29 Zi'l-ka'de 1438 | 22 Ağustos 2017
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Eğitim aslımıza dönüş şart!
4 yıl sonra; hiç değilse şimdi eğitimimizin “Milli” olması için bir adım atalım. Müfredatımızı, hükümetin bile sık sık eleştirmeye başladığı AB normlarının tasallutundan kurtaralım…
13.07.2016 / 11:38
14 yılda 6’ıncı bakan koltuğa oturdu… Milli Eğitim’de hem “sistem” hem de “müfredat” kaosu giderek büyüyor. Gençliğimiz “küresel akıntıya kapılmış” hızla aslından uzaklaşıyor. Bakanlık, müfredat değişimini gündemine aldı ama, yine gözler Batıda.
 
“ASIMIN NESLİ”
 
Artık hükümetin bile “söylem muhalefeti” yaptığı AB’nin müfredatları eğitimde yeni yol haritamız için yine masaya yatırılacak. Hiç değilse 14 yıl sonra bu kez aslımıza bakalım. Gençliğimizi “Asımın Nesli” idealinde görmek istiyorsak, eğitimi Batılı değerler ve AB normlarından kurtaralım; müfredata “Önce Ahlak ve Maneviyatı” mayalayalım. Zira eğitimde “asla dönüş” şart..
 
ALFABEDE HARF KALMADI
 
2002 yılından günümüze Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna 6 farklı isim oturdu. Bakanlıklar arasından en fazla koltuk değişikliği, Milli Eğitim’de oldu.2005 yılında liselere geçişte uygulanan LGS kaldırıldı. Yerine OKS getirildi. Dönemin Bakanı Hüseyin Çelik, Ekim 2007’de ise tek sınavın kaldırılmasına karar verildiğini açıkladı.
 
2008-2009 yılında OKS’de tarihe karışırken, yerine 6,7 ve 8. sınıflarda uygulanmak üzere üçlü sınav sistemine geçildi. Adına ise SBS denildi. SBS’nin dershanelere olan ihtiyacı bitirmesi beklenirken, sonuç tam tersi oldu. Dershaneye gitme yaşı 4’e kadar düştü.
 
SBS’nin üzerinden üç yıl geçmişti ki dönemin Bakanı Nimet Çubukçu tekrar tekli sınava dönme kararı aldı. Öğrenciler artık sadece 8. sınıfta SBS’ye girmeye başladı.2009 yılında üniversiteye geçişte uygulanan ÖSS’nin kaldırılmasına karar verildi. Yerine 2011-2012 eğitim öğretim yılından itibaren YGS-LYS getirildi.
 
MÜFREDATIMIZ KİRLİ
 
SAADET Partisi Genel Sekreteri, Eğitimci Tacettin Çekinkaya: “Biz başından beri şunu söylüyoruz; müfredatlar kirli temizlenmesi gerekir. Fikir kirliliğinden bahsederek söylüyoruz. Batı değerlerini esas kabul ederek kendi değerlerimizi yok sayan bir müfredatımız var. Bundan dolayı müfredatımız kirli. Bu kirliğinin öncelikle temizlenmesi gerekir. Bundan daha önemlisi müfredatın kendi temel değerlerimize uygun temiz bir ruha göre olması gerekir.” 
 
Adeta yaz-boz tahtasına dönen Milli Eğitim sistemimizde tekrardan değişikliğe gidiliyor. 14 yılda 6 bakanın değiştiği, gelen bakanların ise köklü değişiklikler yapmaya kalktığı, yeni sistemlerin büyük tartışmalara neden olduğu Milli Eğitim sistemimizde bu sefer de müfredat değişikliğine gidiliyor. 65’inci Hükümette koltuğu Nabi Avcı’dan alan yeni Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın hamlesi de müfredat üzerine oldu. Yapılan çalışmalar sonucunda Orta Öğretim’de müfredat değişikliğine gidileceği açıklandı. Avrupa Birliği ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri ve Japonya’nın müfredat programlarının incelendiğinin ve bu çerçevede yeni müfredatın hazırlanacağı bildirilirken, ders saatlerinin azaltılarak sadeleştirileceği dile getirildi. Gazetemize konuşan eğitim uzmanları ise materyalist eğitim sisteminden vazgeçerek milli ve yerli eğitimine biran önce dönülmesi gerektiğine dikkat çektiler. 
 
