazla tutulamamış ve sessiz hıçkırıklarla beraber dışarı dökülmeye başlamıştı. Bir insanın suçsuz olduğuna emin olduğu oğlunu, babasını, kardeşini, eşini iki askerin kollarının arasında tekrar dört duvar arasına göndermesi gibi bir acının o an için tarif edilemez olduğunu ben de müşahede etmiştim.

Haftada 2-3 kez Metris tutukevinin ana kapısının önünden geçiyorum. Mustafa ağabey içerdeyken orayı hızlı bir şekilde geçmeye çalışıyordum. Cezaevini çevreleyen tel örgülere tutuklu yakınları tarafından asılan irili, ufaklı yüzlerce asma kilidi gördüğümde ruhum daralıyordu. M. Yaman gibi masum oldukları halde içerde olan insanlar çok mudur acaba diye sürekli düşünüyordum. Hele şimdi daha fazla bunu düşünür oldum. Mustafa Ağabey’in bugün yine mahkemesi var. Malum tutukluluk bitti ama dava devam ediyor. Netleşen bunca detaydan sonra kararın beraat olarak çıkması herkesteki temel beklenti. En az 11.480 kişinin FETÖ’ nün “Mor Beyin” tuzağına düşürüldüğü artık çok net.

Henüz yönlendirme tuzağı ile ilgili birçok şey netleşmemişken Huder İstanbul yönetim kurulu üyesi aynı zamanda M. Yaman ağabeyin avukatlarından Fatih Erbican Bey ile görüşmüş ve savunmanın teknik detaylarını anlamaya çalışmıştım. MİT’in Bylock raporunu okumuş, Yargıtay’ın konuya bakışını değerlendirme fırsatı bulmuştum. Kendimce çıkardığım sonuç birbiriyle örtüşen bölümlerinin çokluğunun yanında, iki bakış arasında çelişen tarafların da olduğuydu. Aslında işin nirengi noktası da bu çelişen noktalardı. Oysa devlet kurumlarından beklenenin her şeyiyle şüpheye yer bırakmayacak şekilde birbirini tamamlayan raporların ortaya konulması değil midir?

Sonuçta 15 Temmuz gibi bir ihanetin toplumda oluşturduğu travmanın getirdiği ortamda, söz söylemenin zorluğuna rağmen bu işin çözülmesi adına birçok riski göze alarak çalışan bilirkişiler Koray Peksayar’a, Tuncay Beşikçi’ye ve Saadet PartisiAntalya İl Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ali Aktaş Bey’e teşekkür etmek insani ve vicdani bir sorumluluğumuzdur.

Bir de iktidarı körü körüne koruma dürtüsüyle dile getirilen her eleştiriyi ve talebi “Bildiğiniz gibi değil” gibi gizemli bir ifadeyle dikkate almak istemeyen AK Partili dostlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tür yanlışlarla arkanızda yorulmuş bir millet bırakarak yol almaya çalışıyorsunuz. Her uyaranı düşman bellerseniz bu hatalara devam edeceksiniz ve yeni mağduriyetler oluşmasına sebep olacaksınız demektir.

“Bir masumun ölümü insanlığın ölümü gibidir” düsturundan yola çıkarak da diyebiliriz ki, bir masumun özgürlüğünün elinden alınması bütün insanlığı tutsak etmektir.

Bardağın dolu tarafı her şeye rağmen geç de olsa uyarıların dikkate alınması ve yanlışın düzeltilmesidir. Ancak şu andan itibaren cezaevlerinde bir tek masum kalmayacak şekilde ince eleyip sık dokunan bir süreç takip edilmelidir.

Mustafa Yaman’ın kendisi, ailesi, çevresi, bağlı bulunduğu siyasi hareket devlet terbiyesi almışlardır. Çadırın orta direğine asla zarar vermezler ama diğer bazı mağdurlar yaşadıkları durumun müsebbibi olarak devletin kendisini görürlerse, madden manen devlet düşmanı olup çıkabilirler. Böyle bir durum da ülke ve millet olarak kaybeden bizler oluruz.