2 Safer 1439 | 22 Ekim 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Trump 'müesses nizam' ve ABD demokrasisinin geleceği
Bazı yorumcular ABD'nin müesses nizamının Trump başkanlığında hayatiyetini sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki şüphelerini açıkça ifade ediyor.
17.01.2017 / 09:40

Donald Trump 20 Ocak'ta yemin ederek Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) yeni başkanı olacak. Trump daha önce herhangi bir resmi görevde bulunmadığından ve sorgulanabilir ahlaki yönü, tartışmalı görüşleri, batırmış olduğu şirketleri ve devasa egosu bakımından hem ABD toplumu hem de dünya, görev süresinin başlamasını kaygıyla bekliyor. Kimileri, Trump'ın Amerika'nın demokrasi deneyimini nihayete erdireceğine dair inancını dahi dile getirdi.

Ünlü İngiliz tarihçi Eric Hobsbawm 2002 yılında 20. yüzyıla dair şahsi düşüncelerini, Amerika'ya dair şimdiye dek rastladığım, en isabetli yorumlarla bitirmişti. Söz konusu kitabı Interesting Times'ın son bölümü, ABD'nin siyasi sistemini aşağıdaki şekilde özetliyor:

"ABD, en azından toplumsal hayatı itibariyle, vasatlarla işlemeye ayarlı bir ülkedir, çünkü bu şekilde olmak zorundadır ve 20. yüzyılda bunu yapabilecek derecede zengin ve güçlü olabilmiştir. ABD, siyasi hayatım boyunca, Franklin Delano Roosevelt, Kennedy ve Nixon gibi üç muktedir başkandan sonra başkanlık makamına, ne bu görev için gereken nitelikleri taşıyan ne de bu görevi yapması beklenen kişilerin apar topar getirildiğini ama [buna rağmen] bu kişilerin ABD ve dünya tarihinde gözle görülür bir farklılık yaratmadığını gördüğüm yegane ülkedir. Bu açıdan bakıldığında yüksek siyaset kavramının üstünlüğüne ve büyük insanlara inanan tarihçiler ABD'yi anlamlandırmak konusunda güçlük yaşarlar." (s. 409)

'Amerikan Yüzyılı'nı mümkün kılan sistem

Hobsbawm, başka bir deyişle, ABD'yi son iki asırdır neyin bu denli başarılı kıldığını net bir şekilde teşhis ediyordu: siyasi sistemi. Yukarıdaki alıntıda Hobsbawm özel olarak siyasete değinse de parmak bastığı hususa ABD'nin ekonomik sistemi de dahil edilebilir: seri üretimi uzun bir süre boyunca sürdürebilme ve yenilikler yapabilme kabiliyeti ABD'yi dünya tarihinin en zengin ve en müreffeh toplumu kılmıştır. Son derece istikrarlı bir siyasi sistemin muazzam bir varlık üretimiyle birleşmesi, 20. yüzyılı "Amerikan yüzyılı" yapan temelleri sağlamıştır.

Fakat, Donald Trump'ın 45. ABD başkanı olmasına yaklaştığımız bu günlerde, ABD sisteminin sıhhatiyle ilgili korkular gündeme getiriliyor. Hobsbawm'ın haklı olarak işaret ettiği gibi ABD'nin gücü ve başarısını - Başkanlık makamındaki kişi değil - müesses nizamı ve kurumları mümkün kılmaktadır. Bu yüzden bazı yorumcular ABD'nin müesses nizamının Trump başkanlığında hayatiyetini sürdürüp sürdüremeyeceği konusundaki şüphelerini açıkça ifade ediyor ve Trump'ın şeffaflık standartlarına uyma konusundaki isteksizliğini, dünya çapında yatırımları olan varlıklı bir emlak kralı olarak yaşadığı çıkar çatışmalarını, siyasi tayinlerinde 'plütokratları' (zengin bürokratları) tercih etmesini ve ABD siyasetindeki teamüllere genel olarak gösterdiği küçümseyici tavrı, ABD'deki siyasi yapının dağılmaya yaklaştığının işaretleri olarak görüyorlar.

