Tavuk tövbesi-Lavuk tövbesi
21/04/2017 - 10:05

Mahmut TOPTAŞ

Tavuk çiftliğinde beslenmeyen eski köy tavukları, sabah kümesten çıkarlar, gün batımına kadar dolaşırlar, önlerine ne gelirse yerler.

Bulaşıcı pislikleri her yiyişlerinde gagalarını bir sağ tarafından bir de sol tarafında toprağa sürterek “Bir daha yemeyeceğim” dermiş.
Ama biraz ileride yeni bir necaset gördüğünde yine dalar, doyar, toprağa ağzını silerken “Bir daha yemeyeceğim” der ve her gün birkaç deva tövbesini tekraralarmış.
Devamlı günah işleyip hemen arkasından tevbe edenler için kullanılır bu “Tavuk tövbesi” deyimi.
 
Bir de “Lavuk tövbesi” vardır.
Hapishanede arkadaşını ziyaret eder ve ondan özür diler: “Suçsuz olduğunu biliyorum, ama suçu sana yüklediğim için özür dilerim” der.
Can-ciğer arkadaşının eşine göz koyar, sonra da: “Özür dilerim” der.
 “Özür dilerim” der.
 
Vekaletin almış adamın, bütün mal varlığını zimmete geçirmiş ve arkasından özür dilemiş.
Özür dilemek büyük bir erdemdir, fazilettir.
Ama o erdemi, fazileti kazanayım diye rezalet çıkarıp özür dilemek erdem değildir.
Elimizde olmayan sebeplerle yanlış yapabiliriz.
 
Söylediğimiz sözün o anlama gelebileceğini hiç aklımızdan geçirmemiş olduğumuz halde örf-adet ayrılığı nedeniyle kötü mana anlaşılmışsa özür dilemek fazilettir.
Ama devamlı yanlışı yapıp, adını duyurduktan sonra bir de özür dileyerek fazilet/erdem toplama işine girmenin özürle alakası yoktur.
 
Kur’an’da bahsedilen Nasuh tevbesi, (Tahrim süresi ayet 18) o yaptığına yanan yürekle pişman olmak, bir daha yapmamaya karar vermek ve kime karşı yapmışsa özür dilemek veya af talebinde bulunmak demektir.
Kehf süresinde Musa aleyhisselamla Hızır’ın (R.h.) yolculuğunu 65-82 inci ayetlerde anlatırken Hızır, “bana soru sorma” demiş.
Yapılan bir işin sebebini sorunca “Ben sana demedim mi” demiş.
 
Üçüncü soruyu da sorunca “Özrün” geçersizliğini açıklamış:
“(Hızır): “Ben sana benimle beraberliğe sabredemezsin demedim mi?” dedi.
(Musa): “Eğer bundan sonra herhangi bir şeyden sorarsam artık benimle arkadaşlık etme. Muhakkak Benim tarafımdan ma’zur olmaya eriştin.” (Kehf süresi ayet 18/75)
Bundan da anlıyoruz ki art niyetli olmayan birinin hataları sonrası en az üç defa özür dileme hakkı olduğuna işaret eder.
Art niyetlilerin ilk suçu işleyip ardından “özür” mayısıyla kapatma çalışmasına  inanmayın gereken ne ise yapın.
 
Özür, kırılan kalbi dil yalamasıyla yapıştırma işidir.
Şair:
“Kırma insan kalbini yapacak ustası yok” demiş.
Kırılan vazoyu ne kadar iyi ustaya yapıştırtsanız da aslı gibi olamayacaktır.
Onun için Müslüman veya kâfire karşı özür dileyecek yanlışı yapmamaya dikkat edelim.