DEĞİŞİKLİK AB’YE UYUM ÇERÇEVESİNDE OLMASIN
 
Değişecek müfredatların AB’ye uyum çerçevesinde değil, ahlak ve maneviyat temelli olması gerektiğinin altını çizen ÖĞ-DER Genel Başkanı Hamdi Sürücü uyarılarda bulundu. Kültürümüzü, değerlerimizi ve inanç temellerimizi esas alan bir eğitim çalışması yapılması gerektiğini aktaran Sürücü, “Müfredatla ilgili Ocak ayından beri bakanlıkta bir çalışma var. Müfredat değişim çalışması yapılıyor da nasıl değiştiriliyor, ne olacak, özü ne olacak bizim merak ettiğimiz kısım burası. Biz istiyoruz ki müfredat değişirken bu AB uyum yasaları çerçevesinde bizi biraz daha Avrupa’ya benzetecek taklitçiliğimizi artıracak şekilde değil de, bizim kendi özümüze dönmemizi sağlayacak bizim kendi inanç ve ahlaki değerlerimizi temel alan bir müfredat değişimi temel alınsın. Bakanın bayram açıklamasında ‘terörü yenmek için işsizliği önlemek için eğitim şart’  denildi. Doğru söylüyor eğitim şart ama eğitimin bugünkü temel üzerinde olmasının bir manası yok. Çünkü bugünkü eğitim sisteminin Türkiye’yi getirdiği yer belli. Eğitim şart ama eğitimin ahlak ve maneviyat temelli bizim inanç esaslarımızı temel alan bir eğitim olması gerekir. Sayın Bakan bunu bu çizgide yürütmeye azimli ise yürütürse doğru olur. Ama bunun dışına çıkarda şimdiye kadar aynı çizgide devam ederse olmaz” diye konuştu.  
 
MİLLİ BÜNYEMİZE UYGUN ÇÖZÜME KAVUŞTURULMALI
 
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcıları Hasan Yalçın Yayla ve Atilla Olçum başkanlığında yapılan müfredat çalıştayında da milli değerlere uygun müfredatın gerekliliğine dikkat çekildi. Pansuman niteliğindeki değişikliklerle bir sonuca varılamayacağı kaydeden Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcı Atilla Olçum, “Eğitim, bütün bir milleti, ülkeyi ilgilendirmektedir. Bu anlamda, eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm aramak ve bulmak konusunda çaba harcanmalı, sonuç alıcı adımlar atılmalıdır. Eğitimde temel meseleler çözülmediği takdirde, pansuman tedaviler mesabesinden öteye gitmeyen ve gitmeyecek olan önerilerin, bizi asıl amaca götürmediği anlaşılmıştır. Baştan beri Milli Eğitim müfredatının, geciktirilmemesi gereken bir mesele olarak milli ruh, kültür ve hayatımıza uygun düzenlenmesi gerektiğini söyledik, söylüyoruz. Fiziki imkânlar ve araçlar bakımından bariz iyileşmeler yaşanan eğitim sistemimiz, ruh ve felsefe olarak da milli dokumuza uygun bir mahiyete sahip olmalıdır. Vesayetçi, totaliter anlayışları muhafaza eden, değerlerimizle çatışan paradigmaların belirgin olduğu müfredat programları ile ideal birey ve nesil yetiştirmek zordur. Bugün yaşanan kimi sıkıntıların temelinde yatan sebebin başında da bu meselenin milli bünyemize uygun çözüme kavuşturulmaması gelmektedir” şeklinde konuştu.
 
YAPILAN ÇALIŞMA SADECE FİZİKİ
 
Yapılan çalışmanın sadece fiziki olduğunu, müfredat değişikliğine gidilecekse bunun temel değerlerimize uygun bir ruha göre olması gerektiğini aktaran Saadet Partisi Genel Sekreteri, Eğitimci Tacettin Çekinkaya, “Biz başından beri şunu söylüyoruz; müfredatlar kirli temizlenmesi gerekir. Fikir kirliliğinden bahsederek söylüyoruz. Batı değerlerini esas kabul ederek kendi değerlerimizi yok sayan bir müfredatımız var. Bundan dolayı müfredatımız kirli. Bu kirliğinin öncelikle temizlenmesi gerekir. Edindiğim bilgilere göre, müfredat değişiklikleri sadece fiziki değişiklik üzerine. Metot ve bilgi değişikliği yapmak üzerine. Bu çalışma yeterli değil. Bundan daha önemlisi müfredatın kendi temel değerlerimize uygun temiz bir ruha göre olması gerekir. Bu ruh olmadığı sürece, taklitçi bir topluluk olarak devam ederiz. Bu da sömürünün bir diğer yoludur. Bilgi üretecek, ahlak ve maneviyatı da temel alacak bir müfredat istiyoruz” değerlendirmesinde bulundu. 
 
KENDİ DEĞERLERİMİZİ ESAS ALMALIYIZ
 
ÖĞ-DER Genel Başkanı Hamdi Sürücü: “Müfredatla ilgili Ocak ayından beri bakanlıkta bir çalışma var. Biz istiyoruz ki, müfredat değişirken bu AB uyum yasaları çerçevesinde bizi biraz daha Avrupa’ya benzetecek taklitçiliğimizi artıracak şekilde değil de, kendi özümüze dönmemizi sağlayacak, kendi inanç ve ahlaki değerlerimizi temel alan bir müfredat değişimi temel alınsın.
 
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY BAŞARISIZLIK
 
Son yıllarda adeta deneme tahtasına dönen ve sürekli düşen başarı grafiğiyle dikkat çeken Milli Eğitim sistemi çökme aşamasına geldi.
 
Son açıklanan YGS sonuçlarına göre 33 bin adayın sıfır çekmesi, 484 bin adayın ise baraj altında kalması, sürekli kötüye giden eğitim sisteminin artık işlevsiz bir hale geldiğini gözler önüne seriyor.

Milli eğitim sistemi, yapılan tüm müdahalelere rağmen kan kaybetmeye devam ediyor. Yıllardır  sürekli olarak düşen başarı grafiğiyle çökme sinyalleri veren Milli eğitim, YGS sınav sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte yeniden sorgulanmaya başlandı. Son 14 yılda Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapan isimler de sık sık değişti: Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer ve Nabi Avcı AKP iktidarı boyunca değişen Milli Eğitim Bakanları oldu. Bakanlar değişse de başarısızlık tek değişmeyen gerçek olarak karşımızda duruyor.
 
484 BİN ÖĞRENCİ BARAJ ALTINDA
 
YGS’de geçen yıl 140 olan barajı 1 milyon 779 bin 850 bin aday geçerken bu yıl 10 puan artarak 150 olan barajı 1 milyon 879 bin 812 aday geçti. 204 bin 279 aday ise toplamda 20 net yapamayarak barajı geçemedi. 4 yıllık lisans programlarına geçiş için gerekli olan 180 puan barajını, 1 milyon 600 bin öğrenci aştı. 26 net yapamayan 484 bin öğrenci 180 barajının altında kaldı.
 
33 BİN ADAY SIFIR ÇEKTİ
 
Sınavda tüm testlerde yer alan 160 sorunun tamamını yapan çıkmadı. 33 bin öğrenci sıfır çekti. ÖSYM’nin verilerine bakıldığında baraj puanını geçemeyen öğrenci sayısında ciddi bir artış göze çarpıyor. Sınava giren öğrencilerden 180 baraj puanını geçenlerin oranı 2014 YGS’de yüzde 75 iken bu oran 2015’te yüzde 70’e geriledi. Puanı hesaplanan 1 milyon 944 bin 933 öğrenciden 575 bin 786’sı barajı geçemedi. 1 milyon 369 bin 147 öğrenci 180 puanı geçse de matematik, fen bilimleri ve Türkçe ortalamalarında ciddi bir düşüş söz konusu.
 
SEBEBİ 10 YILDA 5 KEZ DEĞİŞEN SINAV SİSTEMİ
 
2011’de Türkçe sorularının sınav ortalaması 21,9 iken, bu rakam 2015 YGS’sinde 15,8’e geriledi. 40 soru bulunan matematik testinin ortalamasında da şok düşüş yaşandı. 2010 YGS’de 11,4 olan matematik sınav soru ortalaması 2015’te 5,2’ye geriledi. 2010’da 4,6 olan doğru ortalaması 2015 YGS’de 3,9’e düştü. Eğitimciler, YGS’nin ortaya koyduğu bu düşündürücü tabloyu, sınav sisteminin 10 yılda 5 kez değiştirilmesine ve milli eğitim sisteminin adeta yapboz tahtasına çevrilmesine bağlıyor. ÖSYM’nin internet sitesinde geçmiş yılların YGS istatistiklerine bakıldığında başarı oranındaki düşüş açıkça görülüyor. Buna göre genel ortalamada 180 barajını geçen öğrencilerin oranı 2010 yılında yüzde 82,93, 2011’de yüzde 79,6, 2012’de yüzde 73,40, 2013’te yüzde 68,3, 2014’te yüzde 74,90 iken 2015 yılında yüzde 70,40’a düştü. Puanı hesaplanan 1 milyon 944 bin 933 adaydan herhangi bir puan türünde 140 barajının altında kalan aday sayısı ise 165 bin oldu. 140 üstü alan aday sayısı 1 milyon 779 bin 850. 2014 YGS’de 140 barajının altında kalan öğrenci sayısı 138 bin 739’du. Aynı şekilde son yıllardaki düşüş, sınav sorularının ortalamalarında da devam etti. En çok başarılı olunan ders Türkçe iken başarının en düşük olduğu alan fen bilimleri.
 
DENEME TAHTASINA DÖNDÜ
 
2005 yılında alınan bir kararla Liselere Giriş Sınavı (LGS) yerine Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) getirildi. Bu sınav, önceki yıllarda olduğu gibi öğrencilerin 3 yıllık ortaöğrenim sonunda tek bir sınava girmelerini düzenliyordu. Ancak sınav içeriği, müfredatı ve katsayıları açısından farklılıklar taşıyordu. İlk OKS 2006 yılında yapıldı. 
 
Dönemin Bakanı Hüseyin Çelik, Ekim 2007’de ise tek sınavın kaldırılmasına karar verildiğini açıkladı. Artık üç sınav yapılacaktı. 6,7,8. sınıflarda Seviye Belirleme Sınavı (SBS) yapılacak, bu sınavların yanı sıra yıl sonu başarı notu ve davranış notunun da liseye geçişte etki etmesine karar verildi. Değişiklikteki gerekçe öğrencilerin üç yıllık birikimlerini tek sınav ile ölçmenin doğru olmamasıydı. Ayrıca MEB, sınavı üç sınıfa yayarak dershaneye olan ihtiyacın azalacağı görüşündeydi. Son OKS 2008’de yapılırken, o yıl 6. ve 7. sınıfa başlayanlar da SBS’ye girdi bile. Ancak bakanlığın öngördüğü gibi olmadı, sınav 6. sınıftan başladığı için dershaneye başlama sınıfı 4’e kadar düştü. 6,7 ve 8. sınıfta uygulanan üç SBS’li sistemin üzerinden üç yıl geçmişti ki, bu kez dönemin Bakanı Nimet Çubukçu tarafından kaldırıldı. Yeniden tek sınava dönüldü. Öğrenciler bir tek sekizinci sınıfta SBS’ye girecekti. Bakan Çubukçu, üç yıl önce dershaneye bağımlılığı azaltacağı söylenerek getirilen sistemin okul dışı kaynaklara yönelimi artırdığına, okulun eğitim sistemindeki merkeziliğini kaybetmesine yol açtığına ve çocukların sosyo-psikolojik gelişimlerini olumsuz etkilediğine yönelik kamuoyunda uzlaşı olduğunu söyledi. 
 
DAVALARDA YÜZDE 313 ARTIŞ OLDU
 
Milli Eğitim Bakanlığı personeli ile Mahkemelik olmuştur. AKP’nin iktidara gelmesi ile Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine açılan dava sayısında yüzde 313 artış gerçekleşmiştir. 2003 yılında Milli Eğitim Bakanlığı aleyhine sadece 3.509 dava açılmışken, 2015 yılında bu sayı 11.010’a ulaşmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bu davaların yüzde 50’sini kaybetmiştir.
 
PANSUMAN TEDBİRLERLE OLMAZ
 
EĞİTİM-BİR-SEN Genel Başkan Yardımcı Atilla Olçum: “Eğitim sisteminin temel sorunlarına çözüm aramak ve bulmak konusunda çaba harcanmalı, sonuç alıcı adımlar atılmalıdır. Eğitimde temel meseleler çözülmediği takdirde, pansuman tedaviler mesabesinden öteye gitmeyen ve gitmeyecek olan önerilerin, bizi asıl amaca götürmediği anlaşılmıştır. Baştan beri Milli Eğitim müfredatının, geciktirilmemesi gereken bir mesele olarak milli ruh, kültür ve hayatımıza uygun düzenlenmesi gerektiğini söyledik, söylüyoruz.”

    

0 Yorum

Diğer Haberler
Diyanet'te Görmez dönemi sona erdi
Necmettin Erbakan'ın notlarından: Askere Kıbrıs emrini ben verdim
KPSS yerleştirme sonuçları açıklandı
Bakan Yılmaz yeni değiştirilen müfredatı açıkladı
AB, Kıbrıs (Rum) ve Türkiye
KPSS cevap kağıtları erişime açıldı
KPSS sonuçları açıklandı
TEOG sınav sonuçları açıklandı
YGS'ye girecekler için 3 saat sessizlik
ÖSYM'den sınavlara referandum düzenlemesi
Trump Suudi Arabistan Kralı Selman ile telefonda görüştü
Evrim Teorisi yeni müfredatta yok!
Lise notuyla 2 yıllık, LYS ile 4 yıllık bölümlere girilecek
ÖSYM 2017 sınav takvimini açıkladı
Ateist, Materyalist, Natüralist eğitim sistemi...
TSK'dan Irak'ın Zap bölgesine hava harekatı
Tam gün için 90 bin derslik gerekli
Gençlik gelecektir
İmha listesi
18 milyon öğrenci ders başı yaptı
 
Temel Karamollaoğlu: Erken seçime hazırız
Sancar Paşa’ya vefasızlık
Amerika'ya ait insansız hava aracı Adana'ya düştü
Emre Belözoğlu, Milli Takım'a geri dönüyor mu?
Dursun Özbek'ten Arda Turan ve Selçuk İnan açıklaması
ABD'den Kuzey Kore'ye: Çok hızlı bir şekilde savaşa dönüşür
Resmen alay ediyor!
Sanayi hamleleri devrim niteliğindeydi
Emniyet Genel Müdürlüğü: Bülent Tezcan bize sorsaydı bilgi verirdik
EN ÇOK
Yazarlar
Atilla MEHDİGİL
Kulluğunu bilmeyen hüsrandadır
Hayati OTYAKMAZ
VATAN TÜRKÜSÜ (ŞİİR)
Mustafa KAYA
Suriye’de Dönüş Mümkün mü?
İshak BEYAZAY
H.A.A.R.P Projesi ve GDO’lu tohum-2
Feyzullah AYDOĞAN
Öğretmen atamalarında hakkaniyet ve liyakat yerine siyaset iddiası
Ekrem ŞAMA
Tarihten bir gaflet rekoru
Mustafa İŞCAN
Yeni aylıklar istediğiniz banka ve PTT’ye gönderilecek
Şeref KAÇMAZ
NORM-ALLEŞ(m)İ – YORUM
Alıntı Yazılar
Mehmet Şevket EYGİ
Gerçekleri Gizlemek Suçtur
Ali Haydar HAKSAL
Siyaset Düşünce Üretmiyor Tüketiyor
Abdullah AKÇAY
Düşünmek herkese iyi gelecek !..
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Mattis Ziyareti Öncesi ABD Yalanları ve Aba Altındaki Sopa!
Zeki CEYHAN
Yurtta Tesadüf Konseyi!
Mevlüt ÖZCAN
Erkeğin yabancı bir kadınla tokalaşması caiz mi?
Mahmut TOPTAŞ
Hammalet’ El-Hatab
Prof.Dr.Ata ATUN
Kıbrıs konusu boyut değiştiriyor
Prof. Dr. Burhanettin Can
FETÖ ile Mücadelede Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2:
İsmail Hakkı AKKİRAZ
16. kuruluş yılında Ak Parti
Mustafa YILDIRIM
Öğrencilere sahip çıkamayacak mıyız?
Burak KILLIOĞLU
Yorgun…
Şakir TARIM
İstanbul’un akıbetini düşünen yok mu?
İsmail KILLIOĞLU
Şeytani Saçmalık Ve İblisce Cehalet
İbrahim VELİ
Atalet Ve Kalkışma
Abdülkadir ÖZKAN
Memuru enflasyona ezdirmemek!..
 
Ana Sayfa Günün Haberleri Yazarlar TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ SPOR DÜNYA SAĞLIK & YAŞAM EĞİTİM BİLİM-TEKNOLOJİ KÜLTÜR-SANAT
Copyright © 2011 TV 5 HABER
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz