Türkiye’de darbeler süreci, Refah Partisi ve 54. Hükumet – 1
06/12/2017 - 08:34

Atilla MEHDİGİL
Çok partili sisteme geçildikten sonra, Türkiye’de demokrasi birkaç kez darbelerle kesintiye uğramıştır.
 
İlki, 27 Mayıs 1960'ta, iktidardaki Demokrat Parti (DP) ve muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) arasındaki kısır çekişme, ordunun darbe yapmasıyla sonuçlanmış ve başbakanını idam eden millet olarak tarihe geçmemize neden olmuştu. Darbe sonucu Başbakan Adnan Menderes ile Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilmişti.
 
Yaklaşık 11 yıl sonra 12 Mart 1971’de bu defa Adalet Partisi (AP) iktidarı ile yine muhalefetteki CHP
arasında Demokrat Partililere siyasal haklarının verilsin-verilmesin tartışmaları ile başlayan anarşik olaylar bir kez daha ordunun müdahalesine neden oldu. Verilen muhtıra ile Süleyman Demirel başbakanlığındaki AP Hükümeti istifa etmişti.
 
12 Eylül 1980 öncesinde ise sağ-sol olayları yine tırmanmış, sıkı yönetim uygulamasına rağmen
ülkemizde, anarşik olaylar, öğrenci eylemleri bir türlü son bulmamıştı. Mevcut iktidarın, yaşanan olayları önleyememesini öne süren Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koymuş ve siyasi partilerin faaliyetleri durdurmuştu. 
 
10 ay süreyle ülke, Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet komutanlarından oluşan Milli Güvenlik Konseyi tarafından yönetildi. Daha sonra Konsey tarafından görevlendirilen Oramiral Bülent Ulusu hükümeti, üç yılı aşkın bir süre ülkeyi idare etti.
 
16 Ekim 1981’de Ulusu Hükümeti, siyasi partilerin kapatılma kararını aldı. Öte yandan Güvenlik Konseyi tarafından 29 Haziran'da oluşturulan Kurucu Meclis de yeni bir anayasa hazırladı ve 7 Kasım'da halk oyuna sunularak %92 oranında bir oyla kabul edildi.
 
Yeni anayasa ile birlikte Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren Cumhurbaşkanı olurken, parti
liderleri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş başta olmak üzere bir çok siyasi de 10 yıl süreyle siyasetten men edilmişlerdi.
 
Üç yıl kadar sekteye uğrayan Türkiye demokrasisi, 1983'te yeni anayasaya göre hazırlanan siyasi partiler kanunuyla Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP), Halkçı Parti (HP) ve Anavatan Partisi’nin (ANAP) siyasi hayata başlamalarıyla birlikte yeniden işler hale geldi.
 
Refah Partisi
 
Partiler birer birer kurulurken, Milli Görüş kurmayları da tabanının sabırsızlığına son verecek yeni bir
parti kurma aşamasına gelmiştiler. Ahmet Tekdal'ın genel başkanlığında kurulan Refah Partisi, 19 Temmuz 1983'te siyasi hayatına başladı. Amblem olarak da bağımsızlığı temsil eden ‘hilal’ ve bereketi temsil eden ‘başak’ seçilmişti.
 
İhtilal sonrası ilk genel seçimler, 6 Kasım 1983'te yapıldı. Ancak MGK, Milliyetçi Demokrasi Partisi, Halkçı Parti ve Anavatan Partisi dışında hiç bir partinin seçime girmesine onay vermedi. Yapılan seçimde Anavatan Partisi %45 oy alarak tek başına iktidar oldu.
 
12 Eylül ihtilaliyle haklarında dava açılmış olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve arkadaşları 14 Şubat
1985 tarihinde davadan berat ettiler. Bundan sonraki gelişmeler, siyasi yasakların kalkması yönünde olacaktı. Bu meyanda, Milletvekillerine halktan gelen yoğun baskı neticesinde TBMM, yasakların kalkması yönündereferandum kararı aldı. 6 Eylül 1987 tarihinde yapılan referandum neticesinde de yasaklar kalktı. 
 
11 Ekim 1987'de yapılan Refah Partisi'nin II. Genel kongresinde Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Genel Başkan seçilerek yeniden aktif siyasete başladı.
 
Refah Partisi,
25 Mart 1984 Mahalli Seçimleri'nde % 4.4,
28 Eylül 1986'da Milletvekili ara seçiminde % 5.5,
29 Kasım 1987 Milletvekili Genel Seçimlerinde % 7.2 ve
26 Mart 1989'daki Mahalli Seçimlerde ise % 9.8'e oy alarak Türkiye’nin 4. partisi konumuna yükseldi.
 
7 Ekim 1990 tarihinde yapılan Refah Partisi'nin III. Büyük Kongresinde Prof. Dr. Necemettin Erbakan yeniden Genel Başkan seçilirken, ilk defa ‘Adil Düzen’ sistemini dillendiriyordu. Artık Milli Görüşçü’ler bu söylem üzerinden yürüyeceklerdi. Adil Düzen’in temel ilkesi, sadece Türkiye ve İslam ülkeleri değil, bütün dünyada adaletin tesisini sağlamaktı.
 
Refah Partisi, 1991 Genel Seçimleri’ne kadar 8 yıl süren 1 ve 2. Özal hükümetlerine karşı parlamento
dışında olmasına rağmen çok etkili muhalefet yapmış, hükümeti, yanlış uygulamalarından dolayı bir çok defa zor durumda bırakmıştı. Öte yandan ülke çapında teşkilatlanmasını tamamlamış ve düzenli bir şekilde sandık kurullarına kadar toplantılarını yapmaya devam edip ülke sorunlarını ve çözüm yollarını halka anlatarak oy oranını yükseltmeye devam etti.
 
20 Ekim 1991 Milletvekili Genel Seçimleri’nde Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ve İslahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile ittifak yapan Refah Partisi, 40 milletvekiliyle TBMM'ye girmeyi başardı. 
 
Seçimlerden sonra kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetine karşı, ana muhalefet partisi olmadığı halde etkili bir muhalefet yaparak ülke menfaatine yararlı olan parlamento çalışmalarına imza attı.
 
O zamana kadar medya taafından görmezlikten gelinen Refah Partisi, Meclis çalışmalarıyla birlikte, 10
Ekim 1993'te yapığı muhteşem 4. Olağan Kongresi neticesinde bu engeli de aşmayı başarmıştı. Çünkü artık Refah Partisi’ni görmeyen medya organı trajda kayıp, izlenme oranında düşme yaşayacaktı.
 
Devamı var