Amerika’nın ipiyle kuyuya inilmez
29/11/2017 - 08:37

Şakir TARIM

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

ABD ’NİN son aylarda Ortadoğu’ya yoğunlaştığı görülüyor. Trump 55 İslam ülkesini Riyad’da toplayarak “zirve” yapmıştı. 20 gün sonra, suni olarak Katar krizi çıkarıldı. ABD İslam dünyasına gözdağı verdi. Katar ve Suudi Arabistan ’a külliyatlı miktarda silah satışı yaptı. İsrail, Mescid-i Aksa’da cuma namazını yasakladı. O günden bugüne yeni gelişmeler yaşanmaya devam ediyor.

Amerika’nın Ortadoğu’da egemen olma projesini bilmeyen yok. ABD’li General Eisenhower sömürgeci zihniyetini yansıtmıştı: “Dünyanın en stratejik bölgesi olan Ortadoğu’yu ele geçirmek zorundayız.”

2001’de Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) ortaya koyarak 22 İslam ülkesinin haritasını değiştireceklerini açıkladılar.

ABD Kara Kuvvetleri eski Komutanı Raymond Odierno 21. 12. 2016’da, “Ortadoğu’da liderliğimizi göstermenin vakti geldi” diyordu.

Her ne kadar Trump, başkanlığı öncesi “ABD’nin Ortadoğu’da ne işi var?”; “NATO köhnedi” gibi sözler etmişse de, başkan seçildikten sonra bu sözlerinden çark etti. ABD’nin geleneksel sömürü politikasına döndü.

ABD bölgede en etkili silah olarak mezhep ve etnik farklılıkları kullanıyor. Yerine göre, başka ayrıştırıcı unsurları da. Müslümanları birbirine düşman ediyor. Meselâ, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelere sattığı silahlar zalimlere karşı mı kullanılacak?

Dünyanın en büyük terör devleti olan Amerika, terör örgütlerini öne sürerek kendisini kamufleye çalışıyor. Yaşananlar işin gizli yanını bırakmadı. Terör örgütleri ABD’nin verdiği silahlarla savaşıyor; ele geçirdikleri yerlere ABD bayrağı dikiyorlar.

YENİ GELİŞMELER

ABD şimdi Suudi Arabistan ve Yemen’i hedefine koymuş durumda. 5 Kasım’da, Suudi Arabistan’da 11 prens, 4 bakan, çok sayıda eski bakan “yolsuzluk ve rüşvet” gerekçesiyle “gece yarısı” gözaltına alındı. Operasyon sürerken Yemenli Husiler balistik füzelerle Riyad’ı bombalıyordu. Hemen ertesi günü yaşanan helikopter kazasında Suudi Arabistanlı üst düzey 8 yönetici hayatını kaybetmişti.

Diplomatik gözlemciler, tabii seyriyle yaşanıyormuş gibi gösterilen bu olayları ABD’nin yaptığı “sessiz darbe” olarak değerlendirdiler. Çünkü ABD, BOP için emir ve kontrolündeki yöneticilerle çalışmak istiyor.

Suudi Arabistan Kralı’nın değişmesi de gündemde. Kral Selman’ın siyasi yetkilerini 32 yaşındaki oğlu Veliaht Prens Muhammet bin Selman’a bırakacağı haberleri basına yansıdı.

ABD, Müslümanların gelişmelere tepki göstermesini kırmak için, Ortadoğu’da hızla Ilımlı İslam Projesi’ni yaygınlaştırmaya çalışıyor. Malesef Amerika’nın şerrinden korkan bazı ilim adamları bu projeyi onaylıyor. Hatta, ABD ile beraberliğe deliller üretmeye (!) çalışıyorlar. Tepki gösteren Yusuf el-Karadavi gibi âlimler sınır dışı ediliyor, itibarsızlaştırılıyor.

Gelişmelerden cesaret alan Siyonist İsrail Genel Kurmay Başkanı Gadi Eisenkod Suudi Arabistan’a, “ İran ’a karşı işbirliği yapmayı” önerdi.

Aylar önce konuşulmuştu. Geçtiğimiz hafta yine ABD’nin BOP çerçevesinde değiştireceği 5 ülkenin haritaları basına yansıdı. Projede Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Libya 14 parçaya bölünüyordu. Mekke ve Medine gibi kutsal mekanların bulunduğu Suudi Arabistan 5’e parçalanacaktı.

ŞEYTANIN HİLESİ ZAYIFTIR

İKİ milyarlık İslam dünyası, gözü dönmüş sömürgecilerin hukuk ve insanlık dışı yöntemlerle Müslümanları parçalamasına seyirci mi kalacaktır? 12 bin km. uzaklıkta, okyanus ötesindeki sömürgecinin Müslümanların Harim-i İsmet”ine kadar girmesine müsade edilir mi?

Sömürgeciler Müslümanların “ayrı” oluşundan cesaret alıyorlar. Bugün değilse ne zaman güç birliği yapacağız? Sömürgecileri güçlendiren İslam dünyasının işbirlikçi yöneticileridir. Halbuki, “Şeytanın hilesi zayıftır.” Yaşananlar, ABD’nin ipiyle kuyuya inilemeyeceğini göstermiştir.

ABD hızla güç kaybetmektedir. Yıkılmaya doğru gidiyor. Kendileri de bunun farkında. ABD’li Senatör John McCain TV’de Afganistan gezisini anlatırken “Beyazsaray’da karışıklıklar var” demişti: “Bir stratejimiz yok. Yenemiyorsanız kaybediyorsunuz demektir.” (9. 7. 2017)

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford da aynı görüşte. 15 yıldır üstünlüklerinin belirsizleştiğini anlatıyor: “Rakiplerimiz Rusya’ya, Çin ’e karşı askeri üstünlüğümüzü kaybettik.” (15. 11. 2017)

ABD’nin Siyonist destekçisi Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger geçtiğimiz hafta şu ifadeleri kullandı: “Asya’dan Avrupa’ya 3. Dünya Savaşı tamtamlarının çalındığını duymuyorsanız, sağırsınız demektir.”

Kissinger’in bu sözündeki amacı tartışılır. Ama İslam dünyasının perişanlığı ortada. Yeter artık ABD’nin projelerine alet olduğumuz! Kendi projelerimizi üretme zamanı gelmedi mi? Gecikmeden toparlanmalıyız. ABD, AB, İsrail dost ve müttefikimiz olamazlar.

Erbakan’ca duruş gösterip “Bana ne Amerika’dan” diyerek “İslam ülkeleriyle birlikte” problemlerimizi kendimiz çözmeliyiz. Tarihi devlet tecrübesine sahip Türkiye “İslam dünyasına ağabeylik yapma misyonu”nu üstlenmelidir. Tarihin yüklediği görevden kaçılmaz.