29 Muharrem 1439 | 20 Ekim 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Fetihler Milli Görüş’le olur
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk, Kocaeli’ndeki “Fetih ve Gençlik Şöleni”nde yaptığı konuşmada önemli mesajlar verdi...
17.05.2017 / 09:34
"Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu birbirlerine, bir duvarın taşları gibi, kenetlenerek gönülden bağlanmış topluluğu ülkemizde hiçbir taklitçi görüş meydana getiremez, yaşayamaz. Bu muhteşem manzarayı ancak Milli Görüş meydana getirir. Çünkü Milli Görüş, milletimizin kendisidir, aslıdır, milletimizin inancıdır, milletimizin tarihidir. Milletimiz böyle idi. Bundan dolayı bu büyük coşkuyu yaşamak Milli Görüş’e nasip oluyor."
 
Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün İzmit İsmet Paşa Stadyumu’ndaki “İstanbul Fetih ve Gençlik Günü konuşması:
 
 Esselamualeyküm. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sözlerime başlarken önce Cenab-ı Hakk’a sonsuz şükürler ediyorum. Bugün bu büyük stadyumda Allah’ın lütfuyla büyük bir coşkuyla, stadı dolduran muhteşem insan seliyle Fatih Sultan Muhammed Han’ın İstanbul’u fethinin 564. yılını kutluyoruz. Bu kutlamanın milletimize, İslam âlemine ve bütün insanlığa saadet getirmesini diliyorum. Görüldüğü gibi, muazzam bir manayı ve muhteşem bir manzarayı yaşıyoruz. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki, bu muhteşem manzara, hem İstanbul’un fethinin coşkuyla yaşıyor olmamızdan ve hem de ihtiyacımız olan yeni fetihlerin habercisi olmasından kaynaklanıyor. Hepimiz yine çok iyi biliyoruz ki, bu birbirlerine, bir duvarın taşları gibi, kenetlenerek gönülden bağlanmış topluluğu ülkemizde hiçbir taklitçi görüş meydana getiremez yaşayamaz. Bu muhteşem manzarayı ancak Milli Görüş meydana getirir. Çünkü Milli Görüş, milletimizin kendisidir, aslıdır, milletimizin inancıdır, milletimizin tarihidir. Milletimiz böyle idi. Bundan dolayı bu büyük coşkuyu yaşamak Milli Görüş’e nasip oluyor. Cenab-ı Hakk’a sonsuz şükürler ederiz. Elhamdülillah.
 

MİLLÎ GÖRÜŞÇÜLERİN GAYRETİYLE YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE OLACAĞIZ

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim; Her şeyden önce bu büyük tarihi günü, böyle muhteşem bir şekilde yaşamamız için bu programı tertip eden Anadolu Gençlik Derneğinin bütün mensuplarına kalpten teşekkürlerimi sunuyorum. Muhterem kardeşlerim; olayların gidişinden öyle anlaşılıyor ki Türkiye’mizde en geç bir yıl sonra seçim yapılma ihtimali var. Önümüzdeki seçim, Türkiye AB’nin kapısında bekleyemeye devam mı edecek, yoksa tarihteki şerefli yerini mi alacak bunun seçimi olacak. Biz hep büyük Türkiye idik. Allah’ın izniyle Millî Görüşçülerin gayretiyle Yeniden Büyük Türkiye olacağız. Bu Batılılara gidip bizi kapınıza zincirle bağlayın demekle olmaz. Bu faizci kapitalist düzenle milletin her türlü imkânını elinden alıp ırkçı emperyalistlere götürüp ödemekle olmaz. Bu büyük insan seli halindeki kardeşlerimi, bu Milli Görüş idealine gönül vermiş insan selini, Yeniden Büyük Türkiye’yi gerçekleştirecek mücahitleri ayrı ayrı kalpten teşekkür ederek selamlıyorum. Şükürler olsun 40 yıldan beri, ülkemizin çeşitli vilayetlerinde (İstanbul, Konya, Bursa, Kütahya, Eskişehir, Sivas, Gaziantep, Sakarya, Ankara ve Kocaeli’nde) bu büyük tarihi günümüzü bugüne kadar hep aynı coşkuyla kutladık. Bu sene bu coşkuyu hep birlikte tekrar Kocaeli’nde yaşıyoruz.
 

İSTANBUL’UN FETHİNİ NİÇİN KUTLUYORUZ: 

Tarihimizin en parlak ve altın sayfalarından birisidir de onun için. Mekke’nin fethi, Kudüs’ün fethi, İstanbul’un fethi bütün insanlık tarihinin en önemli olaylarıdır. Bu fetihleri her sene yaşamak, bunlardan gereken dersleri almak, yeni fetihlere hazırlanabilmek için en gerekli ve en faydalı yollardır. Milletçe bu fetihleri anarak ruh kökümüzü, aslımızı, özümüzü tanımamız, yeni büyük fetihlerin şahlanışını yapabilmemiz için, tarihimizin bu eşsiz olaylarını hep beraber coşkuyla yaşayarak aşkımızı, şevkimizi, heyecanımızı arttırmamız insanlığa hizmet için yapılacak çalışmaların en başında gelir. Gerek bu fetihler esnasında ve gerekse fetihlerden sonraki davranışlarıyla ecdadımız insan haklarına saygının en güzel örneklerini tarihe altın harflerle yazmışlardır. Bu inançla bugün yaşamakta olduğumuz “Fetih ve Gençlik Şöleni”, bütün milletimize ve bütün insanlığa hayırlı olsun. İstanbul’un Fethini; Peygamberimiz (s.a.s.) müjdelemişlerdir. Hendek harbinde, hendekler kazılırken, kimsenin kıramayacağı bir büyük taşa rastlandı. Sahabeler dediler ki “Ya Resulallah biz bu taşı kıramıyoruz” Bunun üzerine peygamberimiz (S.A.S.) Bismillah diyerek taşa vurunca, taş parçalandı ve 3 ayrı taş parçası 3 ayrı yöne gitti. Bu sıçrayan taşlar 3 fethi müjdeliyordu. Bunlardan birisi İstanbul’un fethini, öbürü İran’ın fethini, diğeri de Mısır’ın fethini işaret ediyordu. O günden beri, asırlar boyu İstanbul’un fethi için sayısız seferler yapıldı. Fakat Allah, bu fethi Sultan Fatih’e nasip etti. İşte Peygamberimiz’in (A.S.) mübarek hadisi şerifleri böylece gerçekleşmiş oldu. Bu hadisi şerifle milletimiz ne büyük bir müjdeye mazhar olunmuştur. Hem Sultan Fatih, hem onun ordusu ve hem de evlatları olarak bizler bu hadisi şerifle verilen müjdeden dolayı elbette hem iftihar ediyor hem de şeref duyuyoruz. Bir başka Hadis-i Şerif’te ise Peygamberimiz; “LetuftahannelKostantıniyyeh, Feleni’melEmiruEmiruha, Veleni’melCeyşuZalikelCeyş. Yani: “İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker, ne güzel askerdir”, buyurmuştur. Bu hadisi şerif bize ; İstanbulun mutlaka fetholunacağı bildirdiği için bundan alacağımız ilk ders şudur: Bir çağı kapatıp, bir çağı açabilmek için kuvvetli bir inanç lazımdır. Aynı zamanda fetih için kumandan lâzımdır, fetih için inançlı askerler lazımdır. Bu gerçekleri hepimiz biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki bu gerçeklerden ders almaya bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktayız. İşte Türkiye’nin ve bütün dünyanın durumu.
 

YENİ BİR SAADET DÜNYASI KURMAYA MECBURUZ

Herkesin mesut olduğu bir Türkiye’yi, herkesin mesut olduğu kan ve gözyaşından temizlenmiş bir dünyayı, her zamankinden daha fazla özlüyoruz, hasretle bekliyoruz. Bunun için bugün insanlarımızın çekmekte oldukları maddi ve mânevî sıkıntılardan bir an önce kurtulup bütün insanlığın aradığı barış ve saadet dünyasına kavuşabilmek için yeni bir dönemi başlatmaya, Yeni Bir Saadet Dünyası kurmaya mecburuz. Şu anda duyduğumuz büyük heyecan ve coşkunun içinde, sadece, şerefli tarihimizin en parlak olaylarından birisi olan İstanbul’un Fethinin 564. yılını yeniden yaşamak yok, bununla birlikte yeni bir fetih ruhuyla, yeni bir dönemin başlatılması Yeni Bir Saadet Dünya’sının kurulması gereğinin şuuru ve heyecanı da var. Bunu ancak Milli Görüşçüler başarabilir. Madem ki yeni bir dönem başlatılacak, yeni bir fetih yapılacak, öyleyse bunun için önce yeni bir dönemi başlatacağımıza kesinlikle inanmalıyız, sonra da hep beraber onu gerçekleştirmek için canla başla çalışmalıyız. Yeniden ferahlığa kavuşmamız, yeniden birbirimizin kardeşi olduğumuz hissi ve inancıyla Yeni Bir Dünyayı Kuracağımıza inanmamız için çok şükür haklı sebeplerimiz var. Çünkü biz şerefli bir milletin ve şerefli bir tarihin evlatlarıyız. Çünkü imanlı bir millet olarak birbirimizin kardeşi olduğumuza inanıyoruz. Bizim milletimiz tarihi boyunca hep, ne zaman bunalmış, hatta artık bitti yok oldu zannedilmiş ise, onun arkasından kısa zamanda harikaları gerçekleştirerek, parlak dönemlere ulaşmıştır. Düşünün ki, 1453’te İstanbul fethedildiğinden çok değil, daha 50 sene önce bütün Anadolu Timur’un istilasına uğramıştı. Her şey bitti zannediliyordu. Böyle bir Anadolu’da kısa zamanda yepyeni atılımlar fışkırmış, 50 sene sonra bir çağı kapatıp, bir çağı açacak muhteşem bir fetih gerçekleştirilmiştir. Aynı şekilde 1918’de de ülkemiz yabancıların işgaline uğramış, her şey bitti zannedilmişti, buna rağmen bu imanlı millet,  bir gün bile dinlenmeden kurtuluş savaşını gerçekleştirmiştir. İşte millet olarak son 14 yıldan beri yaşadığımız bütün maddi ve mânevî sıkıntılara rağmen bugün burada Kocaeli’mizde yepyeni bir dönemi başlatmanın coşkusu içerisindeyiz. Yeni dönem hayırlı olsun.
 

BAŞARILI İNSAN OLMAK İÇİN İNANÇLI OLMALIYIZ

İstanbul’un fethi, 21 yaşında Sultan Fatih’in tahta çıkar çıkmaz, ilk yöneldiği hedefi olmuştur. Küçüklüğünden beri, bu hadisi şerife mazhar olmak için aklı fikri İstanbul’un Fethindeydi. Erbakan Hocamız her zaman şunu söylerdi: “Başarılı bir insan olmak için mutlaka inançlı olmalıyız, o işin delisi olmalıyız.” Şehzadelerin bir gün tahta çıkmaları söz konusu olduğundan Sultan Fatih de eğer Allah kendisine bu hizmeti nasib ederse çocukluğundan beri İstanbul’u fethetmenin delisi haline gelmişti. Tahta çıkınca gece gündüz hazırlıklarını yaptı. Dünyanın en muhteşem şehri olan İstanbul’u fethetmek için her şeyi seferber etti. İki yüz bin kişilik ordusuna ilâveten, dünya tarihinde ilk defa yeri göğü inletecek topları döktü. Erbakan Hocamız her zaman söylemez miydi; “İnanç, tekeden bile süt çıkarır” diye. İnsanlar azmedince Allahın yardımıyla dağları devirecek topları yaparlar. Gemileri karadan yürütürler. Bu hazırlıkları Sultan Fatih tamamladı. Bir kış ayında 400 gemi, 4 ayda koskocaman Rumelihisarı yapıldı ve 200 bin kişilik ordu. 5 Nisan 1453 günü surların önünde yerini aldı. 6 Nisan günü Bizans’a “teslim ol” çağrısı yapıldı. Ne zaman ki Bizans teslim olmayı reddetti. Hücum emri verilmeden, önce Cuma namazını Sultan Fatih bütün askeriyle beraber kıldı. Allah’a zafer için yalvardı. Yalvarırken, Allah’ın huzurunda en aciz kullardan biri olarak boynunu bükmüş gözyaşlarıyla Allah’tan yardım istiyordu. Duâsını bitirip, ayağa kalkıp, gözyaşlarını silerek hücum emrini verdiğinde, düşman karşısında dağları titreten bir aslan gibi olmuştu. O zaman hücum emri verildi. Hücum marşları çalmaya, zafer bayrakları dalgalanmaya başladı. İşte O kumandan, ne güzel kumandan buyrulan kumandandı. O asker, ne güzel asker iltifatına mazhar olan askerdi. İstanbul’un fethinin her noktasından ders alınacak örnekler vardır. 52 gün, gece gündüz devam eden büyük bir azim, büyük bir gayret ve ne büyük bir cihad örneği... Yerin altında ve yerin üstünde, surların önünde, surların üstünde her türlü tedbirler alındıktan sonra, bunları yeterli görmeyen Fatih Sultan Mehmed, tepelerden, Haliç’e 72 parça gemiyi karadan yürüterek denize indirdi. Tarihte görülmemiş büyük bir azim sergilendi. Yeraltında lağımlarda savaşlar, yer üzerinde savaşlar yapıldı ve hepimizin bildiği gibi mutlu son 29 Mayıs sabahı geldi. O gün hücumlar birbirini takip ediyordu. Kaleye bayrağı dikmek Ulubatlı Hasan’a nasip oldu. Fatih’in askerleri orada tutundular. Toplarla açılmış olan gediklerden, seller gibi İstanbul’un içine girdiler. Sultan Fatih önce Ayasofya’ya gitti. Orada 2 rekâtlık bir şükür namazı kıldı. Ayasofya’yı kıyamete kadar cami olarak kullanmak üzere vakfetti. Ve hemen arkasından, EbâEyyüb  El-Ensari hazretlerini ziyaret etti. Böylece tarihin en muhteşem fethi yaşanmış oldu. Bir çağ kapandı. Bir çağ açıldı. Millî Görüşçüler olarak, İstanbul’un fethini bugün; surların önündeki askerler gibi, tekrar hep birlikte aynen yaşıyoruz. İstanbul’un fethinin 564. Yıldönümünü kutlarken her zaman olduğu gibi bir kere daha 5 şeyi hatırlamak görevimizdir.
1. İlk hatırlamamız gereken Sultan Fatihin, ne güzel kumandan, ne güzel gençlik timsali oluşudur. 21 yaşında çağ açıp, çağ kapatan, tarihin eşsiz şahsiyetlerinden biridir. Şükürler olsun, böyle şerefli bir insanın torunları olmak, bizler için çok büyük bir nîmettir.
 

ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR

Sultan Fatih’in İstanbul’u Fethinden sonra İstanbul’da yaşayan herkese tam ve eksiksiz olarak insan haklarını tanıması, bunların korunmasını kendi sorumluluğu altına alması milletimizin insan haklarına verdiği değeri gösteren eşsiz olaylardan birisidir. Bir Yahudi kendisine bir şekilde haksızlık yapıldığını iddia ederek bu haksızlığın giderilmesi için Kadı’ya müracaat edip, Fatih burayı fethettiğinde, haksızlığa karşı kendisinin teminat olduğunu bildirdi.  Bana yapılan haksızlığı O’nun görevlileri yaptı. Devletin başı olduğuna göre hakkımı kendisinden almanızı itiyorum, diyor. Kadı Fatihe bir celpname göndererek mahkemeye davet ediyor. Fatih Sultan Mehmet Han da davete icabet ederek Kadının karşısına çıkıyor. Yanında davacı ile Ayakta mahkemede huzurunda duruyor. Etrafta oturulacak sedirlere gözünün iliştiğini fark eden Kadı Hümetle “Sultanım şu anda siz Allahın adâletinin gerçekleştirileceği yerde Davalı konumundasınız ben size özel davranırsan davalı Allahın adâletin gerçekleşeceğinden şüphe eder, diyerek Fatih Sultan’ı sorguluyor. İşte “Başkanlık Sistemi” ninmânâsı ve işte hak ve hukukun korunmasının yolu. Adalet Mülkün temelidir. Buradaki mülk mal mülk değildir. Devletin varlığı, Devletin düzenidir. Bu olmazsa mülk elden gider. Devlet elden gider. Tarih bu olayların şahididir. 
2. İstanbul’un fethinden, elbette alacağımız derslerden bir ikincisi de şüphesiz o büyük insan Eba Eyüp El-Ensari Hz.’dir. Efendimiz (S.A.S.)’in devesinin hicretten sonra evinin önünde çöktüğü Müslüman. Efendimiz (S.A.S.)’i o misafir etti. İlk İslam Devleti onun evinde kuruldu. İşte o insan, Peygamberimiz(S.A.S.) hayattayken, bütün İslam ordularına her seferinde bayraktarlık yaptı. Bu ne büyük şeref, ne eşsiz mazhariyettir. Kumandanı Allah’ın habibi olan ordunun bayrağını Eba Eyüp El-Ensari taşıyor. Askerlerin her biri Sahabe, her biri insanlığa yol gösteren, gökte parlayan bir yıldız gibi. Böyle bir ordunun her sefer bayraktarı EbaEyyüp El-Ensari Hz.’leri. Bu şereflerden bir tanesine bir insan sahip olsa, ona binlerce insana şefaat etmek hakkı nasip olur. Ne mübarek bir insan. Allah şefaatine nâil etsin. İşte bu insan,  İstanbul surları önüne geldi. 90 yaşında 6 oğlu ile birlikte düşmana karşı herkesten önce o atılıyor. 
 
Genç Kumandan “Ya EbâEyyub, sen bize Allah Resulü’nün bir hediyesisin. Niçin bu öne atılıyorsun? Sana oklardan birisi isabet ederse, biz ne yaparız? Niçin biraz geride durmuyorsun?” dedi.
 
Birkaç kere bunları kendisine söyledi. Ama onu durduramadı. En sonunda durdurmak için, sen “kendinizi tehlikeye atmayın” ayetinin mânâsı bilmiyor musun, “Neden kendini tehlikeye atıyorsun?” dendiğinde, Bizansın okları altında EbâEyyüb El-Ensari Hz.leri Genç kumandana muharebe meydanında vereceği dersi verdi. Dedi ki “Evladım, bu ayette emredilen” şudur:
“Ey Müslümanlar hurmaların altını havalandıracağız, yapraklarını temizleyeceğiz diye dünyalık işlere dalıp, hakkı, adaleti hâkim kılmak ve insanların saadeti için çalışmaktan, yani cihad’dan uzak durup kendinizi tehlikeye atmayın. Unutmayın ki asıl tehlike hakkı ve adâleti hâkim kılmak yolunda çalışmaktan geri durmaktır” dedi. İşte kumandana bu dersi verdi ve bütün hayatı boyunca böyle büyük şereflere mazhar olmuş EbâEyyüb El-Ensari Hz.’lerine tabii ki, yüce Allah şehit olmayı nasip edecekti. Ve bu muradına ulaştı. O tarihi günü andığımız şu anda diliyoruz ki Allah, hepimizi EbaEyyüb El-Ensari Hz.’ninşefaatına mazhar etsin. EbaEyyüb El-Ensari Hz’nin 90 yaşında beyaz atının üzerinde 6 tane evladı, iki yanında elinde kılıç surların önünde atının şahlanışını gösteren fotoğrafı, şuurlu bir Müslüman’ın nasıl bir insan olduğunu gösteren ne güzel bir manzaradır.
 
Bu fotoğraftan alacağımız sonsuz değerde dersler vardır. Bu derslere bugün her zamandan fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. Şöyle ki; Hepimiz Müslümanız elhamdulillah. İslam’ı seviyoruz ve istiyoruz. Fakat İslam dininin ne olduğunu tam bir cihad, mânâsı ile bilmiyoruz. İslam dininin hakikatini öğrenmeye çok büyük ihtiyacımız bulunmaktadır. İslam dini bütün insanlığın saadeti için çalışmak, gayret etmek dinidir. Kendimizin huzur ve mutluluğumuz için nasıl namaz kılmaya, oruç tutmaya, zikretmeye ihtiyacımız varsa aynı şekilde yeryüzünde hakkı ve adâleti hâkim kılmak için, Adil Bir Düzen’i kurmak için bütün gücümüzle çalışmaya da ihtiyacımız vardır. 
 

İSLAM DİNİ İYİLİK DİNİDİR

Şayet İslam dini kelime-i şahadet, oruç, tesbih, namaz, Hacc’dan ibaret olsaydı EbâEyüb El Ensari hazretleri 90 yaşında 6 oğluyla beraber İstanbul’a gelmezdi. Medine-i Münevvere’de oturup bu ibadetlerini çok daha mükemmel bir şekilde yapabilirdi. İslam dini iyilik dinidir, bütün insanlığın saadeti için bütün gücüyle çalışma dinidir. Her bakımdan önderimiz olan Peygamber Efendimiz a.s. bunun en güzel örneği olduğu gibi onun en yakın arkadaşlarından birisi olan EbâEyüb El Ensari Hz.de Bu gerçeğin pek güzel örneklerinden biridir. 
 
3. Çok aziz ve muhterem kardeşlerim. Bu gün İstanbul’un Fethini anarken AkşemseddinHazreleri’ni de hatırlamaya mecburuz. Akşemddin Hz.’leri Fatih’in hocası. Büyük ilim adamı. Onun en büyük tarafı ise, her şeyiyle cihad şuurunda bizlere örnek olması, yeryüzünde hakkın hâkim olması için canla başla çalışmasıdır. O âlim İstanbul’un fethinde çadırlardan, siperlerden ayrılmayıp; askere fethin mutlaka olacağı inancını aşılıyor. Askerin mâneviyatını güçlendirmek için canla başla çalışıyordu.
Akşemseddin Hazretleri din görevlilerimiz için çok güzel bir örnektir. 
 
4. İstanbul’u anarken unutmayacağımız büyük olaylardan birisi de Ulubatlı Hasan’dır. Nasıl efendimiz hadis-i şerifinde “İstanbul’u fethedecek kumandan ne güzel kumandan”diye buyuyorsa “Onu fethedecek asker, ne güzel askerdir”diye de buyuruyor. İşte o kumandan Sultan Fatih ise, o askerin timsali de Ulubatlı Hasan’dır. Hadis-i şerifteki methedilmiş asker, Ulubatlı Hasan gibi olmaya özenmeliyiz. Hakkı hâkim kılmak için çalışan ve her türlü zorluğa göğüs geren, hakkın gücüyle hakkın bayrağını surlara diken Ulubatlı Hasan, ne güzel asker ve ne güzel örnektir.
 
5. Muhterem kardeşlerim, İstanbul’un fethinde bir diğer önemli olay da, Ayasofya’dır.  Ayasofya Camii’nin mânen, hakkın batıla galebesinin sembolü olmasıdır.
 

AYASOFYA KIYAMETE KADAR CAMİ OLARAK KALACAKTIR

KARDEŞLERİM, Ayasofya Sultan Fatih’in vakfıdır. Osmanlı kayıtlarında Fatih’in Ayasofya’yı kilisenin yetkililerinden 30.000 altına satın aldığı kayıtlıdır. Kıyamete kadar câmi olarak kalmasını vakfiyesinde yazmıştır. Hiçbir şekilde değiştirilemez. Böyle tarihi bir günü yaşarken bu gerçekleri bir kere daha hatırlamak üzerimizde bir borçtur. Kardeşlerim, Allah’ın lütfuyla bu gün, dünyanın başkenti İstanbul’umuzun fethinin 564. yılını şu muhteşem toplulukla büyük bir aşk ve şevk ile yaşıyoruz.
Bu tarihi günü, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlayıp kapatırken, Bu gerçeği vurguladıktan sonra, şimdi geliniz hep beraber Erbakan Hocamızın yaptığı gibi yaparak söz verelim. Ellerimiz gökyüzüne kaldırarak söz veriyoruz: 
“Bütün insanlığın, Saadet ve Selameti” için,
“Yaşanabilir bir Türkiye” için,
“Yeniden Büyük Türkiye” için,
“Barış ve Adalete dayanan Yeni Bir Saadet Dünyası” için, Bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz. Yeni Dönem Hayırlı olsun.
 
Allah’a emanet olunuz !!!
Esselamü aleyküm, aziz kardeşlerim.!!!

    

0 Yorum

Diğer Haberler
Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: İslam ümmeti Bilge Lider'e minnettardır
Temel Karamollaoğlu: AK Parti 'milli görüşü' temsil etmez
Ahmet Davutoğlu'na tehdit gibi sözler! Şansını zorlamasın, defterler açılmasın
Erdoğan: Melih Gökçek'e, Balıkesir ve Bursa'ya istifa talebimiz iletildi, direnirlerse neticesi ağır olur
Hakk’a yürüyüş
Trump'a büyük şok: Seyahat kısıtlaması kararı durduruldu
Mücahid Başkan...
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu: Çok çalışana az maaş olmaz!
Casus Metin Topuz'un yeni görüntüleri ortaya çıktı
İlk adımlar
PKK'lıları Muğla'ya getiren Ebu Reşit itiraf etti!
Milli Savunma Bakanı Canikli: O silahlar Türkiye'ye dönecek
Erdoğan'dan ABD'ye: Biz size muhtaç değiliz
Hakkari'deki operasyonda çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirildi
Başbakan Binali Yıldırım'dan kritik görüşme
Almanya 6 bin Türk'ü sınır dışı ediyor
Faizcinin Düzeni
Myanmar’da büyük yalan ortaya çıktı!
Cargill zaferi
Cumhurbaşkanı Erdoğan uçakta soruları yanıtladı: Esad'la görüşmedim, niyetim de yok
 
Erdoğan: Melih Gökçek'e, Balıkesir ve Bursa'ya istifa talebimiz iletildi, direnirlerse neticesi ağır olur
Trollenen yazar Abdulkadir Selvi yazdı: Melih Gökçek'in yerine kim geliyor?
Flaş... Melih Gökçek'ten veda gibi sözler: Verilen imkanlarla bunları yaptık...
Erdoğan, 3 belediye başkanına seslendi: Topbaş gibi yapın
Erdoğan'dan ABD'ye: Biz size muhtaç değiliz
Erdoğan'dan bedelli askerlik açıklaması
Açık öğretim liselerinde yeni model bağış zorunlu eğitim! | Okullar ne zaman açılıyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü açıkladı: Sporda şiddeti özendiren sosyal medya hesaplarına takip
Var bir bit yeniği
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ZENGİN KİM?
Mustafa KAYA
Sağım Solum Sobe
Atilla MEHDİGİL
'Birleşmiş Milletler' hangi amaçla kuruldu?
İshak BEYAZAY
Ortadoğu Ve Judia Kürtler-1
Feyzullah AYDOĞAN
ÖZGÜR DÜNYA KÂBE’DEN BAŞLAR
Ekrem ŞAMA
Amerika demek, entrika demek
Mustafa İŞCAN
Kalp krizi de artık iş kazası sayılıyor
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Politikanın Dışında ve Üzerinde Kalmak
Ali Haydar HAKSAL
Kısır Döngü: Bitmeyen ölümler
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Barzani “Sarı Öküz” mü?
Zeki CEYHAN
Ekonomi tökezlemeye görsün!
Mevlüt ÖZCAN
TV’lerdeki tartışma programları
Mahmut TOPTAŞ
Deist’lerin önderi Ebucehil’dir
Prof.Dr.Ata ATUN
Kredilerde, “Hayat Sigortası” aldatmacası
Prof. Dr. Burhanettin Can
Kuzey Irak Referandumu - 2: Türkiye'nin dil ve üslup sorunu
İsmail Hakkı AKKİRAZ
AB cahiliyeti ve bize giydirdiği gömlek
Mustafa YILDIRIM
Sessiz çığlık
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
Arakan Ve Tarihin Çağrısı
İsmail KILLIOĞLU
Bütüncül bakabilmek-2
İbrahim VELİ
Kolaylaştırmak ve müjdelemek için “ilk adım”!
Abdülkadir ÖZKAN
Bir taraf düzeltilirken öbür tarafı yıkmamalı
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz