Diyanet’i takip ediyor musunuz?
18/04/2017 - 09:05

Şakir TARIM

Bismillahirrahmanirrahim;

DİYANET İşleri Başkanlığı ve Başkan Prof. Dr. Mehmet Görmez’in çalışmalarını basından takip etmeye çalışıyorum. Gerek Diyanet içinde geniş bir tanıdık çevrem olması, gerekse 3 evladımın Diyanet personeli olarak görev yapması sebebiyle, bu camiayla iç içe olduğumu söyleyebilirim. Yurt içi ve yurt dışında çok geniş hizmet ağı bulunan Diyanet’in çalışmalarından memnun oluyor; bunu Türkiye ve ümmetin manevi kazancı olarak görüyorum.
 
Görmez Hoca, seleflerinden biraz daha farklı ve kuşatıcı bir hizmet anlayışına sahip! Personelinin samimiyet ve fedakârlığını artırmak, kurumunun hizmet kalitesini yükseltmek için çalışıyor. Dinin ruh ve manasını koruyarak temsil edilmesinden yana. İslam’ın evrenselliği gereği dünyadaki diğer Müslüman toplumlarla yakından ilgileniyor. Sıkıntıda olanlarına yardım ulaştırmaya özen göstererek ağabeylik yapıyor.
 
Problemlerin akademik ve uzmanlar düzeyinde ele alınması için sempozyum, konferans, seminer ve çalıştaylar düzenliyor. Ehliyetli personelle, hizmet verimliliğini artırmak için, Diyanet İslâm Akademileri, Dini Yüksek İhtisas Merkezleri açma gayretinde. Diyanet’i yalnız Türkiye’nin değil; bütün Müslümanların Diyanet’i haline getirmeye çalışıyor.
 
Başkan Görmez’in, camilerin külliye anlayışıyla İslami hizmete açılması konusunda projeleri var. Şubat 2013’teki sözleri cesurcaydı: “Hiçbir endişe ve korku, camilerin kilitli olmasını haklı kılmaz. Unutulmamalı ki, hırsızlık endişesiyle camilerimizi kapalı tutarak yapılan hırsızlık, hırsızların camilerden götürdüklerinden daha büyüktür.”
 
Diyanet hizmetlerinin 80 milyona ulaştırılması din istismarcıların da yolunu tıkayacaktır.
 

PERSONEL İYİ YETİŞMELİ

İSLAM’IN büyüklük ve evrenselliğini dikkate alan bir hizmet anlayışının hedeflenmesi sevindirici! İstanbul İl Müftüsü Prof. Dr. Kamil Yılmaz, “Müftülük makamının İslami hayatı temsil konusundaki önem ve özgül ağırlığının büyüklüğünü” anlatarak; hizmetlerin caminin dışına çıkarak yaygınlaştırılmasını istiyor: “Camiye gelen var, gelemeyen var. Hepsini hesaba katarak cami dışında da din hizmeti vermek zorundayız. Merhamet bekleyen insanlarımıza dokunabilirsek, bunun bize dönüşü büyük olacaktır.” (30. 1. 2017)
Muhterem İstanbul Müftüsü hizmetlerin uyuşturucu bağımlıları, engelliler, sokak çocukları, huzurevi, yetimhane gibi dezavantajlı gruplara kadar ulaştırılması görüşünde.
 
İslam, insanlığa gönderilmiş son ilahi din! Hizmet alanı ve hedef kitlesi tüm insanlıktır. Anlatılan proje ve hizmetlerin azami fayda sağlaması için, tüm personel hizmetin heyecan ve şuurunu taşımalı. Bu amaca uygun eğitilmiş olmak da önemli. Hocalığa talip olanların daha yetişme çağında bu hedeflere uygun eğitimden geçmeleri şart.
 
Hocalarımızın avantajlı yönüyse, toplumla iç içe olmaları. “Din görevlileri”, eğitimli olmaları halinde,  hizmet verdiği cemaatinden de geniş bir “din gönüllüleri” ağı oluşturabilirler. İşin başı; yetişmiş, ehil ve liyakatli insan.
Bazıları fikir ve proje safhasında olsa da, Diyanet’in toplumumuzun önüne böyle güzel hedefler koyması ümit verici. Yapılanlar, yeni güzel hizmetlerin de yapılabileceğinin müjdecisi. 
 

İSLAM’IN TEMSİLİ ÖNEMLİ

İSLAM’IN temsili ciddi bir donanım gerektiriyor. İslâm’dan bir şeyler öğrenmiş olmak veya hafızlık,  ideal “din görevlisi” için yeterli değil. Bu saha çok hassas! Yarım hoca dinden eder, sözü meşhur. Bilgiyle beraber hocalarımızda güzel ahlâk, mesleki mizaç, karakter, kişilik, sosyal iletişim gibi özellikler de aranmalı. Görevinin hakkını veren hocalarımızdan Allah razı olsun! Ancak, temsilde yetersiz kalanlar hiç de az değil.
 
Çeşitli imam hatip liselerinde müdürlük yaparak emekli olan bir tanıdığım var. Cemaate devamlı. Evi 2 ayrı camiye yakın mesafede. Hastalığı öncesi hocanın bulunmadığı vakitlerdeki boşluğu dolduruyordu. İki ameliyat geçirdi; 6 ay kadar cemaate katılamadı. Hastanede, evinde birkaç kez ziyaret ettim. Son ziyaretimde; “Seninle birlikte cemaatten yalnız 3 kişi ziyaretime geldi” şeklinde yakındı. Hocalarımız, hasta ziyaretlerinde de cemaatine öncülük etmeli.
 
İslami hizmetlerin hassasiyeti var. Hocanın zaafı cemaati olumsuz etkiliyor. Diyanet, bir şekilde bu hassasiyeti kavratması gerekli! Personelin görev ve sorumlulukları ile ilgili hiçbir boşluk kalmamalı. Yapılma imkânı olanlar ihmal edilmemeli.
 
Halkla ilişkiler çalışmasının en ideal şeklinin din görevlileri eliyle yapılabileceğini düşünüyorum. Ölüm, hastalık, kaza, düğün, bayram, mevlit gibi pek çok olay vesilesiyle cemaat ve mahalleliyle iletişime geçmeleri mümkün. Hoca, bu ziyaretlerde namaza gelmeyenlere uygun lisanla “Seni de aramızda görmek isteriz” türünde; evin çocuklarına, “Gelin, İslam’ı, Kur’an’ı birlikte öğrenelim” gibi uyarılar yapması etkileyici olur. Dinimiz için hangi fedakârlığı yapsak az. Hocalarımıza sevgi ve hürmetlerimle!