Sıradan başkanlar, sınırlandırıcı yasalar

Bu noktada rahatlıkla ifade edebileceğimiz tek şey, Trump'ın davranışları her ne kadar büyük bir endişe hatta ciddi bir korku kaynağı olsa da, ABD'nin siyasi sisteminin daha önce de büyük krizler atlamış olduğudur. Hobsbawm'ın dediği gibi, ayrıca, ABD'nin başkanlık makamında dünya standartlarına göre "büyük" kabul edilebilecek insanlar nadiren görüşmüştür.

Bu 'büyük insanlar listesine' muhtemelen sadece George Washington, Abraham Lincoln ve Franklin Delano Roosevelt girerdi. Gerçekten de ABD sisteminin bizatihi kendisi, kuvvetli liderlik vasıfları taşıyan kişilerin, yüksek yetkileri olan makamlara getirilmemesini teşvik etmektedir. Ayrıca herhangi bir ABD'li siyasetçinin, hatta başkanın dahi sahip olduğu yetkiler son derece net bir şekilde, herkesin saygı duyduğu yürürlükteki kanunlarla sınırlandırılmıştır. ABD'nin demokratik bir cumhuriyet olarak istikrar sahibi olmasının temel sebeplerinden biri budur.

Başka bir deyişle, Başkan Trump'ın kendi başına ve dört senelik bir süre zarfında Amerikan siyasi ve/veya ekonomik sistemininin bütünüyle çöküşüne yol açma htimali son derecek düşüktür. Ne de olsa ABD'nin sekiz senelik bir George W. Bush başkanlığından sağ çıkmışlığı var. G. W. Bush kesinlikle büyük felaketlere sebep oldu. Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgenin krizler içinde kıvranmasına sebep olan şiddetin büyük bir bölümünün doğrudan ve nihai sebebi Bush'tur. Ayrıca bugüne kadar ABD Başkanlık makamını doldurmuş en kifayetsiz isimlerden biriydi, ama ABD dünyanın en önde gelen askeri ve ekonomik gücü olmayı sürdürüyor. Donald Trump'ın G. W. Bush'tan daha mı çok yoksa daha mı az yetenekli çıkacağını ancak zaman gösterecek.

Asıl tehlike yolsuzluk

Bunun yerine, herkesin çok daha fazla endişelenmesi gereken konu, ABD siyasi sistemindeki bir takım uzun vadeli eğilimlerdir.

Donald Trump'ın başkanlığının ülkeyi kısa vadede bir çeşit siyasi çöküşe götürmesi muhtemel olmasa da ABD'li siyasetçiler arasında artan yolsuzluk oranlarının ve çıkar çatışmalarının giderek artan şekilde tolere edilmesinin, ABD'nin siyasi sistemini zayıflatacak kalıcı etkileri olabilir.

Aslında bizzat bu durum, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2016 ABD Başkanlık seçimlerinin sonucunu etkileme gayretleri açısından bakılacak olursa, gerçek endişe kaynağıdır. ABD 1950'lerden beri, diğer ülkelerde yapılan seçimlere karışmıştır. En son örnekler olarak, G. W. Bush yönetimi zamanında, Gürcistan, Ukrayna, Kırgızistan ve Belarus gibi, hepsi de Putin tarafından Rusya'nın güvenlik koridoru şeridinde ve Rusya'nın hayati milli çıkarları açısından görülen eski Sovyet devletlerinde 'renkli devrimler' olarak adlandırılan seçimlerin sonuçlarına etki etme çabaları açık bir şekilde ABD'nin desteklediği kurumlardan maddi yardım almıştır. Putin'in 2016 ABD Başkanlık seçimlerindeki parmak izleri - İngilizce deyimsel ifadesiyle - sadece şunu göstermiştir: "O oyun iki kişiyle oynanır."

Yani, ABD'nin gücünü ve kaynaklarını başka ülkelerdeki seçimleri yönlendirmek için kullanma amacıyla alınmış yanlış karar dönmüş, dolaşmış ve ABD'yi vurmuştur. Donald Trump'ın başkan olarak geçireceği dönem sosyo-politik bir felakete hemen yol açacak olmasa da uzun vadede yükselen oranlarda ahbap ve akraba kayırma ve dört sene boyunca doğru kaynaklardan pek yararlanmamış iç ve dış siyaset, ilerlemekte olan olumsuz eğilimleri daha da kötüleştirebilir. Kongre'deki Cumhuriyetçilerin, Obama'nın başkan olarak son altı ayında yeni bir Yüksek Mahkeme üyesini onaylamayı reddetmesi siyasi ahlakın en düşük örneklerinden birini ortaya koymuş ve kindarlık derecesinde partizanca maksatlar için gereken her yola tevessül etmeye istekli olmanın yeni örneklerini göstermiştir.

ABD'nin 'ilk günahı'

Ya da ABD toplumunda daha kök salmış bir meseleye bakabiliriz, o da "ırk" meselesi. Başkanlığı, genel oy sayısı itibariyle yaklaşık 3 milyon oy geride kalarak seçimi kaybeden adaya teslim etmiş bulunan Seçici Kurul, köleliğin yürürlükte olduğu Güney eyaletlerine bir imtiyaz olarak 200 seneden fazla bir zaman önce ihdas edilmişti. Ve başkan seçilmiş bulunan kişi, ırkçı ve yabancı düşmanı inançları açıkça benimsiyor. Seçici Kurul, ABD sisteminin, kökleri (hâlâ telafi edilememiş) ilk günahına, yani köleliğe uzanan en zayıf noktası olabilir mi acaba?

Halkın çoğunluğunun desteğini elde edemeyen ancak Seçici Kurul'u kazanan birkaç aday 1800'lerde çıkmıştı, fakat o zaman ABD bir dünya gücü olmadığından bu tür seçimlerin sonuçları da belli belirsiz oluyordu. Bugünse ABD dünyanın en hakim gücü ve son 16 senede başkanlık, ikinci keredir genel halk desteğini kaybetmiş olan kişiye gidiyor; ilk durumda, dünya için korkunç neticeleri olacak şekilde Afganistan ve Irak'ın işgal edildiğine şahit olunmuştu. Mevcut durumun sonuçları acaba ne olacak?

Açıkçası, Kongre'de sergilenen berbat davranışlar ve ülke genelindeki siyasi atmosfere cehaletin hakim olması beni bizatihi Trump başkanlığından daha çok endişelendiriyor. Ne var ki Trump yukarıda bahsi geçen bu menfi eğilimleri ve kusurları frenlemek yerine muhtemelen daha da artıracaktır. Öyle bir durumda ise önümüzdeki soru şu olacaktır: Bu akımların tabii seyri içinde miadını doldurması ne kadar sürer ve ABD ile dünya için etkileri ne olur?

Mütercim: Ömer Çolakoğlu

[Adam McConnel İstanbul Sabancı Üniversitesi'nde Türkiye tarihi dersleri vermektedir. Tarih alanındaki Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini de aynı üniversiteden almıştır. 20. yüzyıl Türk tarihi, Türk-Amerikan ilişkileri ve 19.,20. yüzyıl dünya tarihi özel olarak odaklandığı araştırma alanlarıdır.]

    

0 Yorum

Diğer Haberler
Kılıçdaroğlu Büyükşehir Belediye Başkan Adayını açıkladı
Erdoğan'dan Melih Gökçek için şok talimat!
Melih Gökçek istifa ettikten sonra ne yapacak?
Kalın'dan vize krizi açıklaması: Kısa süre içerisinde çözüleceğine inanıyorum
Melih Gökçek, Erdoğan için ne dedi? Şok iddia: Bunu onun yanına bırakmam
Temel Karamollaoğlu'nu 1000 genç karşılayacak
Trollenen yazar Abdulkadir Selvi yazdı: Melih Gökçek'in yerine kim geliyor?
Flaş... Melih Gökçek'ten veda gibi sözler: Verilen imkanlarla bunları yaptık...
Erdoğan, 3 belediye başkanına seslendi: Topbaş gibi yapın
Erdoğan'dan bedelli askerlik açıklaması
Meral Akşener'in yeni partisi görücüye çıkıyor
Meral Akşener parti logosunu belirledi
CHP'de koltuk yarışı başladı! Tam 12 aday çıktı
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül: Bu çok büyük bir skandaldır
MHP'de Şefkat Çetin iddiası: Devlet Bahçeli istifasını mı istedi?
Kılıçdaroğlu'ndan yeni çağrı: Gelin yeni Anayasa yapalım
Bakan Çavuşoğlu: Almanya çizgiyi aşıyor
MHP'li belediye başkanı Saffet Acar partisinden istifa etti
Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu: Kimse hazırlanmasın diye hükümet baskın seçim yapacak
Evrim gitti gelemez!
 
Ahmet Davutoğlu'na tehdit gibi sözler! Şansını zorlamasın, defterler açılmasın
Erdoğan: Melih Gökçek'e, Balıkesir ve Bursa'ya istifa talebimiz iletildi, direnirlerse neticesi ağır olur
Trollenen yazar Abdulkadir Selvi yazdı: Melih Gökçek'in yerine kim geliyor?
Flaş... Melih Gökçek'ten veda gibi sözler: Verilen imkanlarla bunları yaptık...
Erdoğan, 3 belediye başkanına seslendi: Topbaş gibi yapın
Erdoğan'dan ABD'ye: Biz size muhtaç değiliz
Erdoğan'dan bedelli askerlik açıklaması
Açık öğretim liselerinde yeni model bağış zorunlu eğitim! | Okullar ne zaman açılıyor?
Emniyet Genel Müdürlüğü açıkladı: Sporda şiddeti özendiren sosyal medya hesaplarına takip
EN ÇOK
Yazarlar
Hayati OTYAKMAZ
ZENGİN KİM?
Mustafa KAYA
Sağım Solum Sobe
Atilla MEHDİGİL
'Birleşmiş Milletler' hangi amaçla kuruldu?
İshak BEYAZAY
Kıyılır mı kıyılır mı, canana kıyılır mı?
Feyzullah AYDOĞAN
ÖZGÜR DÜNYA KÂBE’DEN BAŞLAR
Ekrem ŞAMA
Amerika demek, entrika demek
Mustafa İŞCAN
Askerlik Borçlanması Erken Emekli Eder
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Büyük Fitneler
Ali Haydar HAKSAL
Kısır Döngü: Bitmeyen ölümler
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Barzani “Sarı Öküz” mü?
Zeki CEYHAN
Ağır ithamlar!
Mevlüt ÖZCAN
Allah’ a teslimiyetin saadeti
Mahmut TOPTAŞ
Deist’lerin önderi Ebucehil’dir
Prof.Dr.Ata ATUN
Kredilerde, “Hayat Sigortası” aldatmacası
Prof. Dr. Burhanettin Can
Kuzey Irak Referandumu - 2: Türkiye'nin dil ve üslup sorunu
İsmail Hakkı AKKİRAZ
Allah rahmet eylesin
Mustafa YILDIRIM
Sessiz çığlık
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
İslam âlemi oyunları nasıl bozar?
İsmail KILLIOĞLU
Bütüncül bakabilmek-2
İbrahim VELİ
Kolaylaştırmak ve müjdelemek için “ilk adım”!
Abdülkadir ÖZKAN
Söylenmedik söz yok diye susmak gerekmez
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz