Referandum Sonucu Nasıl Okunmalı?
18/04/2017 - 09:05

Mustafa KAYA

Millet konuştu ve sonuçlar kıl payı ‘Evet’ lehine sonuçlandı. Bundan sonra yeni bir sisteme geçişin altyapısı oluşturulmaya başlanacak. Öncelikle sonucun hayırlı olmasını, ülkemizin, milletimizin, devletimizin birliğine, beraberliğine vesile olmasını dilerim. Referandum öncesi dile getirdiğimiz endişelerimizde inşallah yanılırız. Peki, bu sonuç nasıl okunmalı? Milletimiz ne demek istedi? Birkaç başlıkta bunu ifade etmeye çalışacağım.

 
Elbette her bir verilen oy değerlidir, önemlidir, baş tacıdır. En başından beri yanlış yürütülen süreç sonunda toplum sistem konusunda ortadan ikiye ayrıldı. Bu referandum farklı bir yürütme sistemine geçişi içerdiği ve toplumun yarısının desteği arkasında olmadığı için bundan sonra sosyal açıdan dikkatle atılması gereken adımlar olduğu unutulmamalı. Böylesine sınırda bir sonuca rağmen özellikle iktidar mensubu yöneticilerin, gazetelerin, yazarların referandum sonrası üslup, dil ve yaklaşımları anlaşılır gibi değil. Bazıları resmen süreci provoke ediyor. Bazen bu kişiler milleti birbirine düşürmek için özel görevlendirilmişler mi acaba diye aklımızdan geçirmeden edemiyoruz. Sorumsuz açıklamalar ve yorumlarla toplumu ısrarla ayrıştırmaya devam ediyorlar. Yüzde elliye odaklanmış ve sürekli onu domino etmek isteyen bir strateji, kısa vadede kendilerine kazandırıyor ama uzun vadede bu millete kaybettiriyor. Toplumun yarısının terörist olmakla veya terörle birlikte hareket etmekle itham edildiği bir ülkede iç barışı nasıl sağlanacağız? Peki, iç barışın olmadığı yerde bir ülke nasıl olur da ekonomisiyle, sosyal barışıyla geleceğe güvenle bakabilecek bir konuma gelebilir, güvenlik endişesi olmadan ayakta kalabilir?
 
İzmir biliniyordu ama İstanbul ve Ankara’da ‘Hayır’ların önde olması da ayrıca önemli bir mesaj içeriyor. Devlet imkânlarının bu denli yoğun kullanıldığı, güç zehirlenmesinin bu kadar zirve yaptığı bir kampanya dönemine rağmen İstanbul ve Ankara’daki sonuçlardan iktidar adına çıkarılacak dersler olduğu çok net. Evet destekçisi partilerin toplam oy oranlarından yüzde 10-12 kayıpla çıkmış olmaları da ayrıca üzerinde durulması gereken bir sonuç.
 
Diğer taraftan bu sonuçlarda Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki seçmenlerin katkısı olduğu ortada. Oy hareketliliğine bakıldığında Evet’e yönelen oyların 7 Haziran ve 1 Kasım’daki HDP oyları olduğu görülüyor. Bu iki şekilde gerçekleşmiş olabilir. Bir; iddia edildiği gibi PKK baskısı yoksa insanlarımız tercihlerini belirlerken herhangi bir müdahaleye maruz kalmamışlardır denilebilir. Veya özellikle danışmanların açıklamalarıyla son günlerde çokça tartışılan eyalete dönüşmesi muhtemel değişiklikler çeşitli yönlendirmelerle bölge insanının tercihlerine etki etmiş olabilir. 
 
Âcizane bir kanaatim var. Önümüzdeki Pazar bu konu tekrar millete sorulsa sonuç hayır çıkar. Çünkü evet taraftarlarının arasında algı yönetimine teslim olup, içine sinmediği halde hayır’ın kesin kaybedeceği düşüncesiyle evet diyen çok insanımız vardı. Sandık tekrar önlerine konulsa bu sonuç onların kararını gözden geçirmelerine sebep olur diye düşünüyorum. Bu salt bir öngörü değil. Oylama öncesi ve sonrası hem birebirdeki gözlemlerime, hem de sosyal medya üzerinden yapılan değerlendirmelere dayanıyor. Bu durumda iktidar bunu iyi okumalı ve kuşatıcı bir dili kullanmaya başlamalıdır. Aksi takdirde bu sonuç ve milletin verdiği mesaj onlara 2019’da hiç beklemedikleri günleri yaşatabilir.
 
Ayrıca hayır taraftarları da ‘denize dökme’ gibi saçmalığı saymazsak, kampanya dönemindeki sakin tavırlarını, itidalli yaklaşımlarını, değerler üzerinden muhalefet dili oluşturmayan söylemlerini devam ettirmelidirler. 2019’a kadar bu hamur daha çok su kaldırır. Bu saatten sonra siyasi arenadaki hareketliliğe de hazır olun. Koalisyonlar seçim sonrasında oluşan birlikteliklerdi. Bu sistem ise seçim öncesi kurulacak ittifaklarla kendisini gösterecek. 
Allah milletimizin yardımcısı olsun.